6 Şubat 2009 Cuma

HEPATİT
Hepatit A: İnsan dışkısı, lağım suları, kanalizasyon vs. sızmış, bulaşmış yiyecek ve içme suyu ile de bulaşır ve yayılırlar. Hepatit A genelde hayati tehlike taşımaz. Hastalığın kuluçka dönemi 2-3 haftadır. Bu hastalık geçirildikten sonra kanda hepatit A virüsü yani HAV bulunmaz. Bu nedenle taşıyıcılık ve kan nakli ile bulaşmaz. Hepatit A'nın belirtileri kırıklık, hafif ateş, bulantı, kusma, hafif kas ve eklem ağrıları ile başlar. Sarılık bulguları 3-4 haftada kaybolur ve 6-8 haftada hastalar tamamen iyileşir. Sonuç genellikle iyidir fakat hastaların %1'inde fulminan hepatit (karaciğer yetmezliği) denilinen durum ve ölüm meydana gelebilir.
İyi seyirli bir hastalık olduğu için Hepatit A ile meydana gelen hastalıklarda aşı genellikle verilmez. Tedavisinde genellikle yatak istirahati verilir. Yüz üstü yatmak karaciğerin kanlanmasına yardımcı olduğu için genellikle tavsiye edilir. Çünkü bu şekilde dinlenmek karaciğerin yükünü azaltır ve iyileşmeyi hızlandırır.
Hepatit A da bir diğer dikkat edilmesi gereken husus verilen diyete uyulmasıdır. Eğer hasta alkol kullanıyorsa kesinlikle yasaklanmalıdır ve sindirimi kolaylaştırıcı besinler verilmelidir. Hasta yemek yemek istemeyebilir, yemek yemesi için çok fazla ısrar edilmemelidir. Çünkü karaciğer kendini korumak için iştah kapatıcı bazı önlemler alabilir. Hastanın iştahı açıldıktan hemen sonra ise proteinli besinler doktoru tarafından verilmeye başlanır. Diette önemli olan bir husus ise günlük alınan yağ miktarına dikkat edilmesidir. Günlük kalori 3000'i günlük alınan yağ ise 50 gramı geçmemelidir. Hastalık sona erdikten 6 ay boyunca alkol, kızartma, baharat, sirke ve mezelerden uzak durulmalıdır.
Hepatit A'dan korunmak için; el ve tırnak temizliğine son derece dikkat edilmelidir. Hastanın HAV virüsünü bulaştırmaması için, iç çamırşırlarının, çarşaflarının ve tuvaletlerinin mikrop kırıcılar ile temizlenmesi gerekmektedir.
HEPATİT B : Hepatit hastalığının etkeni olan virüslerden bir taneside hapatit B'dir. Meydana getirdiği hasar çok büyük sonuçlara neden olmaktadır. Hepatit B virüsü karaciğere yerleşir, orada çoğalır ve karaciğerde çok büyük hasarlara neden olur. Türkiye'de de her 3 kişiden biri hepatit B virüsü ile karşılaşmıştır.
Hepatit B bulaşıcı bir hastalıktır ve ülkemizde de çok önemli bir hastalık türüdür.
Hastalığın belirtileri olarak; aşırı halsizlik ve yorgunluk hissi, iştah kaybı, bulantı, kusma, deride ve göz akalrında sararma, karaciğer bölgesinde hassasiyet, idrar renginin koyulaşması ve karın ağrısı gibi sonuçlar gözlenir.
Hepatit B kişiye bulaştıktan sonra; eğer hastanın bağışıklık sistemi kuvvetli ise koruyucu maddeler yani antikorlar oluşur ve belirli bir düzeyde kalır. Artık hasta tamamen iyileşmiştir ve Hepatit B'den korunacaktır. Ya da bunun tam terside olabilir. Antikorlar yani koruyucu maddeler belirli bir düzeye ulaşamazsa kişi taşıyıcı olarak kalır, hasta değildir; fakat artık çevresi için potansiyel bir virüs saçıcıdır. Hepatit B virüsü ile temas eden her 10 bebekten 9'u ve her 10 erişkinden biri belirli bir süre sonunda mikrobu vücuttan atmayı başaramaz. Bu kişiler virüsü yaşam boyu taşırlar ve çevrelerine yayma potansiyeline sahiptirler. Taşıyıcılarda hastalık seyri farklılık gösterir. Bazı kişilerde karaciğerde önemli değişiklikler meydana gelmezken bazılarında ise karaciğerde ağır hasar oluşturan tablolar oluşabilr. Bir diğer durum ise virüs baskın durumda koruyucu maddeler kendilerini hiç oluşturamamışsa; yani vücut virüse teslim olmuşsa kişi aktif hastadır. Bu durumda hastalık çok çabuk bir ilerleme göstererek hastada karaciğer yetmezliğine gider, veya hastalık yıllara yayılır ve sonuç yine aynıdır. Hasta ya karaciğer yetmezliği ile ya da karaciğer kanseri ile karşılaşır.
HEPATİT B'DE HEDEF ORGAN KARACİĞERDİR
Hepatit B kan yoluyla ve çok sıklıkla da yakın temasla (tükürük, ter ve vücut sıvıları ile) bulaşır. Derideki küçük bir çatlak ya da açık bir yara ile temas eden bir damla kan ya da tükürük bile hastalığın bulaşmasına sebep olabilir. Taşıyıcı anneden bebeğine de doğum esnasında geçer. Kan ve kan ürünlerinin naklinde, kirli enjektörlerin kulanımında, yeterli sterilizasyonun yapılmadığı cerrahi girişimlerde, kuaförlerde iyi sterilize edilmemiş manikür ve petikür setlerinde, traş bıçakları, makaslar, steril olmamış aletlerle yapılan sünnet, kulak delme işlemi Hepatit B virüsünün bulaşmasına sebep olmaktadır.
Hepatit B riski altında olanlar ise: Hepatit B'li anneden doğanlar, ev içinde bulunduğu ortamda Hepatit B hastası olanlar, birden fazla cinsel ilişkisi olanlar, eşcinseller, kan ve kan ürünleri kullananlar, hemodiyaliz hastaları, damar içi ilaç bağımlıları, sağlık personelleri,
Hepatit B virüsü vücuda girmemişse korunması kesinlikle mümkün olan bir hastalıktır. En etkin korunma yolu aşılanmadır. Aşılama, taşıyıcılara ve aktiv hasta olanlara yapılamaz.
Hepatit C : Kan yolu ile en sık bulaşan hepatit virüsleri arasındadır. Hastalık çoğu zaman aniden ve kısa sürede başlar. Hastalığın belirtileri kişi tarafından çoğu zaman algılanmaz. Hastalık genellikle küçük çocuklarda belirtisiz seyreder. Ancak daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde daha belirgin belirtilerde görülür. Belirtileri genellikle halsizlik ve kaslarda zayıflık hissi, baş ve karın ağrısı, bulantı, koyu renkte idrar, kilo kaybı, nadiren sarılıktır.
6 aydan daha fazla sürede devam eden Hepatit C ile oluşan hepatit durumu kronikleşmiş hepatit durumudur. Kronikleşmiş hepatit C'de de siroz hastalığı kendini gösterir ve alkol, sigara, tütün kullanan hastalarda da siroz riski artar. Kronik hepatit C tedavi edilemez ise siroz, karaciğer kanseri ve ölüme neden olur. Tedavi yolu ile kronikleşme azaltılabiliyor; ama akut vakaların % 25'inde sarılığa dönüşebilir. Hepatit C ile karşılaşan hastaların bir kısmı tamamen kendiliğinden iyileşir. % 60'ın üzerinde ise kronikleşme meydana gelir.
Hepatit C doğum sırasında % 6 olasılıkla anneden bebeğe geçer. Aynı evde yaşayan bireyler için hepatit C'nin bulaşması oranı çok sıklıkla görülen bir durum değildir. Ancak aynı kaşık, çatal ve bardağı kullanmak hepatit C'ye yakalanma riskini artırır. Önemli olan bu malzemeleri ortak kullanılmamasıdır.
Hepatit C sinsi bir hastalık olmasına rağmen basit bir kan testi ile kolayca teşhis edilebiliyor.
Hepatit D : Hepatit D'nin çoğalabilmesi için Hepati B virüsüne ihtiyacı vardır. Hepatit D Hepatit B ile ya aynı anda alınılır ve geçirilir; ya da Hepatit B geçirmiş kronik Hepatit B'si olan kişilerin daha sonra Hepatit D virüsü ile karşılaşması şeklinde seyir izleyebilir.
Hepatit D'den korunmak için Hepatit B hastası olmamanız lazım. Yani Hepatit B taşıyıcısı değilseniz ve Hepatit B aşınız var ise Hepatit D'den korunmuş olursunuz.
Hepatit E : Hepatit E virüsüde Hepati A virüsüne benzer şekilde bulaşır. Hastalık özellikle az gelişmiş ülkelerde, savaş ve felaket bölgelerinde zaman zaman büyük salgınlar halinde gözlemlenmektedir. Hepatit E hastalığı kronikleşmez; ancak gebelerde % 20 oranında ölümcül olabiliyor.
Hepatit G : Hepatit G virüsü yeni klonlanan bir RNA virüsüdür. Karaciğerin iltihaplanmasına sebep olan etkenlerden birisidir. Hepatit G virüsü uyuşturucu bağımlılarında birinci sırayı almaktadır. Daha sonra diyaliz hastaları ve hemofili hastaları gelmektedir. Hepatit G'nin kan ve kan ürünlerinden bulaşma riskinin daha fazla olduğu teorisi son yıllarda yapılan araştırmalarda artmaktadır.

Uz. Dr. Selim Yalçın
Dahiliye

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder