Okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Eylül 2009 Pazartesi

Okul Masrafları El Yakıyor

Okulların açılmasına sayılı günler kala velileri alışveriş telaşı sardı.

Okul alışverişinin asıl yükü kırtasiyede. Satışların düşmesinden çekinen esnaf henüz ürünlere zam yapmadı ancak okulların açılmasıyla fiyatların yükseleceği belirtiliyor. Türk Eğitim-Sen, Ankara'da 'Okula ilk adımın maliyeti' adlı anket yaptırdı. Buna göre Anaokuluna başlayacak bir öğrencinin okul masrafı ortalama 394 TL iken bu oran 1.240 TL'yi de bulabiliyor. Liseye başlayacak bir öğrencinin velilere maliyeti ise 631 TL ile 2.178 TL arasında değişiyor. Çocuğun okul kaydını yaptıktan, önlük, üniforma aldıktan sonra sırada kırtasiye alışverişi geliyor. Genellikle markası ile verilen kırtasiye malzemelerini büyük mağazalarda bulabileceğiniz gibi bazılarını işportada da bulmanız mümkün. Kırtasiye ürünlerinin fiyatları bu yıl geçen yılla aynı kaldı. Satışların düşmesinden korkan esnaf zam da yapmadı. Ancak, mağaza sahipleri okullar açıldıktan sonra fiyatların artacağını söylüyor. Okul kırtasiyesini işportada 43 TL'ye mal edebileceğiniz gibi 145 TL'ye de mal edebilirsiniz. Mağazalarda ise en düşük kırtasiye paketini 65 TL'ye mal edebilirsiniz. Bu arada ailelerin ellerinde listelerle değil bizzat çocuklarıyla alışverişe çıkmaları öneriliyor.

7 Haziran 2009 Pazar

Özel Okul Rekabeti

Bu günlerde şehrin hemen her yanında bulunan reklam panolarında parsel parsel özel okulların afişlerine rastlamanız mümkün. Kayıt yenileme dönemlerinde en iyi olduğunu vurgulamak isteyen kolejler, sayınının da iyice artması nedeniyle bu masum rekabetin çok daha ötesine geçmiş durumdalar. Kulaktan kulağa yayılanlara, şahit olunanlara okurken bile inanmakta güçlük çekeceksiniz. Özel okullar arasındaki rekabetin can alıcı noktası öğretmen transferleridir. Şimdi bunda ne var diye düşünebilirsiniz. Fakat bazı okullar ve öğretmenler var ki; transfer politikalarıyla ahlak denen kavramın en fazla olması gereken eğitim sektörüne neredeyse uğramadığını gösteriyor. Düşünün, bir özel okul diğer bir özel okuldan öğretmen transfer ediyor. Transfer edilecek olan öğretmenin transfer bedeli, ayrılacağı okuldan gideceği okula taşıyacağı öğrenci sayısı ile belirleniyor. Daha cazip bir iş teklifi nedeniyle başka bir okula transfer olan öğretmenle, yeni çalışacağı okula eski okulundan olabildiğince öğrenciyi yanına alarak gitmesi arasındaki farkı anlatmamıza gerek yoktur herhalde, işte olayın veliler ve öğrenciler açısında vahim boyutlara ulaşmasındaki acı gerçek de burada başlıyor. Çünkü bu öğretmenler; transfer olacakları okula taşıyacakları öğrencilerin velilerini aradıklarında doğal olarak "yüksek transfer bedeli alabilmem için mümkün olduğunca çok öğrenci ile gitmeliyim, lütfen siz de çocuğunuzun kaydını yeni çalışacağım okula nakil edin" demiyorlar, diyemiyorlar. Ne diyorlar peki? Hemen söyleyelim. Dilimiz varmasa da gelecekleri söz konusu olan öğrenciler üzerinden ticaret yapan bu öğretmenler, kendilerine teklif edilen yüksek transfer ücretini alabilme koşulları gereği aradıkları velilere ayrıldıkları okulda eğitimin çok kötüye gittiği, okulda iyi hiçbir öğretmen kalmadığı, okulun belki de kapanacağı gibi gerçek dışı bilgiler veriyorlar ve velileri yanıltarak çocuklarının kayıtlarını transfer olacakları okullara taşıyorlar. Bu gerçek dışı bilgilere inanarak çocuklarını başka bir okula nakil eden veliler de gerçek zannettikleri için uyarmak amacı ile yakın çevreleri ile paylaşıyor ve böylece bir şehir efsanesi gibi tüm kente yayılıyor. Sonuçta olan da tabii ki kafası karışan velilere, söz konusu geleceği olan çocuklara ve sonuçta bir ticarethane de olan okullara oluyor. Geçtiğimiz günlerde yakın iki arkadaş arasında geçen bir diyaloğa dikkatinizi çekmek istiyoruz. Arkadaşlardan biri falanca bir okulun ne kadar kötü bir okul olduğunu bilip bilmediğini soruyor karşısındakine ve devam ediyor: "O okul, eğitimi çok kötü, çok disiplinsiz bir okul. Öğrenciler isterse dersin ortasında çıkıp gidiyor, öğretmenler hiçbir şey demiyor.Ayrıca zaten iyi bir tek öğretmenleri bile yok." Karşısındaki soruyor: Nereden biliyorsun? Okulu gidip inceledin mi, bu anlattıklarını gördün mü? Aldığı cevap inanılmazdı: "Hayır gitmedim ama çok değer verdiğim bir aile dostumdan duydum. Neden bana yalan söylesin ki" İşte bu cevap, az önce yukarıda bahsettiğimiz öğretmen transferleri sırasında velilere söylenilen yalanların tam karşımıza çıkmış bir sonucu. Yalanlar bunlarla da sınırlı değil... Bu okulun kirasını ödeyemediği için tahliye olacağı, kapanacağı gibi akıllara ziyan yalanlar da her yerde dolaşıyor. Oysa ki, eğitimi kötü dedikleri bu okul sadece bulunduğu şehirde değil Türkiye'de en iyi eğitim veren okullardan bir tanesi. Bir yerlerden duyduğumuz için değil araştırdığımız için söylüyoruz.
Okul seçimi heyecan verici olduğu kadar karmaşık ve zorlayıcı bir süreçtir. Anne babaların birçoğu basından, politikacılardan ve eğitimcilerden aldıkları mesajlarla, eğitimin çocuklarının yaşamını şekillendireceğini bilir. Bu bilgi doğrultusunda en doğru seçimi yapma baskısı büyür. Ancak anne ve babaların kendi çocukları için en iyi seçimin yani en doğru okulun hangisi olduğu hakkında bilgileri azdır. Çocuğum için en iyi okul hangisidir? Hangi okul çocuğumun geleceğini şekillendirecek? Okul beklentilerimi karşılıyor mu? soruları bu süreçte büyük önem kazanır. Çocuğunuz için en doğru okulu seçerken pek çok etkeni göz önünde bulundurmanız gerekir. Çocuğunuzu herhangi bir nedenden dolayı başka bir okula mı yollamayı düşünüyorsunuz? Yoksa çocuğunuz okula yeni mi başlayacak? Neden ne olursa olsun, okul seçimi son derece dikkatli yapılması gereken bir seçim. Çocuğunuz için en iyi okulu seçerken onun görüşlerini de dikkate alarak aşağıdaki etkenleri göz önünde bulundurun.
- Okulun öğrenci seçimindeki kriterleri nelerdir?
- Eğitimci kadrosunun yetkinliği ne?
- Yönetici ve öğretmenlerin yaklaşımları nasıl?
- Okulun eğitim felsefesi ne?
- Okulun akademik başarısı ne?
- Sosyal etkinliklerde başarısı ne?
- Yabancı dil eğitimi nasıl?
- Okul kent içinde mi?
- Dış çevre güvenli mi? (Zira son günlerde okullarda artan şiddet olayları dikkate alındığında özellikle bu soru daha da büyük önem kazanıyor)
- Okul evime ne kadar uzaklıkta?
- Ulusal ve uluslar arası başarıları neler?
- Akademik programların yanı sıra, sanatsal, sportif ve kültürel boyutta çocuğuma neler katabilir?
- Öğrencilerine ulusal değerler katabiliyor mu?
- Çağdaş mı?
- Anaokulundan lise sona kadar eğitim öğretim programları bir bütünlük içinde ele alınıyor mu?
- Okulun bir üst eğitim kurumuna hazırlık çalışmaları neler?
- Okulun disiplin kuralları ne?
- Okul yöneticilerine kolay ulaşabiliyor muyum?
- Öğretmen - öğrenci ilişkili nasıl?
- Öğrenci - veli önerileri dikkate almıyor mu?
- Veli memnuniyet oranı nedir?
- Çevre koruma stratejileri var mı?
- Okulun kalite standartları ne?
- Kamuoyunda itibar gören bir kurum mu?
işte bu soruların yanıtlarının bileşkesi, çocuğunuz için doğru okul seçiminde en doğru kararı vermenize yardımcı olacaktır.
Unutmayalım ki okul hayatı kişiyi belirli öğretilerden geçirerek hayat okuluna hazırlar. İster resmi ister özel okul olsun, her öğrenciye uygun bir okul vardır. Önemli olan kişinin; mutlu olacağı, öğrenmeyi öğreneceği, yetkinliklerini kullanabileceği bir okulda ulusal ve uluslar arası değerlere sahip, başarmayı hedeflemiş, iletişimi güçlü bireyler olarak hayat okuluna hazırlanmasıdır. Bu arada oluşturduğunuz soruları "soru" olmaktan çıkarıp, bilgi almaya yönelik sıcak bir sohbete dönüştürmelisiniz. Unutmayın ki her yönetici, kurumu hakkında bilgi aktarmaya hevesli ve isteklidir; ama hiçbir yönetici "sorgulanmak" tan hoşlanmaz. İhtiyaç ve beklentilerinizde değişiklikler yapar mı? Tüm bu konularda bilgi alışverişiniz bittikten sonra büyük olasılıkla fark edeceksiniz ki; beklenti ve ihtiyaçlarınızda değişiklikler olmuş. Bu durumda listenizi yeniden gözden geçirmelisiniz.

4 Haziran 2009 Perşembe

Dünyanın Gözdesi Ruhban Okulu Heybeliada'da

Büyükada'dan sonra ikinci büyük ada Heybeliada, özellikle, 1845 yılında açılan ancak günümüzde eğitim vermeyen Aya Triada Manastırı'ndaki çok zengin bir kütüphaneye sahip olan Ruhban Okulu, Deniz Lisesi, Terk-i Dünya Kilisesi ve sanatoryumu ile biliniyor. İsmet İnönü'nün müze haline getirilen evi ile Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın evi de Heybeliada'nın en önemli simgeleri arasında yer alıyor. Heybeli'nin çevresini faytonla veya yürüyerek dolaşabilirsiniz. İskeleye arkanızı dönüp sola doğru yürürseniz birbirine bitişik Müslüman ve Ortodoks mezarlıkları ile karşılaşırsınız. Yol ikiye ayrılınca soldan aşağıya devam ederseniz sanatoryum yanından geçip yeniden sahile inersiniz ve buradaki plajdan denize girebilirsiniz. Denizin ne yazık ki artık çok da temiz olmadığı Heybeliada'da en iyi seçeneğiniz Halki Palas Oteli'nin havuzunda serinlemek olabilir. Çünkü Heybeli'nin Deniz Kulübü'nün olimpik yüzme havuzu, tenis kortu ve lokanta gibi tesislerinden ancak üye olanlar yararlanabiliyor. Yemek yiyebileceğiniz ve içki içebileceğiniz lokantalar ise iskelenin hemen karşısında sıralanıyor. Bunlar içinden şüphesiz önerebileceğimiz lokanta ise Ruhban Okulu yetkililerinden Yorgo Bey'in önerisi üzerine gittiğimiz Mavi. Özellikle zeytinyağlıları bir harika. Mutlaka denemelisiniz, kesinlikle pişman olmazsınız. Lokantaların bazılarında da özellikle bahar ve yaz aylarında hafta sonları canlı taverna müzik oluyor.

14 Mart 2009 Cumartesi

SBS'ye Girecek Öğrenciler'e!

Danıştay, Seviye Belirleme Sınavı'nda öğrencilerin puanlarında yüzde 5 etkili olan davranış puanının genel puana eklenemeyeceğine karar verdi..

Seviye Belirleme Sınavı'nda (SBS) puanlar ve sıralamalar alt üst oluyor. Yılsonu başarı puanları yanlış hesaplanan SBS'de şimdi de "davranış notu" sorunu ortaya çıktı. Danıştay, öğrencilerin toplam puanlarında yüzde 5 katkı sağlayan davranış puanının genel puana eklenemeyeceğine karar verdi. Danıştay 8'inci Dairesi, yaklaşık 2 milyon öğrenciyi yakından ilgilendiren bir karar verdi. SBS'de genel puan (sınıf puanı) belirlenirken, üç tür puan birbirine ekleniyordu. Öğrencinin sınavda aldığı puanın yüzde 70'i, o yılki okul başarısının yüzde 25'i ve son olarak da karnesindeki "davranış" hanesinde yer alan notların yüzde 5'i alınarak sonunda genel, yani sınıf puanı belirleniyordu. Milli Eğitim Bakanlığı da geçen yıl ilk kez yapılan SBS sonunda öğrencilere bu genel puanı duyurdu. Geçen yıl 7'nci sınıfta SBS'ye giren bir öğrenci, genel puana eklenen yüzde 5'lik başarı puanının dayanağı olan yönetmeliğin ve bu işlemin iptali için Danıştay'da dava açtı. Danıştay 8'inci Dairesi, öğrencinin açtığı davada yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kararda gelişimini tamamlamakta olan çocukların davranışlarından elde edilen puanın sınava etkili olmaması gerektiği belirtildi. PUANLAR YENIDEN HESAPLANACAK Danıştay'ın geçen yıl yapılan sınav sonuçlarını da etkileyecek kararı hemen hemen tüm öğrencilerin puanlarının yeniden hesaplanmasına neden olacak. Danıştay yürütmesini durdurduğu yüzde 5'lik açık, öğrencinin şimdiye kadar 25'i alınan okul başarısına veya sınavda aldığı yüzde 70'lik puandan karşılanacak. Okullarda davranış notlarının genelde yüksek verildiği göz önünde bulundurulduğunda öğrencilerin genel puanlarında düşüş olması bekleniyor. Bu durumda, puanlar yeniden hesaplanacağından geçen yıl yapılan sınavın sıralaması da baştan sona değişecek.

13 Mart 2009 Cuma

'Öğrencisinin Başını Sıraya Vurdu'

Bağcılar Şükrü Savaşeri İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencisi U.Y. (14), arkadaşı ile kavga ettiği sırada araya giren Sosyal Bilgiler Öğretmeni M.A.’nın, başını tutarak 3 kez sıraya vurduğunu iddia etti.

Sol gözü kapanan U.Y.'nin babası Şinasi Y., karakola giderek öğretmen M.A.'dan şikayetçi oldu. İddiaya göre, U.Y. ile sınıf arkadaşı önceki gün ders arasında kavga etti. Bu sırada sınıfa giden Sosyal Bilgiler Öğretmeni M.A. öğrencileri ayırdı. U.Y.'nin kafasını tutan öğretmen, 3 kez sıraya vurdu. U.Y. aldığı darbelerle kendinden geçerek yere yığıldı. Öğretmenler, sol gözü kapanan U.Y.'nin babası Şinasi Y.'yi okula çağırdı. Şinasi Y. oğlunu hastaneye götürdü. Şinasi Y., “Okuldan beni arayıp, 'Oğlunuz rahatsız. Doktora götürmeniz gerekiyor' dediler. Okula gittiğimde çocuğum kanlar içerisindeydi. Kavga ettiği arkadaşı da hastaneye geldi. 'Hoca kafasını masaya vurdu' dedi. Benim oğlum biraz hiperaktif. Şu anda da psikologdan yardım alıyor” diye konuştu.

26 Şubat 2009 Perşembe

Çöplük, Ekmek Kapısı Olursa...

Ağrı'nın Patnos İlçesi'nde çöplükten topladıkları demir, teneke, bakır, naylon ve pet şişeleri hurdacılara satarak geçimini sağlıyan çocukları en çok okula gidememek üzüyor.

Patnos ilçe merkezine 5 kilometre uzaklıktaki çöp alanına günün ilk ışıkları ile birlikte giden, yaşları 7 ile 14 arasında değişen onlarca çocuk, elleriyle karıştırdıkları çöplükten para edecek eşyaları topluyor. Okul yerine çöplüğe gidip, belediyenin döktüğü atıkları büyük bir titizlikle karıştıran çocuklar, bazen bulunan bir eşyaya sahip olmak için kavga da ediyor. Havanın kararmasıyla birlikte topladıklarını bir çuvala doldurarak hurdacıların yolunu tutan çocuklar kazandıkları 10- 15 lirayı ailelerine veriyor. Yaşayamadıkları çocukluklarının çöplükte geçtiğini söyleyen 13 yaşındaki Yunus Karateke, “Maddi durumumuz iyi olmadığı için okula gidemiyoruz. Günümüz birçok kişinin yakınından geçerken midesinin bulandığı çöplükte, geçiyor” dedi. Yeni bir kıyafet ve ayakkabıya hiç sahip olmadıklarını söyleyen 9 yaşındaki Mert Yavuz ise “Hepimizin en büyük hayali diğer çocuklar gibi okula gitmek. İş imkanlarının yok denecek kadar az olması nedeniyle babalarımız yazın batıdaki illere gidip inşaatlarda çalışıyor kışın da evde oturuyor. Ekmek kapımız olan çöplükte olmaktan utanç duymuyoruz. Tek üzüntümüz okula gidememek” diye konuştu.

23 Şubat 2009 Pazartesi

Başvurular Başlıyor...

Milli Eğitim Bakanlığı, uzun zamandır beklenen İlköğretim Müfettiş Yardımcılığı Sınavı duyurusunu yaptı.

-Yazılı sınav, 120 dakikalık süre içerisinde, tek oturum halinde, 27 Haziran 2009 tarihinde, Ankara, İstanbul ve İzmir'de yapılacak. -Milli Eğitim Bakanlığı, uzun zamandır beklenen İlköğretim Müfettiş Yardımcılığı sınavı duyurusunu yaptı. Başvurular 23 Şubat-2 Mart 2009 tarihleri arasında Bakanlığın www.meb.gov.tr adresinden yapılacak. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik imzası “İlköğretim Müfettiş Yardımcılığı Yarışması” konulu genelge valiliklere gönderildi. Genelge ile uzun zamandır beklenen İlköğretim Müfettiş Yardımcılığı Sınavı'nın başvuruları alınmaya başladı. Genelgeye göre 16 ayrı alanda toplam 405 ilköğretim müfettiş yardımcısı alınacak ve en fazla sınıf öğretmenliği alanında alım yapılacak. -40 YAŞINI DOLDURAN MÜFETTİŞ YARDIMCISI OLAMAYACAK- İlköğretim Müfettiş Yardımcılığına başvuracak adayların en az dört yıl süreli yüksek öğrenim görenlerden olması gerekirken, resmi okul ve kurumlarda başvuru tarihinin son günü itibariyle en az sekiz yıl öğretmenlik yapmış olması, ikinci yedi yıllık hizmet süresinin en az dört yılını resmi okul ve kurumlarda öğretmen olarak, üç yılını ise Bakanlık merkez ya da taşra teşkilatı yöneticilik görevlerinde geçirmiş olması şartı aranıyor. Ayrıca başvuracak adayların 1 Ocak 2009 tarihi itibariyle 40 yaşını doldurmamış olması gerekiyor. -ATAMALAR 13 KASIM'DA- Genelgeye göre başvurular bakanlığın www.meb.gov.tr adresinde yayınlanan başvuru formu ile 23 Şubat-2 Mart tarihleri arasında yapılacak. 8 Haziran 2009 tarihinde sınavın yapılacağı bina ve salon listeleri açıklanacak, 27 Haziran'da ise yazılı sınav yapılacak. 30 Haziran'da sınav sonu ve cevapları bakanlık adresinde yayınlanacak. Yazılı sınav sonuçları ise 10 Ağustos 2009 tarihinde açıklanırken 24 Ağustos'ta ise sözlü sınava davet edilecek adaylar bakanlık adresinde yayınlanacak. Sözlü sınavlar ise 29 Eylül ile 27 Ekim 2009 tarihleri arasında yapılacak. İlköğretim müfettiş yardımcılarının ataması ise 13 Kasım 2009 tarihinde olacak. Başvuru yapacak adayların öncelikle Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü hesabına 40 TL yatırması gerekiyor.
Başvurular 23 Şubat-2 Mart 2009 tarihleri arasında Bakanlığın www.meb.gov.tr adresinden yapılacak.