ÖSS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÖSS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2010 Cumartesi

TAM SAYILAR MATEMATİK KONU ANLATIM

Z = {... , – n , ... – 3, – 2, – 1, 0, 1, 2, 3, ... , n , ...} kümesinin her bir elemanına tam sayı denir.




Tam sayılar kümesi; negatif tam sayılar kümesi : Z – , pozitif tam sayılar kümesi : Z+ ve sıfırı eleman kabul eden : {0} kümenin birleşim kümesidir.



Buna göre, Z = Z – È Z+ È {0} dır.


tam sayılar , 7 sınıf tam sayılar , 6 sınıf tam sayılar , tam sayılar 7 , tam sayılar soruları , matematik tam sayılar , tam sayılar sorular , tam sayılar nedir , çözüm , test hakkında klasik soru cevap , tam sayılar soru , örnek tam sayılar soru , tam sayılar test , doğal tam sayılar , doğal ve tam sayılar , tam sayılar işlemi , öss , oks , sbs tam sayılar işlemi

6 Ocak 2010 Çarşamba

Türkiye’nin En İyi Üniversiteleri...

Türkiye’nin en iyi üniversiteleri hangileri?

Her sıralamaya olduğu gibi, üniversitelerin başarı sıralamasına da eleştiriler var. Umduklarından daha da iyi bir sırada olanlar, hallerinden memnun. Ama popülariteleriyle, sıralamadaki yerleri taban tabana zıt üniversiteler ya suskunlar ya da kriterleri objektif bulmuyorlar. Gelin bir de şu kritere göre sıralama yapın, bakın her şey nasıl da değişecek diyorlar... Gerçekten de kriter sayısı arttıkça ya da farklılaştıkça sıralamalar da değişiyor. Ama yeni kriterler esas alındığında, kesinlikle onlara da karşı çıkanlar olacaktır. Ural Hoca ve arkadaşlarının yaptıkları değerlendirmede, üniversiteler, bir bilim ve araştırma merkezi olarak ele alınmış. Doğru olan o ama sanki bizdeki işlevi ve algılanması, daha çok meslek adamı yetiştiren kurumlar şeklinde. Böyle olunca da tabii ki mezunların piyasadaki kabul edilirliği öne çıkıyor. Önemsiz bir kriter mi? Hayır, kesinlikle önemli. Ama çok sübjektif. Tıpkı fakültelerin taban puanları gibi... Öğrenci sayısı, pek çok üniversite için handikap. Öğrenci sayılarının azlığı nedeniyle çok ön sıralarda yer alan üniversiteler gibi, sırf öğrenci sayısı yüzünden çok arka sıralara düşün üniversiteler de var. Örneğin Sakarya Üniversitesi. Önümüzdeki yıl Avrupa Kalite Ödülü'ne aday. Kampüsüyle, öğretim kadrosu ve araştırmalarıyla fazlasıyla dikkat çeken bir üniversite ancak 50 binin üzerindeki öğrenci sayısı nedeniyle hiç hak etmediği bir sırada. Tıpkı üç beş bin öğrencisi ve devasa bütçesiyle ön sıralarda yer alan üniversiteler gibi... Bütün dünyada dikkate alınan önemli kriterlerden biri de doktora yapan öğrenci sayısı. Bizde de öyle. Ama gelin görün ki YÖK öyle üniversitelere doktora izni ve abartılı kontenjan verdi ki, hiçbir manası kalmadı. Üstelik haksız rekabet ortamı da yaratarak. Yani hak edenlere değil de, hiç hak etmeyenlere bu izni vererek. Aslında en doğru sıralama, fakülteler bazında yapılan sıralama olacaktır. Ama bunun için de yeterli veri bulunmuyor. Eminim ki Ural Hoca ve arkadaşları yakında, bu konuda da bir çalışma yapacaklardır. Bu arada YÖK'ün verilerinden bazılarının doğruları yansıtmadığı, bu nedenle aşağı sıralara düştüklerini hatırlatanlar da oldu. Üstelik YÖK'e kaç defa düzeltme yazısı gönderdikleri halde. Haksızlar mı haklılar. Ama araştırmacılar da YÖK'ün verilerine güvenmeyecekler de neye güvenecekler!.. Mezunların mümkün olan en kısa sürede yüksek maaşla iş bulabilmeleri, dünyanın en iyi üniversitelerine yüksek lisans ya da doktora için kabul edilmeleri, ÖSS giriş puanları ve en önemlisi de bilimsel eserlerin uygulamaya dönüşü ve ülkeye katkıları. Bunlar hepsi de birer kriter olabilir. Tıpkı çıkarttığı bakan, başbakan, cumhurbaşkanı, holding patronu, sanatçı, yazar, çizer, futbolcu ve diğer mezunları gibi... Listelerde öyle ya da böyle oynamalar olabilir. Ama sonuçta bir fikir veriyor. Gönül ister ki bu tür sıralamalar çok daha fazla yapılsın ve farklı bakış açıları getirilsin. Ama olabildiğince, bağımsız ve objektif listeler hazırlanarak. Ve listelerin hazırlanmasına herkes katkı sağlamalıdır. Listelerin ayrıntısına ve puanlamalara abbasguclu.com.tr ya da uralakbulut.com.tr'den ulaşabilirsiniz. Özetin özeti: Ulusal ya da uluslararası herkesçe kabul edilebilir akreditasyonlar, üniversiteler için olmazsa olmazların başında geliyor. Popülizm gelip geçer ama onlar kalıcı...

25 Aralık 2009 Cuma

YÖK'ün Katsayı Kararına Dava...

Erhan Atlı, ÖSS'ye girecek ikiz çocukları için, yeni sistemin 2010'daki sınavda uygulanmaması istemiyle Danıştay'a başvurdu.

Üniversite sınavına bu yıl sınava girecek ikiz çocukları için, yeni sistemin 2010'daki sınavda uygulanmaması istemiyle Danıştay'a başvuran İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Erhan Atlı, YÖK'ün alan dışı puan farkını azaltan yeni katsayı kararının uygulanmaması talebiyle yeniden Danıştay'a başvurdu. Hakim Erhan Atlı, dava dilekçesinde, YÖK'ün katsayı farkını tümüyle kaldıran kararının yürütmesinin, İstanbul Barosunun başvurusu üzerine durdurulduğunu belirtti. YÖK'ün 17 Aralık 2009 tarihinde aldığı kararla farkı azaltan yönde bir karar verdiğini ve uzmanların hesaplarına göre alan dışı tercihlerde cüzi bir fark bırakıldığını kaydeden Atlı, dilekçede şu ifadelere yer verdi: ''Alınan yeni kararla yargı kararını etkisiz bırakmak ve kanunu dolanma düşüncesiyle hareket edilmiştir. YÖK Başkanı da medya karşısındaki açıklamasında maalesef, 'Hukuku dolanacağız' tabirini kullanarak, gerçek niyetini ortaya koymuştur. Halbuki alınan kararlarda geleceğe yönelik geçiş süreci tanınmış olsaydı, binlerce öğrenci yaratılan belirsizlikle karşı karşıya kalmayacaktı.'' Velisi bulunduğu lise son sınıf öğrencisi çocuklarının 2006-2007 öğretim yılında lise öğrenimine başladıklarını, o dönemde geçerli kurallara göre gelecekte hukuk fakültesinde okumak düşüncesiyle 2007-2008 öğretim yılı içinde alan tercihlerini yaparak Türkçe-Matematik grubunda eğitim aldıklarını kaydeden Atlı, ''Getirilen yeni sistem ile sayısal grubundan birçok öğrenci hukuk-siyasal gibi TM grubunun tercih edeceği okullara yönelmişler. Bu husus dershanelerdeki bölüm ayrışmalarında da açıkça ortaya çıkmıştır. Matematik Fen grubunu seçen bu yıl üniversite sınavına girecek öğrenciler açısından yarışta avantaj sağlanmıştır'' görüşünü savundu. Erhan Atlı, devlet, kamu kurum ve kuruluşlarının işlemlerinde, hukuk devleti ve eşitlik ilkesi ve güvenilirlik ilkelerini zedelememesi gerektiğini kaydederek, katsayıya ilişkin alınan kararın 2009-2010 öğretim yılı içinde uygulanmamasını, önceki kurallarda olduğu gibi kendi alanı için 0,8 alan dışı tercihinde 0,3 katsayısının uygulanmasını temin yönünden yürütmesinin durdurulması ve iptal edilmesini talep etti.

21 Ekim 2009 Çarşamba

ÖSS İptal Mi Edilecek?

Hakim baba yeni sistemin 2010 yılındaki üniversite sınavında uygulanmaması istemiyle Danıştaya başvurdu.

Hakim, dava dilekçesinde, tek katsayı uygulamasının Matematik-Fen grubu öğrencilerine bariz şekilde avantaj sağladığını öne sürdü. Danıştay uygulamayı durdurursa üniversite sınav sistemini büyük bir kaos bekliyor. İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Erhan Atlı, Danıştaya sunulmak üzere İdare Mahkemesi Başkanlığına verdiği dava dilekçesinde, YÖK'ün 21 Temmuz 2009 tarihli kararıyla, kendi alanından bölüm seçen öğrenciler ile alan dışı tercih yapan öğrenciler arasında uygulanan katsayı farkının kaldırıldığını belirtti. Kendisi gibi hukukçu olmak isteyen kızı Bornova Anadolu Lisesi öğrencisi Banu Atlı'nın, Türkçe, matematik, tarih, coğrafya ağırlıklı eğitim gördüğünü ve Türkçe-Matematik bölümünü seçtiğini belirten Atlı, dava dilekçesinde şu ifadelere yer verdi: “Kızım, Türkçe-Matematik bölümünü seçtiği 2007-2008 yılındaki kurallara göre alan seçmiş ve geleceğine yön vermiştir. Bu yıl sınava katılacaktır. Yükseköğretim Kurulunun tespit ettiği kurallar ile başladığı yarışın son bölümünde kural değişikliğiyle karşılaşmıştır. Yeni kurallar kızımın durumunda olan öğrenciler yönünden değil, bir yıl sonra üniversite sınavına girecek, yani 2010-2011 yılında sınava girecek öğrenciler yönünden uygulanması gerekir.” Getirilen yeni sistemle pek çok sayısal öğrencisinin tercihlerini fen grubundan hukuk, siyasal gibi okullara yönelttiğini kaydeden Erhan Atlı, “Bu durum dershanelerdeki bölüm ayrışmalarından da açıkça bellidir. Yeni sistem çok bariz şekilde sayısal eğitimi alan, 2009-2010 eğitim yılında üniversite sınavına girecek öğrenciler açısından avantaj sağlamıştır. Kamu kurum ve kuruluşları yaptıkları işlemlerde, hukuk devleti, eşitlik, güvenilirlik ilkelerini zedelememelidir” dedi. Daha önce konulan kurallara göre hazırlık yapan öğrenciler yönünden son anda yapılan kural değişikliğiyle, bir kısım öğrencilerin daha avantajlı duruma getirilmesinin “hukuka uygunluk” prensibi ile de bağdaşmadığını savunan Atlı, eskisi gibi kendi alanını tercih eden öğrenciler için 0.8, alan dışı tercihler için de 0.3'lük katsayı uygulamasının bu yıl da sürmesini talep etti.

3 Ağustos 2009 Pazartesi

ÖSS Tercihleri İçin Son Gün

ÖSS tercih formlarının teslim süresi bugün son.Tercih işlemlerini tamamlayan adaylar, formları internetten veya başvuru merkezleri aracılığıyla ÖSYM'ye gönderebiliyor.

ÖSS tercih formlarının teslim süresi bugün sona eriyor. 2009-ÖSS'de 165 ve üstünde puan alan adaylar, tercihlerini 2009-Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu'ndaki Tablo-4, Tablo-3A ve Tablo-3B'den, 145-164.999 arasında puan alan adaylar ise sadece Tablo-3A ve Tablo-3B'den ve Tablo-4'teki Açıköğretim Fakültesi programlarından (İngilizce Öğretmenliği hariç) tercih yapabiliyor. ÖSS puanına göre ön lisans programı tercih edecek adayların Tablo-3A'dan tercih yaparken, önceliğin sınavsız geçiş için başvuran adaylara verildiğini göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Tercih işlemlerini tamamlayan adaylar, formları internetten veya başvuru merkezleri aracılığıyla ÖSYM'ye gönderebiliyor. Tercih formları 3 Ağustos Pazartesi gününe kadar teslim edilebilecek. Başvuru merkezleri ve internet dışında posta, faks, elektronik posta gibi yollarla tercih bildiriminde bulunulamıyor. Tercihlerini başvuru merkezleri aracılığıyla yapacak adayların, randevu alması ve bizzat gitmesi gerekiyor. Başvuru Merkezi aracılığıyla tercih yapacak adayların tercihleri, merkezdeki görevli tarafından sisteme girilecek ve ÖSYM'ye gönderilecek. Aday, işlem tamamlandıktan sonra görevliden tercih formunun bir örneğini vermesini isteyecek. Aday, tercih hizmet ücreti olarak 3 YTL ödeyecek. Tercih formunu internet üzerinden göndermek isteyen adayların, bu konuda deneyimli olması gerekiyor. İnternet üzerinden tercih formu gönderecek adaylar, yine aynı süre içinde ÖSYM'nin web sayfası üzerinden işlemlerini gerçekleştirebilecek. Bu işlem için aday, T.C Kimlik Numarası ve ÖSYS şifresini kullanacak. Bu adayların ekranda "Tercihleriniz sistem tarafından başarıyla kabul edilmiştir" uyarısını görmeleri gerekiyor. 24 TERCİH Adaylar, 24 yükseköğretim programını tercih edebilecek. Y-ÖSS puanlarına göre tercih yaparken adayların, ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının, kendi alanına uygun bir programı tercih ettiğinde 0.8, kendi alanı dışındaki bir programı tercih ettiğinde 0.3 katsayısı ile çarpılacağını göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Kılavuzdaki Tablo 3A, Tablo 3B ve Tablo 4'deki programlar arasından tercih yapılabilecek. Tablo 3A ve Tablo 3B genellikle ön lisans programlarından, Tablo 4 de lisans programlarından oluşuyor. Adayların, Tablo 3A'daki programlar için önceliğin sınavsız geçiş hakkı olanlara verildiğini unutmaması isteniyor. Adayların yapacakları 24 tercihin baştan birkaç tanesini "puanım yeterli olmayabilir" endişesine kapılmadan, sadece ilgilerini ve en çok istedikleri programları göz önünde bulundurarak belirlemeleri, kazansa bile kaydolmayı istemediği bir programı tercih etmemesi öneriliyor. Aday, ne olursa olsun bir programa yerleşmek istiyorsa tercihlerine, girebileceğini tahmin ettiği programları da eklemesi tavsiye ediliyor. Adayın, 24 tercih hakkının tamamını kullanması gerekmiyor. Adaylar sadece 1 tercih yapabilecekleri gibi, 24 tercih de yapabilecek. TERCİHLERDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR Tercih yapılırken özellikle dikkat edilmesi gereken bazı konular da bulunuyor. Adayların, tercih ettikleri programların karşısında belirtilen "bakınız" uyarısında gösterilen ve o programa giriş için aranan koşulları taşıyıp taşımadıklarını kontrol etmeleri gerekiyor. Adaylar ayrıca, tercih ettikleri programların kodlarını doğru yazmaları konusunda da uyarılıyor. Engelli adaylara da "engelleri yüzünden başarılı olamayacakları yükseköğretim programlarını tercih etmemeleri" uyarısı yapılıyor. OKUL BİRİNCİLERİ 2008-2009 eğitim-öğretim yılında okul birincisi olanlar için ayrılan kontenjanlar Tablo 3B ve Tablo 4'ün 6 numaralı sütununda gösteriliyor. Bir programın öngördüğü okul türü, yaş, cinsiyet, sağlık gibi tüm koşullar okul birincileri için de aynen geçerli tutuluyor. ÖSS'de başarılı olan okul birincileri, genel kontenjan ve okul birincileri kontenjanını göz önünde tutarak, merkezi yerleştirme ile Y-ÖSS puanlarının elverdiği en üst tercihlerine yerleştirilecek. Okul birincileri için ayrılan kontenjanlar sınırlı olduğundan, tercihlerinin tümünü çok istenen yükseköğretim programları arasından yapan okul birincileri, puanları yeterince yüksek değilse hiçbir programa kayıt hakkı kazanamayabilecek. Okul birincilerinin kendilerine sağlanan bu olanaktan yararlanabilmeleri için tercihlerini puan durumlarını göz önünde tutarak, dengeli bir şekilde yapmaları gerekiyor. ÖSYM, tercih işlemlerinin tamamlanmasından sonra yerleştirme sonuçlarını Ağustos ayının ortalarına doğru açıklamayı planlıyor.

15 Haziran 2009 Pazartesi

ŞOK! 'ÖSS'de 5 Hatalı Soru'

ÖSS'de fizik coğrafyada yanlış soru iddiası var. İddiaya göre sorununun cevabı şıklarda yok. İşte o hatalı sorular:

İstanbul Sultanbeyli Çözüm Dergisi Dershanesi Coğrafya Öğretmeni Eyüp Yıldırım, ÖSS'de hatalı bir coğrafya sorusu olduğunu ileri sürdü. Yıldırım, yaptığı yazılı açıklamada, ÖSS'de Edebiyat-Sosyal Bölümler Testi'ndeki 25. sorunun yanlış olduğunu iddia etti. ''Türkiye'nin ulaşımla ilgili aşağıdaki özelliklerinden hangisi coğrafi konumun sonucudur?'' şeklindeki soruda, coğrafi konumun sonucunun istendiğini belirten Yıldırım, ancak verilen şıkların tamamının coğrafi konum ile açıklanabildiğini ifade etti. Sorunun doğru cevabı olarak verilen ''D) Bazı ülkelerin mallarının transit taşımacılığına olanak sağlanması'' seçeneğinin, coğrafi konumun alt birimi olan jeopolitik konumla ilgili olduğunu kaydeden Yıldırım, açıklamasında, ''Sorunun kökünde 'coğrafi konum' kullanıldığı ve 'jeopolitik konum' ifadesi kullanılmadığı için seçeneklerin tamamı doğru olmaktadır'' ifadesini kullandı.
4 soru hatalı!Uğur Dershaneleri Eğitim Öğretim Koordinatörü Alparslan Alemdar, ÖSS'de hatalı fizik soruları olduğunu ileri sürerek, bu soruların öğrencilerin sınav başarısını olumsuz etkilediğini, soruları ÖSYM'nin incelemesi ve iptal etmesi gerektiğini belirtti. Alemdar, yaptığı yazılı açıklamada, ÖSS'yi değerlendirerek, sınavda fizik sorularının genel olarak ortalamanın üzerinde olduğunu ve sınavı zorlaştıran hatalı bazı soruların bulunduğunu iddia etti. Fizikte, Bölüm-II momentum sorusunun akademik olarak yanlış bir soru olduğunu belirten Alemdar, “Serbest düşme yapan bir cisim bir süre düştükten sonra bir patlama ile parçalara ayrılıyorsa, parçalardan en azından birinin aşağı doğru bir hız bileşeni olması gerekmektedir. Bu bileşenin olmaması momentumun korunumu yasasına uymadığından soru yanlıştır” ifadesini kullandı. Alemdar, Bölüm-II elektrostatik sorusuna ilişkin de “Sığaları farklı iki elektroskobun yüklerine yaprak açıklıklarının yorumlanabilmesi için daha fazla bilgiye ve koşula ihtiyaç vardır. Bu durumda sorunun cevabı hem A hem de B olabilir” görüşünü savundu. Bölüm-II yay dalgaları sorusuna yönelik de Alemdar, “Sorunun koşulları soru cümlesi içine gizlenmiş durumdadır. Soru doğru, fakat ölçmek istediği durumdan daha çok dikkat ölçen bir soru olmuş, özensiz hazırlandığını söyleyebiliriz” görüşüne yer verdi. Alparslan Alemdar, “Bu sorular, öğrencilerin sınav başarısını olumsuz etkilemiştir. Bu soruları ÖSYM'nin incelemesi ve iptal etmesi gerekmektedir” görüşünü dile getirdi. SİSTEM DERSHANELERİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI ATALAY: 4 SORUDA YANLIŞLIKLAR VAR. BUNLARIN TARTIŞILARAK KESİN HATALI OLDUĞU BELİRLENENLER İPTAL EDİLMELİ Merkezi Konya'da bulunan Sistem Dershanesi Yönetim Kurulu Başkanı Naci Atalay, ÖSS'de 4 soruda yanlışlık olduğunu, bunlardan kesin hatalı olduğu belirlenenlerin iptal edilmesi gerektiğini savundu. Atalay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ÖSS'de bazı hatalı sorular tespit ettiklerini ileri sürdü. Fizikte, Fen Bilimleri-2 testinin 4. sorusunun yanlış bir soru olduğunu iddia eden Atalay, ''Serbest düşmeye bırakılan cismin 'O' noktasına geldiğinde bölünmesi durumunda parçalardan birinin düşey momentumu da olmalıdır. Bu 3. parçanın hareket yönü bilinmeden X ve Y parçalarının hareketi ile ilgili hiçbir şey söylenemez. Dolayısıyla bu soru yanlıştır'' dedi. Atalay, Fen Bilimleri-2 testinin elektrostatik ile ilgili 5. sorusunda da yanlışlık olduğunu, bu soruların iptal edilmesi gerektiğini öne sürerek, şunları kaydetti: ''Elektroskopların topuz ve yapraklarının yükleri nasıl paylaşabilecekleri ile ilgili yorum yapabilmek için topuzların büyüklükleri ve elektroskopların özdeş olup olmadıkları ile ilgili bilgi verilmeden cevap bulunamaz. Dolayısıyla bu sorunun da hatalı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Aynı şekilde Matematik-2 testinin 4. sorusu ile Fen Bilimleri-1 testinin 2. sorusunda da yanlışlıklar söz konusu. Bu sorular da tartışılabilir. Toplamda 4 soruda yanlışlıklar var. Bunların tartışılarak kesin hatalı olduğu belirlenenler iptal edilmeli.'' Atalay, hatalı sorunların öğrencilerin başarısını etkilediğini savunarak, ''Sınava giren öğrenciler, bu sorularda takılarak çok zaman kaybettiklerini söylediler. Birçoğu bu soruları çözemeyince morali bozulup zaman kaybetmiş. Dolayısıyla bu yanlış sorular, öğrencilerin başarısını etkilemiştir'' diye konuştu. Atalay, yarın söz konusu soruların iptali için ÖSS'ye başvuracaklarını sözlerine ekledi.

4 Haziran 2009 Perşembe

Dünyanın Gözdesi Ruhban Okulu Heybeliada'da

Büyükada'dan sonra ikinci büyük ada Heybeliada, özellikle, 1845 yılında açılan ancak günümüzde eğitim vermeyen Aya Triada Manastırı'ndaki çok zengin bir kütüphaneye sahip olan Ruhban Okulu, Deniz Lisesi, Terk-i Dünya Kilisesi ve sanatoryumu ile biliniyor. İsmet İnönü'nün müze haline getirilen evi ile Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın evi de Heybeliada'nın en önemli simgeleri arasında yer alıyor. Heybeli'nin çevresini faytonla veya yürüyerek dolaşabilirsiniz. İskeleye arkanızı dönüp sola doğru yürürseniz birbirine bitişik Müslüman ve Ortodoks mezarlıkları ile karşılaşırsınız. Yol ikiye ayrılınca soldan aşağıya devam ederseniz sanatoryum yanından geçip yeniden sahile inersiniz ve buradaki plajdan denize girebilirsiniz. Denizin ne yazık ki artık çok da temiz olmadığı Heybeliada'da en iyi seçeneğiniz Halki Palas Oteli'nin havuzunda serinlemek olabilir. Çünkü Heybeli'nin Deniz Kulübü'nün olimpik yüzme havuzu, tenis kortu ve lokanta gibi tesislerinden ancak üye olanlar yararlanabiliyor. Yemek yiyebileceğiniz ve içki içebileceğiniz lokantalar ise iskelenin hemen karşısında sıralanıyor. Bunlar içinden şüphesiz önerebileceğimiz lokanta ise Ruhban Okulu yetkililerinden Yorgo Bey'in önerisi üzerine gittiğimiz Mavi. Özellikle zeytinyağlıları bir harika. Mutlaka denemelisiniz, kesinlikle pişman olmazsınız. Lokantaların bazılarında da özellikle bahar ve yaz aylarında hafta sonları canlı taverna müzik oluyor.

23 Mayıs 2009 Cumartesi

ÖSS Konusunda Müzisyenlerle Röportaj

Bu yazı ÖSS’ye girecek öğrencileri bilgilendirmek amacıyla yazılmıştır.
ÖSS yüzünden en güzel yıllarımda bir sürü şey yapabilecekken, kurduğum gruba devam edebilecekken, okul tiyatrosunda yer alabilecekken, futbol takımında bir yıl daha oynayabilecekken tüm bunları lise sonda bırakmıştım. Bir daha da toparlamak mümkün olmadı. Bir de üstüne üniversite sınavı kağıdında yanlış tercih işaretleyip İktisat’a girince (tıpkı Emre Aydın’ın yaptığı gibi!) dört yıl boyunca fikri işkenceye uğradım. O dört yıl boyunca İktisat’ı bırakıp tekrar sınava girmeyi düşündüm ama Hele bir diplomayı al sonra başka bir şey de okursun, Medyada, sinemada para yok, sen hele bir diplomayı cebine at, sonra hobilerinle (!) uğraşırsın arada diyenler yüzünden onu da yapamadım. Tamam diplomayı cebe attık da, ne işe yaradı onu anlamadık. Bu tabii ki benle kalmıyor, yanlış bölüme girmek Türkiye’de çok sık rastlanan bir durum. Bu yüzden de insanlar sevmedikleri mesleklerde hayatlarını çürütüyorlar. İşte bu yüzden şu günlerde geri sayım yaptığınız ÖSS’ye doğru stresinizi biraz giderelim istedik, müzisyenlerimize ÖSS ile alakalı sorular yönelttik. Satır aralarında TRT’deki Hayatımız Sınav’ı sunan şişman amcanın söylediklerinden çok daha faydalı nasihatlar var, iyi okuyun sevgili çocuklarım :)
Tüm müzisyenlere sorulan sorular:
1- ÖSS sınavına giderken veya sınav esnasında ya da sonrasında yaşadığın enteresan olaylar var mı?
2- ÖSS’ye çalışırken müziğin sana olumlu olumsuz katkıları oldu mu?
3- Sınav nasıl geçti, nereyi kazandın?
4- Kazanamasaydın “dünyanın sonu” şeklinde bir düşünceye kapılır mıydın?
5- Sınava gireceklere önerilerin ve öğütlerin neler olabilir?
6- E-okul'u nasıl buldun?
Melis Danişmend (ÜÇNOKTABİR)
1- Acayip bir trafiğe takıldığımız için az kalsın sınava yetişemiyordum. Bir de sınavdan önce kardeşimle şu şeker, yedek kalem geyikleriyle acayip dalga geçiyorduk. Sınav için sınıfa girdiğimde milletin masasında 8’er kalem görünce bir süre sınava konsantre olamamış, kendi kendime güldüğüm için de garip bakışlara maruz kalmıştım.
2- Ben çalışırken bir şey dinleyemeyenlerdenim. Aklım müziğe gidiyor.
3- Annem ve babam, kardeşim ve benle ilgili gayet ümitsizdi, o yüzden kazandığımız yeri duyunca şaşırmışlardı: İstanbul Üniversitesi – İletişim
4- Şimdi düşünüyorum da, benim kafamda kazanamamak diye bir şey yoktu. Ama bu inek hırsı gibi bir şey değil. Başka türlüsü olamaz gibi geliyordu. Nasıl emekleme- yürüme- koşma gibi şaşmaz bir düzen var, ortaokul- lise- üniversite de böyle bir şey zannediyordum. Bu durumda kazanamasaydım dünyanın falan değil, kainatın sonu olurmuş benim için :)
5- Rahat olsunlar.
6- Çok güzel bir sistem e-okul.
Yağmur Sarıgül (MANGA)
1- Enteresan bir anım yok. Gayet sıradan bir sınavdı benim için. Kalem, silgi, pet şişede su ve saat.
2- Ders çalışırken müzik dinlemenin çok faydalı olacağını pek düşünmüyorum, sessizlik konsantrasyon için daha faydalı olur bence. Ama aktif olarak müzik ilgilenme durumlarımı soruyorsanız, hayatımın o döneminde de başka gruplarla stüdyo çalışmalarım oluyordu tabii ki. Şu anki mesleğimi de bu çalışmalara borçluyum açıkçası, ÖSS’ye değil.
3- Barajı geçmiştim, daha sonra yetenek sınavına girip Gazi Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü’nü kazanmıştım.
4- Kapılmazdım, dünyanın sonunun gelmesi çok daha kötü bir şey olsa gerek.
5- Sakin olmaya çalışsınlar, hepimiz böyle bir dönem geçirdik ve bir şekilde buradayız. Hayat devam ediyor…
6- E-okul'u detaylı inceleme fırsatım olmadı ama duyduğuma göre çok güzel sistem.
Uğur Onatkut (YÜKSEK SADAKAT)
1- Sınav esnasında bir matematik sorusunu çözerken 10 haneli ÖSS numaramı ezberledim.
2- Ders çalışırken kesinlikle müzik dinleyemezdim. Çünkü aklım hep ne çaldığına, nasıl çalındığına giderdi.
3- Benim amacım konservatuara girmek olduğu için sadece barajı geçmem gerekiyordu. Dört kere girdim toplam ve her seferinde de çalışmış kadar iyi notlar aldım. İkinciden sonra da hiç çalışmadım sınava. Üçüncü seferde az kalsın normal bir bölümü kazanıyordum. Hiç kitap kapağı açmadan girdiğim için böyle söylüyorum. Tekrar tekrar sınava girmemin sebebi yetenek sınavlarını kazanamayışımdır.
4- Hayatım boyunca hiçbir konuda böyle bir şey düşünmedim zaten.
5- Sakin olmalarını söyleyebilirim sanırım.
6- E-okul'dan haylaz kardeşimin notlarına bakıyorum. Artık sahte karne dönemi bitmiştir. :)
Birol Namoğlu (GRİPİN)
1- O zamanlar ÖSS ve ÖYS vardı. ÖSS’de iyi bir sonuç alınca sanırım biraz havaya girdim ve ÖYS’de hiç beklemediğim kadar kötü bir sonuç aldım.
2- Müziğin, gerçekten dinlemeye değer müziğin insana hiç olumsuz katkısı olabilir mi? Müzik olmadan zaman geçiremeyen birisiyim. O zaman da öyleydim. Ders çalışırken mutlaka müzik olması gerekirdi. Mutlaka olumlu katkısı olmuştur.
3- ÖSS gerçekten iyi idi. %1,5’luk dilime girmiştim. Ama ÖYS’de öyle olmadı. Yıldız Teknik Üniversitesi’ne girdim. Malzeme ve Metalurji mühendisliği okudum. Biraz uzun sürdü, şimdi Galatasaray Üniversitesi’nde işletme yüksek lisans öğrencisiyim.
4- Asla böyle bir düşünceye kapılmamak lazım. Ya da istenilen bölümü kazandıktan sonra Tamamdır bu iş demek de çok yanlış. Hayat 3 saatlik sınavlardan, 4 senelik okullardan daha karmaşık bir yol. Çok bulutlu ve sonsuz bir yol. Önemli olan mutlu edecek yolları belirleyip aklın ve iyiliğin yolunda sürekli ilerlemek olsa gerek.
5- Rahat olsunlar. Ama rahatlıkla tembelliği asla karıştırmasınlar. Hayatta dostlar ve aileden başka herkesin, her şeyin bir yedeği var. Ama öte yandan boşa geçen zaman şu kısa hayat içindeki boş satırlar anlamına geliyor. ÖSS’YE girecek arkadaşlarımız kendilerini tanımayı başardıklarına inanıyor ve hedeflerini belirlemişler ise o hedeflere ulaşmak için daha fazla zaman kaybetmemeli, çalışmalı ve diledikleri yola girmeliler. Keşke çok farklı bir düzen içinde daha anlayışlı bir sisteme sahip olabilseydik, daha doğrusu pastada hepimize ait eşit ve lezzetli dilimler olsaydı her şey daha kolay olurdu.
6- E-okul hakkında bir fikrim yok.

22 Mayıs 2009 Cuma

E-Okul Veli Bilgilendirme Sayesinde Yapabilecekleriniz

E-Okul Sayesinde;
Sınav Bilgileri bölümünden, öğrencinin sınav bilgilerine bakabilirsiniz.
Duyurular bölümünden, duyuruları okuyabilirsiniz.
Devamsızlık Bilgisi bölümünden, öğrencinin devamsızlık bilgisine bakabilir, okula gitmediği günleri görebilirsiniz.
Not Bilgisi bölümünden, öğrencinin aldığı yazılı, sözlü ve ödev notlarını görebilirsiniz.
Haftalık ders programı bölümünden, haftalık ders programına bakabilirsiniz.
Sınav tarihleri bölümünden, öğrencinin ne zaman hangi sınavı olabileceğine bakabilirsiniz.
Öğrencinin Aldığı Belgeler bölümünden, öğrencinin aldığı belgelere bakabilirsiniz.
Öğrencinin Okuduğu Kitaplar bölümünden, öğrencinin hangi kitapları okuduğunu görebilirsiniz.
Öğrenci Davranış Notu bölümünden, öğrencinin davranış notunu görebilirsiniz.
Öğrencinin diploma puanını ve yıl sonu notunu da e-okul üzerinden görebilirsiniz.

19 Mayıs 2009 Salı

Okulların Kapanma Tarihi

Evet sevgili öğrenciler. Okulların kapanmasına bir aydan az bir süre kaldı. Birçoğunuzu ÖSS ve SBS stresi sarmış durumda. Bunun korkulacak bir durum olmadığını daha önce dile getirmiştik. Dilerseniz merak eden arkadaşlarımız için okulların kapanma tarihini verelim. Okullar 12 Haziran 2009 tarihinde kapanıyor. ÖSS sınavı ise okulların kapanmasından tam iki gün sonra yani 14 haziran 2009 Pazar günü yapılıyor. Hepinize bol şans dilerim. Allah zihin açıklığı versin. (:

18 Mayıs 2009 Pazartesi

E-Okul Veli Bilgilendirme Sistemi

Milli Eğitim Bakanlığı'nın e-okul hizmeti çok tutuldu. Neredeyse ülkemizdeki tüm öğrenciler en az bir defa uğramıştır e-okul'a. E-okul'un açılış amacı karnelerini velilerinden saklayan veya hileli yöntemlerle not konusunda velisini kandırma yoluna giden öğrencilerin önüne geçmekti. E-okul ilk açıldığında herkes tarafından veli bilgilendirme sistemi olarak biliniyordu. Ancak, artık e-okul veli bilgilendirme sisteminden çok öğrenci bilgilendirme sistemi olarak işliyor. Öğrenciler karnelerini karneleri almadan belki de haftalar önce görebiliyor. İşte bu öğrenciler açısından çok iyi bir durum. Karne kaygısı sona eriyor. Karne günü yaşanan stres ortadan kalkıyor. Nerede eski karne günleri diyoruz ve burada yazımıza son veriyoruz. Derslerinize iyi çalışın. Okulun değerini bilin. Bir daha geri gelmez. :)

17 Mayıs 2009 Pazar

Kaybetmekten Kesinlikle Korkmayın

Fransa'nın en büyük edebiyatçılarından Emil Zola, üniversiteye giriş sınavlarında sözel bölümü kazanamamış, başka bir üniversite sınavında da daha önceki sınavı kötü geçtiği için sınava bile girmemiştir. Ama o yılmamış, yeni bir edebiyat akımının öncüsü olup dünya çapında üne sahip olmuştur.

Dünyaca ünlü İtalyan müzisyen Enrico Cariso'nun ilk müzik öğretmeni sesinin aşırı kötü olduğunu söyleyerek ona ders vermemiştir. Fakat bu onu yıldırmamış ve onu İtalya'nın en ünlü müzisyenlerinden biri yapmıştır.

İngiltere'de milletvekili olan B. Disraeli, meclisteki ilk konuşmasında ıslıklanmış ve konuşması yarım kalmış. Yerine geçmeden önce de şimdi beni konuşturmuyorsunuz, gün gelecek hepiniz benim konuşmamı pürdikkat dinleyeceksiniz demiştir. O, yıllar sonra İngiltere başbakanı olmuştur.

10 yaşında öğretmeni onu öldüresiye dövdü. Ailesi onu okuldan aldı. 17 yaşında istediği okulun sınavlarını kazanamadı. 24 yaşına geldiğinde iki ay tek başına tek odalı bir hücreye hapsedildi. 27 yaşında aynı işi yaptığı bir kişi kahraman ilan edildi, onun adı geçmiyordu bile. 37 yaşında böbreğinden rahatsızlandı. 2 ay yalnız hastanede yattı. 38 yaşında işinden oldu. Cebinde sadece seksen lirası vardı. Hakında tutuklama kararı çıktı. Yine aynı yaşta en yakın arkadaşları onun aleyhinde oy kullandı. 39 yaşına geldiğinde idama mahkum oldu. Daha sonra ne oldu bilmek ister misiniz? 42 yaşında Türkiye'nin Cumhurbaşkanı oldu. Bu kısa yaşam hikayesi Ulu Önder M. Kemal Atatürk'ün hikayesi.

Yukarıdaki örnekler gibi dünya üzerinde milyonlarca daha örnek vardır. Siz neden bunlardan biri olmayasınız. Başarısız olsanız bile başarabileceğinizi bildikten sonra umutsuzluğa kapılmanın hiçbir sebebi yok.

16 Mayıs 2009 Cumartesi

E-Okul Türkiye'de Neden Daha Önce Yapılmadı

Çünkü şartlar olgunlaşmamıştı.
— Kısmetlisiniz demek?
— Balık bakımından öyle. Balığa çıkıp da eli boş döndüğüm pek olmaz. Kendi yiyeceğimizi olsun çıkartırım.
— Kardeşiniz size yardım ediyor mu? Nazlı biraz kızardı, düşündükten sonra:
— Bizim köy çok iyidir efendim, dedi. Ama köyden olmayanlar, karşı kıyıdakiler rahat vermezler insana. Kardeşimi yanıma alırım. O olmayınca karşıya geçmem. Geçsem bile yolcu götürürüm.
— Yolcu mu?
— Evet efendim. Vapuru kaçıranlar, acele işi olanlar bulunur. Hastalık var, sağlık var. Köydeki kayıkçılar halden anlamazlar. Kırk yılda bir iş düştü diye, bir yerine on isterler. Zaten sandal diye birşey kalmadı.
— Biraz tehlikeli bir iş değil mi?
— Hangi işte tehlike yok ki e-okul. Sonra mecburum.
— Allah yardımcınız olsun, nerde oturuyorsunuz?
— Bostan sokağında kulübe gibi bir evimiz var. Sandalı yalılardan birinin kayıkhanesine çekerim.
— Kızım istediğiniz kadar bizim kayıkhaneyi kullanabilirsiniz.
— Ben de düşünmüştüm e-okul. Ama karşıdan gelen bazı balıkçılar vardır. Bunlar bizim koyda ağ atar, voli çevirirler. Onlar boş bulmuşlar burasını, benimsemişler. Köy-dekiler biraz çekiştiler.
— Onları savdık yavrum. Halat gibi bir ip germişler, ağlarını asmışlar. Sonra kayıkhanede kayık omurgaları, halatları, kayık demirleri dolu. Ne ise, güzellikle söyledik, toparlanıp gittiler.
— Bizimkiler yapmazlar bunu e-okul. Karşının ba-lıkçılarıyla az kavga olmadı köyde.
— Evet, ama bizi tanıyan pek yok.
— Siz de ayrılalı epeyce olmuştur e-okul. Ben onaltı yaşındayım. Sizi tanımamıştım.
Kerime Hanım:
— Biz köyden ayrılırken anneniz Nesibe Hanım hamileydi, dedi. Bir iki defa yalıyı yoklamağa geldik.
Nazlı giderken Kerime Hanım:
— Kızım, dedi. Eski varlığımız kalmadı. Bir emekli aylığı ile geçinmek zorundayız. İkram edecek halimiz yok. Ama annesi ara sıra olsun bize gelirse çok memnun olurum.
— Söylerim e-okul, mutlaka gelir.
Nazlı yine çıplak ayaklarıyla yürümüş, kayıkhaneden sandalını çıkartarak rıhtımdan açılmış, uzaktan elini sallamıştı.
Kerime Hanım:
— Çok şeker şey, dedi. Değil mi?
— Evet Hanımcığım, öyle.
— Nasıl yani?
— Şeker şey, dedin ya.
— Yalnız o kadar mı?
— Şunu bunu bilmem Kerime Hanım, bu zamana kadar bir kız evladı bu kadar şiddetle hiç özlememiştim. Ne çare ki Yüce Tanrı vermedi bize.
— Belki bir başka kadın alsaydın çocuğun olurdu?
— Sen bir başka erkekle evlenseydin çocuğun olmaz mıydı? İki verimsiz insan birbirimizi bulmuşuz.
Kenan Bey sigarasını yaktı. Gözlerini durmadan akıp geçen sulara ve yer yer rıhtım taşlarına doğru sıçrayan sulara dikti. Uzun uzun içini çekti.
Boğaziçi'nin bu dullar ve emekliler köyünde güzel bir yaz başlamıştı. Gösterişten uzak, kendi halinde, sabaha, akşama, ne yiyeceklerini düşünen bu insanlar, yazın güzelliğinden faydalanmak istiyor:
— Aman iyi ısınalım, kışa faydası olur, diyorlardı.
Önlerinde bir koy ve çoğu zaman sakin bir deniz vardı. Rüzgâr esmez ve vapurlar geçmezse deniz çarşaf gibi dümdüz ve gökkubbenin maviliğini içine çekmiş gibi gözükürdü.

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Bir Yabancının E-Okul Hakkındaki Görüşleri

Bu şahsın Türkçe'si iyi olmadığı için özür dileriz. Şimdi bir gün çok tanagers özel okul lise çevrimiçi hak ediyor. Online araştırma çok rahat olasılığı normal sınıflar için çeşitli nedenlerden ötürü mümkün olmayan.
Genel lise çevrimiçi için iki seçenek - mesaj çevrimiçi okul veya çevrimiçi Lisesi var. Mesaj çevrimiçi okullar bağımsız özel okullar olarak çalışmasına. Özel okul çevrimiçi de, gerekli değildir, ulusal makamlar ve devlet ve kamu hizmetleri, okullar. Çünkü kamu kaynaklarından değil Bu özel okul online izleme için bir Crown şirketi bulunuyor. Lise mesaj ve felsefe olan bir okulda başka bir farklılık öğrenme vardır. Burada ücretler ve özel okulun yapısı çok çeşitleri bulabilirsiniz. Birçok özel okullarda bazı geleneksel değil sunuyoruz.
Online okulların ulusal düzeyde akredite olan çoğu kişi. Bu, tüm özel okul için aynı değildir. Eğer özel okul tercih Eğer okul zamanında sertifikalı sonra, size, iyi bir kaydı var kontrol etmelisiniz. Özel okul İyi bir öğrenci ve öğretmenler için erişim gibi özellikler sunuyor kolay ve hızlı. Genel olarak, masraflar için özel okullar yüksek devlet okullarında karşılaştırılır. Yüksek Maliyeti-Okul çalışmada bir okulda başka bir farklılık. Ama ücretleri pek çok özel okul indirim.
Çevrimiçi mesaj Lisesi Avantajları
Öğrenci başına • Çok bireysel gereksinimleri.
• birkaç sigara geleneksel ders
• Daha fazla oy Etkinlikler
• 24 / 7 destek güvenli web erişimi
Olan normal sınıf mümkün olmayan kişiler için iyi bir seçenek •.

Özel veya kamu, önemlidir tarafından çevrimiçi lise Whether yapmak ne olursa olsun, kabul edin. Size kaçınmak Bu şekilde, kurum tarafından yaktılar. Sizin Lisesi-çalışma için eğitim temelinde ve daha fazla sizin için fırsat için yeni kapılar açmak için. Olmak Lisesi-Online akademik başarı için uygun ve pratik bir moda. Kurs iyi öğrenciler için sorumluluğundadır. Çok çalışma ve düzenli çalışması gerekir.

4 Mayıs 2009 Pazartesi

ÖSS 3'üncüsü Yürüyebilecek Mi?

Sınavın ertesi günü geçirdikleri kazada babası ve kardeşini kaybeden Fulya, ÖSS Erzincan 3'üncüsü oldu. "Yaşaması mucize" denilen Fulya'nın ayağa kalkması bekleniyor..

Geçen yıl ÖSS sınavına giren 19 yaşındaki Fulya Yalvaç'ın sınavının kötü geçtiğini düşünen babası Selahattin Yalvaç (42), ertesi gün eşi Hülya (38) ve oğlu Samet'i de (16) alarak ailesini gezintiye çıkardı. Ancak Yalvaç ailesinin hayatı, dönüş yolunda geçirdikleri kazayla alt üst oldu. Erzincan- Sivas karayolunun 7. kilometresinde şarampole yuvarlanan araçta Fulya, hem babasını hem de kardeşini kaybetti. Anne Yalvaç ise kazayı hafif sıyrıklarla atlattı. Feci kazada, omurgası ve bacakları kırılan Fulya için doktorlar "Yaşaması mucize, yüzde 1 ihtimal var. Eğer tepki verirse gözlerini açması aylarca sürebilir. Her şeye hazırlıklı olunmalı" demişti. Ancak kazadan 84 gün sonra gözlerini açan Fulya, ÖSS'de Erzincan 3'üncüsü olduğunu ve öğretmenlerinin onun yerine Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydını yaptırdığını öğrenince mutluluktan havalara uçtu. GATA SAHİP ÇIKTI Fulya, Erzincan ve Trabzon'daki tedavilerinin ardından soluk borusundaki daralma nedeniyle apar topar Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları Hastanesi'ne getirildi. Soluk borusunun sürekli daralması nedeniyle nefes alıp vermekte zorlanan genç kız burada birçok ameliyat geçirdi. Hızla iyileşen Fulya Yalvaç'ın en büyük hayali yürüyebilmek. Çünkü kazada kırılan iki bacağı da tutmuyor. "Yürümek istiyorum. Bana yardım edin" diyen Fulya, GATA'ya bağlı TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi'nde tedavi altına alındı. Doktorlar, GATA'da çok kapsamlı tedavi gören Fulya'nın yürüyüp, yürüyemeyeceği konusunda kesin bir şey söylemenin erken olduğunu düşünüyor. Tedavinin başlangıç aşamasında olduğunu belirten doktorlar "Zaman bize her şeyi gösterecek. Fulya, yoğun bir tedavi sürecinden geçiyor. Umutla biz de tedaviye tepki vermesini bekliyoruz" dedi. OKUYUP SAVCI OLMAK İSTİYOR Babası ve kardeşini kaybettiğini hâlâ bilmeyen Fulya'nın annesi Hülya Yalvaç, kızının başından bir dakika olsun ayrılmıyor. Aylardır kızıyla birlikte hastane hastane dolaşan acılı anne, "Allah'ım Fulya'yı bana bağışladı. O yeter ki iyileşsin, başka bir şey istemiyorum" dedi. Fulya ise en büyük hayalini "İyileştikten sonra üniversiteye gideceğim ve savcı olacağım" sözleriyle anlattı.

29 Nisan 2009 Çarşamba

ÖSS'ye Hipnoz Ederek Hazırlıyor...

Hipnoz uzmanı Dr. Nihat Uysal, ÖSS, SBS gibi sınavlara hazırlananları hipnoz seanslarıyla sınava hazırlıyor.

Hipnozun insanın beyninde bulunan birçok pencereden birinden içeri girerek çeşitli telkinlerde bulunmak olduğunu belirten Dr. Nihat Uysal, "Bu telkinler sayesinde hayati öneme sahip şeyleri hipnoz olanlara dikte ediyoruz. Yani bu duruma bilinçli bir bilinçsizlik hali diyebiliriz. Kişinin korkularından yavaş yavaş ayrıştığını telkin ediyoruz. Bu korkular sınav korkusu olabilir, heyecan olabilir, yanlış yapacağım kaygısı olabilir. Biz seanslarımızda bu korkuları birer uçan balona koyup uçuruyoruz ve bu balonlar uçtukça kişideki korku, kaygı gibi duygular yavaş yavaş azalıyor" dedi. Kendisine en çok gençlerin başvurduğunu da dile getiren Nihat Uysal, "Gençlerin gelme sebebi ise SBS, ÖSS, KPSS gibi sınavlara girmeden önce korku ve kaygılarını yok etmek. Biz bu gençlere yaptığımız seanslarda bu sınava binlerce kez girdiklerini söylüyoruz ve hipnozla bu sınavları kendisine tekrar yaşatıyoruz. Sınava girmeden 3-4 seans önce bu telkinleri veriyoruz ki kişi sınava girdiğinde korkuya kapılmasın. Örneğin bu telkinlerimizle öğrencinin soruyu ve doğruyu görme oranını 10'a katlayabiliyoruz. Bu sayede soruyu bütün halde görebiliyor ve doğru cevabı daha kolay bulabiliyor" şeklinde konuştu. Hipnozla başarı oranının yüzde 95-98 seviyelerinde olduğunun da altını çizen Uysal, "Örneğin 7. sınıf öğrencisi bir kızımız geldi. Sınava girdiğinde herkesin korkudan ağladığını ancak kendisinin daha önce bu sınavı yaşadığını ve bu nedenle çok sakin olduğunu anlattı. Çünkü biz kendisine hipnozla bu sınavı daha önce yaşattık. Böyle öğrenciler teşekkür için sonradan bana çok geliyor. Ama şunu belirtmek isterim hipnoz olmayan bilgiyi artırmaz. Sadece olanı yüzeye çıkarır" şeklinde ifade etti.

24 Nisan 2009 Cuma

Başarıya Götürecek Beslenme...

Sağlık Bakanlığı, ÖSS'ye iki aydan az bir zaman kala, sınava girecekler için uyarıda bulunarak, sağlıklı beslenme önerilerini sıraladı...

Sağlık Bakanlığı, ÖSS'ye iki aydan az bir zaman kala, sınava girecekler için uyarıda bulunarak, sağlıklı beslenme önerilerini sıraladı. Bakanlık, özellikle halk arasında şeker ve şekerli besinlerin dikkati ve algılamayı artırdığına yönelik yanlış inanışlar bulunduğunu belirterek, karbonhidrattan zengin bu besinlerin tam tersi bir etkiyle gevşemeye neden olduğunu ve bu nedenle de şeker, şekerleme yerine, kuru üzüm, erik, kuru incir ya da A ve C vitaminlerinin zengin olduğu taze meyve ve sebzelerin tercih edilmesi gerektiğine işaret etti. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, öğrencilerin sınav öncesi ve sınav sabahı yoğun stres içinde olduklarını, bu stres ve heyecanın ise insan vücudunun enerji tüketimini artırdığını belirtti. Sınavlarda hiçbir besinin başarıyı tek başına, mucizevbir şekilde etkilemeyeceğini vurgulayan Sağlık Bakanlığı, ÖSS'ye gireceklerin sınav öncesinde ve sınav esnasında uymaları gereken beslenme önerilerini şöyle sıraladı. İşte ÖSS'ye girecekler için başarıya götürecek sağlıklı beslenmeye ilişkin altın öğütler: -Öğrenciler için en önemli öğün kahvaltıdır. Düzenli olarak kahvaltı yapma alışkanlığı kazanılmalı ve sınav günü mutlaka kahvaltı yapılmalıdır. Gece boyu açlıktan sonra, vücudumuz ve beynimiz güne başlamak için acil olarak enerjiye gereksinim duyduğundan, kahvaltı yapılmadığı takdirde dikkat daha çabuk dağılmakta, baş ağrısı ve yorgunluk oluşmaktadır. Yeterli enerji ve besin öğelerini sağlayan bir sabah kahvaltısında; içecek olarak süt, taze sıkılmış meyve suyu, peynir, yumurta, birkaç dilim ekmek, pekmez-tahin, zeytin, domates, yeşil biber, salatalık, maydanoz veya meyve gibi dört besin grubunda yer alan besinlerden oluşan bir mönü bulunmalıdır. CİPS VE KOLADAN UZAK DURUN -Ders çalışırken, şeker ve şekerli besinler, cips, kuruyemiş, gazlı içecekler gibi besinler yerine süt, yoğurt, sütlü tatlılar, ekmek arası peynir, taze sıkılmış meyve suları ve kuru meyvelerin tercih edilmesi önemlidir. -Açıkta satılan besinler, yeterince güvenilir ve temiz değildir. Ayrıca, uygun koşullarda muhafaza edilmedikleri için çabuk bozulma riski taşırlar. Bu nedenle, özellikle okul çevresinde açıkta satılan besinlerin kesinlikle satın alınmaması gerekmektedir. -Sınavdan bir gün önce kuru baklagiller gibi gaz yapıcı besinler, lif ve yağ içeriği yüksek besinlerin tüketiminde dikkatli olunmalıdır. -Halk arasında şeker ve şekerli besinlerin dikkati ve algılamayı artırdığına yönelik yanlış inanışlar bulunmaktadır. Oysa karbonhidrattan zengin bu besinler tam tersi gevşemeye neden olmaktadır. Bu nedenle sınav öncesi ve sınav esnasında; şeker, şekerleme gibi basit şekerlerin yerine, kuru üzüm, erik, kuru incir ya da A ve C vitaminlerinin zengin olduğu taze meyve ve sebze gibi besinler tercih edilmelidir. -Fırında veya ızgara olarak hazırlanmış balık, tavuk, et, yumurta, fındık, fıstık ve ceviz tüketilmelidir. Bu besinler protein içerikleri nedeniyle uyanık kalma ve enerjinin tamamen kullanılmasını sağlar, içerdiği yağ asitleri beyin hücrelerinin çalışmasında önemli rol oynar. -Sınav esnasında susamaya neden olacak yağlı ve tuzlu besinlerden kaçınılmalı, sınavda su tüketiminin yanı sıra, taze sıkılmış meyve suyu tüketmenin, hem sıvı ihtiyacını karşılayacağı, hem de konsantrasyonu artıracağı unutulmamalıdır. -Kafein içeren yiyecekler adrenalinin serbest kalmasına böylece stres düzeyinin artmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle günlük kahve tüketimin en fazla 2 fincan kahve/çay ile sınırlandırılması önemlidir.

22 Nisan 2009 Çarşamba

Üniversiteye Girişte Yeni Uygulama

2009'da ÖSS sisteminde değişiklik yapmayan YÖK, 2010'da 2 aşamalı ve 6 sınavlı bir modele geçme kararı aldı.

YÖK Genel Kurulu 2010 yılında ÖSS'de uygulanacak kararları açıkladı. Karara göre 2009 yılında ÖSS sisteminde bir değişiklik yapılmayacak. 2010'da ise üniversiteye giriş sistemi iki aşamalı ve altı oturumlu bir sınav şekline dönüştürüldü. Yapılan değişikliklerin öğrencilere neler getirdiğini Uğur Dershaneleri ÖSS koordinatörü Turgay Polat ve Banu Gürün değerlendirdi. Buna göre 2010'da sınavın birinci aşaması Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS), ikinci aşama Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) olarak adlandırıldı. YGS'ye orta öğretimi başarıyla tamamlayan kişiler tabi tutulacak. Nisanda yapılacak bu sınav yükseköğretime geçiş için yeterliliği ölçecek. Öğrenciler sadece YGS puanı ile açık öğretim ve 2 yıllık ön lisans programlarına yerleştirilebilecek. YGS'den alınan asgari puan ile 4 yıllık lisans programlarına yerleştirilebilmek için girilmesi gereken LYS'ye hak kazanılacak. YGS'de basit düzeyde Türkçe, Temel Matematik, Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri alanlarında test usulü sınav yapılacak. Temmuz başındaki LYS'de uygulanacak 5 sınav ise şöyle: 1- Matematik, Geometri Sınavı (LYS1) 2- Fen Bilimler (Fizik, Kimya, Biyoloji) Sınavı (LYS2) 3- Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya 1 Sınavı (LYS3) 4- Sosyal Bilimler (Tarih, Coğrafya 2, Felsefe Grubu) Sınavı (LYS4) 5- Yabancı Dil Sınavı (LYS5) LYS'ye giren öğrencilerin puanları Matematik-Fen (MF), Türkçe-Matematik (TM), Türkçe-Sosyal (TS) ve Yabancı Dil bölümlerinde hesaplanacak. YGS'deki Türkçe ve Matematik testleri de belli oranda LYS'yi etkileyecek. LYS, haziran ayında 2 hafta içinde 5 oturumda yapılacak. BÖLÜM VE SINAV * MF bölümlerindeki programlara yerleşmek için LYS1 ve LYS2, * TM bölümlerindeki programlar için LYS1- LYS3, * TS bölümlerindeki programlar için LYS3-LYS4, * Yabancı Dil programları için sadece LYS gerekecek. Öğrenciler kendilerine güvenmeleri halinde 5 LYS sınavına da girip tercih yapabilecek. Örneğin lisede TS bölümünden mezun olan bir öğrenci kendi alanında devam etmek isterse TS içindeki LYS3-LYS4 testlerine girecek. Bu öğrenci mühendislik isterse mühendislik MF grubunda yer aldığından LYS1 ve LYS2 sınavlarına da katılacak. Meslek lisesi öğrencileri ilgi alanlarına göre TS, TM, MF testlerine girecek. Bu öğrenciler kendi alanları dışında bir alan seçerse o alanın sınavlarına katılacak. Böylece yıllardır tartışılan farklı katsayı uygulaması da ortadan kalkmış olacak.

18 Nisan 2009 Cumartesi

Logaritma - Videolu Konu Anlatımı

Beş Hececiler (FEHOY)

Ömer Seyfettin ve Ali Canip’in başlattığı Yeni Lisan ve Milli EDEBİYAT Cereyanı gittikçe güçlenmiş, birçok şair hece ölçüsüyle şiir söyleyerek bu edebiyata destek vermiştir. Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Seyfi Orhon, Enis Behiç Koryürek, Yusuf Ziya Ortaç, Halit Fahri Ozansoy Beş Hececiler olarak anılmıştır. Adı geçen şairler ve bunlara benzer şiir yazanlar aslında milli bir edebiyat oluşturmaktan uzaktadırlar. Belki Anadolu ve oranın insanlarına sevgi duyuyorlardı fakat şiirlerinde milli edebiyatı sade dil, hece vezni ölçülerine indirgemekten ibaret saydıkları söylenebilir. Bunlar ayrıca Milli Edebiyatı Cumhuriye Dönemine bağlayan köprü vazifesi görmüşlerdir.

Sevgili öğrenciler Beş Hececiler'in isimlerini aklınızda tutmak için dilerseniz FEHOY formülünden yararlanabilirsiniz. FEHOY, şairlerimizin baş harfleridir.