Öğretmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Öğretmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2009 Perşembe

Andımız'ı Kaldırmak İçin Bir Çalışma Yok...

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, 2009-2010 eğitim-öğretim yılının ilk dersini "ayrımcılık" konusunda verdi.

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, yaklaşık 15 milyon öğrenci ile 600 bin öğretmenin ders başı yaptığı 2009-2010 eğitim-öğretim yılının ilk dersini "ayrımcılık" konusunda verdi. Çubukçu Okullarda öğrenciler tarafından okunan 'Andımız'ın kaldırılması için bir çalışma içinde olmadıklarını belirtti. İstanbul Beşiktaş'taki İsmail Tarman İlköğretim Okulu'nda düzenlenen yeni eğitim-öğretim yılı açılış törenine katılan Çubukçu, ayrımcılık konusunu işlediğui dersin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gazetecilerin "Demokratik açılım çerçevesinde 'Andımız'ın kaldırılacağı" iddialarını" hatırlatması üzerine Çubukçu "Böyle bir çalışma yok. Olduğu zaman söyleriz" diye konuştu. Bu arada, 'Andımız'a yönelik itirazlar, okulların açılması dolayısıyla bazı sivil toplum örgütleri tarafından bir kez daha dile getirildi. Kurdi-Der Van Şubesi Başkanı Levent Ürün, Van'ın Hacıbekir Mahallesi'ndeki Dumlupınar İlköğretim Okulu önünde gerçekleştirdikleri eylemde, ana dilleri Kürtçe olan çocukların okullarda okudukları 'Andımız'da geçen 'Varlığım Türk varlığına armağan olsun' ile 'Ne mutlu Türküm Diyene' cümlelerinin değiştirilmesini istedi. Mazlum- Der Diyarbakır Şubesi de bir basın açıklaması düzenleyerek Anrımız'ın kaldırımsanı isteyerek Türkiye Cumhuriyeti, Türk etnik kimliğiyle bareber, otuzu aşkın diğer etnik kimlikleri barındıran çok kimlikli bir mozaiktir" dedi. BEN AYRIMCILIK GÖRMEDİM AMA... Çubukçu, verdiği ayrımcılık dersinde "Ben cinsiyetimden dolayı bir ayrımcılığa uğramadığım için bugün bu noktadayım. Bu ülkede benimle aynı şansa sahip olmayan sayısız kız çocuğu var" dedi. Okulların sırayı, dersi, bilgiyi, silgiyi, simidi, düşünceyi, sevinci, korkuyu, başarıyı paylaşmanın mekanı olduğunu söyleyen Çubukçu, "Çocukların, geleceğin Türkiyesi'nde ayrımcı unsurlar barındırmayan, bir başkasını ötekileştirmeyen, bireyler olmasını istiyorum" diye konuştu.

12 Eylül 2009 Cumartesi

15 Bin Öğretmen Atanacak

Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) yapacağı 15 bin 800 öğretmen ataması için başvurular bugün sona erecek. MEB, 4 bin 800'ü kadrolu, 11 bini sözleşmeli toplam 15 bin 800 öğretmen atayacak. Öğretmen atamaları 2008 ve 2009 KPSS10 puan üstünlüğü esasına göre yapılacak. Adaylar, '2009-2 Öğretmenlik İçin Başvuru ve Atama Kılavuzu'na bakanlığın 'http://personel.meb.gov.tr' adresinden ulaşabilecek. Atamalar, 14 Eylül 2009 Pazartesi günü saat 10.00'da Bakanlık merkez binasında Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun katılımıyla yapılacak. Sonuçlar aynı gün Bakanlığın 'http://personel.meb.gov.tr' adresinden duyurulacak. Kadrolu öğretmenliğe atananlardan kılavuzda belirtildiği üzere göreve başlama esnasında istenen belgeleri hazır olanlar 15 Eylül 2009 tarihinden itibaren atandıkları il milli eğitim müdürlüklerine başvurarak görevlerine başlayabilecek.

7 Eylül 2009 Pazartesi

Meslek Liseleri Yeniden Gözde

Katsayı adaletsizliği sona erince yeniden meslek liseleri gözde oldu.

Malatya'da, meslek liselerine ilginin arttığı, İmam Hatip Lisesi'nin tek olan eğitiminin bu öğretim yılında ikili öğrenime döneceği belirtildi. Kız meslek liselerinde de yer olmaması nedeniyle başka okullarda geçici eğitim yapılacağı bildirildi. EK BİNALARDA EĞİTİM Milli Eğitim Müdürü Mehmet Bulut, yaptığı açıklamada, meslek liselerine yoğun talep olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: "Özellikle kız meslek liseleri, imam hatip ve teknik okullara yoğun talep var. İmam Hatip Lisesi'nde öğrenci yoğunluğu nedeniyle muhtemelen ikili öğretime geçeceğiz. Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi'nin 200'e yakın öğrencisini, Orgeneral Eşref Bitlis Lisesi bünyesinde bir yıl boyunca burada eğitime tabi tutacağız. Merkezdeki Kız Meslek Lisesi'nin 500'e yakın öğrencisini de Göztepe Mahallesi'nde yeni bitirdiğimiz 32 derslikli lisemizi bir yıllığına kullanacağız. Sabancı Kültür Merkezi yanında inşaatı süren ve bir yıl sonra eğitime açılacak olan kız meslek lisesine nakil yapacağız." İKİNCİ BİR OKUL AÇILACAK Teknik liselerin ise kapasitelerini zorlayarak öğrencilere eğitim vereceklerini belirten Bulut, şunları söyledi: "Teknik liselere ilgi artınca genel liselerde biraz rahatlama olacak. Ayrıca Fatih Lisesi'nde ise kapasite fazlası başvuru oldu. Bu bölgede ikinci bir lise yapılması için arsa çalışmalarımız sürüyor." İlköğretim birinci sınıflar ve ana sınıflarının 14 Eylül'de diğer okulların da 24 Eylül perşembe günü itibarıyla eğitime başlayacağını hatırlatan Mehmet Bulut, sözlerine şöyle devam etti: "Öğretmen atamaları gerçekleştirildi. Ayrıca 15 bin öğretmen atamasından da ilimize atanacak öğretmenler var. Onları da yerleştireceğiz."

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Sigara İçen Öğrenciye Ceza

Malezya'da bir lise öğretmeni dolabında sigara paketi ve çakmak bulduğu öğrencisini sigarayla cezalandırdı

Basın yetkilileri, ülkenin kuzeyindeki Lankawi Adası'nda meydana gelen ilginç cezalandırma olayında İngilizce öğretmeninin öğrencisine 2 saat içerisinde 42 adet sigara içme cezası verdiğini ifade etti. Öğretmen ayrıca en gözde öğrencisi olan yeğeninden böyle bir davranış beklemediğini ve bu durumun kendisini çok üzdüğünü söyledi. Öğretmen hakkında henüz bir disiplin işlemi yapılmasına karar verilmedi.

30 Haziran 2009 Salı

Öğretmen Anneyi Evladı Yaktı...

Öğretmen olan annesini başını taşla ezerek öldürdü.

Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü'nü 2. sınıfta terk eden şizofreni hastası C.İ, emekli öğretmen olan annesini başını taşla ezerek öldürdü. Sonra cesedi evle birlikte ateşe verdi İzmir'in Menderes İlçesi'nde yaşayan 34 yaşındaki C.İ., önceki gece emekli sanat tarihi öğretmeni olan annesi Aysel İ. (62) ile tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine evin bahçesine çıkan şirofreni hastası C.İ., elinde büyük bir taş parçasıyla geri dönüp annesine saldırdı. JANDARMA GÖZALTINA ALDI Taşla annesinin başını ezerek öldüren C.İ. cesetle birlikte evi de yaktı. Vatandaşların ihbarıyla olay yerine gelerek yangını söndüren iftfaiye ekipleri, talihsiz kadının cesedini buldu. Olayın ardından soruşturma başlatan jandarma, C.İ'yi gözaltına alıp Menderes İlçe Jandarma Komutanlığı'na götürdü. BABASINA DA SALDIRMIŞ Şizofreni hastası olduğuna dair raporu bulunan C.İ«nin, işlemlerinin ardından Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'ne sevk edileceği bildirildi. C.İ'nin, aralarında sorun olan emekli öğretmen babası Hüseyin İ'yi de darp ettiği, babanın olay anında evde bulunmadığı öğrenildi. Genç adamın Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü'ndeki eğitimini 2. sınıfta bıraktığı belirtildi.

22 Mayıs 2009 Cuma

'Akran Danışmanlığı' Projesi

Sakarya Milli Eğitim Müdürlüğü "Akran Danışmanlığı" adlı projeyle okuldaki şiddet ve madde bağımlılığını önlemeyi başardı.

'Öğrenciden öğrenciye dayanışma' programı olarak nitelendirilen proje kapsamında öğrencilerin rehber öğretmen ve okul idarecileri ile paylaşamadığı sorunlarını kendi arkadaşıyla paylaşması sağlandı. Proje, öğrenciler arasındaki tüm gelişmelerden haberdar olan Milli Eğitime olumsuz gelişmelere karşı önceden tedbir alma imkanı da verdi. 2008-2009 eğitim öğretim yılı başında uygulamaya başlanan 'Akran danışmanlığı projesi' çerçevesinde 30 lisede başarılı, iletişimi kuvvetli, anlama ve ikna kabiliyeti yüksek herkesin arkadaş olmak istediği gönüllü öğrenciler belirlendi. 4 ay boyunca bu öğrencilere konunun uzmanları tarafından şiddet, madde bağımlılığı, aile içi iletişim, çok kültürlülük, meslekî eğitim, okul idare, okul öğrenci ve okul aile iletişimi konularında eğitim verildi. Eğitim alan öğrenciler kendi okullarında sorunu olduğunu hissettikleri öğrencilerle konuşup sıkıntılarına çözüm üretti. Ciddi, halledilemeyen büyük sorunların ise okul idaresiyle paylaşılarak çözüm yoluna gidildi. Projenin uygulandığı okullarda şiddet içerikli bir olay yaşanmadı. Sakarya Milli Eğitim Müdürü Murat Yazıcı, projenin 30 okulda uygulandığını ve başarılı sonuçlar aldıklarını söyledi. Öğrencilerin rehber öğretmen ve okul idaresi ile paylaşmaktan çekindiği sorunları rahatlıkla Akran Projesi eğitimi almış öğrenciyle paylaştığını belirterek, "Öğrencinin halinden en iyi öğrenci anlar. Biz bu sebeple Akran Projesi'ne aynı zamanda öğrenciden öğrenciye dayanışma programı diyoruz." dedi. Proje içerisinde yer alan öğrencilerin gerçekten okulun takdir edilen, sosyal yönü kuvvetli, arkadaşlarıyla iletişimi çok iyi olan öğrenciler olduğunu kaydeden Yazıcı şu bilgileri verdi: "Öğrencilerimiz aldıkları eğitimle çözüm önerileri de sundu. Bu proje sayesinde okullarda şiddet ve kötü alışkanlıkların büyük ölçüde önüne geçildi. Gelecek eğitim yılında projenin daha da yaygınlaşması için çalışmalar yapacağız. Bu proje ile okul idaresi, öğretmenlerin fark edemediği sorunları fark etme imkanı buldu." Gerginlikleri şiddete dönüşmeden çözdük Akran Projesi içerisinde yer alan Ali Dilmen Anadolu Lisesi öğrencisi Ali Taşvuran, çok iyi bir eğitim aldıklarını belirterek şunları söyledi: "Bu proje içerisinde yer almaktan çok mutluyum. Okulumuzda öğrenciler arasındaki gerginlikleri uzlaşmayla şiddete dönüşmeden çözümlüyoruz. Zararlı alışkanlıkları olan arkadaşlarımızı gördüğümüzde kendisine ne kadar büyük bir kötülük yaptığını anlatıyor, uzman yardımı almasını sağlıyoruz." Kız lisesi öğrencisi Şeymanur Köklükaya ise proje ile öğrencinin de okul yönetimine ciddi bir şekilde dahil edildiğini ifade ederek, "Bugüne kadar çok sayıda akranım benimle sorununu paylaştı. Aslında öğrencilerin konuşarak halledilmeyecek meseleleri yok. Ancak bütün öğrenciler okul idaresi ile konuşmaktan çekiniyor. Bir manada biz onlara aracı oluyoruz." diye konuştu. Anadolu imam hatip lisesi öğrencisi Süleyman Baş da projede yer almakla arkadaşlarına yardımcı olmanın yanında hayatta önemli deneyimler kazanma imkanı da bulduğunu kaydetti.

18 Mayıs 2009 Pazartesi

Derste Motivasyon Artırma Arayışı

Jale Tezer Koleji, anaokulu ve ilköğretimde “çift” öğretmenli sınıf eğitim sistemi ile motivasyonu artırmayı amaçlıyor.

Jale Tezer Koleji, Ankara'da ilk defa uygulanan bir sınıfta 2 öğretmen uygulaması ile başarıyı ve motivasyonu artırma arayışında. Jale Tezer Koleji'nde çift öğretmenli sistemde bir öğretmen dersi anlatırken diğer öğretmenin dikkati dağılan öğrencilerle ilgilenerek onların derse motive olmalarını sağlaması amaçlanıyor. Kolej yönetimi yaptığı açıklamada, çift öğretmen uygulamasının birebir iletişim, birebir ilgi anlamında öğrenci öğretmen iletişimin artıran bir yöntem olması sebebiyle Jale Tezer Koleji olarak anaokul ve ilköğretimde çok önem verilen bir uygulama olduğunu söyledi.

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Dövülen Öğrenci Başka Okula Gitti...

Marmaris’te oturan Kurt ailesi, oğulları D.C.K.’nın (12), sınıf öğretmeni İsmail Orhan Tekin tarafından boş bir odada dövüldüğü iddiasıyla dava açtı.

Milli Eğitim Müdürlüğü ve okul yönetiminin bu olayla ilgili olarak herhangi bir işlem yapmadığı belirtildi. Aile, olayı duyurunca üstü kapalı olarak tehdit edildiklerini, çocuklarının daha sonra da sınıf öğretmeni Mehmet Ergin tarafından dövüldüğünü öne sürdü. Başka bir okula alınan küçük D., öğretmenin Atatürk'ün fotoğrafını dolaba kaldırıp fen dersinde bile dini konuları anlattığını, buna karşı çıkınca da dayak yediğini iddia etti. Bir özel kolejde meydana gelen olayda, 5. sınıf öğrencisi D., öğretmeni tarafından boş bir sınıfa götürüldü ve boğazı sıkıldı. Tokatlandığı iddia edilen D., olayı ailesine anlattı. Aile şikâyetçi oldu ve dava açtı. Başka bir okula alındı Sağlık kontrolünden geçirilen D.'ye verilen raporda, “öğrencinin boyun ve sol kolunda morluk ile lezyon bulunduğu” belirtildi. İfadesi alınan Tekin, serbest bırakıldı. Okul yönetimi ve suçlanan öğretmenler bir açıklama yapmadı. Küçük çocuk ailesi tarafından başka bir okula alındı.

12 Mayıs 2009 Salı

Harran'da Üniversiteler Kulaç Yarışında

Harran Üniversitesi Bahar Şenlikleri kapsamında, dün üniversiteler arası Türkiye Finali müsabakaları başladı.

Serbest, kurbağalama, kelebek, sırt üstü ve bayrak yarışı kategorilerinde takım halinde yapılan müsabakalara katılan sporcular, dereceye girebilmek için kıyasıya mücadele etti. Yarışma sonunda, Ege Üniversitesi Yüzme Takımı, bayanlar ve erkekler kategorisinde birinciliği elde etti. Bayanlar kategorisinde Boğaziçi Üniversitesi ikinci, Yeditepe Üniversitesi de üçüncü oldu. Erkekler kategorisinde de Kocaeli Üniversitesi ikinci olurken, Hacettepe Üniversitesi de üçüncü sırada yer aldı. Dereceye giren takımların sporcuları, mutluluğunu tribünlerde kendilerine tezahürat yapan arkadaşlarıyla paylaştı. Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Halil Mutlu ve Üniversite Sporları Federasyonu Asbaşkanı Yrd. Doç. Dr. Atilla Pulur, yarışma sonunda dereceye giren takımların kaptanlarına kupa ve madalya verdi. -27 ÜNİVERSİTE KATILDI Federasyonu asbaşkanı Pulur, müsabaka sonunda AA muhabirine yaptığı açıklamada, organizasyona 27 üniversiteden, 56 takım ve 229 sporcunun katıldığını söyledi. Şanlıurfa'da bu yıl gerçekleştirilen organizasyondan bütün sporcuların memnun ayrıldığını ifade eden Pulur, organizasyonun diğer şehirlerde yapılanlarla arasında hiçbir fark olmadığını kaydetti. ''Böyle bir organizasyonun Şanlıurfa'da yapılması doğru ve yerinde bir karardı'' diyen Pulur, şöyle konuştu: ''Organizasyona 27 üniversiteden, 56 takım ve 229 sporcu katıldı. Buraya davet edilen üniversitelerin katılmadan önceki tutumları bir hayli endişeli olduğu halde organizasyon bittikten sonra buradan mutlu ayrılmaları bizleri sevindirdi. Müsabakalar sonunda 'Üniversiade Barajı'nı aşanları, 1 Temmuz 2009 tarihinde Sırbistan'da yapılacak etkinliğe davet edeceğiz

7 Mayıs 2009 Perşembe

Öğretmen Tutuklandı...

Tuzağına düşürdüğü 12 yaşındaki ilköğretim öğrencisi kızın çıplak görüntülerini kaydederek internette yayınlamakla tehdit eden öğretmen Suat Ş.,tutuklandı.

TUZAĞINA düşürdüğü 12 yaşındaki ilköğretim öğrencisi kızın çıplak görüntülerini kaydederek internette yayınlamakla tehdit eden öğretmen Suat Ş., star'ın haberi üzerine tutuklandı. Başkent polisi tarafından yakalandıktan sonra serbest bırakılan Suat Ş. İstanbul'daki iköğretim okulunda görevine devam etmişti. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Yücesoy çıkan haberler üzerine öğretmenin tutuklanmasına karar verdi.

Öğrencilerden Erzurum Sözlüğü...

Erzurum Rıfkı Salim Burçak Anadolu Kız Meslek ve Kız Meslek Lisesi öğrencileri, tarih öğretmenleri Taner Özdemir editörlüğünde Erzurum Sözlüğü hazırladı.

Öğrencilerin hazırladığı kitabın geliri ihtiyaç sahibi ailelere bağışlanacak. Geleceğin araştırmacı yazarı kız öğrenciler kollektif çalışma ile Erzurum Sözlüğü isimli bir kitap yayınladı. Okul tarih öğretmenlerinden Taner Özdemir editörlüğünde 6 ay süre ile araştırma yapan 200 kız öğrenci Erzurum'un tarihi, kültürü, ağızları, yemekleri, tarihi yapıları, ilçeleri ve ünlü simaları hakkında çalışma yaptı. Kitabın satışından elde edilecek gelir ise yoksul ailelere dağıtılacak. Tarih öğretmeni Özdemir, öğrencilerin araştırma yeteneğini geliştirmek, takım ruhunu oluşturmak amacıyla öğrencileriyle Erzurum Sözlüğü'nü hazırladıklarını ifade etti. Öğrencilerin 6 ay süre ile Erzurum'la ilgili onlarca kitap okuyup, yüzlerce internet sitesinde araştırma yaptığına vurgu yapan Özdemir, "Öğrencilerimizin kültür hazinesini genişletmek, milli bilinçle içinde yaşadıkları yerel kültürü tanımaları, anlamaları, araştırmalarını istedik. 200 kız öğrencimiz, takım ruhu içinde büyük bir uyum ve sorumluluk içerisinde derslerini aksatmadan Erzurum Sözlüğü'nü hazırladı. Alfabetik sıralamayla 800'e yakın madde kitapta ayrıntılı şekilde incelenip ele alındı." dedi. Okul Müdürü Nimet Demircioğlu ise söz konusu kitabın hazırlanmasında öğrencilerin büyük bir özveri gösteridiğini söyledi. Demircioğlu, ilerleyen yıllarda Erzurum Sözlüğü kitabını cilt cilt hazırlayıp ülke genelindeki bütün okul kütüphanelerine göndererek, şehre olan vefa borçlarını yerine getireceklerini kaydetti. Kitabın hazırlanmasında yer alan 9 H sınıfı öğrencilerinden Eda Biçer, ilk kez bir kitabın hazırlanmasında görev almanın kendisini heyecanlandırdığını anlattı. Biçer, Erzurum Sözlüğü'nü hazırlamak için ders saatleri dışında kütüphaneye gidip saatlerce araştırma yaptığını vurguladı. Biçer, "Erzurum kültürüne bir katkıda bulunmak heyecan verici. Araştırma yapmak, bir kitap vücuda getirmek kelimelerle anlatılmayacak kadan güzel bir duygu." şeklinde konuştu.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

'Nerede Yaşıyorsun' Anketi Şaşırttı...

Mimarlar Odası Kayseri Şubesi bir ilköğretim öğrencileri üzerinde 'Nerede Yaşıyorsun' konulu mini anket yaptı.

Ankete katılım için özel olarak belirlenen 35 öğrenci, Kayseri'nin rengini griye benzetirken kokusunun küflü peynir kokusunu anımsattığını belirtti. Mimarlar Odası Kayseri Şubesi Çocuk ve Mimarlık Komisyonu üyeleri tarafından 'kentleşme' üzerine yapılan analiz çalışması sona erdi. 20 Şubat'ta başlatılan ve yaklaşık 7 hafta süren çalışma kapsamında Besime Özderici İlköğretim Okulu'nda 35 öğrenci üzerinde yapılan 'Nerede Yaşıyorsun' isimli mini ankette çıkan sonuçlar komisyon üyelerini şaşırttı. 'Kentiniz ne renk?', 'Kentiniz hangi tadı veriyor' gibi 4 soru yöneltilen ankette öğrenciler, Kayseri'nin rengini griye, yeşile, siyah ve beyaza benzetirken binaların yoğunluğundan ve hava kirliliğinden yakındı. Ankette çıkan en ilginç sonuç ise 'Kentiniz nasıl kokuyor' sorusuna öğrencilerden birinin verdiği 'küflü peynir gibi kokuyor' cevabı oldu. Bazı öğrenciler ise bu soruya şu yanıtları verdi: "Erimiş çikolata, şeker pancarı, bozulmuş yemek gibi kokuyor, cipsi gibi, fırından çıkmış ekmek gibi, bamya,kötü pişirilmiş hamura, küflü peynir,kumpire, sigara gibi, kötü pişmiş mantı." 'Yaşadığımız kent ne renk?' sorusuna ise gri, yeşil, kahverengi, siyah cevaplarını verdi. Mimarlar Odası Çocuk ve Mimarlık Komisyon Başkanı Pembegül Selman, alt yapısını iyi hazırladıkları projede öğrencilerle iyi bir uyum içerisinde çalıştıklarını dile getirdi. Öğrencilere bu projeyle yaşadığı çevrenin farkındalığına varmasını amaçladıklarını dile getiren Selman, "Bu çalışma için 3-4 hafta hazırlık yaptık. Komisyon üyelerle toplantı yapıp öğrencilere nasıl ulaşacağımı tartıştık. Projeye ilk etapta 18 kişi düşündük ama bu sayı 35'e çıktı. Mimarlığa ilgi duyan öğrencilerle düzenlediğimiz bu projede öğrencilerin inanılmaz hayal gücü ortaya çıktı. Öğrenciler, nerede yaşadığına dair resimler çizdi. Öğrencilerin çoğunun köy gibi yeşillikler içinde yaşamayı hayal ediyor." dedi. Öğrencilerin yaptığı çalışmaların Kayseripark AVM'de sergilediklerini dile getiren Selman, 10 komisyon üyesi olarak çalışmalarına farklı projelerle devam edeceklerini kaydetti. Oda Başkanı Hakan Mahiroğlu da kentlerde tarihi değerlerin üzerine bir şeyler katmak yerine kültürel dejenerasyon yapıldığını ifade etti. Mahiroğlu şunları söyledi: "Aslında Kayseri'yi diğer kentlerden ayıran unsur Erciyes olmamalı ya da Konya'yı Mevlana ya da Mersin'i deniz. Bu değerler zaten elimizde olan ayıraçlardır. Biz bu değerlerin üzerine neler koyabildik ona bakmak gerekmektedir. Maalesef bugün çocuklarımız yaşadıkları çevreye ait "çiçek gibi kokan rengarenk bir kent" tanımlamasını yapmıyorsa demek ki sorumluluklarımızı tam olarak yerine getirmediğimizden ve değerlerimizin üzerine olumlu katkı sağlayamadığımızdandır."

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Kaymakamdan 650 Öğrenciye Dershane...

Kaymakam Murat Kahraman, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'ndan ayrılan parayla 650 ilköğretim okulu öğrencisine dershane eğitimi sağladı.

Konya'nın Ahırlı ilçesinde 2 yıldır görev yapan Kaymakam Murat Kahraman, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'ndan ayrılan parayla 650 ilköğretim okulu öğrencisine dershane eğitimi sağladı. Seviye Belirleme Sınavı'nda da Ahırlı'nın öğrencileri birinci sıraya oturdu. Konya'ya 110 kilometre uzaklıktaki Ahırlı ilçesinde eğitim gören öğrencilerin hayalini ilçe kaymakamı Murat Kahraman gerçekleştirdi. Devletin her yıl Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'na gönderdiği paranın bir kısmı ile 650 fakir ilköğretim okulu öğrenicisi için dershane eğitimi verilmesini sağladı. 'İLK ECZANEYİ BEN AÇACAĞIM' Öğrencilere başarının yolunu açan Kaymakam Kahraman "Ulaşım ve imkânsızlıklar nedeniyle öğrencilerimizin çoğunluğu gelecekleri için emin adımlar atamıyorlar. Biz de elimizden geleni yaptık. Öğrencilerimize 7 ay boyunca öğretmenlerimizle ders verdik. Faydalı olduğumuzu düşünüyoruz" dedi. Diğer kardeşlerinin maddi imkânsızlıklar nedeniyle okuyamadığını kendisinin de daha önce dershaneye gidemediği için geleceğe umutsuz baktığını anlatan İlköğretim 7'nci sınıf öğrencisi 14 yaşındaki Şeyma Akça da, "Şimdi Kaymakamımız sayesinde hayallerimizin önü açıldı. İlçemizde eczane olmadığı için tek hayalim okuyarak ilçemizde olmayan eczaneyi açmak olacak" dedi.

30 Nisan 2009 Perşembe

10 Bin Öğrenci Aynı Anda Fidan Dikti...

10 bin öğrencinin aynı anda 33 bin fidanı toprakla buluşturduğu etkinlik, dünya tarihinde bir ilk oldu.

Mersin, dünya tarihinde bir ilki gerçekleştirdi ve 10 bin öğrenci aynı anda 33 bin adet harnup fidanı tohumlarını toprakla buluşturdu. Noter huzurunda gerçekleştirilen deneme ise sadece 3 dakika sürdü. Öğrencilerin kendi elleriyle yetiştireceği fidanlar, 2010 yılı Kasım ayında belirlenecek olan orman alanlarına dikilecek. Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) Mersin İl Temsilciliği tarafından, küresel ısınma ve erozyonun bireysel olarak önlenebilmesine, katkıda bulunulması amacıyla düzenlenen etkinlik, Orman Bölge Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nce de desteklendi. 'Bebek Fidan Projesi' kapsamında düzenlenen tarihi rekor denemesine Tevfik Sırrı Gür Stadı ev sahipliği yaptı. 9 bin 500 ilköğretim, 500 de ortaöğretim olmak üzere toplam 10 bin öğrencinin katıldığı ekimde her öğrenciye fidan tohumlarını ekebilmesi için poşetlerle toprak dağıtımı gerçekleştirildi.

29 Nisan 2009 Çarşamba

Karmaşık Problemlere Kolay Çözümler...

Denizli Özel Servergazi Fen Lisesi öğrencileri, matematikte çözülmesi zor olan birçok problemi, 'Fibonacci dizisi' kullanarak anlaşılır hale getirdi.

TÜBİTAK'ın Antalya'da düzenlediği proje yarışmasına katılan Abdullah Özer ve Kemal Ünlü, bölge birincisi ve Türkiye finalisti oldu. Projenin rehber öğretmeni Kurbani Kaya, Fibonacci sayılarına doğada çok sık rastlandığını belirtti. Bu sayıların Pascal veya Binom üçgeninde, Mimar Sinan'ın eserlerinde ya da Da Vinci'nin resimlerinde görüldüğünü kaydeden Kaya, "Fibonacci dizisinin altın örnekleri Selimiye ve Süleymaniye camilerinin kubbe ve minarelerinde gözlenebilir." diye konuştu.

28 Nisan 2009 Salı

Festival 2 Mayıs'ta Başlayacak...

Anadolu Üniversitesi Sinema Kültürünü Geliştirme Birimi ve öğrencilerin gönüllü çabalarıyla gerçekleştirilecek festival başlıyor.

Anadolu Üniversitesi Sinema Kültürünü Geliştirme Birimi ve öğrencilerin gönüllü çabalarıyla gerçekleştirilecek festival, 2 Mayıs'ta A.Ü Sinema Anadolu'da yapılacak açılış töreniyle başlayacak. Festivalin bu yılki onur konukları olarak belirlenen sinema sanatçıları Ekrem Bora ile Nebahat Çehre'ye ödülleri verilecek. Festivalin 'Sinemaya Emek' ödülünün bu yılki sahibi ise Yeşilçam emektarı yapımcı Necip Sarıcı oldu. Etkinlik kapsamında 'Sinema Kültürüne Katkı Ödülleri' adı altında açılan yarışmada 'En İyi Sinema Kitabı', 'En İyi Sinema Makalesi' ve 'Televizyonda Yayınlanan En İyi Sinema Programı' ödüllendirilecek

8 Nisan 2009 Çarşamba

Niçin Eğitim Gördüklerini Bilmiyorlar...

Anne-babalar ve öğretmenler çocukları sınava hazırlamaya çalışırken, öğrenciler de korkulu bir günün gelmesini büyük bir kaygı ile bekliyor.

İlköğretim ve ortaöğretimde dönem sonunda yapılacak sınavlara sayılı günler kaldı. Sınava hazırlanan öğrencilerin olduğu evlerin gündemi tamamen bu konuya odaklanmış durumda. Anne-babalar ve öğretmenler çocukları sınava hazırlamaya çalışırken, öğrenciler de korkulu bir günün gelmesini büyük bir kaygı ile bekliyor. 6. sınıftan itibaren sınavlara hazırlanan çocukların, bir de kişiliğin oluşumunda en önemli zamanlar olan ergenlik dönemini yaşamaya başlamaları stres oranlarını ikiye, üçe katlıyor. Hayatta her şeyi kolayca almaya alışarak büyüyen, çevreden sürekli fazla çaba harcamadan rahat yaşamaya dair telkinler alan çocukların sınav başarısı için motive olmaları da zor görünüyor. Ailelerin sınavlara hazırlanan çocuklarına nasıl yardımcı olabileceğine dair bilgilerine başvurduğumuz psikolojik danışman Faruk Öndağ, hayata yeterince hazırlanmayan öğrencilerin, neden sınava girmesi, okuması gerektiğini bile bilmediğini belirtiyor. Faruk Öndağ, birçok ailenin her istediğini yaparak çocuğuna sevgi gösterdiğini düşünürken aslında zarar verdiğine dikkat çekiyor. Öndağ'a göre, çocuklara yapılacak en büyük iyilik küçük yaştan itibaren öğrenmeyi ve çalışmayı sevdirmek olmalı. Bunun yolu da öncelikle anne-baba ve çevrenin çalışıp üretmekten, okumaktan haz alması ve bunu doğal davranışlarıyla yansıtmasından geçiyor. Günümüzün çocukları ise matematikten korkarak, emek harcamadan kolay yoldan para kazanıp rahat yaşamanın güzelliklerini dinleyerek büyüyor. "Anne-baba çocuğa çalışmanın, çaba harcamanın, alın teri dökmenin, yeme içme gibi hayatın bir parçası olduğunu öğretmelidir. Ders çalışmak da, başka işi yapmak da böyledir." diyen Faruk Öndağ, çocuklara evde en azından kendi işlerinin yaptırılmasını öneriyor: "Çocuk düşünce kendisi kalkmalı, yemeğini döke saça da olsa kendisi yemeli, anne-babasına yardım etmeli, önüne çıkan engelleri aşmayı öğrenmeli, alışverişte sıraya girip ücreti ödemeli, insanlarla muhatap olmalı ve en önemlisi de çevresinde iş yaparken mutlu olan insanlar görmeli." Çocukların mutlu, güçlü, güzel insanlar olarak yetişmesi, niçin çalıştığını bilerek çalışmaktan ve ilim öğrenmekten geçiyor. Anne-babalar ve öğretmenlerin ders çalışma konusunda baskı yapmak için sebepleri olsa bile çocuklar hayatı tanımadıkları için bu sebepleri anlamıyor. Çocukları çalışmaya motive etmek için önüne somut hedefler konulmasını öneren Faruk Öndağ şöyle konuşuyor: "Çocuklarımız, para, makam nedir, güçlü olmak, ezilmek, küçümsenerek bakılmak ne demek, çocuğu hastalandığında iyi hastaneye anında götürebilmek ne demek bilmiyor. O, matematiğe, fene çalıştığını sanıyor ama bu yolla yarınları satın aldığının farkında değil. Sorun ders çalışmak istemeyen çocukta değil biz anne-babalarda; çünkü çocuklara hayat resmini sağlıklı gösteremiyoruz. O yüzden çocuklarımız sebebini bilmediği bir yarışın içinde üzülüyor, yoruluyor." Çocuğun çalışmasını ödüllendirin, sınav sonuçlarını değil Sınav sonuçlarından ziyade çocuğun gayretli, çalışkan olması daha önemli aslında. Çalışma disiplinine alışarak büyüyen çocuklar, hayata karşı da barışık olur. Düşmenin de hayatın bir parçası olduğunu bilir ve düşünce kendi başına ayağa kalkar. Ailenin koruyucu fanusu içinde gerçek sorunlardan uzak suni bir ortam içinde büyüyen çocuk hayata hazırlanamıyor. Çocukları motive ederken de maddi karşılıklardan ziyade manevi ödüller verilmesini tavsiye eden Öndağ, "Onun için en büyük ödül anne-babanın mutluluğudur. Aferin oğlum-kızım demek, saçını okşamak, birlikte vakit geçirmek ödüldür." diyor. Sınavlar bir yana, ergenliğe geçiş zaten çocukları altüst ediyor "Artık sınav sadece öğrenme ve öğrenciden çıktı. İnsafsız bir süreç haline geldi. Çocukların başkalarıyla kıyaslanması, mükemmel sonuçlar bekleyen aile çevresi ve ergenlik dönemi. Sınav olmasa bile zaten başı belada bu çocuğun. Her taraftan sürekli taciz ediliyor. Masum zihni, cinsel, fiziksel, psikolojik şiddet ve para ile taciz ediliyor. Hayatı düzgün yaşayamıyor. Test çözen, tost yiyen, güneş ışığından, gezmeden, oynamadan habersiz, elektronik aletlere gömülmüş günümüz çocukları. İşleri gerçekten çok zor. Ama aileler bunun farkında değil."

23 Mart 2009 Pazartesi

Sınıfta İzdiham

Burası, Sislice Köyü Birleştirilmiş İlköğretim Okulu. Balık istifi sınıflara girişte izdiham yaşanıyor. Her sırada beş çocuk oturuyor. Geç gelip de ayakta kalanın ise vay haline

Şanlıurfa'nın Siverek ilçesine bağlı Sislice Köyü Birleştirilmiş Sınıflı İlköğretim Okulu'nda bir sırada beş kişinin oturduğu sınıfta 110 öğrenci balık istifi ders görüyor. Öğrencilerin sınıfa her giriş ve çıkışında izdiham yaşanıyor. Öğrencilerin kendi söylemiyle, yer kapan oturuyor, kapamayan ayakta kalıyor.
Sislice Köyü Birleştirilmiş Sınıflı İlköğretim Okulu öğrencileri, sıkıntılı bir eğitim dönemi geçiriyor. Yeni bir okul inşaatı yapılmadığı için köyde eğitim içler acısı. Bir, iki ve üçüncü sınıf öğrencilerinden oluşan 110 kişi tek odalı bir yerde balık istifi gibi eğitim görüyor. Toplam 176 öğrenci var Dört ve beşinci sınıftan oluşan 66 kişi ise öğleden sonra eğitim görüyor. Durum böyle olunca da 176 öğrenci aynı sınıfta eğitim görmeye başladı. Her bir sırada beş öğrencinin oturduğu sınıfta eğitim yapmanın güç olduğunu belirten öğrenciler, “Bir sırada beş kişi oturuyoruz. Yer kapan oturuyor, kapamayan ayakta kalıyor. Ders kitaplarımızı ve defterlerimizi çıkardığımız zaman sıranın üzerinde yer bulamıyoruz. Yazı yazamadığımız gibi, derslerimizden de geri kalıyoruz. Öğretmenin anlattığı dersi anlayamıyoruz. Bir okul yapılmasını istiyoruz. Sayın Başbakanımızdan yardım istiyoruz” dedi. Kızını Sislice Köyü Birleştirilmiş Sınıflı İlköğretim Okulu'na gönderen köy sakinlerinden Serdal Uygus da, “Sabah kızım okula gidiyor. Öğlen geldiği zaman ona soruyorum, 'Kızım ne öğrendin' diye. Kızım da 'Baba öğretmenimiz bir şeyler anlatıyor ama anlamıyoruz. Öğretmen nasıl uğraşsın. Ne yapabilir ki' diye cevap veriyor. Kızım nasıl yapacağız' diyorum, o da 'Bilmiyorum' diyor. 'Bir şey öğrenmiyoruz' cevabını veriyor. Devlet bize bir an önce sahip çıksın” dedi. Okulun tuvaleti de yok Bu arada, Sislice köyünün Muhtar Azası Hacı Gümüştaş ise, okulun bir tuvaletinin bile olmadığını, çocukların dışarıda ihtayaç giderdiğini belirtti. Muhtar, “Beş çocuk bir sırada oturmaya, eğitim görmeye çalışıyor. İmkânımız yok. Devlet bize yardım etsin. Çocuklar okula gidiyor yer bulamıyor. Okulun tuvaleti bile yoktur” dedi.

Burs Sayısı Arttırılıyor

Rusya Federasyonu, 2009 yılında Rusya'daki seçkin yüksek eğitim kurumlarında daha çok Türk vatandaşının ücretsiz olarak okuyabilmesi için verilen burs sayısının arttırılmasına yönelik karar verdi.

Rusya Federasyonu Türkiye Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamada, son yıllarda özellikle Türk gençliğinin, Rus dilinin öğrenilmesi ve Rusya'da eğitim görülmesine karşı son derece büyük ilgi duyduğunun gözlemlendiği belirtilerek, “Bu bağlamda 2009 yılında Rusya Federasyonu Hükümeti, Rusya'daki seçkin yüksek eğitim kurumlarında daha çok Türk vatandaşının ücretsiz olarak okuyabilmesi için verilen burs sayısının arttırılmasına yönelik karar almıştır. Bu yıl ilgili amaçlara Rusya Federasyonu tarafından 50 burs verilmiştir. Bu rakam, Rusya'yı Türk öğrencilerine aynı imkanı sağlayan devletler arasında ilk sıralara çıkartmaktadır” açıklamasında bulunuldu. 17-18 Mart 2009 tarihleri arasında Ankara'da; Rus devlet yüksek eğitim kurumlarında eğitimlerine devam etmek isteyen Türk öğrencileri için sınav yapıldığı kaydedilen açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından daha önce yapılan ilk sınav turundan sonra seçilen 150 kişinin son sınava girmek hakkını kazandığı, sınavda en iyi sonuçları gösteren 50 öğrencinin burs kazandığı belirtildi.
Bur kazanan 50 kişiden 8'inin Rusya'nın en seçkin üniversitelerinin master bölümlerinde, 8 kişinin doktora, 34 kişinin de Rus dili bölümlerinde ücretsiz olarak okuyacakları bildirildi.
Açıklamada, Türk öğrencilerinin okuyacakları Rus üniversiteleri arasında, dünyaca tanınan San-Petersburg Devlet Üniversitesi, Rusya Milletlerarası Dostluk Üniversitesi, Moskova Devlet Pedagoji Üniversitesi, Kursk Devlet Üniversitesi ve ayrıca Orel ve Lipetsk şehirlerinde bulunan üniversitelerin bulunduğu kaydedildi.
Açıklamada, Rus-Türk ilişkilerinin önemli parçası olan eğitim alanındaki karşılıklı yarar sağlayan işbirliğini daha çok geliştirmek yönünde adımlar atılacağının da altı çizildi.

18 Mart 2009 Çarşamba

Engelli Öğrenciyi Darp İddiası...

Kastamonu'nun Hanönü ilçesinde bir kişi, engelli çocuğunun öğretmeni tarafından darp edildiği iddiasıyla savcılığa şikayet dilekçesi verdi.

Alınan bilgiye göre, Hanönü'nde yaşayan Kadir Şenel, Taşköprü'de özel bir rehabilitasyon okulunda eğitim gören zihinsel engelli oğlu Ali'nin 10 gün önce öğretmeni İ.B. tarafından darp edildiğini öne sürdü. Şenel, Taşköprü Devlet Hastanesi'ne kaldırılan çocuğun, buradan Kastamonu Dr. Münif İslam Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini bildirdi. Baba Kadir Şenel, kaburgalarında çatlak ve bir böbreğinde darbeye bağlı zedelenme olduğu bildirilen çocuğun tedavinin ardından rapor verilerek taburcu edildiğini belirtti. Öğretmen ve okul hakkında Cumhuriyet Savcılığı'na şikayette bulunduğunu belirten Kadir Şenel, ''Zihinsel engelli oğlum konuşamıyor, derdini anlatamıyor. Okuldan bize çocuğu hastaneye götürdüklerini söylediler. Biz de hastaneye gittik. Çocuğumuzu Kastamonu'ya sevk ettiler. Kastamonu'daki doktorlar, çocuğumun kaburgasında çatlak olduğunu, darbe nedeniyle böbreğinde zedelenme meydana geldiğini söylediler. Çocuğa rapor verdiler. Öğretmen ve okul hakkında şikayetçiyiz'' dedi. Taşköprü Kaymakamı Ayhan Kartlı da olayı incelediklerini, kontrol amacıyla Kastamonu'ya sevk edilen çocuğun, taburcu edildiğini belirtti. Kartlı, Kastamonu'dan gelecek rapora göre konuyu soruşturacaklarını ifade etti.