Ders Notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ders Notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2009 Cumartesi

E-okul Okul Bilgisi

Okul, çeşitli bilgilerin okutulup öğretildiği yerdir. Okuyup yazmadan, en ileri bilimlere kadar bütün bilgiler okullarda verilir. Kelimenin anlamı sonradan daha da genişleyerek, çeşitli dallarda belli bir fikri veya tarzı gösteren ifade almıştır: Felsefe okulu, edebiyat okulu gibi...
İnsanları küçük yaşlarından itibaren yetiştirmek fikri, çok eski çağlardan beri vardı. İlk kurulan okullar, daima dinî müesseselerde, din eğitimiyle beraber yürütülmüştür. Eski Yunan'da Akademas adındaki bilginin evinin bahçesinde vermeye başladığı derslerle, özel okullar da eğitim çabasına katılmışlardır. Sonradan ihtisas topluluklarına "akademi" denmiştir. Roma'da hemen her ev bir okul sayılmış, M.Ö. 3. yüzyılda da ilk dilbilgisi okulları açılmıştır. Daha sonra "şehir" ve "imparatorluk" okulları kurulmuştur.
Ortaçağ'da okullar yeniden kiliseye bağlanmış, bu eğitim tarzında tartışmaya, fikir münakaşasına yer verilmemiş ve öğretmenin dediği dedik olarak kabul edilmiştir.
Bizde de okullar camilerin, mescitlerin yanı sıra gelişmiştir. Eğitimin temeli de Kur'an öğrenimi olmuştur. Mahalle okulları (sübyan mektepleri) bugünkü ilkokulların yerineydi. Sübyan okullarından sonra, orta ve yüksek öğrenim veren medreseler, askerî ve mülkî sınıfları yetiştiren saray okulları vardı. Bunların en yükseği de, Enderun'du. (Bak ENDERUN).
Tanzimat'tan sonra eğitim sistemimizde ilk büyük değişiklik yapıldı. Cumhuriyet' ten sonra, 1924'te mahalle okulları Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlandı. 1926'da da tamamen kaldırılarak, yerini ilkokullara bıraktı. Bugün ilkokullar bütün memlekete yaygın bir hale gelmektedir. Ayrıca eğitim sistemleri de modern metodlara uydurulmaktadır.
Türkiye'de ilkokul çağından sonra öğrenim, orta ve yüksek olmak üzere ikiye ayrılır. Orta öğrenim iki safhadır: Ortaokul ve lise. Ortaokul ilköğretime bağlı olup, 3 yıl sürer. Lise ise 4 yıl sürer. Lisede ikinci yıldan itibaren öğrenciler "fen", "edebiyat" veya "eşit ağırlık" olmak üzere üç kola ayrılırlar Lise bitirdikten sora da üniversite eğitim başlar. Ayrıca ülkemizde çeşitli özel okular ve kolejler, yabancı bazı liseler vardır, buralarda yabancı dillerde daha geniş öğretim yapılır. Bunların bazıları 4 yerine 5 yıldır. Orta dereceli okullar arasında meslek okulları ve teknik öğretim yapanlar da vardır.
Yüksek öğrenim, liseyi bitiren öğrencilerin girdiği Tıbbiye, Teknik Üniversite Edebiyat Fakültesi gibi ihtisas okullarıdır.
E-okul iyi bir okulda okumanızı en içten dilekleriyle temenni eder.

22 Nisan 2009 Çarşamba

Hz. Ömer Dönemi (634 - 644)

634 yılında İranlılarla (Sasanilerle) Köprü Savaşı yapıldı ve Müslümanlar fillerle desteklenen Iran ordusuna yenildiler. Ancak iran'daki iç karışıklıklardan yararlanan İslam orduları Fırat'ı geçerek Dicle'ye kadar ilerlemeyi başardılar.
636'da Filistin fethedildi ve Kudüs kuşatıldı. Yine aynı yıl Bizans'la yapılan Ecnadeyn Savaşı'nda Suriye'nin fethi tamamlandı. 637 yılında Patrik Sofronis Kudüs'ü halifeye teslim etti.
636'da Sasanilerle yapılan Kadisiye Savaşı ile Irak ele geçirildi ve Iran yolu açıldı.
637'de Sasanilerle yapılan Celûla Savaşı ile iran'ın büyük bir kısmı fethedildi.
642 yılında yapılan Nihavend Savaşı'nda ise Iran tamamen fethedildi ve böylece Müslümanlar Türklere komşu oldular.
642-643 yılında Amr bin As Mısır'ı fethetti.
Devletin geniş bir coğrafi bölgeye yayılması, yönetim - siyasi - ekonomik - askeri alanlarda ör-gütlenilmeyi zorunlu hale getirmiştir. Bu nedenle devlet örgütlenmesi olarak;
ilk kez düzenli ordu kuruldu. Askerlere maaş
bağlandı.
Suriye ve Filistin' de ordugâhlar oluşturuldu.
Orduya ait kayıtların tutulması amacıyla ilk kez ordu divanı oluşturuldu.
Devletin önemli sorunlarının görüşüldüğü meclis oluşturuldu.
Müslüman olmayanlardan "Haraç vergisi"
(Toprak vergisi) alınmaya başlandı.
İlk kez " Beytü'l-Mal ( Devlet Hazinesi) oluşturuldu.
Ülke yönetim birimlerine ayrıldı.
Valiler ve Halife'ye bağlı olarak kadılar atandı.
İlk kez adalet işlerinde kadıların görevlendi-rilmesiyle, yönetim ve adalet işleri birbirinden ayrıldı.
Hicret başlangıç alınarak, Hicri takvim uygulamaya konuldu.
Hz. Ömer, vergisinin azaltılmasını isteyen bir İranlı tarafından 644'te öldürüldü.

Hz. Ebubekir Dönemi (632 - 634)

Hz. Ebubekir, Hz. Muhammed'in ölümünden sonra dağılma tehlikesi geçiren Müslümanları bir arada tutmayı başarmış, devlet otoritesini yeniden sağlamış ve islamiyet'i ilk kez Arap Yarımadası dışında Suriye, Filistin ve Irak'ta yaymıştır.
Bu dönemde;
Zekât vermek istemeyenler ikna edildi.
Ridde Savaşları ile Yemen'de dinden dönenler üzerine yürünerek bunlar etkisiz hale getirildi.
Yalancı peygamberler ortadan kaldırıldı.
Kur'an-ı Kerim ilk kez bir kitap halinde toplandı.
634 yılında Bizans'la yapılan Yermük Savaşı ile Suriye'nin fethine zemin hazırlandı.

19 Nisan 2009 Pazar

Noktalama İşaretleri

Yazılı anlatımda anlamayı kolaylaştıran sembollere noktalama işaretleri denir. Noktalama işaretleri yazılı anlatımda anlamı netleştirir, yanlış anlaşılmaların önüne geçer ve okumayı kolaylaştırır. Noktalama işaretlerinin doğru ve yerinde kullanılmaması okumada ve anlamada hem güçlüklere hem de yanlışlıklara yol açar.
Türkçede kullanılan başlıca noktalama işaretleri şunlardır:
NOKTA (.)
* Tamamlanmış cümlelerin sonuna konur:
Gönüllere gülümsemeyle tesir edebilirsiniz. Başarılı olmanın anahtarı, çok çalışmaktır. Doğruları söylemekten çekinmeyin.
* Kısaltmaların sonuna konur:
c. (cilt)
Bkz. (bakınız)
mah. (mahalle)
İng. (İngilizce)
* Sıra gösteren sayılardan sonra konur:
3. (üçüncü)
VII. (yedinci)
* Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra konur:
I. A.
II. a.
* Tarihlerin yazımında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur:
10.04.2009
14. VI .2009
* Sayı basamaklarının arasına konur:
10.358.000
* Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için kullanılır:
Annemle, 14.25'te buluşacaktık.
Pendik'te 20.30'da başlayan yangın devam ediyor.
* Matematikte çarpı işareti yerine kullanılır:
2.5=10
Uyarı: Noktadan sonra gelen cümle büyük harfle başlamalıdır.
VİRGÜL (,)
* Eş görevli sözcük ve sözcük öbekleri arasına konur:
Ulusumuzun ilerlemesi, yurdumuzun kalkınması, insanlığın mutluluğu için Atatürk'ün gösterdiği yolda gitmeliyiz.
Bahçeler, kırlar, dağlar çiçeklerle bezenmişti.
* Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur:
Bizi arar, sorar, yalnız bırakmaz.
Erken uyandım, valizleri hazırladım.
* Özneyle yüklem arasına başka öğeler girmişse ya da öznenin vurgulu bir biçimde belirtilmesi gerekiyorsa, özneden sonra konur:
Öğrenciler, günün her saatinde burada ders çalışabilirler.
Ömer Usta, yerdeki tahta parçalarını toplarken zorlanıyordu.
* Cümlede, vurgulu bir biçimde belirtilmesi gereken öğelerden sonra konur :
Bugün, her zamankinden daha çok işimiz var.
Ayşin'e, bir not iletmek istiyorum.

18 Nisan 2009 Cumartesi

Logaritma - Videolu Konu Anlatımı

ÖZ ŞİİR ANLAYIŞINI SÜRDÜREN ŞİİR

1) Şiirlerde iç ahenk önemlidir. (Aliterasyonlar, kelime tekrarları, asenans, ölçü, kafiye, redif)
2) Şairler iç ahengi yakalayabilmek için söz sanatlarından, ses benzerliklerinden, redif ve kafiyeden yararlanmışlardır
3) İşlenen temalar sıradan okurun anlayamayacağı karışıklıktadır.
4) Şiirlerde şekil güzelliği arzulanmaktadır.
5) Şiirlerde kullanılan kelimeler net ve açık olmamalıdır.
6) Şiirde her türlü duygulanmaya imkan sağlayan muğlaklık olmalıdır.

Örneğin: Necip Fazıl ve Cahit Sıtkı’nın şiirleri kapalı şiirlerdir.

Beş Hececiler (FEHOY)

Ömer Seyfettin ve Ali Canip’in başlattığı Yeni Lisan ve Milli EDEBİYAT Cereyanı gittikçe güçlenmiş, birçok şair hece ölçüsüyle şiir söyleyerek bu edebiyata destek vermiştir. Faruk Nafiz Çamlıbel, Orhan Seyfi Orhon, Enis Behiç Koryürek, Yusuf Ziya Ortaç, Halit Fahri Ozansoy Beş Hececiler olarak anılmıştır. Adı geçen şairler ve bunlara benzer şiir yazanlar aslında milli bir edebiyat oluşturmaktan uzaktadırlar. Belki Anadolu ve oranın insanlarına sevgi duyuyorlardı fakat şiirlerinde milli edebiyatı sade dil, hece vezni ölçülerine indirgemekten ibaret saydıkları söylenebilir. Bunlar ayrıca Milli Edebiyatı Cumhuriye Dönemine bağlayan köprü vazifesi görmüşlerdir.

Sevgili öğrenciler Beş Hececiler'in isimlerini aklınızda tutmak için dilerseniz FEHOY formülünden yararlanabilirsiniz. FEHOY, şairlerimizin baş harfleridir.

12 Nisan 2009 Pazar

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ÖĞRETİCİ METİNLER

DENEME
Yazarın herhangi bir konu üzerinde kesin yargı ve sonuçlara varmadan görüşlerini serbestçe anlattığı yazıalra denir. Deneme yazarı ispatlamaya çalışmaz. Sadece söylemekle yetinir. Başka insanları, başka sorunları anlatırken bile aslında hep kendinden hareket eder. Bu nedenle deneme öznel bir nitelik taşır.
Ölüm, yaşama sevinci, arkadaşlık gibi insanı ilgilendiren her konuda yazılabilen bir tür olan denemede yazar sıcak ve içten bir anlatımı tercih eder. Deneme yazarının herhangi bir konuda uzman olması gerekmemekle birlikte deneyim ve birikimlerle zenginleşmiş bir düşünce dünyasına sahip olmayı gerektirir. İlk deneme yazarı. Montagine’dir.
Bizde iste Nurullah Ataç başarılı bir deneme yazarıdır.
MAKALE
Bilimsel, siyasal, ekonomik ve toplumsal konuları açıklayıcı ve yorumlayıcı niteliği olan gazete ve dergi yazılarına makale denir. Makaleler herhangi bir konuda bilgi vermek, bir gönüşüsavunmak amacıyla yazılır. Makalelerde kanıtlama amacı ve bilimsel bakış açısı vardır. Makalelerin mümkün olduğunca açık ve yalın bir dille yazılması gerekir. Söz oyunlarına ve mecazlara başvurulması makalelerin ciddiyetini ve kanıtlama gücünü azaltır. Makale yazarıörneklendirme,karşılaştırma, kanıt gösterme, sayısal verilerden yararlanma, tanımlama gibi yöntemlerden yararlanır.
Edebiyatımızda ilk makale Şinasi tarafından yazılmış olup bu makale Tercuman-ı Ahval Gazetesi’nde yayımlanmıştır. Mukaddime.
NAMIK KEMAL, PEYAMİ SAFA, FALİH RIFKI ATAY, HÜSEYİN CAHİT bu alanda eserler vermişlerdir.
GEZİ YAZISI
Gezilip görülen yerlerde ilginç bulunan yanların sıcak bir dille anlatıldığı yazılardır. Yazar anlattığı yeri okuyucunun hayal gücünde canlandırması için betimlemelere ve açıklamalara sıkça başvurur. Böylelikle okuyucu o yerin doğal güzelliklerini, tarihi ve kültürel özelliklerini, orada yaşayanların gelenek ve göreneklerini anlar. Eskiden gezi yazılarına Seyahatname denirdi. Dünya Edebiyatı’nın en önemli gezi yazıları arasında 13.yyda Marco Polo’nun Uzakdoğu İzlenimlerini içeren Seyahatnamesi ile 13yy da İbn-i Batuta’nın İslam Dünyası Gezilerini anlatan eseri önemlidir.
Evliya Çelebi -> Seyahatname
Ahmet Haşim -> Frankfurt Seyahatnamesi
Reşat Nuri Güntekin -> Anadolu Notları
ANI (HATIRA)
Bir kişinin kendi başından geçen olayları merkeze alarak geçmişte yaşanan olaylarla ilgili tanıklıklarını anlattığı yazılara hatıra adı verilir. Anılar kişilerin belli bir zaman dilimine ait gözlem ve izlenimlerinin kağıda yansımış şeklidir. Anılar yaşanmakta olanları değil, yaşanmış olanları yansıtır. Türk Edebiyatı’nda Anı türünün ilk örneği
Babürşah -> Babürname
Ahmet Rasim -> Gezilerim, Falaka
Halit Ziya Uşaklıgil -> Kırk Yıl, Saray ve Ötesi
Falih Rıfkı Atay -> Çankaya ve Zeytin Dağı
Yakup K. K. -> Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, Zoraki Diplomat
FIKRA
Gazete ve dergilerde yayımlanan güncel, siyasal ve toplumsal sorunları ele alan yazılardır. Fıkralarda siyasal ve toplumsal olaylar ele alınırken belgelere ve kanıtlara aşırı şekilde yer verilmez. Makaleler gibi iddialı ve ispatlayıcı yönü fazla yoktur. Fıkra yazarı geniş halk kitlelerine seslendiği için yazısı anlaşılır olmalıdır. Sade bir dil kullanmalıdır. Fıkranın en önemli özelliği günü birlik yazılmasıdır.

8 Nisan 2009 Çarşamba

ANAEROBİK SOLUNUM (Fermantasyon, Mayalanma, Oksijensiz Solunum)

Solunum: Organik bileşiklerdeki kimyasal bağ enerjisinin açığa çıkarılarak ATP molekülündeki kimyasal bağ enerjisine dönüştürülmesine solunum denir.

Canlılarda inorganik maddeden organik madde üretme dışındaki tüm reaksiyonlarda solunumda üretilen ATP kullanılır.

İki çeşit solunum vardır: Oksijenli ve Oksijensiz…

1) Oksijensiz Solunum:

Oksijen yokluğunda ya da azlığında organik molekülü (Karbonhidrat, yağ, protein) etil alkole (C2H5OH) ya da laktik aside kadar parçalayarak ATP elde edilmesi olayına “fermantasyon” denir.

Glikozun fermantasyonu sonucu CO2 ve alkol açığa çıkar. Parçalanmada sitoplazmadaki enzimler aktiftir ve sitoplazmada gerçekleşir.

Bazı ökaryotlarda da ortamda yeterince O2 olmadığında enerji sağlamanın yoludur.

O2 olmayan ortamda organik bileşikler CO2 ve H2O ya kadar parçalanmadıkları için ATP miktarı O2’li solunumda üretilenden daha azdır.

Oksijensiz solunum iki aşamada gerçekleşir:

1) Glikoliz:

Glikozun enzimler yardımıyla prüvat ya da prüvik aside kadar parçalanmasıdır. Enerji gereksinimi az olan canlılarda görülür.

Gerçekleştiği An:

1) 6 C’lu glikoz 2 ATP harcayarak aktif olur. Bu arada glikoz fruktozmonofosfata dönüşmüş olur.

2) 6 C’lu bileşiğin her iki yanına fosfat grubu bağlanmış olur.

3) 6 C’lu bileşik birer fosfat taşıyacak şekilde 3 C’lu iki bileşiğe ayrılır.

4) Bu 3C’lulardan bir tanesi PGAL (fosfogliseraldehit) diğeri ise dehidroksinasetonfosfattır.

Dehidroksinasetonfosfat PGAL’e dönüşebileceği için bu aşamadan sonra tüm tepkimeler 2 mol üzerinden yürür.



5) NAD, ETS’nin elektron ve hidrojan tutan maddelerinden birisidir.

NAD, hidrojan ve elektron tutar

PGAL’den 2H alıp NADH2 olarak indirgenir. PGAL de ortamdan bir fosfat alıp DPGA’yı oluşturur.

(Parantez içinde belirtmek isterizz ki biyoloji tıp ve benzeri meslek istemeyenler için çok gereksiz bir derstir. Buradan Milli Eğitim Bakanlığı’nı kınamak istiyoruz.)

ATP (Adenozin Tri Phosfat)

Besinlerdeki organik moleküllerin kimyasal bağlarına ayrılması sonucunda ortaya çıkar.
İlk iki fosfat bağının enerjisi çok yüksektir. Fosfat grubu ayrılınca bir başka moleküle bağlanır. Böylece enerji de bu moleküle geçer.
Fosforilasyon Yöntemleri:
1) Substrat Düzeyinde Fosforilasyon (Glikoz ve Krepste)
2) Oksidatif Fosforilasyon (O2’li Solunum ETS Kademesi)
3) Fotofosforilasyon (Fotosentezin ışık devresinde olması)
4) Kemofosforilasyon (Kemosentez)
ATP Üretildiği Yerler:
-Fermantasyon, (Aerobik solunum)
-Oksijenli solunum,
-Fotosentez,
-Kemosentez
ATP Tüketilen Yerler:
-Fermantasyon,
-Oksijenli Solunum,
-Fotosentez,
-Kemosentez.
-Protein Sentezi,
-Hücre Bölünmesi.

Enerji Çeşitleri

1) Isı Enerjisi
Dışarıya verilen ısı vücut ısısını oluşturur ve buna entalpi denir. Bir canlı sisteminde dışarıya verilen ısı miktarı (entalpi) ne kadar azsa verim o kadar yüksektir. Gelişmiş organizmalarda entalpi minimumdur. Çünkü çevreye ısı verilir.
Isı Alıp Vermesine Göre Tepkime Çeşitleri
Ekzergonik:
-ATP elde edilen tepkimedir,
-Madde yıkılır,
-O2’li O2’siz ATP->ADP+P,
Endergonik:
-ATP (enerji) harcanır,
-Biyosentez tepkimeleridir.
-ADP+P->ATP
2) Işık Enerjisi
En uzun dalga boylu ışık kırmızı, en kısa dalga boylu ışık ise mordur. Kısa dalga boylu ışıkların enerjisi en yüksektir.
Klorofil molekülü en çok kırmızı, mavi-mor ışığı absorbe eder (emer). Bu yüzden fotosentez bu ışıklarda gerçekleşir.
Işık hem fotosentez hem de klorofil yapabilmesi için mutlaka gereklidir.
3) Kimyasal Bağ Enerjisi
İki atomu ya da molekülü bir arada tutan bağ kimyasal bağdır. Bağ oluşurken atomlar da enerjinin bir kısmı açığa çıkar ve başka bir enerjiye dönüşüp kullanılır.
Bağı yapmak için gereken enerji, yıkmak için gereken enerjiye eşittir.
Bilinen en yüksek kimyasal bağ enerjisine sahip molekül ATP’dir.

Enerji Dönüşümü

Canlılığın devamı için enerji mutlaka gereklidir ve güneş enerjisi dışındaki tüm enerji kaynakları dönüşüm halindedir. Üstelik güneş enerjisi tek yönlü olan enerji kaynağıdır. Bir canlının iş yapabilme yeteneğine enerji denir.
1) Güneşin ışık enerjisi yeşil bitkilerce fotosentezle organik bileşiklerdeki kimyasal bağ enerjisine dönüştürülür.
2) Bu kimyasal bağ enerjisi solunumla daha yüksek enerjiye sahip olan fosfat bağına dönüşür.
3) Bu enerji hücrenin tam faaliyetlerinde kullanılır.
4) Bu dönüşümler sırasında hücrenin kullandığı bir miktar enerji çevreye ısı olarak verilir.
5) Bitkilerde mitokondri, kloroplast, hayvanlarda mitokondri enerji dönüştürücüleridir.

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı

Cumhuriyetin ilan edilmesi ile başlamıştır. (29 EKİM 1923) Bu dönemde oluşan edebiyata Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı Denir. Bu Dönemin genel özellikleri şunlardır;

1) Bu dönemi Milli Edebiyat’tan kesin sınırlarla ayırmamız zordur. Çünkü Milli Edebiyat sanatçıları Cumhuriyet’in ilk yıllarında en önemli eserlerini vermişti.

Örneğin; Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Refik Halit Koray…

2) Cumhuriyet’in ilanı ile ve yapılan devrimlerle Türk Aydını bir siyasi değişim yaşamıştır. Latin harflerinin kabulü, eski yazı ve yeni yazı kargaşasının yaşandığı bir ortamda Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı başlamıştır.

3) Bu edebiyatın temelinde İstiklal Savaşı ve Atatürk devrimleri vardır. İster şiir, ister roman olsun çoğu eser bu iki konu ile doğrudan veya dolaylı yoldan irtibatlıdır.

4) Milli Edebiyat ile başlayan halka inme ve Anadolu’yu tanıma çabası, Cumhuriyet’in ana ilkesi olmuş, Türk halkının her kesimi edebiyata girmiştir. Artık edebiyat İstanbul’un sınırlarını tamamen aşmıştır.

5) Eserlerde yalın, anlaşılır bir dil kullanılmıştır.

6) Yazar ve şairlerin birçoğu Anadolu’ya yönelmiş, halkın günlük yaşantısını toplmsal sıkıntısınI Anadolu’nun doğan güzelliklerini halk bilimini eserlerinde işlemişlerdir.

7) 1940 yılına kadar Ahmet Haşim ve Yahya Kemal’in dışında şairlerin çoğu şiirlerini hece ölçüsüyle yazmışlardır. 1940 yılından sonra serbest şiirler de yazılmıştır.

8) Konular gerçekçi bir anlayışla ele alınmıştır

9) Bu dönem şiirinde halk şiirinin biçim ve içerik özelliklerinden yararlanılmıştır. Daha çok Anadolu coğrafyası halkı, ulusal duygular gibi konu ve temalar işlenmiştir.

10) Tiyatroda daha çok sosyal, psikolojik konular ve köy hayatına ağırlık verilmiştir.

11) Edebiyat tarihi, eleştiri, deneme, gezi yazısı, hatıra gibi alanlarda eserler verilmiş. Gazetecilikte önemli gelişmeler olmuştur.

12) Memleketçilik, Mistik Akım, Yedi Meş’aleciler, Beş Hececiler, Birinci Yeni (Garipçiler), İkinci Yeni, Hisarcılar gibi bazı yönelişlerde gruplar ortaya çıkmıştır.

13) Şiirde Necip Fazıl Kısakürek’in, romanda ise Peyami Safa’nın temsil ettiği akıma Mistik Akım denir.