YÖK'ün 'Üniversitelerin hepsinde yok' diye karşı çıktığı bölüm değiştirme özgürlüğünü, Okan ve Işık Üniversiteleri de veriyor.
İSTANBUL- Sabancı Üniversitesi'nin 10 yıldır uyguladığı ancak YÖK'ün 'Güzel uygulama ama ya tüm üniversiteler uygulamalı ya da hiçbiri' diye karşı çıktığı bölümsüz üniversite sisteminin benzerini Işık ve Okan Üniversiteleri de hayata geçirdi. Sabancı Üniversitesi'nden farklı olarak bu iki üniversite fakülte tercihi yapan öğrencilere önce o fakültenin ortak programını uyguluyor. Öğrenci birinci sınıfın sonunda sadece o fakülte içindeki bölümler arasında geçiş yapabiliyor. YÖK'ün 'program gruplarına göre değil bölüme göre öğrenci alın' kararı sonrasında, iki üniversite belirli şartlarla sistemlerini sürdürebilecek. YÖK'ün eleştirilerine karşın Işık ve Okan Üniversitesi rektörleri Türkiye'de üç üniversitede uygulanan bu sistemi “Kaldırmak yerine korumanın yollarını aramak lazım” diye savunuyor. Işık'ta üç yıldır var Işık Üniversitesi üç yıldır fakülteye göre tercih yapılan sistemi uyguluyor. Öğrencilerinin yüzde 30'u birinci sınıfın sonunda, ilk tercih ettikleri bölümden başka bir bölümü seçebiliyor. Rektör Prof. Dr. Ekrem Ekinci öğrencilerin baskı altında tercih yaptıklarını, kendi uyguladıkları sistemin ise buna karşı bir çözüm oluşturduğunu söylüyor. Prof. Dr. Ekinci daha ileri uygulamalardan yana. YÖK'ün de bu sistemi benimsemesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ekinci, şöyle konuşuyor: “Fakülte seçiyorsunuz. Örneğin mühendislik seçtiniz. Birinci sınıfı fakültenin diğer bölümlerindeki öğrencilerle ortak derslerden oluşan bir sistemle okuyorsunuz. Meslekleri, bölümleri tanıyorsunuz. Sonra mühendislik fakültesi içindeki bilgisayar, elektronik, endüstri, makine mühendisliği arasında bir seçim yapıyorsunuz. Öğrencileri puana hapsetmek yanlış. YÖK'ün geçmesi gereken sistem bu. Bu sistemi uygulayan üniversiteler azınlıkta olduğu için eşitlik adı altında kapatıyorlar. Bütün üniversiteler bu sisteme çekilmeli. Sabancı'nın uyguladığı sistem daha da ileri bir sistem. YÖK'ü ikna ettik. YÖK'ün en yetkili ağzı da zaten uygulanan sistemin çok ileri olduğunu, böyle bir düzenleme mümkün olmadığı için bu kısıtlamaya gittiğini söylüyor.” Okan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sadık Kırbaş da gençleri üniverteye girerken ya anne babalarının kendi isteklerine göre ya da dershanedeki rehber öğretmenlerin puana göre yönlendirdiğini vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Gencin kişisel yapısı, yetenekleri dikkate alınmıyor. Öğrencilerin yüzde 56'sı üniversitede yanlış tercih yapıyor. Bunlar bölümünü bırakıyor tekrar sınava giriyor. Biz de bunun önüne geçmek istedik. Sabancı Üniversitesi örneğini gördük. Onların bize sunuş yapmalarını sağladık, dünya örneklerini gördük, inceledik. Kendi tarzımızı uygulamaya karar verdik. Bu yıl sistemin ilk yılı. Öğrencilerimiz üniversiteyi kazandıktan sonra geçici tercih yapıyor. Mühendislik fakültesinin beş bölümü varsa örneğin makine mühendisliğini işaretliyor. Birinci sınıfta o fakültenin ortak programını alıyor. İş dünyasından gelenlerle sohbetler oluyor, kendisini tanıyor. Birinci sınıfın sonunda o fakülte bölümleri arasında tercihini yapıyor. Yükseköğretimde de yatay geçiş, yan dal gibi yollar var ama kontenjanlar sınırlı.” Puan haksızlığı yok Prof. Dr. Kırbaş, YÖK'ün sisteme yönelik endişelerini ve bunları nasıl giderdiklerini de şöyle anlattı: “YÖK bizim uygulamada düşük puanla girip yüksek puanlı bir yere geçilebilir diye düşündü. Sonuç olarak geçişlerde bir şart getirildi. Diyelim öğrenci makine mühendisliğinden endüstri mühendisliğine geçecek. Bu öğrencinin ÖSS'de almış olduğu puan, diğer üniversitelerdeki endüstri mühendisliği taban puanının altında olmayacak. YÖK 'sistem yanlıştır' demedi. Pedogojik açıdan doğru buldular. Üniversitelerde çeşitlilik olmasından yanayım. Yasal statüde sorun varsa, giderilir. Sistemler pedogojik açıdan yararlı ise korumanın yolunu aramak lazım.” 'Tek tip zihniyeti' Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Prof. Dr. Tahsin Yeşildere ise YÖK'ü, “YÖK başarılı yapıları yok etmeye çalışıyor. Bu karar YÖK'ün üniversiteleri tek tip yapma zihniyetini ortaya koyuyor. Karşı çıktığı sistem fırsat eşitsizliği değil, aksine yaratılan fırsat eşitsizliğini fırsat eşitliğine çeviriyor” diye eleştirdi. Tercih yanlışından erken dönen mutlu 3 bin 600 öğrencisi olan Sabancı Üniversitesi'nde 'Mühendislik ve Doğa Bilimleri', 'Sanat ve Sosyal Bilimler' ile 'Yönetim Bilimleri' olmak üzere üç fakülte var. Öğrenciler fakülte tercihleri yapıp, okulu kazandıktan sonra ilk yıl 'temel geliştirme' adlı programdan geçiyor. Sayısal, eşit ağırlık farkı gözetmeksizin tüm öğrenciler Türkçe, ınkılap tarihi, fen bilimleri, sosyal bilimler dersleri alıyor. Birinci sınıfın sonunda kimi öğrenciler üniversiteye girdiği puan türü dışında daha başarılı olduğunu fark ediyor, yeteneklerini keşfediyor ve buna göre ilk seçtiği bölümü değiştirebiliyor. İkinci sınıfta öğrenciler seçmek istedikleri bölümün temel derslerini alıyorlar. Üçüncü sınıfta karar veriliyor. Temel derslerini aldıkları bölümle üçüncü sınıfa devam edebiliyorlar. Öğrenciler temel derslerini aldıkları bölümü de kendilerine uygun bulmazsa başka seçim hakları da var. Ancak o zaman seçmek istedikleri bölümün temel derslerini almaları gerekiyor, bu da bir yıl kaybettirebiliyor. Sayısal yerine eşit ağırlıklı bölüm Üniversitenin 'Sanat ve Sosyal Bilimler', 'Mühendis ve Doğa Bilimleri' ve 'Yönetim Bilimleri' fakültelerinde biyoloji bilimleri ve biyo mühendislik, bilgisayara bilimi ve mühendisliği, elektronik mühendisliği, üretim sistemleri ve endüstri mühendisliği, malzeme bilimi ve mühendisliği, mekatronik mühendisliği, görsel sanatlar ve iletişim tasarımı, ekonomi, kültürel çalışmalar, siyaset bilimi gibi pek çok bölüm yer alıyor. Öğrenciler, Sabancı Üniversitesi'nin sisteminden oldukça memnun. 22 yaşındaki Yavuz Altun Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Kültürel Çalışmalar bölümü 4. sınıf öğrencisi. Sayısal'da Türkiye 571'incisi olarak üniversiteye giren Altun eşit ağırlıklı bu bölümü bitirerek mezun oluyor. Sistemin çok yararlı olduğunu söyleyen Altun şöyle konuşuyor: “Sayısalda çok yüksek puan almıştım, şimdi bu puanın çok altında bir bölümdeyim ama istediğim bölümde okuyorum. Temel Geliştirme Programı'nda mühendislik derslerinin yeteneklerimi karşılamayan dersler olduğunu anladım. Sözelde kendimi rahat ifade ediyorum. İnsanlar puanına yazık ediyorsun dediler. Birçok arkadaşım okuduğu bölümü beğenmeyip bir sene sonra sınava girdi ve bölüm değiştirdi. Bence diğer üniversiteler de buna göre düzenlemeli.” Mühendislik tercihi yapan ancak yönetim bilimleri fakültesini tercih edecek olan Görkem Güneş de karar sürecini şöyle anlatıyor: “Birinci sınıfta Temel Geliştirme Programı alıyoruz. 58 krediyi tamamlayan ikinci sınıfta seçmeyi düşündüğü bölümün temel derslerini alabiliyor. Mühendislikte olması gereken analitik düşünce yapısına sahip değilim. Mühendisliğin temel dersleri fizik, matematik, kimya... Bunları zorlama öğrendiğimi fark ettim. Serbest ders seçme hakkımda işletme dersi aldım. Çok zevk aldım. Şimdi ikinci sınıftayım, yönetim bilimlerinin temel derslerini alıyorum. Çok şanslıyım.”
Fakülte etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fakülte etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Haziran 2009 Çarşamba
13 Nisan 2009 Pazartesi
İstanbul Fotoğraf Buluşmaları Başlıyor
Üniversiteli fotoğrafçılarla profesyonelleri buluşturan İstanbul Fotoğraf Buluşmaları 2009, 18 Nisan’da başlıyor.
“...çünkü ne gördüğümüz kim olduğumuzdur” sloganıyla yola çıkan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Kültür Kulübü Fotoğraf Topluluğu, üniversiteli amatör fotoğrafçılar ile profesyonelleri bir araya getiriyor;! Etkinliği düzenleyen İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Kültür Kulübü Fotoğraf Topluluğu, okulun yanısıra katılımcıları etkinlik mekanları olarak Fototrek ve İstanbul Fotoğraf Merkezi'nde buluşturacak. Taksim'deki bu iki mekân, üniversitelilerin çektiği fotoğraflar ve genç fotoğrafçıların sunumları ile 6 gün boyunca dolup taşacak. Bunun yanında profesyonel fotoğrafçılar da çalışmalarıyla etkinliğe katkıda bulunacak. Etkinlik boyunca Türkiye'den pek çok üniversitenin fotoğraf kulüpleri ve bölümleri fotoğraf sunumları yapacak. İFB'de Ahmet Cemal, Murad Sezer, Akif Hakan Çelebi, Fatih Pınar, Murat Süyür, Kemal Cengizkan, Orhan Yayla gibi birçok usta fotoğrafçının işleri görülebilecek. Ayrıca Veysel Gençten Time Lapse Photography atölyesini, Türkiye'nin genç sahne fotoğrafçıları ülkemizde sahne fotoğrafçılığının zorlukları üzerine bir etkinlik yürütecek.
“...çünkü ne gördüğümüz kim olduğumuzdur” sloganıyla yola çıkan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Kültür Kulübü Fotoğraf Topluluğu, üniversiteli amatör fotoğrafçılar ile profesyonelleri bir araya getiriyor;! Etkinliği düzenleyen İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Kültür Kulübü Fotoğraf Topluluğu, okulun yanısıra katılımcıları etkinlik mekanları olarak Fototrek ve İstanbul Fotoğraf Merkezi'nde buluşturacak. Taksim'deki bu iki mekân, üniversitelilerin çektiği fotoğraflar ve genç fotoğrafçıların sunumları ile 6 gün boyunca dolup taşacak. Bunun yanında profesyonel fotoğrafçılar da çalışmalarıyla etkinliğe katkıda bulunacak. Etkinlik boyunca Türkiye'den pek çok üniversitenin fotoğraf kulüpleri ve bölümleri fotoğraf sunumları yapacak. İFB'de Ahmet Cemal, Murad Sezer, Akif Hakan Çelebi, Fatih Pınar, Murat Süyür, Kemal Cengizkan, Orhan Yayla gibi birçok usta fotoğrafçının işleri görülebilecek. Ayrıca Veysel Gençten Time Lapse Photography atölyesini, Türkiye'nin genç sahne fotoğrafçıları ülkemizde sahne fotoğrafçılığının zorlukları üzerine bir etkinlik yürütecek.
Etiketler:
Fakülte,
Fotoğrafçı,
İstanbul Üniversitesi,
üniversite
18 Mart 2009 Çarşamba
Disiplin Yönetmeliğinin İptali İstendi...
Prof. Dr. Orhan Kuruüzüm, YÖK Disiplin Yönetmeliğindeki bazı maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla Danıştay'a dava açtı.
İşyerinde odasına giderken ıslıkla 'Halimem' türküsünü söyleyince hakkında soruşturma başlatılan Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Kuruüzüm, YÖK Disiplin Yönetmeliğindeki bazı maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla Danıştay'a dava açtı.
Prof. Kuruüzüm, disiplin yönetmeliğinin iptalini istedi. Yaklaşık 27 yıldır yürürlükte olan disiplin yönetmeliğinin kanun dışı ve insan haklarına aykırı olduğunu söyleyen Kuruüzüm, "Şimdiye kadar dava açılmamış olması şaşırtıcı. 10 Mart'ta açtığım dava, yönetmeliğin iptaline ilişkin açılan ilk dava. Daha önce yüzlerce öğretim görevlisi bu yönetmelik sebebiyle cezalandırıldı. Ama seslerini çıkarmadılar. Neden? Çünkü, başlarında ceberrut bir yönetmelik var" dedi. Bu yönetmelik uyarınca ceza aldığı için yargıya gittiğini belirten Kuruüzüm, "Yüzde yüz kazanacağımı düşünüyorum. Çünkü yönetmelik, açık seçik olarak yasaya aykırı" diye konuştu. Hakkında iki kınama ve bir de maaş kesme cezası bulunan Prof. Dr. Orhan Kuruüzüm, cezaların iptali için de harekete geçti. Kuruüzüm'ün bu davası da halen Antalya 3'üncü İdare Mahkemesi'nde devam ediyor. Kuruüzüm, üstüne basa basa, "Ceza verirlerse yargıya koşacağım" diyor.
İşyerinde odasına giderken ıslıkla 'Halimem' türküsünü söyleyince hakkında soruşturma başlatılan Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Kuruüzüm, YÖK Disiplin Yönetmeliğindeki bazı maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla Danıştay'a dava açtı.
Prof. Kuruüzüm, disiplin yönetmeliğinin iptalini istedi. Yaklaşık 27 yıldır yürürlükte olan disiplin yönetmeliğinin kanun dışı ve insan haklarına aykırı olduğunu söyleyen Kuruüzüm, "Şimdiye kadar dava açılmamış olması şaşırtıcı. 10 Mart'ta açtığım dava, yönetmeliğin iptaline ilişkin açılan ilk dava. Daha önce yüzlerce öğretim görevlisi bu yönetmelik sebebiyle cezalandırıldı. Ama seslerini çıkarmadılar. Neden? Çünkü, başlarında ceberrut bir yönetmelik var" dedi. Bu yönetmelik uyarınca ceza aldığı için yargıya gittiğini belirten Kuruüzüm, "Yüzde yüz kazanacağımı düşünüyorum. Çünkü yönetmelik, açık seçik olarak yasaya aykırı" diye konuştu. Hakkında iki kınama ve bir de maaş kesme cezası bulunan Prof. Dr. Orhan Kuruüzüm, cezaların iptali için de harekete geçti. Kuruüzüm'ün bu davası da halen Antalya 3'üncü İdare Mahkemesi'nde devam ediyor. Kuruüzüm, üstüne basa basa, "Ceza verirlerse yargıya koşacağım" diyor.
Etiketler:
10 Mart,
Anayasa,
Antalya,
Ceza Mahkemesi,
Danıştay,
Eğitim Fakültesi,
Fakülte,
İdare Mahkeme,
Kuruüzüm,
öğrenci,
Öğretmen,
yök
12 Mart 2009 Perşembe
TOBB ETÜ Yarışma Düzenliyor...
TOBB ETÜ Güzel Sanatlar Fakültesi “Liseliler Tasarım Yarışması” düzenliyor.
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nden yapılan açıklamaya göre, yarışmaya son katılım tarihi 8 Mayıs 2009 olarak belirlendi. Açıklamada, konular, Grafik Tasarım:“Görsel Kirlilik Konulu Afiş Tasarımı” ve Endüstri Ürünleri Tasarımı olarak tespit edilirken, yarışmanın birincilik ödülü Dizüstü Bilgisayar, ikincilik ödülü Dijital Fotoğraf Makinesi, üçüncülük ödülü Ipod, Mansiyon ödülünün ise Taşınabilir Hard Disk olduğu bildirildi.
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nden yapılan açıklamaya göre, yarışmaya son katılım tarihi 8 Mayıs 2009 olarak belirlendi. Açıklamada, konular, Grafik Tasarım:“Görsel Kirlilik Konulu Afiş Tasarımı” ve Endüstri Ürünleri Tasarımı olarak tespit edilirken, yarışmanın birincilik ödülü Dizüstü Bilgisayar, ikincilik ödülü Dijital Fotoğraf Makinesi, üçüncülük ödülü Ipod, Mansiyon ödülünün ise Taşınabilir Hard Disk olduğu bildirildi.
Lisans Tamamlama Yaygınlaşıyor...
ilahiyat fakültelerinde lisans tamamlama programları yaygınlaştırılıyor.
Daha önce Ankara Üniversitesi'nde başlatılan uygulama YÖK'ün kararına göre Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi bünyesinde devam ettirilecek. Lisans tamamlamaya ilişkin bir sonraki uygulama Fırat Üniversitesi'nde olacak. 2 yıllık program mezunlarının 4 yıllık ilahiyat programını bitirme imkanına kavuşacağı bu programla 40 bin kişi lisans diplomasına sahip olabilecek.
Daha önce Ankara Üniversitesi'nde başlatılan uygulama YÖK'ün kararına göre Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi bünyesinde devam ettirilecek. Lisans tamamlamaya ilişkin bir sonraki uygulama Fırat Üniversitesi'nde olacak. 2 yıllık program mezunlarının 4 yıllık ilahiyat programını bitirme imkanına kavuşacağı bu programla 40 bin kişi lisans diplomasına sahip olabilecek.
Etiketler:
Ankara,
diploma,
Fakülte,
Fırat Üniversitesi,
Lisans,
üniversite,
yök
4 Mart 2009 Çarşamba
Başvurular Bugün Sona Eriyor...
Tıpta Uzmanlık Sınavı'nın (TUS) ilkbahar dönemine başvuru süresi bugün mesai saati bitiminde sona eriyor.
TUS, tıpta uzmanlık eğitimi görmek üzere Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerine, üniversitelerin tıp fakültelerine ve Gülhane Askeri Tıp Fakültesine alınacak adaylara yönelik yapılacak. Sınava, tıp fakültesi mezunları ve sınav tarihine kadar stajyerliğini tamamlayacak teğmen, üsteğmen veya yüzbaşı rütbesindeki askeri sağlık personelinin yanı sıra Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerinde Tababet Uzman Tüzüğü'nün 6. maddesinin (b) bendinde belirtilen dallarda uzmanlık eğitimi görmek isteyen veteriner, eczacılık fakülteleri, fen fakültesi ve dengi fakültelerin biyoloji, kimya bölümü mezunları; Tıpta Uzmanlık Tüzüğü'nün 19. maddesine göre üniversitelerdeki tıpta uzmanlık programlarında aylıksız olarak eğitim görmek isteyen tıp fakültesi mezunu yabancı uyruklu adaylar başvurabilecek. Adayların başvuru sırasında, mezun olma şartı bulunuyor. Başvurular, ÖSYM tarafından belirlenen başvuru merkezlerinde elektronik ortamda yapılacak. Adaylar, sınav kılavuzuna ve başvuru merkezleri adres bilgilerine ÖSYM'nin "www.osym.gov.tr" internet adresinden ulaşabilecek. TUS'un birinci basamağını oluşturan yabancı dil sınavı 11 Nisan Cumartesi günü gerçekleştirilecek.
TUS, tıpta uzmanlık eğitimi görmek üzere Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerine, üniversitelerin tıp fakültelerine ve Gülhane Askeri Tıp Fakültesine alınacak adaylara yönelik yapılacak. Sınava, tıp fakültesi mezunları ve sınav tarihine kadar stajyerliğini tamamlayacak teğmen, üsteğmen veya yüzbaşı rütbesindeki askeri sağlık personelinin yanı sıra Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerinde Tababet Uzman Tüzüğü'nün 6. maddesinin (b) bendinde belirtilen dallarda uzmanlık eğitimi görmek isteyen veteriner, eczacılık fakülteleri, fen fakültesi ve dengi fakültelerin biyoloji, kimya bölümü mezunları; Tıpta Uzmanlık Tüzüğü'nün 19. maddesine göre üniversitelerdeki tıpta uzmanlık programlarında aylıksız olarak eğitim görmek isteyen tıp fakültesi mezunu yabancı uyruklu adaylar başvurabilecek. Adayların başvuru sırasında, mezun olma şartı bulunuyor. Başvurular, ÖSYM tarafından belirlenen başvuru merkezlerinde elektronik ortamda yapılacak. Adaylar, sınav kılavuzuna ve başvuru merkezleri adres bilgilerine ÖSYM'nin "www.osym.gov.tr" internet adresinden ulaşabilecek. TUS'un birinci basamağını oluşturan yabancı dil sınavı 11 Nisan Cumartesi günü gerçekleştirilecek.
3 Mart 2009 Salı
TUS'a Başvurular Yarın Sona Eriyor...
Tıpta Uzmanlık Sınavı'nın (TUS) ilkbahar dönemine başvurular yarın sona eriyor.
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinden (ÖSYM) yapılan açıklamaya göre, tıpta uzmanlık eğitimi görmek üzere Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerine, üniversitelerin tıp fakültelerine ve Gülhane Askeri Tıp Fakültesine alınacak adaylara yönelik TUS'un 2009 ilkbahar dönemi 11-12 Nisanda gerçekleştirilecek. Tıp fakültesi mezunları ve sınav tarihine kadar stajyerliğini tamamlamış teğmen, üsteğmen veya yüzbaşı rütbesindeki askeri sağlık personelinin yanı sıra Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerinde Tababet Uzman Tüzüğü'nün 6. maddesinin (b) bendinde belirtilen dallarda uzmanlık eğitimi görmek isteyen veteriner, eczacılık fakülteleri, fen fakültesi ve dengi fakültelerin biyoloji, kimya bölümü mezunları; Tıpta Uzmanlık Tüzüğü'nün 19. maddesine göre üniversitelerdeki tıpta uzmanlık programlarında aylıksız olarak eğitim görmek isteyen tıp fakültesi mezunu yabancı uyruklu adaylar da bu sınava başvurabilecek. Adaylar, başvurularını yarına kadar yapabilecek. Başvuru sırasında, mezun olma şartı bulunuyor. Başvuru, sınavın uygulanması ve değerlendirilmesi ile yerleştirme işlemlerine ilişkin bilgiler sınav kılavuzunda yer alacak. Başvurular elektronik ortamda alınacak, kılavuz dağıtımı yapılmayacak. Adaylar, sınav kılavuzuna ve başvuru merkezleri adres bilgilerine ÖSYM'nin "www.osym.gov.tr" internet adresinden ulaşabilecek. TUS'un birinci basamağını oluşturan yabancı dil sınavı 11 Nisan Cumartesi günü gerçekleştirilecek. Sınavın bu basamağında başarılı olan adaylar 12 Nisan Pazar günü Bilim Sınavı'na alınacak
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinden (ÖSYM) yapılan açıklamaya göre, tıpta uzmanlık eğitimi görmek üzere Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerine, üniversitelerin tıp fakültelerine ve Gülhane Askeri Tıp Fakültesine alınacak adaylara yönelik TUS'un 2009 ilkbahar dönemi 11-12 Nisanda gerçekleştirilecek. Tıp fakültesi mezunları ve sınav tarihine kadar stajyerliğini tamamlamış teğmen, üsteğmen veya yüzbaşı rütbesindeki askeri sağlık personelinin yanı sıra Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerinde Tababet Uzman Tüzüğü'nün 6. maddesinin (b) bendinde belirtilen dallarda uzmanlık eğitimi görmek isteyen veteriner, eczacılık fakülteleri, fen fakültesi ve dengi fakültelerin biyoloji, kimya bölümü mezunları; Tıpta Uzmanlık Tüzüğü'nün 19. maddesine göre üniversitelerdeki tıpta uzmanlık programlarında aylıksız olarak eğitim görmek isteyen tıp fakültesi mezunu yabancı uyruklu adaylar da bu sınava başvurabilecek. Adaylar, başvurularını yarına kadar yapabilecek. Başvuru sırasında, mezun olma şartı bulunuyor. Başvuru, sınavın uygulanması ve değerlendirilmesi ile yerleştirme işlemlerine ilişkin bilgiler sınav kılavuzunda yer alacak. Başvurular elektronik ortamda alınacak, kılavuz dağıtımı yapılmayacak. Adaylar, sınav kılavuzuna ve başvuru merkezleri adres bilgilerine ÖSYM'nin "www.osym.gov.tr" internet adresinden ulaşabilecek. TUS'un birinci basamağını oluşturan yabancı dil sınavı 11 Nisan Cumartesi günü gerçekleştirilecek. Sınavın bu basamağında başarılı olan adaylar 12 Nisan Pazar günü Bilim Sınavı'na alınacak
25 Şubat 2009 Çarşamba
Bir Yılda 5 Kitap!...
Ankara'da yapılan araştırmada üniversite öğrencilerinin yüzde 46'sının bir yıl içinde en fazla 5 kitap okuduğu belirlendi.
Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş ve Yrd. Doç. Dr Coşkun Polat ile Ankara Üniversitesi Sosyoloji bölümü araştırma görevlisi Yonca Odabaş tarafından yapılan ''Üniversite Öğrencilerinin Okuma Alışkanlığı: Ankara Üniversitesi Örneği'' konulu bilimsel çalışmada, üniversite öğrencilerinin yeterli okuma alışkanlığına sahip olmadığı tespit edildi. Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş, bilimsel çalışmalarında Ankara Üniversitesi'nde eğitim gören 153'ü kız 304 öğrenciyle yaptıklarını, bu öğrencilerin 151'nin fen, 153'ünün de sosyal bilim eğitimi gördüğünü söyledi. ÜNİVERSİTELİ BİLE OKUMUYOR Yılda okuduğu kitap sayısı 5'i geçmeyen az, 6 ile 11 kitap arasında okuyanların orta, 12'yi aşan kitap okuyanların ise çok okuyan okur tipi olarak nitelendirildiğini ifade eden Odabaş, yaptıkları çalışmada, üniversite öğrencilerin yüzde 46'sının bir yıl içinde en fazla beş kitap okuduklarını belirlediklerini söyledi. Öğrencilerin yüzde 4.5'inin hiç kitap okumadıklarını beyan ettiklerini anlatan Odabaş, ''Öğrencilerin sadece yüzde 11'i üst düzey okuma alışkanlığına sahip olduğunu belirledik. Orta düzey kitap okuma alışkanlığına sahip öğrenci oranı ise yüzde 38.5 oldu'' şeklinde konuştu. KIZ-ERKEK FARKI YOK AMA Kız ve erkek öğrenciler arasında da kitap okuma oranı açısından anlamlı bir fark bulmadıklarına dikkati çeken Odabaş, ''Alt düzey ve orta düzey okuma alışkanlıklarında erkek ve kız öğrenciler arasında erkeklerin daha az okuduklarının gösteren bir ilişkinin varlığından söz edilebilir. Ayrıca bir yıl içinde hiç okumayan erkek öğrenciler, kız öğrencilerden yarı yarıya fazladır'' şeklinde konuştu. OKUMAYA AYRILAN SÜRE Çalışmada, öğrencilerin günlük okumaya ayırdıkları süreyi de belirlediklerini ifade eden Odabaş, öğrencilerin yüzde 14'nün okuma için günlük 2 saatten fazla zaman ayırdıklarını belirtti. Üniversite öğrencilerinin yüzde 35'nin okumaya 1-2 saat, yüzde 38'nin yarım saat ila 1 saat arasında, yüzde 13'nün de en fazla yarım saat ayırdıklarını söyledi. Odabaş, çalışmada sosyal bilim öğrencilerinin fen bilim öğrencilerine göre daha fazla okumaya süre ayırdıklarını da kaydetti. ENGELLER Yaptıkları bilimsel çalışma için düzenledikleri ankette öğrencilere okuma alışkanlığı kazanma ve bu alışkanlığı sürdürme konusunda karşı karşıya kaldıkları en önemli engelin ne olduğu da sorduklarını kaydeden Odabaş, şunları söyledi: ''Öğrencilerin yüzde 34.5'i bir işte çalışıyor olmaları nedeniyle okuyamadıklarını belirtmişlerdir. Kitap pahalılığı ve gelir düşüklüğü nedeniyle okumalarına engel olarak ekonomik koşulları ileri süren öğrencilerin oranı ise yüzde 15'dir. Ama çalışmamızda sosyoekonomik bakımdan orta üstü ve üst sıralarda yer alan öğrencilerin 6 ve üzeri kitap okuyanların orta altı sosyoekonomik düzeyli öğrencilerden daha düşük bir okuma alışkanlığına sahip olması dikkate değer bir durumdur. 12'den çok kitap okuyan öğrenci grubuna bakıldığında ise sosyoekonomik bakımdan alt ve üst sıralarda yer alan öğrencilerin sosyoekonomik bakımdan orta altı ve orta üstü gruba göre oldukça düşük okuma yüzdesine sahip olduğu görülmektedir. Ancak alt ve üst gelir grubunun oldukça yakın değerlere sahip olması okuma davranışı konusunda sosyoekonomik koşulların öğrenciler arasında derin bir farka neden olmadığını göstermektedir.'' ÖĞRENCİLERİN KÜTÜPHANE KULLANMA KONUSUNDAKİ TUTUMLARI Üniversite öğrencilerinin yüzde 3.5'inin her gün, yüzde 15.5'inin ise hafta bir kütüphane gittiğini belirlediklerini söyleyen Odabaş, öğrenciler arasında her ay kütüphaneye gidenlerin oranının yüzde 16, nadiren gidenlerin oranın ise yüzde 64 olduğunu ifade etti. Öğrencilerin yüzde 72'sinin kütüphanelerden yılda en fazla üç kitap ödünç aldığını da kaydeden Odabaş, sadece yüzde 1.5'inin yıl içinde 16'dan fazla kitap aldığını belirtti.
Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş ve Yrd. Doç. Dr Coşkun Polat ile Ankara Üniversitesi Sosyoloji bölümü araştırma görevlisi Yonca Odabaş tarafından yapılan ''Üniversite Öğrencilerinin Okuma Alışkanlığı: Ankara Üniversitesi Örneği'' konulu bilimsel çalışmada, üniversite öğrencilerinin yeterli okuma alışkanlığına sahip olmadığı tespit edildi. Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş, bilimsel çalışmalarında Ankara Üniversitesi'nde eğitim gören 153'ü kız 304 öğrenciyle yaptıklarını, bu öğrencilerin 151'nin fen, 153'ünün de sosyal bilim eğitimi gördüğünü söyledi. ÜNİVERSİTELİ BİLE OKUMUYOR Yılda okuduğu kitap sayısı 5'i geçmeyen az, 6 ile 11 kitap arasında okuyanların orta, 12'yi aşan kitap okuyanların ise çok okuyan okur tipi olarak nitelendirildiğini ifade eden Odabaş, yaptıkları çalışmada, üniversite öğrencilerin yüzde 46'sının bir yıl içinde en fazla beş kitap okuduklarını belirlediklerini söyledi. Öğrencilerin yüzde 4.5'inin hiç kitap okumadıklarını beyan ettiklerini anlatan Odabaş, ''Öğrencilerin sadece yüzde 11'i üst düzey okuma alışkanlığına sahip olduğunu belirledik. Orta düzey kitap okuma alışkanlığına sahip öğrenci oranı ise yüzde 38.5 oldu'' şeklinde konuştu. KIZ-ERKEK FARKI YOK AMA Kız ve erkek öğrenciler arasında da kitap okuma oranı açısından anlamlı bir fark bulmadıklarına dikkati çeken Odabaş, ''Alt düzey ve orta düzey okuma alışkanlıklarında erkek ve kız öğrenciler arasında erkeklerin daha az okuduklarının gösteren bir ilişkinin varlığından söz edilebilir. Ayrıca bir yıl içinde hiç okumayan erkek öğrenciler, kız öğrencilerden yarı yarıya fazladır'' şeklinde konuştu. OKUMAYA AYRILAN SÜRE Çalışmada, öğrencilerin günlük okumaya ayırdıkları süreyi de belirlediklerini ifade eden Odabaş, öğrencilerin yüzde 14'nün okuma için günlük 2 saatten fazla zaman ayırdıklarını belirtti. Üniversite öğrencilerinin yüzde 35'nin okumaya 1-2 saat, yüzde 38'nin yarım saat ila 1 saat arasında, yüzde 13'nün de en fazla yarım saat ayırdıklarını söyledi. Odabaş, çalışmada sosyal bilim öğrencilerinin fen bilim öğrencilerine göre daha fazla okumaya süre ayırdıklarını da kaydetti. ENGELLER Yaptıkları bilimsel çalışma için düzenledikleri ankette öğrencilere okuma alışkanlığı kazanma ve bu alışkanlığı sürdürme konusunda karşı karşıya kaldıkları en önemli engelin ne olduğu da sorduklarını kaydeden Odabaş, şunları söyledi: ''Öğrencilerin yüzde 34.5'i bir işte çalışıyor olmaları nedeniyle okuyamadıklarını belirtmişlerdir. Kitap pahalılığı ve gelir düşüklüğü nedeniyle okumalarına engel olarak ekonomik koşulları ileri süren öğrencilerin oranı ise yüzde 15'dir. Ama çalışmamızda sosyoekonomik bakımdan orta üstü ve üst sıralarda yer alan öğrencilerin 6 ve üzeri kitap okuyanların orta altı sosyoekonomik düzeyli öğrencilerden daha düşük bir okuma alışkanlığına sahip olması dikkate değer bir durumdur. 12'den çok kitap okuyan öğrenci grubuna bakıldığında ise sosyoekonomik bakımdan alt ve üst sıralarda yer alan öğrencilerin sosyoekonomik bakımdan orta altı ve orta üstü gruba göre oldukça düşük okuma yüzdesine sahip olduğu görülmektedir. Ancak alt ve üst gelir grubunun oldukça yakın değerlere sahip olması okuma davranışı konusunda sosyoekonomik koşulların öğrenciler arasında derin bir farka neden olmadığını göstermektedir.'' ÖĞRENCİLERİN KÜTÜPHANE KULLANMA KONUSUNDAKİ TUTUMLARI Üniversite öğrencilerinin yüzde 3.5'inin her gün, yüzde 15.5'inin ise hafta bir kütüphane gittiğini belirlediklerini söyleyen Odabaş, öğrenciler arasında her ay kütüphaneye gidenlerin oranının yüzde 16, nadiren gidenlerin oranın ise yüzde 64 olduğunu ifade etti. Öğrencilerin yüzde 72'sinin kütüphanelerden yılda en fazla üç kitap ödünç aldığını da kaydeden Odabaş, sadece yüzde 1.5'inin yıl içinde 16'dan fazla kitap aldığını belirtti.
Etiketler:
Ankara,
Atatürk Üniversitesi,
Edebiyat,
Erzurum,
Fakülte,
Kitap,
öğrenci,
üniversite
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)