meb etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meb etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2010 Çarşamba

Milli Mücadele Kadınları Derslerde...

Milli Mücadele döneminde faaliyet gösteren kadın dernekleri tarih dersinde anlatılacak.

Edinilen bilgiye göre, Milli Eğitim Bakanlığı, hazırlanmakta olan TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi taslak öğretim programında Milli Mücadele'ye hazırlık döneminde kadınların kurdukları cemiyetlerin anlatılması için çalışma başlattı. Konuya ilişkin açıklama yapan TTK Başkanı Tufan, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'ya Sivas'a yaptığı ziyaret sırasında Valiliğin hazırladığı "Sivas Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti" kitabının verildiğini belirterek, "Sayın Bakanımız onu bana verdi.

12 Aralık 2009 Cumartesi

MEB, Öğrencilerin Notlarını İnceliyor...

MEB, bazı öğretmenlerin ilköğretim okuyan öğrencilere yüksek not verdiği iddiaları üzerine inceleme başlattı.

Liselere giriş için yapılan Seviye Belirleme Sınavları'nda (SBS) ilköğretim notlarının yüzde 27'nin üzerinde etki etmesi nedeniyle öğretmenlerin öğrencilerin notlarını şişirdiği ileri sürülüyordu. Bu iddialar üzerine geçen sene incelemeler yapılmış, ancak ceza verilen okul veya öğretmen olmamıştı. Bakanlık bu yıl not kontrollerini daha sıkı tutacak. Geçen sene öğrencilerin 'ilköğretimdeki yıl sonu notu ile SBS puanı arasındaki farkın 30 puanı geçmesi halinde' inceleme yapılırken, yeni dönemde '20 puan farkı' olan öğrencilerin durumlarına da bakılması istendi. SBS'de düşük puan alırken ilköğretim notları çok yüksek olan öğrencilerin tespit edilmesi hedeflenirken, geçen sene 'abartıldığı şekilde öğrenci notları ile SBS puanları arasında fark bulunmadığı' belirtilmişti. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu imzasıyla il milli eğitim müdürlüklerine gönderilen genelgede, "Son zamanlarda çeşitli platformlarda dile getirilen bazı okullarda Yılsonu Başarı Puanları'nın gerçeğe aykırı olarak yükseltildiği iddiaları, öğretmenlik mesleğinin onuru ve okullarımızın itibarı açısından kabul edilemez bir duruma gelmiştir. Söz konusu iddialar bakanlığımız tarafından incelenmektedir." denildi. Genelgeye göre milli eğitim müdürlüklerinde komisyonlar kurularak öğrencilerin ilköğretim notları ile SBS puanı karşılaştırılacak. İki puan arasında 20 ve daha fazla fark görülen öğrencilerin durumları incelenecek. Bu farkın nedenleri araştırılacak, haksız bir uygulama var ise sebep olan öğretmen ve yöneticiler hakkında gerekli işlem yapılacak.

13 Kasım 2009 Cuma

Bilge Köyündeki Çocukları Sevindirdi...

Ünlü şarkıcı Gülben Ergen, Mardin'de 44 kişinin hayatını kaybettiği Bilge köyünü ziyaret etti.

4 Mayıs'ta yaşanan katliamın izlerini silmek için köy okuluna giden Ergen, çocuklara kırtasiye ve giyim yardımında bulundu. Civardaki beş köyde yaşayan çocuklara da vitamin ilaçları, giyim ve kırtasiye yardımı yaptı. Sanatçı, yaklaşık 50 bin TL'lik yardımı ihtiyaç sahiplerine kendi elleriyle dağıttı. Ergen'in ziyareti dolayısıyla Bilge köyündeki yetim ve öksüz çocukların eğitim gördüğü ilkokulda tören düzenlendi. Öğrencilerle birebir ilgilenen ünlü şarkıcı, köyde yaşanan katliamın izlerinin yavaş yavaş silindiğini söyledi. Çocukları bir nebze de olsa sevindirmek için köye geldiklerini anlatarak, "Buradaki çocukları güldürmek, yaşadıkları travmaları geride bırakmak için buradayız." dedi

9 Ekim 2009 Cuma

'Mobil Otobüs'te Anaokulu Dönemi

Dezavantajlı çocukların okul öncesi eğitim almaları için bakanlık tarafından "mobil" okullar oluşturulacağını bildirdi.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Okul Öncesi Eğitim Genel Müdür Yardımcısı Osman Çolak, MEB tarafından hazırlanan "Okul Öncesi Eğitimin Güçlendirilmesi Projesi"ne yönelik çalışmalar kapsamında Adana'da düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, proje kapsamındaki bileşenlerden biri olan hibe programı kapsamında 81 ilde eğitim kurumları, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör kuruluşlarının ortaklıklar kurarak teklif çağrısı yoluyla önerecekleri pilot projelerle okul öncesi eğitim hizmetlerinin kapasitesinin artırılmasının hedeflendiğini ifade etti. Çolak, bu projeyle ilgili olarak belirlenen takvim çerçevesinde çeşitli illerde birer günlük bilgilendirme toplantıları düzenlendiğini belirterek, "Bakanlığımız Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, Merkezi Finans ve İhale Birimi ile Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu'ndan konunun uzmanı olan yaklaşık 10 personel, bilgilendirme toplantılarına iştirak edecek" dedi. Çolak bakanlığın özellikle dezavantajlı bölgelerde bu eğitimi alamayan çocukların okul öncesi eğitim alabilmesi için mobil sınıflar oluşturulduğuna dikat çekerek şunları kaydetti: "Eski fakat hala kullanılabilen otobüsler ana sınıfına dönüştürülerek bu bölgelerdeki öğrencilerimizin okul öncesi eğitim görmeleri sağlanacak. Özellikle bu projeyle ilgili olarak belediyelerle iş birliği içinde olmak gerekir. Önümüzdeki yıllarda okul öncesi eğitimde de e-kayıt uygulaması başlayacak. Bu konuda çalışmalar devam etmektedir." Çolak, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun okul öncesi eğitime çok önem verdiğini ve eğitimin önümüzdeki yıllarda kesintisiz 9 yıla çıkacağını, bu sebeple okul öncesi eğitimin çocuklara mutlaka verilmesi gerektiğini kaydetti. Bir ülkede öğrencilerin başarısı ya da başarısızlığıyla okul öncesi eğitimin doğru orantılı olduğunu vurgulayan Çolak, Türkiye'de okul öncesinin mutlaka yüzde 100'lere çıkartılması gerektiğini, hedeflerinin 10 yıl içerisinde yüzde 100'e uluşmak olduğunu sözlerine ekledi.

7 Ekim 2009 Çarşamba

47 Öğrenci Kan Davası Mağduru...

Van'ın Muradiye ilçesindeki Berjeri ve Mukuri aşiretleri arasında 3 ay önce başlayan kan davasının olumsuz sonuçları öğrencilere de yansıdı.

Van'ın Muradiye ilçesindeki Berjeri ve Mukuri aşiretleri arasında 3 ay önce başlayan kan davasının olumsuz sonuçları öğrencilere de yansıdı. Mukuri aşiretine bağlı Avcı ailesinden 47 öğrenci, evlerinin 200 metre uzaklığındaki Fatih Sultan Mehmet İlköğretim Okulu'na gidemiyor. Avcı ailesinin ihtiyaçlarını ise komşuları ve yakınları karşılıyor. Kaymakam Metin Esen, kan davasını sona erdirmeye çalışıyor.

6 Ekim 2009 Salı

Çift Diploma İmkanı...

İstanbul Aydın Üniversitesi, Türk öğrencilere yurtdışına gitmeden YÖK onaylı çift diploma alma imkanı sağladı.

İstanbul Aydın Üniversitesi, ABD'nin University of Maryland (UMUC) ile yaptığı protokolle Türk öğrencilere yurtdışına gitmeden YÖK onaylı çift diploma alma imkanı sağladı. ABD üniversite sıralamasında 18. sırada yer alan University of Maryland ile karşılıklı İşletme Lisans Programı müfredatlarını akredite eden İstanbul Aydın Üniversitesi, İngilizce olarak okutulan bu programdan mezun olacak öğrencilerine kendi diplomasının yanında UMUC diploması da verecek. Böylece İstanbul Aydın Üniversitesi İşletme mezunları, ABD'de ve tüm dünyada geçerli bir diplomaya sahip olacak. ABD'nin alanında uzman profesörlerinin Aydın Üniversitesi'ne gelerek ders vereceği program sayesinde öğrenciler, uluslararası diplomalarla aynı zamanda ileri düzeyde İngilizce bilgisiyle de taçlandıracak.

Üniversitelerde Ek Kontenjan!

Üniversitelerdeki ek kontenjanlara başvurular başlıyor.

Devlet, özel ve vakıf üniversitelerinde, ön lisans ve lisans programlarında ek yerleştirme için toplam 161 bin 465 kontenjan belirlendi. Yeni açılan programlarda, devlet üniversitelerinde 14 bin 263, vakıf üniversitelerinde bin 910, KKTC üniversitelerinde 50, yurt dışı üniversitelerinde 140 kontenjan yer alıyor. Yeni açılan yükseköğretim programları ile merkezi yerleştirmede kontenjanı dolmayan ve en küçük puanı oluşmayan yükseköğretim programları, ilgili puanı hesaplanmış tüm adaylar tarafından tercih edilebilecek. Ek kontenjanlara başvuracak olan adaylar, ÖSYM web adresinden faydalanabilecek. Kılavuz ücreti ile tercihlerini başvuru merkezi aracılığıyla yaptıklarında kılavuz kitapçığı hariç başka bir ücret ödemeyecek.

5 Ekim 2009 Pazartesi

Bir Zamanlar Onlar da Öğrenciydi...

Bugün Türkiye'ye yönetici olan Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanların öğrencilik yılları nasıldı?

Türkiye genelinde milyonlarca çocuk okula ilk adımını atarken, yine milyonlarcası yeni sınıflarına, yeni okullarına başlarken, bugün Türkiye'yi yöneten, ülkenin kaderinde söz sahibi olan yöneticiler de ülkenin değişik yerlerinde bugünden oldukça farklı koşullarda ama şimdiki çocukların heyecanıyla okul sıralarına oturmuştu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ilk ve ortaöğrenimini Kayseri'de tamamladı. Gül, o dönem ki isimleriyle 1962'de Gazipaşa İlkokulu, 1965'te Nazmi Toker Ortaokulu ve 1968 yılında Kayseri Lisesinden mezun oldu. Cumhurbaşkanı Gül, ''pekiyi'' not ortalamasıyla mezun olduğu ilkokulda, Türkçe, tarih, coğrafya, din bilgisi, tabiat bilgisi ve resim derslerinden ''pekiyi'', matematik, aile bilgisi, yazı, jimnastik ve müzik derslerinden ise ''iyi'' not aldı. İlkokulu bitirdikten sonra eski Kayseri Valisi ve Milletvekili Nazmi Toker tarafından yaptırılan Nazmi Toker Ortaokuluna kayıt yaptıran Abdullah Gül, bu okulu 1965'te ''iyi'' dereceyle bitirdi. Abdullah Gül, Türkçe'den 7, tarihten 8, coğrafyadan 7, yurt bilgisinden 8, matematikten 6, fizikten 8, kimyadan 6, tabiat bilgisinden 7, iş bilgisinden 7, İngilizce'den 5, beden eğitiminden 9, resimden 6 ve müzikten 7 notuyla diplomasını aldı. -CUMHURBAŞKANI GÜL, KAYSERİ LİSESİNİN İKİNCİ KEZ GURURU OLDU- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 116 yıllık tarihi Kayseri Lisesinin, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'dan sonra ikinci kez gururu oldu. Turgut Özal'ın 1945'te mezun olduğu tarihi liseyi, 2777 numaralı Abdullah Gül, 3537 diploma numarasıyla 1968'de tamamladı. Gül'ün 10'luk not sistemine göre son sınıftaki notları şöyle: ''Edebiyat 5, matematik 8, kompozisyon 6, felsefe 6, tarih 5, coğrafya 5, astronomi 5, jeoloji 5, fizik 5, kimya 10, İngilizce 5, beden eğitimi 10, resim 7 ve milli güvenlik 6.'' Turgut Özal ve Abdullah Gül'ün başbakanlık da yapmış olmaları, Kayseri Lisesine 2 cumhurbaşkanı ve 2 başbakan yetiştiren lise olma unvanı da kazandırdı. Tarihi Kayseri Lisesi, siyaset, sanat ve iş dünyasından çok sayıda ünlü ismi de mezun etti. Eski bakanlar Mehmet Yazar, Mehmet Saadettin Bilgiç, Korkut Özal, Mehmet Bahattin Yücel, Turhan Feyzioğlu, Naci Kınacıoğlu, Hilmi İşgüzar ile sanatçılar Emel Sayın ve Göksel Arsoy da Kayseri Lisesinden mezun oldu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün fotoğraflarıyla hazırlanan özel panolar, her 3 okulun da duvarlarında sergileniyor. Ayrıca Kayseri Lisesi bünyesinde oluşturulan müzede Cumhurbaşkanı Gül'ün okul sırası, fotoğrafı, yıllığı da yer alıyor. -BAŞBAKAN ERDOĞAN- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 1965 yılında ''iyi'' dereceyle mezun olduğu Beyoğlu'ndaki Piyalepaşa İlköğretim Okulundaki karnesi ''pekiyi'' ve ''iyi'' notlarından oluşuyor. Alınan bilgiye göre, 1960 yılında ''1901'' numarası ile Piyalepaşa İlköğretim Okulu'na kaydı yapılan Erdoğan, 1965 yılında ''iyi'' derecede mezun oldu. Mezun olduğu yıl Erdoğan'ın karnesinde, ''Türkçe'', ''Yazı'', ''Beden eğitimi'' ile ''Hal ve gidiş'' derslerinin ''Pekiyi'', ''Tarih-Coğrafya Yurttaşlık Bilgisi'', ''Tabiat Bilgisi'', ''Matematik'', Aile Bilgisi'', ''Resim-İş'', ''Din Bilgisi'' ve ''Müzik'' derslerinin de ''iyi'' derecede olduğu görülüyor. Erdoğan'ın mezun olduğu Piyalepaşa İlköğretim Okulunun 13 yıldır müdürlüğünü yapan Hasan Yıldız, okullarının kurulu olduğu alanda daha önceleri bahriye paşalarından Rahmi Paşa tarafından yaptırılan bir köşkün bulunduğunu belirterek, 1913 yılında köşkün ''İnas Numune Mektebi'' adı ile öğretime açıldığını anlattı. Yıldız, civarın kız çocuklarına eğitim veren okulun, Cumhuriyet'in ilanından sonra ''Beyoğlu 4. İlkokulu'', 1949 yılından itibaren de ''Piyale İlkokulu'' adını aldığını kaydetti. Binanın durumu öğretime elverişli olmadığı için öğrencilerin Kadımehmet İlkokulu'na nakledildiğini ifade eden Yıldız, okulun 1960 yılında yeniden inşa edilerek, eğitim faaliyetine kaldığı yerden devam ettiğini bildirdi. Hasan Yıldız, okulun adının 1968 yılında ''Piyalepaşa İlkokulu'' olarak değiştirildiğini, 1997-1998 eğitim ve öğretim yılında da 8 yıllık eğitime geçtiğini anlattı. Beyoğlu Belediye Başkanlığı tarafından okullarına ek derslik ve her kata tuvalet ilavesi yapıldığını söyleyen Yıldız, ikili eğitim veren okulda 24 derslik bulunduğunu, ancak depreme karşı güçlendirme çalışmaları nedeniyle okul binasının şu dönemde kapalı olduğunu ifade etti. Okulun 1125 öğrencisinin Dilnihat Özyeğin Lisesi'nde eğitim gördüğünü belirten Yıldız, çalışmaların 6 ay içinde tamamlanmasını ve öğrencilerin yeniden okuldaki yerlerini almasını beklediklerini kaydetti. -ÖĞRETMENLERİ O'NU ANLATIYOR- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a 3 yıl boyunca sanat tarihi dersi veren Semra Acar, Erdoğan'ın kendisinin mümessili olduğuna işaret ederek, çok aktif ve lider ruhlu oluşundan dolayı öğrencisini mümessil olarak seçtiğini söyledi. Acar, ''Ahde vefa duygusuna sahip bir insan, aradan 38 yıl geçmesine rağmen hala hocalarıyla ilgileniyor. Çok ağır bir ameliyat geçirdim; beni aradı, sordu'' dedi. Erdoğan'ın Esma Sultan Yalısı'nda düzenlediği akşam yemeğinde tüm öğretmenlerini ve arkadaşlarını bir araya getirdiğini vurgulayan Acar, ''Çok hoş bir gece oldu, eski günler anıldı, espriler yapıldı. İki yıl evvel kendisini Şam Emevi Camii'ni ziyaret ederken televizyonda izlediğimi, o camiyi gezerken sanat tarihi hocasının kulaklarını çınlatıp çınlatmadığını sordum. O da 'çınlatmaz olur muyum hocam' hep sizi andım diye karşılık verdi'' diye konuştu. Öğrencisinin ''her bakımdan ayrıcalıklı olduğunu'' anlatan Acar, Erdoğan'ın lider olarak doğduğunu ve hep öyle kalacağını söyledi. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin ilk mezunlarından olan Hayati Ülkü de Başbakan Erdoğan'ın İstanbul İmam Hatip Lisesi'nde hitabet hocası olduğunu belirtti. Hayati Ülkü, ''Edebiyat öğretmenimiz vardı. Sami Uslu münazara ekibini o seçti ve Tayyip Beyi başkan yaptı. Yeşilay'ın yaptığı münazaralara okulun ekibini götürüp getirirdim. Edoğan'ın hitabeti çok kuvvetliydi. Kağıda bakmadan kendi aklına geldiği gibi düzgün konuşurdu. Şu anda kendisini zevkle dinliyorum'' diye konuştu. Erdoğan'ın diplomasını kendi elinden aldığını anlatan Ülkü, öğrencisinin edebiyat dersine özel ilgi gösterdiğini, çok okuduğunu, okuduğu kadar da futbol oynadığını söyledi. Ülkü, Erdoğan'ın saygılı bir öğrenci olduğunu ifade ederek, ''Çok terbiyeli ve edepli bir öğrenci idi, bizi gördüğünde saygıda kusur etmez, nerede görse ceketini ilikler, hal hatır sorardı. Öğretmenleri de sevgiyle onun başını okşardı'' dedi. Erdoğan'ın çok konuşmadığını, konuştuğu zaman da düzgün konuştuğunu anlatan Ülkü, öğrencisinin özellikle o dönemde çıkan dini eserleri çok yakından takip ettiğini belirtti. Hayati Ülkü, kendisinde öğrencisinin telefonunun bulunduğunu, ancak rahatsız etmemek için aramadığını ifade ederek, ''Kendisiyle zaman zaman yemeklerde karşılaşıyorum. 2007 yılında Nisan ayında Esma Sultan Yalısı'nda, akşam yemeğinde bir araya geldik. Bütün öğretmenler ve arkadaşları. Güzel bir anma gecesi oldu. Çok vefalı bir öğrenci olduğunu söyleyebilirim'' değerlendirmesinde bulundu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın aynı okuldan meslek dersleri hocası olan Yaşar Fersahoğlu, öğrencisinin edebiyat derslerinde başarılı olduğunu, çok güzel konuştuğu için münazara takımına başkan seçildiğini dile getirerek, ''Sporla çok ilgilenirdi, her ara tatilinde futbol oynarken görürdüm'' dedi. Arkadaşları ile çok iyi bir diyaloğu olduğunu anlatan Fersahoğlu, ''Siyasetteki başarısında takım oyunu oynamasının etkili olduğunu düşünüyorum. Bilindiği gibi futbol da bir takım oyunudur. Küçük yaştan itibaren O'nu siyasete meyilli görürdüm'' diye konuştu. -ARKADAŞLARININ GÖZÜYLE ERDOĞAN- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 1965-1972 yılları arası İstanbul İmam Hatip Lisesi'nde hem ortaokul, hem de liseden arkadaşı olan AK Parti İstanbul Milletvekili Fuat Bol, sınıf arkadaşının o zamanlarda da iyi bir hatip olduğunu, okulun münazara takımında yer aldığını söyledi. Erdoğan sayesinde okullarının her yıl münazara yarışmalarında Türkiye ve İstanbul şampiyonluğunu kimseye kaptırmadığını, Erdoğan'ın aynı zamanda sporcu bir kişiliğe de sahip olduğunu anlatan Bol, ''Okulun futbol takımında oynardı ve aynı zamanda takım kaptanıydı. 9 numaralı formayı giyerdi. Bu sporcu kişiliğini Kasımpaşaspor'da sonra da İETT sporda devam ettirdi ve profesyonel bir sporcu oldu'' şeklinde konuştu. Erdoğan'ın bir Karadenizli olarak hazır cevap ve esprili bir kişiliği olduğunu ifade eden Bol, ''Kişiliğindeki liderlik yapısının ön plana çıkması nedeniyle kendisine mahallede 'reis' denirdi'' dedi. Bol, Erdoğan'ın ortaokul ve lisede çok sayıda kitap okuduğunu vurgulayarak, münazaralarda çok kitap okuduğu için başarılı olduğunu, dünya edebiyatındaki bütün klasikleri o yıllarda okuduğunu kaydetti. Okul arkadaşının edebiyat, hitabet ve kompozisyon derslerinde özellikle başarılı olduğunu anlatan Bol, İmam Hatip Lisesi'nin kendine özgü bir kardeşlik ruhu olduğunu, bunu da tüm arkadaşları birbirine bağladığını anlattı. Başbakan Erdoğan ile tartıştıklarını hiç hatırlamadığını, Erdoğan'ın Rizeli olmanın verdiği tüm karakteristik özellikleri taşıdığını ifade eden Bol, ''Aniden sinirlense de hemen söner, asla kin tutmaz. Özellikle çok vefalı bir arkadaşlık anlayışı vardır. Arkadaşlarına sahip çıkar, iyi ve kötü günlerinde birliktedir. Öğretmenlerine karşı da çok vefalıydı hatta geçen sene İstanbul İmam Hatip'teki hocalarımızı buldurdu ve yemekte bir araya getirdi'' şeklinde konuştu. -''MÜNAZARA TAKIMINDA YER ALIRDI''- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 1967-1968 ders yılında İstanbul İmam Hatip Lisesi'nin ortaokul bölümünden sınıf arkadaşı olan gazeteci-yazar Abdurrahman Şen de Erdoğan'ın sosyal faaliyetlerde aktif lider bir öğrenci olduğunu belirterek, ''Tayyip okulun münazara, voleybol, futbol, atletizm ve tiyatro takımlarında vardı. O zamanlarda da iyi bir hitabet yeteneği olduğu için münazara takımında yer alırdı ve bizim okul liseler arası münazaralarda birinci olurdu'' dedi. Şen, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la bir yıl boyunca aynı sınıfta okuduğunu, ancak kendisi sınıfta kalınca sınıflarının ayrıldığını, okulun sosyal etkinliklerinde daima birlikte olduklarını belirtti. Erdoğan'ın okuldaki dersleri açısından vasatın üstünde bir öğrenci olduğunu, ama okuldaki sosyal faaliyetlerde çok aktif olduğunu anlatan Şen, şöyle devam etti: ''O yıllarda okullarda sosyal faaliyetler çok yoğundu. Özellikle Spor Sergi Sarayı'nda münazara, futbol, güreş, voleybol ve tiyatro gibi dallarda okullar arası yarışmalar yapılırdı. Biz İstanbul İmam Hatip Lisesi olarak bu faaliyetlerde hep ilk üçe girerdik. Özellikle lisede Tayyip okulun münazara, voleybol, futbol, atletizm ve tiyatro takımlarında vardı. O zamanlarda da iyi bir hitabet yeteneği olduğu için münazara takımında yer alırdı ve bizim okul, liseler arası münazaralarda birinci olurdu. Artık son yıllarda bazı okullar hep biz kazanıyoruz diye katılmamaya başlamıştı.'' Erdoğan'ın lider ruhlu bir kişiliği olduğunu ifade eden Şen, kendisinin bu liderliği siyasette de devam ettirdiğini ve en üst noktaya geldiğini söyledi. Sosyal yönü güçlü bir öğrenci olduğu için Erdoğan'ın öğretmenleriyle de iyi bir ilişkisi ve diyaloğu olduğunu anlatan Abdurrahman Şen, okuldaki aktivitelerde gösterdiği üstün başarılarının öğretmenler tarafından takdir edildiğini kaydederek, ''Sosyalleşmemizde 1968 yılında üye olduğumuz Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) çok etkili oldu. Orta öğretim komitesinde rahmetli Yücel Çakmaklı sayesinde kurulan çok başarılı bir tiyatro kolu vardı. Orada kitaplar okunur, değerlendirmeler yapılırdı. Folklor kolu vardı. İmam hatipliler olarak folklor ekibi kurmuştuk. Tayyip o dönemde de şiirler okurdu ve çok başarılıydı. MTTB'nin liseler arası şiir okuma yarışmasında her yıl bizim okul birinci olurdu. Tayyip de o şiir okuyan ekibin içindeydi. O zamanlar ağırlıklı olarak Mehmet Akif'ten okumayı sever, özellikle 'zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem' bölümünü her yerde okumayı ayrıcalık sayardı'' dedi. Şen, ortaokul sınıf arkadaşının okumayı çok sevdiğini, bu nedenle Erdoğan'ın okulun kitaplık kolunda yer aldığını, özellikle Türkçe ve kompozisyon derslerinde daha başarılı olduğunu anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Tayyip'le kitaplık kolundaydık. O yıl uzun zamandır el sürülmeyen okulun kitaplığını bir kaç gün kitaplığa kapanıp düzenledik. Bir gün Tayyip'ten bir kitap aldım. Baktım kitabın ilk sayfasında bir kaşe vurulmuş, Erdoğan kitaplığı, numara var. Bunu niye böyle yaptın dedim. 'Aldığım kitaplara numara veriyorum böylece aldığım kitapların sırası belli oluyor' dedi. Ben de ondan sonra bir kaşe yaptırdım ve uzun bir süre bu şekilde kitaplarımı numaralandırdım. Ta o zamandan bir farklılığı vardı.'' -''BAŞBAKANLA BÖYLE KONUŞULUR MU?'' Bugün de ilişkilerinin sürdüğünü ifade eden Şen, ''Çok fazla sosyal aktivitede birlikte olduğumuz için sıradan bir sınıf arkadaşlığının ötesinde bir yakınlığımız vardı. Herhangi bir yerde karşılaştığımızda yine samimi olarak selamlaşırız. Hatta bir keresinde karşılaştığımızda o bana 'naber Apo' demiştir. Ben de ona 'iyi Tayyip' demişimdir ve korumalar beni uyarmıştır. Başbakanla böyle konuşulur mu diye...'' şeklinde konuştu. Arkadaşının, yakın çevresiyle baş başa kaldığında, aslında çok esprili olduğunu ifade eden Şen, ''bugün Erdoğan'ın sinirli, sert bir üslubu var şeklinde eleştirilmesine bir anlam veremediğini'' kaydetti. Bu zamana kadar Milli Gazete, Bulvar, Zaman ve Yeni Asya gibi gazetelerde çalışan ve köşe yazarlığı da yapan Şen, her yıl okullarının yemekhanesinde kahvaltı toplantıları düzenlediklerini, Erdoğan'ın bu kahvaltılara Belediye Başbakanı iken düzenli olarak katıldığını, ancak Başbakan olduktan sonra bu kahvaltılara katılma imkanı bulamadığını söyledi. Gazeteci Abdurrahman Şen, o dönemde okullarındaki sosyal faaliyetlerin kendilerini daha dışa dönük kıldığını anlatarak, sözlerini şöyle tamamladı: ''O dönemde okullar cumartesi günleri öğlene kadar açıktı. Cumartesi günleri okulda 'Biz bize geceleri' düzenlerdik. Biz Bize Geceleri Kur'an-ı Kerim okunarak açılır, arkasından şiirler okunurdu. Bazen Nevzat Yalçıntaş gibi hocalar, Ahmet Kabaklı gibi gazeteciler gelir yarım saatlik konferanslar verirlerdi. O konferansın arkasından da yarım saatlik tiyatro gösterisi yapılırdı. Biz hayatımızda hiç tiyatro görmeden, hiç tiyatroya gitmeden tiyatro yaptık. Yıllar sonra bunu Nejat Uygur'a anlattığımızda 'zaten tiyatro bu' demişti ve bizi çok onurlandırmıştı. Bu tiyatro oyunlarında Tayyip de vardı.'' Türkiye genelinde milyonlarca çocuk okula ilk adımını atarken, yine milyonlarcası yeni sınıflarına, yeni okullarına başladı. Bugün Türkiye'yi yöneten, ülkenin kaderinde söz sahibi olan yöneticiler de ülkenin değişik yerlerinde bugünden oldukça farklı koşullarda ama şimdiki çocukların heyecanıyla okul sıralarına oturmuştu. Yozgat'ın Boğazlıyan ilçesinde 1962 yılında doğan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, başarılı bir öğrencilik dönemi geçirdi. Astsubay babasının görevi nedeniyle gittiği Balıkesir'de ilkokulu okuyan Yıldız, daha sonra taşındıkları Kayseri'de Aydınlıkevler Ortaokulu ve Kayseri Lisesi'nden mezun oldu. Ortaokul ve lisede derslerinde başarılı bir öğrenci olan Yıldız, ortaokuldan 8.66 (Pekiyi) ile mezun oldu. Yıldız'ın ortaokuldaki sınıf öğretmeni Mustafa Şimşek, mezun olurken öğrencisi hakkında, ''Çok zeki, çok çalışkan, çok terbiyeli olup ödevlerini hiç aksatmadan yapan bir öğrencidir'' notunu düşerek Yıldız'ın başarısından övgüyle söz etti. Aydınlıkevler Ortaokulu Müdürü Ahmet Arslan ise okuldaki başarısı ve örnek davranışlarıyla takdirname taltifiyle ödüllendirdikleri öğrencisi hakkında ailesine yazdığı teşekkür mektubunda şu ifadelere yer verdi: ''Öğrencimin gelecek Türkyurdu ve onun aziz insanı için hizmet etme idealine sahip, iyi insan, iyi yurttaş olmasını arzuluyorum. Kapasite bakımından böylesine dolu bir çocuğa sahip olan muhterem anne ve babayı tebrik ediyor, Taner Yıldız'ın başarılarının devamını gönülden diliyorum.'' -BAKAN YILDIZ, 2 CUMHURBAŞKANI YETİŞTİREN LİSEDEN MEZUN- Ortaokulu başarıyla tamamlayan Taner Yıldız, eğitimine 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün mezun olduğu Kayseri Lisesi'nde devam etti. Liseye 1976'da kayıt yaptıran Yıldız'ın sosyal ağırlıklı derslerde daha başarılı olduğu göze çarpıyor. Ahlak, beden eğitimi ve din derslerindeki notu 10 olan Yıldız'ın en düşük not aldığı dersler ise tarih ve fizik. Yıldız'ın iyi dereceyle mezun olduğu 116 yıllık tarihi Kayseri Lisesi, yetiştirdiği ünlü simalarla tanınıyor. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü mezun eden Kayseri Lisesi, Özal ve Gül'ün başbakanlık da yapmaları nedeniyle 2 cumhurbaşkanı ve 2 başbakan yetiştiren lise unvanını taşıyor. -DEVLET BAKANI AYDIN'IN DERS NOTLARI YÜKSEK- Elazığ merkeze bağlı Göl köyünde doğan Devlet Bakanı Mehmet Aydın, ilkokulu burada okudu. Bakan Aydın, buradan mezun olmasının ardından 1955 yılında o dönem ilk ve orta eğitimin birlikte verildiği Elazığ İmam Hatip Lisesi orta kısmına 54 okul numarasıyla kaydoldu. O dönem 4 yıl süren ortaokuldan 1958-1959 eğitim öğretim yılında mezun olan Aydın'ın ders notları, o yıl Kur'an-ı Kerim, Arapça, tefsir, akaid, kelam, fıkıh, hadis, tarih, coğrafya, kanun bilgisi, fizik, sağlık bilgisi, Türk İslam sanat tarihi ve İngilizce'de 10, siyer, Türkçe, psikoloji, matematik ve müzikte 9 oldu. Bakan Aydın, ortaokul ve lise eğitimi sırasında beden eğitimi dersinden raporlu olarak eğitimini sürdürdü. -BAKAN AYDIN, ARKADAŞLARIYLA BİRLİKTE TASDİKNAME ALMIŞ- Mehmet Aydın, 1960-1961 eğitim öğretim yılında lise ikinci sınıfta çıkardıkları duvar gazetesinde yazılan makale üzerine bir arkadaşlarının tasdikname almasını protesto edince, sınıf arkadaşlarıyla birlikte lise ikinci sınıftan tasdikname aldı. Bakan Aydın ile sınıf ve mahalle arkadaşı olan iş adamı Ali Yücel Uygur, yaptığı açıklamada, Aydın'ın Göl köyündeki eğitimin ardından Sürsürü Mahallesi'nde ablası ve eniştesiyle kaldığını, aynı mahallede oturdukları için okula her zaman birlikte gidip geldiklerini anlattı. Okulda o güne kadar hiç gazete çıkmadığını, sınıfta Edebiyat Kolu Başkanı olan Aydın'ın da katkılarıyla ilk kez duvar gazetesi çıkardıklarını belirten Uygur, gazetenin ikinci sayısında yazılan bir makalenin okul yönetimi tarafından tepki gördüğünü, gazetenin asıldığı camekandan indirilmek istenmesi üzerine sınıf olarak okul müdürüyle tartıştıklarını, ardından da tasdikname aldıklarını kaydetti. Daha sonra öğretmenleri olan Zeki Canan'ın müdürlük yaptığı Diyarbakır İmam Hatip Lisesi'ne gittiklerini anlatan Uygur, ''Aydın ile aynı yıl doğumluyduk ama ilkokuldan sonra o, köyde bir süre camide Kuran kursu aldığı için bizden büyük görünürdü. Saçlarının yarısı ağarmıştı. Bu nedenle ona 'Baba' derdik'' diye konuştu. -SAĞLIK BAKANI AKDAĞ, ÖRNEK KİŞİLİĞİYLE ÖN PLANDA- Erzurum'da dünyaya gelen Sağlık Bakanı Recep Akdağ, eğitimine dönemin en iyi okullarından Yeğenağa Mahallesi'ndeki Dumlupınar İlkokulu'nda başladı. İlkokulu ''pekiyi'' ile tamamlayan Akdağ, o dönemlerde elde ettiği başarıları, azmi ve örnek kişiliğiyle dikkati çekiyor. Bakan Akdağ'ın sınıf arkadaşlarından, halen Anadolu Kız Meslek Lisesi'nde görevli biyoloji öğretmeni Veysel Köşebent, ilkokul döneminde Bakan Akdağ'ın çalışkanlığı, yardımseverliği ve girişkenliğiyle her zaman önde olduğunu söyledi. Akdağ ile unutulmaz bir dostlukları olduğunu anlatan Köşebent, şunları kaydetti: ''İlkokul öncesinden başlayan arkadaşlığımız var. Mehmet Ali Bingöl diye bir arkadaşımız daha vardı. Bize 'üç silahşörler' derlerdi.'' Köşebent, ortaokulu da Bakan Akdağ ile Gazi Ahmet Muhtar Paşa Ortaokulu'nda okuduklarını, ancak Akdağ'ın 2. sınıftan sonra ailesiyle Ankara'ya gittiğini bildirdi. -BAKAN AKDAĞ, YARIŞMALARIN FAVORİSİ- Bakan Akdağ'ın bilgi yarışmalarının favorisi olduğunu kaydeden Köşebent, şunları kaydetti: ''Tercüman Gazetesi'nin ilkokullar arasında düzenlediği Türkiye geneli bilgi yarışması vardı. Okulumuzda yapılan seçmelerde Bakan Bey temsil etme hakkını aldı. Sadece okulda değil Doğu Anadolu Bölgesi'nde birincilik kazanmıştı. Yarışmaların favorisiydi. Recep Akdağ, bizim çalışkan grubumuzun içinde olmasına rağmen her zaman bizden bir adım önde olurdu.'' Bakan Akdağ ile ilkokulda Türk Halk Müziği Korusu'nda da yer aldıklarını bildiren Köşebent, ''Akdağ'ın sesi de iyiydi. Koro halinde türküler söylerdik. Bir keresinde radyo yayınlarına da çıkarılmıştık'' diye konuştu. -KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI GÜNAY'IN MÜZİK NOTU 10- İlk, orta ve lise öğrenimini Ordu'da tamamlayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, 1954'te başladığı öğrencilik hayatının ilk yıllarını Aziziye Mahallesi'ndeki Cumhuriyet İlkokulu'nda tamamladı. Orta öğrenimi yine aynı mahallede bulunan ve o dönemde ortaokul olarak hizmet veren İsmetpaşa İlköğretim Okulu'nda tamamlayan Günay, lise öğrenimi Bahçelievler Mahallesi'ndeki Ordu Lisesi'nde yaptı. 1964-1965 eğitim öğretim yılında liseyi tamamlayan Bakan Günay, eşi Gülten Günay ile aynı liseden mezun oldu. Ordu Lisesi'nde o dönemde Fen Bölümü olarak adlandırılan bölümde eğitim gören Günay'ın okul kayıtlarına göre, başarılı olduğu dersler askerlik ve müzik olarak görünüyor. Günay'ın her iki ders notu 10. Günay'ın matematik ve fizik ile Türk dili edebiyatı ders notları ise 6 olarak kayıtlara geçmiş. -BAKAN GÜNAY, TİYATRO OYUNLARINDA SAHNE ALMIŞ- Bakan Günay'ın sınıf arkadaşı gazeteci Tuncer Engin, Ertuğrul Günay'ın şu an olduğu gibi öğrencilik yıllarında da çok hareketli ve çalışkan olduğunu söyledi. Günay'ın daha orta okul dönemlerinde duvar gazetesi çıkardığını ifade eden Engin, aynı zamanda Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu'nda bazı küçük oyunlarda da sahne aldığını ifade etti. Bakan Günay'ın, eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler ile aynı okulda eğitim gördüğünü anlatan Engin, Bakan Günay'ın okul hayatı boyunca çalışkanlığıyla öğretmenlerinden övgü aldığını sözlerine ekledi. Bakan Günay'ın ortaokul ve lise olmak üzere 6 yıl İngilizce öğretmenliğini yapan Sevinç Özel ise bu sürede Günay'ın herhangi bir öğretmenine olumsuz tavır takındığına şahit olmadığını söyledi. -İÇİŞLERİ BAKANI ATALAY, İLKOKULU ''PEKİYİ'' İLE BİTİRDİ- Kırıkkale'nin Keskin ilçesine bağlı Armutlu köyünde 1947'de dünyaya gelen Beşir Atalay, ilkokula 1953'te köyündeki okulda başladı. 1, 2 ve 3'üncü sınıfa kadar burada öğrenim gören Atalay, 4 sınıfı Kefenli köyünde tamamladı. Daha sonra Keskin'deki Cumhuriyet İlkokulu'na kaydı yaptırılan Atalay, burada bir akrabasının yanında kalmaya başladı. Okulun, 465 numaralı öğrencisi olan Atalay, 1959'da ''pekiyi'' dereceli diplomasıyla okuldan mezun oldu. Kırıkkale Orta Okulu'ndan da başarıyla mezun olan Atalay, mezunları arasında Danıştay Başkanı Mustafa Birden, sinema sanatçısı Cihan Ünal ve milletvekili Vahit Erdem'in de bulunduğu Kırıkkale Lisesi'ne kayıt yaptırdı. Başarılı bir öğrencilik sürecinin ardından Atalay, bu okuldan 1965 yılında mezun oldu. Bakan Atalay'ın lise dönemlerinde hem mahalle hem de sınıf arkadaşı olan Numan Şahindoğan, Atalay'ın okulda sessiz içine kapanık ama çalışkan bir öğrenci olduğunu söyledi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde üniversite hayatına başlayan Atalay'ın o dönem ev arkadaşı Mevlüt Ünlü ise fırsat buldukça beraber tiyatroya gittiklerini aktardı. -ULAŞTIRMA BAKANI YILDIRIM- Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, ilkokulu doğum yeri Erzincan'ın Refahiye ilçesine bağlı Kayı köyünde okundu. Kayı köyünde 1955 yılında dünyaya gelen Bakan Yıldırım, 1962 yılında Kayı Köyü İlkokulu'nda eğitimine başladı. İlkokuldan, 1967 yılında ''iyi'' dereceyle mezun olan Yıldırım, daha sonra ortaokulu ve lise eğitimini İstanbul'da tamamladı. Bakan Yıldırım'ın mezun olduğu Kayıköyü İlkokulu ise köyde yeterli öğrenci bulunmaması nedeniyle 10 yıldır eğitime kapalı bulunuyor. Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, Kayı köyünün göç veren bir köy olduğunu ve köyde daha çok yaşlı nüfusun yaşadığını, bu nedenle yeterli öğrenci bulunmadığını bildirdi. Bakanlar Kurulu üyeleri, öğrencilik yıllarındaki çalışkanlıkları, başarıları ve faaliyetleriyle dikkati çekiyor. Bingöl'de dünyaya gelen Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, Karaelmas İlkokulunun ardından Bingöl Lisesinden mezun oldu. Bingöl Lisesinin orta bölümünü ''iyi'' dereceyle tamamlayan Yılmaz, liseyi de 1983 yılında ''pekiyi'' derecesiyle bitirdi. Lisede edebiyat öğretmeni olan Azize Elçi, yaptığı açıklamada, Cevdet Yılmaz'ı kitaplara düşkünlüğüyle hatırladığını söyledi. Yılmaz'ın o dönemde özellikle edebiyata ilgisinin çok fazla olduğunu anlatan Elçi, şunları kaydetti: ''Cevdet Bey'in lise 1-2 edebiyat derslerine giriyordum. Lise son sınıfta ise bir dönem derslerine girdim. Mükemmel bir öğrenciydi. Yaşından daha olgun gösteriyordu. Cevdet Yılmaz, kitap okumayı çok severdi. Bana Ahmet Arif'in şiirlerini okurdu. Ses tonu, duruşu kendini diğer öğrenciler arasında fark ettiriyordu. Yanıma gelip benden kitap önermemi isterdi. O zamanlar bile Türkiye'nin meseleleriyle ilgilenirdi.'' -BAKAN YILMAZ, ÜNİVERSİTE SINAVINDA BİNGÖL BİRİNCİSİ- Ortaokul ve liseden sınıf arkadaşı avukat Sabri Erik de Cevdet Yılmaz'ı okulun en başarılı öğrencisi olarak anımsadığını ve üniversite sınavını da Bingöl birincisi olarak kazandığını belirtti. Bakan Yılmaz'ın lise arkadaşlarından Bingöl Belediyesi Danışmanı Abdullah Tunç da ''Cevdet Bey ile hem ortaokulu hem de liseyi aynı sınıfta okuduk. Çalışkan öğrencilerin olduğu sınıftaydık. Cevdet Bey sınıf birincisiydi. Dürüst ve sakin olarak hatırlıyorum'' dedi. -ÇEVRE VE ORMAN BAKANI EROĞLU, SAKİN VE DİSİPLİNLİ- Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Afyonkarahisar'ın Şuhut ilçesi Zaferyolu İlkokulundan 1959-1960 eğitim öğretim yılında mezun oldu. Bakan Eroğlu'nun ders notlarından yurttaşlık bilgisi, tarih ve coğrafya, matematik ile hal ve gidişi ''pekiyi'' olurken, diğer derslerinden ''iyi'' derecesi aldı. İlkokuldan mezun olduğunda diplomasını ''Veysel'' imzasıyla kendisi alan Bakan Eroğlu'nun okul arkadaşı Hidayet Şartepe, Eroğlu'nun okul sıralarında arkadaşları ve öğretmenleriyle hiçbir sorunu bulunmadığını belirtti. Düğün dönüşü okula geç kalmalarını küçük bir yalan söyleyerek atlatmaya çalıştıklarını, ancak öğretmenlerinin ceplerini karıştırmasıyla durumun ortaya çıktığını anlatan Şartepe, şunları söyledi: ''O yıllarda perşembe günleri ilçemizde gelin çıkarma günleri olurdu. O günlerden birinde, düğünde atılan paraları kapmak için okula geç kaldık. Derse geç kaldığımızda öğretmenimiz 'Nerede kaldınız?' diye sordu. Biz de banyo yaptığımız için geç kaldığımızı söyledik. Bize inanmadılar. Öğretmenimiz ceplerimizi karıştırdı. Cebimizde düğünden kaptığımız bozuk paralar çıktığında, istemeyerek söylediğimiz yalanımız ortaya çıktı. Yalanımız karşısında terledik ve mahcup olduk.'' -BAKAN EROĞLU'NUN KÜÇÜK YAŞLARDA SUYA İLGİSİ- Bakan Eroğlu ile okul dışında dere kenarlarında suyla çalışan değirmen ve pervaneler yaparak oynadıklarını belirten Şarpete, ''Eroğlu, tarlayı sularken, dere kenarlarında oynadığımız oyunlarda, değirmenleri çalıştıran çarkların nasıl çalışacağı yönünde fikirler söylerdi. Küçüklüğünden beri suya ayrı ilgi duyardı'' dedi. Şuhut'ta esnaflık yapan Bekir Yaylalı ise Bakan Eroğlu'nun öğrencilik yıllardan beri sakin ve disiplinli olduğunu ifade ederek, ''Eroğlu'nun küçük yaştan gösterdiği başarılardan dolayı bugünkü görevine geleceğini tahmin etmek hiç de zor değildi'' diye konuştu. Bakan Eroğlu'nun okul arkadaşı Mehmet Sarıtepe de Eroğlu'nun dürüst ve samimi bir arkadaş olduğunu kaydetti. -BAŞBAKAN YARDIMCISI ARINÇ, MANİSA LİSESİ MEZUNU- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Manisa Lisesinden mezun oldu. Lise Müdürü Kazım Germiyanoğlu, Arınç'ın okulda başarıyla dolu öğrencilik dönemi geçirdiğinin görüldüğünü söyleyerek, şöyle devam etti: ''Sayın Bülent Arınç okulumuza 828 numarayla 6 Haziran 1959 tarihinde Manisa Alaybey Şehitler İlkokulundan aldığı diplomayla kaydolmuş. 18 Eylül 1962'de orta okulu bitirerek aynı yıl okulumuzun lise bölümüne kaydı yapılmış. Sayın Arınç, fen kolunda okuyarak 11 Eylül 1965'te okulumuzdan mezun olmuş. Aynı yıl Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanarak eğitimine devam etmiş. Öğrencileri Sağlık Sosyal Ruhsal Durumlarını İnceleme ve Kayıt Dosyası'ndan gördüğümüz kadarıyla, Sayın Bakanımız okulumuzda başarılı bir öğrencilik dönemi geçirmiş. Öğrencilik yıllarında herhangi olumsuz davranışı görülmemiş. Başarılarla dolu bir dosyaya sahip.'' Okuldan mezun çok sayıda siyaset adamı bulunduğunu anlatan Germiyanoğlu, Arınç'ın yanı sıra 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, eski bakanlar Ekrem Pakdemirli ve Nahit Menteşe'nin ilk akla gelen isimler olduğunu belirtti. İskender Doğan, Burhan Şeşen, Osman Gidişoğlu ile bir süre önce yaşamını yitiren Aykut Oral gibi sanatçıların da Manisa Lisesi mezunları arasında bulunduğunu anlatan Germiyanoğlu, ''Mezun ettiğimiz devlet büyüklerimizi, sanatçılarımızı, öğrencilerimize örnek gösteriyoruz'' dedi. Manisa Milli Eğitim Müdür Vekili Aziz Ersoy da Bülent Arınç'ın Manisa'nın yetiştirdiği çok değerli siyaset ve devlet adamı olduğunu söyledi. -SANAYİ VE TİCARET BAKANI ERGÜN'ÜN OKULDAKİ BAŞARISI- Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Kocaeli'nin Derince ilçesi Çınarlı Köyü İlkokulundan ''iyi'' olan fen ve tabiat bilgileri dersi dışında tüm derslerden ''pekiyi'' derecesi alarak 1972-1973 eğitim öğretim yılında mezun oldu. İnkılap Ortaokulunu da 1975-1976 eğitim öğretim yılında başarıyla tamamlayan Ergün, Kocaeli Anadolu Teknik, Teknik ve Endüstri Meslek Lisesinde fen kolu dengi eğitim ve öğretim yapan Teknik Lisede Makine bölümüne devam etti. Ergün'ün öğrenciliği yıllarında görev yapan emekli öğretmen Mustafa Yaşar, Ergün'ün okulun Torna Tesviye Atölyesi şefi olduğunu belirtti. Ergün'ün öğretmenlerince sevilen, çalışkan bir öğrenci olduğunu ifade eden Yaşar, ''Çok iyi bir öğrenciydi, kendisini çok severdim. Dersleri gayet iyi ve bana karşı saygılıydı. Onunla her zaman iftihar ederdim. Böyle bir makama gelebileceğini zaten tahmin ediyordum. Çalışkan, saygılı bir öğrenciydi, onunla gurur duyuyorum'' dedi. Ergün, lise eğitiminin ardından Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesine devam etti. -DEVLET BAKANI ÖZAK, ÇOK YÖNLÜ VE PRATİK ZEKAYA SAHİP- Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak, Trabzon Lisesinden 'iyi' dereceyle mezun oldu. Trabzon Lisesine 238 numarayla 1960 yılında kayıt yaptıran Bakan Özak, okulu yüksek not ortalamasıyla 1962-1963 yılında bitirdi. Okul yıllarında çalışkanlığı ve derslerindeki başarısıyla dikkati çeken Özak, aynı zamanda bu başarısını futbolda da sürdürdü. Trabzon Lisesi Müdürü Ömer Eyüpoğlu, Bakan Özak'ın okullarından başarıyla mezun olduğunu vurgulayarak, ''Bakan Özak ile 1970'li yılların başlarında Rizespor'da futbol oynadık. Faruk Özak, çok yönlü ve pratik bir zekaya sahip bir öğrenciydi. Tarihe çok önem verirdi. Çok doğru yorumlar yapardı'' diye konuştu. -DEVLET BAKANI KAVAF, SOSYAL BİR ÖĞRENCİYDİ- Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, Denizli Vali Vefki Ertür Kız Meslek Lisesinden mezun. Kavaf ile 1976 yılında lisenin 1. sınıfında birlikte okuyan İngilizce öğretmeni Emine Yalçın, o dönemde okulda 18-20 kişilik sınıflarda sosyal ve kültürel aktiviteleri yoğun olan bir eğitim dönemi geçirdiklerini söyledi. Yalçın, o dönemlerde kız çocuklarının, Kız Meslek Lisesine ''iyi bir anne, iyi bir eş, kültürlü ev hanımı yetiştirmek'' için gönderildiğini, ancak birçok arkadaşının üniversiteye girme başarısı gösterdiğini ifade etti. Bakan Kavaf'ın o yıllarda da başarılı bir öğrenci olduğunu belirten Yalçın, şunları kaydetti: ''Sınıflarımız 18-20 kişilikti. Lise birinci sınıfta, Selma Hanım ile 5-6 kişilik arkadaş grubundaydık. Meslek derslerinde, hep bu arkadaş grubuyla hareket ederdik. Çok sosyaldik, konserleri kaçırmazdık. Sergilere giderdik. Dünya çapında filmler Denizli'ye ilk geldiğinde mutlaka seyrederdik.'' Bakan Kavaf, lisenin ardından Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Türkoloji Bölümü'nden mezun oldu. -ADALET BAKANI ERGİN, SÜREKLİ TEŞEKKÜR VE TAKDİR ALMIŞ- Antakya'da doğan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ilköğretim ve lise eğitimini kentte tamamladı. Daha sonra Uludağ Üniversitesi İktisadi ve Sosyal Bilgiler Fakültesini kazanan Ergin, burada bir yıl okuduktan sonra yeniden sınava girerek Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine kaydını yaptırdı ve mezun oldu. Antakya'da yaşayan babası İsmet Ergin, Antakya Vali Ürgen İlköğretim Okulu ve İmam Hatip Ortaokulunda eğitim öğretim gören oğlunun lise 1 ve 2. sınıfı şimdiki adı Hüseyin Özbuğday olan Merkez Lisesinde okuduğunu söyledi. Oğlunun lise son sınıfta İmam Hatip Lisesine geçiş yaptığını ifade eden baba Ergin, ''Sadullah, çok başarılı bir öğrenciydi. Sürekli teşekkür ve takdir alırdı. Okul içi ve okullararası münazaralarda birinci olurdu. Oğlum ile gurur duyuyorum'' dedi. Vali Ürgen İlköğretim Okulundan sınıf arkadaşı Mustafa Mutlu da Ergin'in başarılı bir öğrenci olduğunu ve öğretmenleri tarafından çok sevildiğini kaydetti. Sadullah Ergin'in öğretmenleri çok iyi dinlediğini belirten Mutlu, ''Sürekli ders çalışırdı. Sınıfımızın örnek öğrencilerinden olan Ergin, arkadaşlarıyla da çok iyi anlaşırdı'' dedi. -DEVLET BAKANI YAZICI, OKULA 4 KİLOMETRE YÜRÜYORDU- Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, ilkokulu 1955-1960 yılları arasında Rize'nin Çayeli ilçesi Buzlupınar Köyü İlköğretim Okulunda okudu. Yazıcı, ortaokul ve lise eğitimini Erzurum İmam Hatip Lisesinde tamamladı. İlçede 1970 yılından önce herhangi kayıt olmamasından dolayı Yazıcı'nın notlarına dair bilgi bulunamıyor. Bakan Yazıcı'nın köydeki ilkokul öğretmeni Mahmut Hilmi Baltacı (83), Yazıcı'nın okula köyünden yaya olarak gelip gittiğini belirtti. Hayati Yazıcı'nın okula, amcası Mehmet Yazıcı tarafından yazdırıldığını ifade eden Baltacı, ''Amcası bana 'Al sana bir çocuk getirdim' dedi. Eskiden geçerli olan 'Eti senin kemiği benim' tabiriyle öğretime başladık'' dedi. Yazıcı'nın öğrenciliği boyunca akıllı ve sakin bir öğrenci olduğunu kaydeden Baltacı, ''Derslere katılımı orta seviyedeydi. Sessiz şekilde durur ve dersleri iyi takip ederdi. Arkadaşlarıyla oldukça iyi geçinirdi. Yazıcı gibi bir öğrenci yetiştirmekten gurur duyuyorum'' diye konuştu. Bakan Yazıcı ile okula gidip gelen amcasının oğlu Bulut Yazıcı (64) ise okula 4 kilometrelik patika yoldan yaya olarak gidip geldiklerini belirterek, ''Okuldan geldikten sonra biraz dinlenir daha sonra derslerine çalışırdı'' dedi. Bakan Yazıcı'nın diğer amcasının oğlu Necati Yazıcı (60) da Yazıcı'nın sessiz ve sakin bir kişiliği olduğunu ifade ederek, ''Okula birlikte başladık. Derslerinde oldukça başarılıydı. Derslerini günü gününe çalışırdı. Genelde pekiyi alırdı'' diye konuştu. -DEVLET BAKANI ÇELİK, ARKADAŞLIKLARINA KARŞI VEFAKARDI- Artvin'in Yusufeli ilçesinde dünyaya gelen Devlet Bakanı Faruk Çelik, ilkokulu Kabak İlköğretim Okulunda tamamladıktan sonra ailesiyle geldiği Bursa'da Yıldırım İmam Hatip Lisesinden mezun oldu. Okulun 1158 numaralı öğrencisi Faruk Çelik'in, 1972-1976 yıllarında aynı sırayı paylaştığı arkadaşı İdris Kurt, Çelik'in lise yıllarında başarılı bir öğrenci olduğunu söyledi. Çelik'in arkadaşları arasında çok sevildiğini, kimseye karşı ters hareketinin olmadığını belirten Kurt, ''Arkadaşlıklarına karşı vefakardı, sözünde dururdu, kimseyi hakir görmezdi. Şimdi de öyle. Faruk Çelik'in bugünlere geleceği öğrencilik yıllarından belliydi'' dedi. -BAKAN ÇELİK, BOĞULMA TEHLİKESİ GEÇİRMİŞ- Kurt, Bakan Çelik ile unutamadıkları bir anısını şöyle anlattı: ''Faruk Çelik ile en büyük anımızı son sınıfta yaşadık. Yüzmek için Gemlik ilçesine bağlı Kumla'ya gitmiştik. Trabzonlu olduğum için yüzmeyi iyi bilirdim. Ama Faruk Bey o dönemlerde pek fazla yüzmeyi bilmiyordu. İskeleden atlayıp kıyıya yüzerek çıkıyorduk. Faruk Çelik, atladığında boğulma tehlikesi geçirdi. Ben de arkasından ayaklarına alttan destek yaparak kendisini kıyıya çıkardım. Kendisine 'Bugünkü durumunu bana borçlusun' diye takılıyorum.'' -MALİYE BAKANI ŞİMŞEK, GERCÜŞLÜ ÖĞRENCİLERE ÖRNEK OLUYOR- Batman'ın Gercüş ilçesine bağlı Arıca köyünde doğan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 1977'de Siirt Ziya Gökalp İlköğretim Okulu, 1980'de Batman İmam Hatip Ortaokulu ve 1984 yılında ise Gercüş Lisesinden mezun oldu. Bakan Şimşek'in lise arkadaşı, memur emeklisi Ziver Oduncu, bazen ilçeyi ziyarete gelen Bakan Şimşek ile görüştüğünü anlattı. Okul yıllarında başarılı olan Şimşek'in şu anda öğrencilere örnek gösterildiğini belirten Oduncu, ''Bakan Şimşek, okulun seçkin öğrencilerindendi. Arkadaşlarıyla uyumlu ve derslerine çok düşkündü. Onu çocuklarımıza örnek gösteriyoruz. Gercüş'ten bir bakanın çıkmasıyla gururlanıyoruz'' dedi. Gercüş Lisesi Müdürü Hüseyin Oduncu da Bakan Şimşek'in lisede okuduğu dönemde kendisinin de ortaokul öğrencisi olduğunu söyledi. Okulun arşivlerine bakıldığında Şimşek'in ne kadar başarılı bir öğrenci olduğunu görmenin mümkün olabileceğini ifade eden Oduncu, şöyle konuştu: ''O dönem okulun başarılı öğrencilerinden biriydi. Kısıtlı imkanlarla okuyup şu anda Türkiye Cumhuriyeti'nin Maliye Bakanı olan birini, öğrencilerin büyük kısmı örnek alıyor. Öğretmenlerimiz, öğrencileri 'Bakın bu ilçeden biri okuyunca bakan bile olabiliyor. Şartlar ne olursa olsun başarı insanın elindedir' diyerek motive ediyor.'' Okul Müdürü Oduncu, Gercüş Lisesinin ÖSS'deki başarısının diğer yıllara oranla yüzde 92 arttığını ve sınava katılan 49 öğrenciden 45'inin başarılı olduğunu sözlerine ekledi. -TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI EKER, 1 YIL OKULA GİTMEMİŞ- Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, eğitime Diyarbakır'ın Bismil ilçesine bağlı Tepe beldesinde 2 derslikli okulda başladığını, 2 ile 3, 4 ve 5. sınıfların birarada olduğunu belirtti. İkinci sınıflar ders yaparken 3. sınıfların sustuğunu anlatan Bakan Eker, şöyle konuştu: ''Benim okuduğum dönemde orada bazen 2 bazen 3 öğretmen olurdu. Biri de müdür olurdu. İki sınıf okuturdu. Asker öğretmenler vardı. Biz de iyi eğitim görüyorduk öyle düşünüyorum. Ancak öğrenciler, şimdikiler kadar belki rahat değildi, fiziki ve maddi şartlar olarak. Ama çok büyük istekle, bilgiye susamış olarak bu şekilde çok şey öğrenirdik.'' Ortaokulu Ali Emiri Ortaokulu, liseyi Ziya Gökalp Lisesinde okuduğunu belirten Eker, şunları kaydetti: ''İlkokul arkadaşlarımı geçen hafta Tepe beldesinde ziyaret ettim. Ayrıca Çanakkale'nin Lapseki ilçesi Kemiklialan köyünde oturan ilkokul öğretmenimi de görüyorum, bazen görüşüyoruz. Ben 1963'te ilkokula girdim, 68'de bitirdim. 68-69'da Tepe beldesinde ortaokul olmadığı ve başka kalacak yerim olmadığı için 1 yıl okula gidemedim. Çok üzüldüm tabi. Ama sonra Diyarbakır'da kalacak bir yer buldum, üstelik sınavla. Ondan sonra da Diyarbakır'da ortaokul ve liseyi okudum. Daha sonra üniversite için Ankara'ya gittim.'' Bismil ilçesinde 1966-1968 yıllarında er öğretmen olarak görev yapan Sabri Aktuğ (65) ise Tepe Beldesi İlköğretim Okulunda Bakan Eker'in öğretmeni olduğunu söyledi. Aktuğ, şunları kaydetti: ''Mehdi, çok çalışkan ve başarılı bir öğrenciydi. Ben sınıfta olmasam da ders anlatabilecek kapasiteye sahipti. Evlerimiz birbirine çok yakın olduğundan ders dışı zamanlarını da birlikte geçirirdik. Büyük oğlumun yakın arkadaşıydı. Kendisiyle son olarak 2 yıl önce Çanakkale gezisi sırasında görüştük. Yıllar sonra bir öğrencimi bakan olarak görmek bana gurur verdi.''

3 Ekim 2009 Cumartesi

Okuldaki Engelleri Aşamadı!

İzmirli Milli engelli tenisçi liseli Büşra Ün, kansere karşı kazandığı zafer sonunda tekerlekli sandalyeye mahkum oldu.İzmirli Milli engelli tenisçi liseli Büşra Ün, kansere karşı kazandığı zafer sonunda tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Büşra'nın önündeki en büyük zorluk ise okulunda rampa olmaması BURAK HAKERLER O henüz 15 yaşında... Pırıl pırıl bir genç kızımız. Yaşam ona sürekli acı sürprizler hazırladı. Henüz 6.5 aylıkken karaciğerinde binde bir görülen nöroblastoma adı verilen kötü huylu bir tümör tepit edilen Büşra, bir yıl kemoterapi tedavisi gördü. 1995 yılının Aralık ayında, yani henüz 2 yaşındayken Ege Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Servisi'nde ameliyat edilen Büşra'nın, omurlarına sıçrayan tümör başarılı bir operasyonla temizlendi. Ardından Behçet Uz Çocuk Hastanesi'nde 27 Mart 1996 yılında ikinci bir ameliyat geçiren engelli sporcu, 5-6 aylık kemoterapinin ardından 28 Aralık 1996'da tamamen tümörden kurtuldu. Ancak kanseri yenen Büşra'nın, omurlarındaki tümörler sinirlere baskı yaptığı için minik bedeninde kalıcı bir hasar bırakmış ve Büşra o günden beri tekerlekli sandalyeye mahkum. ASANSÖR YOK En büyük sıkıntıyı okul yaşamında yaşıyor Büşra. Önceki yıl sınavı kazanarak girdiği Buca Anadolu Lisesi'nde sınıfına ancak arkadaşlarının yardımıyla gidebiliyor. Çünkü okulun merdivenlerinde rampa olmadığı için tekerlekli sandalyesini süremiyor. Asansör olmadığı için üst katlara ancak arkadaşlarının taşımasıyla çıkabiliyor. Engellilere özel bir tuvalet olmadığı için büyük sıkıntı yaşıyor. Onun tek beklentisi, eğitim yaşamını "engelsiz" sürdürebilmek. Bunun için de İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü'ne sesleniyor: "Bu çileden kurtarın beni." KABUSU OLDU 1989 yılında kurulan ve yeni eğitim yılında 730 öğrenciyi barındıran Buca Anadolu Lisesi'nde, yeni uygulamaya koyulan derslik sistemi engelli öğrenci Büşra için tam bir kabus. Çünkü, geçen yıl okulda birinci katta bulunan bir sınıfta eğitim gören Büşra, yeni getirilen sistemle her ders farklı bir sınıfa gitmek zorunda kalıyor. Büşra yetkililerden, en azından geçen yılki gibi zemin kattaki bir sınıfta öğrenim görmesinin sağlanmasını istiyor. Büşra ile yakından ilgilenen, ancak engelli gencin sorununu çözecek bir formül bulamayan Buca Anadolu Lisesi'nin Müdürü Ercan Fidan, bir ara Büşra'nın ailesine "Büşra için okulda rampa ve asansör yapımı çok zor. Büşra'yı aynı kalitede eğitim yapan, rampa ve asansörü bulunan Buca Övgü Terzibaşoğlu Anadolu Lisesi'ne gönderelim" önerisinde bulunmuş. Ancak arkadaşlarından ayrılmak istemeyen Büşra, bu öneriye sıcak bakmayınca çözüm yolu olarak görülen nakil gerçekleşmemiş. SAHİP ÇIKTILAR Okul müdürü Ercan Fidan'ın önerisi Büşra'nın okuldaki arkadaşlarını da harekete geçirmiş. Müdür Fidan ile görüşen öğrenciler "Büşra'yı başka bir okula göndermeyin, onu biz taşırız" diyerek engelli arkadaşlarını sahiplenmiş. Büşra'yı şimdi arkadaşları büyük bir fedakarlık örneği göstererek tekerlekli sandalyesiyle taşıyor. Büşra için seferber olan öğrenciler, engelli arkadaşlarını tuvalete götürüyor, merdivenlerden yukarı taşıyor ve kantine inmesini sağlıyor. Karga tulumba taşınan Büşra'nın dramı yürekleri burkarken, anne Nazike Ün ise çaresizlikten dert yanıyor. KENDİM TAŞIRIM Okul müdürü Ercan Fidan, Büşra'yı gerekirse kendisinin taşıyacağını belirterek, "O bu okulun nazar boncuğu" diye konuştu. Fidan, "Bu durum benim de içimi acıtıyor. Ama yapılacak herşeyi yaptım, duruma çare bulamadım. Başka bir okula naklini öğrendim ama yanlış anlaşıldım. Aile, okul yönetiminin Büşra'yı istemediğini düşündü. Ancak bizim böyle bir düşüncemiz kesinlikle olmadı. Anne, derslik sistemine geçtiğmizde 'o zaman sen taşıyacaksın' dedi. Bende 'bir ucundan ben tutacağım, bir ucundan da sen' dedim. Ancak arkadaşları büyük bir fedakarlık göstererek Büşra'ya sahip çıktı. Büşra'yı her gördüğümde gözlerim doluyor. Derslik sistemi Büşra için kötü oldu. Okul yönetimi olarak bir karar alırken, 10 kez düşünüyoruz. Bir de Büşra'yı göz önüne alarak düşünüyoruz. Ancak bu sistem öğrenciler için çok yararlı. Büşra için diğer 729 öğrencinin geleceğini etkilemem doğru olmaz" diyor. HEP İSTEYEMEM Okulda büyük sıkıntı çeken Büşra ise, "Arkadaşlarımın bu desteği beni hayata sımsıkı bağlıyor. Ancak ben yine de kendi işimi, kendim görmek istiyorum. Her dakika insanlardan bir şey isteyemem ki. Tuvalete gittiğimde, engelli tuvaleti olmadığı için bütün herkesi tuvaletten çıkarıp ancak ihtiyacımı giderebiliyorum. Bu olumsuzluğa akılcı bir çözüm getirilmesini istiyorum. Ben de kendi başıma sınıfıma gidip, kantine yada bahçeye inebilmeliyim" diye konuştu. BİRŞEY YAPILAMAZ MI? Nazike Ün, bir yıldır psikolojik tedavi gördüğünü belirterek, "Genç bir kızın bu şekilde arkadaşları tarafından taşınması çok zoruma gidiyor. Arkadaşlarının bu konuda hiç bir şikayeti yok. Ancak kızım kendini kötü hissediyor. Okulda kimseye bağımlı olmadan eğitim almasını istiyoruz, ancak yetkililer bu duruma sessiz kalıyor. Kızım ne tek başına merdivenleri çıkabiliyor, ne de tuvalete gidebiliyor. Bırakın asansörü okula en azından bir rampa yapılabilir. Yetkililerin bir an önce yanlışı düzeltmeleri için hareket geçmesini bekliyorum. Bunu sadece Büşra için değil, bundan sonra bu okula gelecek diğer engelli öğrenciler için de istiyorum" diye konuşuyor. Hayata sımsıkı tutundu 4 yaşına kadar bebek arabasıyla hayatını sürdüren Büşra, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin hediye ettiği tekerlekli sandalyesiyle, hayatın önüne serdiği engelleri aşmaya başlamış. Annesi Nazike Ün ve babası Tevfik Fikret Ün'ün manevi desteğini arkasına alan Büşra, Akıncılar İlköğretim Okulu'nda 8 yıllık eğitimini tamamlayıp, tüm engellere rağmen girdiği sınavla iki yıl önce Buca Anadolu Lisesi'ni kazanmayı başarmış. Büşra eğitim hayatının yanı sıra sporda da başarılı. Bir yıl önce Buca Belediyesispor engelli tenis takımına giren ve başarısıyla milli takıma kadar yükselen Büşra, şimdi 115. Yıl Yeni Asır Tenis Turnuvası'nda mücadele ediyor.

Öğrenciler İçin En Önemli Öğün...

Osmaniye İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Cingöz, öğrenciler için en önemli öğünün sabah kahvaltısı olduğunu söyledi.Kahvaltı yapılmadığı takdirde, dikkat dağınıklığı, yorgunluk, baş ağrısı ve zihinsel performansta azalma olduğunu kaydeden Cingöz, bu sebeple güne yeterli ve dengeli yapılan bir kahvaltı ile başlamanın öğrencilerin okul başarısının artmasında son derece önemli olduğunu ifade etti. Çocukların her sabah düzenli olarak kahvaltı yapma alışkanlığı kazanmalarına özen gösterilmesi gerektiğini belirten Cingöz, "Vücut ve beyin bütün gece süren açlıktan sonra güne başlamak için enerjiye gereksinim duymaktadır. Bu anlamda sabah kahvaltıları büyük önem arz eder. Peynir, haşlanmış yumurta, taze meyve suyu, birkaç dilim ekmek veya 1 bardak süt, poğaça, mandalina çocuklar için yeterli ve dengeli bir kahvaltı örneğidir." dedi. Gün boyu fiziksel ve zihinsel performansın en üst düzeyde tutulabilmesinin, düzenli olarak ara ve ana öğünlerin tüketilmesi ile mümkün olduğunu kaydeden Dr. Cingöz, "Okul çağı döneminde, öğrencilerin bedensel ve zihinsel gelişimlerini en iyi şekilde tamamlamalarına ve ileriki yaşlarda sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmalarına destek olmak gerekir. Yetersiz ve dengesiz beslenen öğrencilerin dikkat sürelerinin kısaldığı, algılamalarının azaldığı, öğrenmede güçlük ve davranış bozuklukları çektikleri, okulda devamsızlık sürelerinin uzadığı ve okul başarılarının düşük olduğu ortaya konmuştur." diye konuştu. Ailelerin, çocuklarının yalnızca okul başarılarıyla değil, o­nların büyüme ve gelişmelerini izleme ve sağlıklı beslenme davranışları geliştirmeleriyle de yakından ilgilenmesi gerektiğini belirten Cingöz, "Anne ve babalar her şeyden önce beslenme alışkanlıkları ile çocuklarına örnek olmalıdırlar. Öğrencilere temel beslenme bilgilerinin verilmesi, öğrenilen bilgilerin davranışa dönüştürülmesi, yanlış beslenme alışkanlıklarına zamanında müdahale edilmesi ve beslenme davranışları ile örnek olma konusunda, velilerin yanı sıra, öğretmenlere de önemli sorumluluklar düşmektedir." şeklinde konuştu. Sağlıklı yaşam için çocuklara el yıkama ve diş fırçalama alışkanlığının kazandırılması gerektiğini dikkat çeken Osmaniye Sağlık İl Müdürü Dr. Mehmet Cingöz, "Kirli eller, basit bir soğuk algınlığından ölümcül hastane enfeksiyonlarına kadar pek çok hastalığın nedeni olabilmektedir. Bu nedenle çocuklara, özellikle yemek yemeden önce ve sonra, tuvalete girdikten sonra, dışarıda oyun oynadıktan sonra, dışarıdan eve gelince ellerini, ılık akan su altında sabun ile iyice ovuşturarak yıkamaları konusunda alışkanlık kazandırılması gerekmektedir." ifadesini kullandı.

2 Ekim 2009 Cuma

Meb "Moda Yarışması" Düzenliyor

MEB Kız Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü, "mesleki ve teknik eğitimin kalitesini artırmak" amacıyla "Ulusal Moda Yarışması" düzenliyor.

Yarışmaya katılanların, 2009-2010 sonbahar-kış sezonu ceket ve pantolon tasarlamaları isteniyor. Kız Teknik Öğretim Genel Müdürülüğüne bağlı 12 olgunlaşma enstitüsü, ilgili sektörler ve sivil toplum kuruluşları ile sponsor firmalar tarafından ortaklaşa düzenlenen yarışmaya, moda tasarımı, kadın giysi üretimi ve kadın giysi tasarımı eğitimi veren kurumlardan eğitim almış veya almaya devam eden 17-24 yaş arası öğrenci, çırak ve kursiyerler katılabiliyor. Ayrıca, moda dünyasında tanınan bir isim ve marka olmama şartı da bulunuyor. Başvuranlar, 11-13 Kasım 2009 tarihlerinde bölgesel yarışmaya, 10-12 Aralık 2009 tarihlerinde Ulusal Moda Yarışması'na katılacak. Yarışmada dereceye giren üç ekip, 4-6 Mart 2010 tarihlerinde Hollanda'nın Rotterdam kendinde yapılacak seçmelere katılacak. Birinci olan ekip ayrıca 23-26 Kasım 2010 tarihlerinde Lizbon'da gerçekleştirilecek "Euroskills" yarışmasına moda tasarım ve ürün geliştiricisi alanında katılarak, Türkiye'yi temsil edecek. Moda yarışması ile "mesleki ve teknik eğitimi alan gençlerin girişimcilik ve yaratıcılık becerilerini geliştirmek, tasarımcı kimliğinin ortaya çıkarılmasına yardımcı olmak, endüstri ve moda sektöründe çalışanların yetenek ve becerilerinin ölçülmesini sağlayarak Türkiye'nin dünyaya uyumunu sağlamak" amaçlanıyor.

Okul Çevresi Gıda Satışı Yasaklanacak

Milli Eğitim, Sağlık, Tarım ve Köyişleri bakanlıklarınca yürütülen ortak çalışmalar kapsamında öğrencilerin okullarda sağlıklı beslenmesi amaçlanıyor.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilileri, toplumun ve toplumu oluşturan bireylerin sağlıklı ve güçlü yaşamasında, ekonomik ve sosyal yönden geliştirilmesinde, refah düzeyinin artırılmasında, huzurlu şekilde varlığını sürdürebilmesinde güvenli gıda tüketimi ile yeterli ve dengeli beslenmenin büyük önem taşıdığını belirtti. Dünya genelinde yapılan anlaşmalar çerçevesinde beslenme, gıda güvencesi ve gıda güvenliği politikalarının bir bütün halinde ele alınmaya başlandığını ifade eden yetkililer, "Bu yaklaşım kapsamında, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve bakanlığımız iş birliği içerisinde çalışarak okullarda yaşanan beslenme sorunlarına birlikte çözüm üretmektedir" dedi. Yetkililer, 5 Mayıs 2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkındaki Kanun gereğince halkın gereği gibi beslenmesini sağlamak, üretici ve tüketici menfaatleriyle halk sağlığını korumak üzere gıda ve gıdayla temas eden madde ve malzemeleri üreten, satan iş yerleri ile toplu tüketim yerlerinin resmi kontrol ve denetiminin Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yetki ve sorumluluğuna verildiğini anımsattı. Bu kapsamda satış ve toplu tüketim yeri olan okul kantin ve kafeteryalarının denetimlerinin de Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yapıldığını ifade eden yetkililer, şöyle konuştu: "Okulların açıldığı bu dönemlerde denetim ve kontrollerin sıklaştırılması ve gerektiğinde Milli Eğitim Bakanlığıyla iş birliği yapılması hususunda 81 ilin tarım müdürlükleri talimatlandırılmaktadır. Diğer taraftan, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan öğretmenlere beslenme, obezite, fiziksel aktivite, okul kantini, kafeterya, yemekhane ve gıda hijyeni konularında seminerler verilmektedir. Bakanlığımız ile iş birliğiyle hazırlanan ve Milli Eğitim Bakanlığınca oluşturulan, okul kantinlerinin denetimi ve uyulacak hijyen kurallarıyla ilgili genelge kapsamında bakanlığımızdan üretim veya ithalat izni bulunan süt, ayran, yoğurt, pakette veya taze sıkılmış meyve ve sebze suyu, taneyle meyve ve sebze satışının özendirilmesi, okul çevrelerinde sağlığa zararlı gıda satan seyyar satıcılarla büfe ve benzeri yerlerin gıda satışlarının önlenmesi istenmektedir." Yetkililer, Sağlık Bakanlığının tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla iş birliği içinde Türkiye Obezite ile Mücadele Programı ve Ulusal Eylem Planı hazırladığına değinerek, "Bu kapsamda obezitenin önlenmesine yönelik planlanan faaliyetler dönem dönem hayata geçiriliyor. Okullardan obeziteyle mücadele doğrultusunda planlanan faaliyetlerin gerçekleştirilmesi için gerekli koordinasyon ve iş birliğinin sağlanmasını istiyoruz" dedi. Okulların tarım il ve ilçe müdürlükleriyle iş birliği içinde çalışması ve obezitenin önlenmesine yönelik yürütülen faaliyetlere hız kazandırılması konusunda Milli Eğitim Bakanlığını yazıyla bilgilendirdiklerini ifade eden yetkililer, "Obezite başta olmak üzere sağlık açısından risk oluşturabilecek gıdaların tüketiminde hassas olunmasını istedik. Özellikle ilköğretim çağındaki çocukların sağlıklı nesillerin oluşturulması için beslenmesine özen g österilmesi gerektiğini vurguladık" diye konuştu.

27 Eylül 2009 Pazar

Artan Ders Saatlerine Tepki Geldi...

Meslek liselerindeki 8 saatlik derslerin 9 saate çıkarılması hoş karşılanmadı.

Anadolu Meslek ve Meslek Liselerinde önceki yıllarda 8 olan ders saati 9 saate çıkarılması büyük çoğunluğu ikili eğitim veren Meslek Liselerinde, eğitim alan öğrenci, öğretmen ve okul yöneticilerini, sabah saat 07.00'den akşam saat 20.00'ye kadar okula bağladığı iddia edildi. -BAKANLIK ÇÖZÜM ARIYOR- Günde 8 saatlik ders uygulamasının, öğrenciler üzerinde olumsuz etkiler yarattığına dikkat çeken Bazı Meslek lisesi yöneticileri daha önce bir rapor hazırlayarak konuyu Milli Eğitim Bakanlığı'na ilettikleri söylediler. Dünyanın birçok yerinde eğitimle ilgili farklı uygulamaların yapıldığını, eğitim planları yapılırken 8.00-17.00 sabit saatlerin yanında 9.00 da başlayıp 21.00 de biten düzenlemelerin de yer aldığını ifade eden Bakanlık yetkilileri de değişik formüllerle ilgili çalıştıklarını belirtti. -CUMARTESİ-PAZAR FORMÜLÜ BİLE MASADA- Birçok velinin de meslek lisesi öğrencilerinin üniversiteyi kazanma süreçlerine yönelik ekstra dersler istediğinin de altını çizen Bakanlık yetkilileri, sistem içinde bütün alternatiflerin değerlendirileceğini ve çözüm arayışı içinde olduklarını belirtirken, Cumartesi-Pazar formüllerinin bile masada olduğunu açıkladılar. Konunun önümüzdeki günlerde netleşeceği bildirildi.

24 Eylül 2009 Perşembe

Bakın Okulu Kimler Temizliyor...

Eğitime bütçeden ayrılan payların ortalama yüzde 65’inin personel harcamalarına ayrılması, eğitimin finansmanını öğrencilerin, dolayısıyla velilerin omuzlarına yıkıyor

Milyonlarca öğrenci dün ders başı yaparken, velilerin de zorlu süreci başladı. Sözde 'parasız' olan eğitimin yükü, bu yıl da velinin sırtında olacak. Velinin okula ödediği para kayıtla başlıyor, eğitim yılı bitene kadar devam ediyor. En az 100 TL kayıt parası veren veliler, ardından etüt, teknoloji, küçük bakım, hizmetli, memur maaşları derken yılda ortalama 2 bin TL'yi okula veriyor. Bazı veliler ise, istenen paraları ödeyemediği için okulun temizlik ve bakım onarım gibi işlerine yardımcı oluyor. Devletin eğitim harcaması az Eğitim kademelerine göre öğrenci başına yapılan harcamalarda Türkiye, OECD ülkeleri arasında en son sırada yer alıyor. OECD rakamlarına göre, Türkiye'de devletin öğrenci başına yaptığı yıllık eğitim harcaması miktarı ilköğretimde 1130 ABD doları, ortaöğretimde 1834 ABD doları, yükseköğretimde 4 bin 648 ABD doları. İlköğretimden yükseköğretime kadar yıl bazında öğrencilere yapılan ortalama kamusal harcamada Türkiye 35 OECD üyesi ülke arasında en alt sırada yer alıyor. Söz konusu harcama Almanya'da 7925, Slovenya'da 7869, Portekiz'de 6624, Çek Cumhuriyeti'nde 5174 iken, Türkiye'de 1614 dolar. OECD üyesi ülkelerin ortalaması ise 7840 dolar. Eğitim-Sen'in hazırladığı “2009-2010 Eğitim Öğretim Yılı Başında Eğitimin Durumu” başlıklı raporda, eğitimin maliyetinin giderek öğrenci ve velilerin sırtına yüklendiği, Türkiye'de eğitime ayrılan payın ekonomik açıdan Türkiye'nin çok gerisinde kalan Barbaros Adaları, Fildişi Sahilleri, Vanuatu gibi ülkelerin dahi gerisinde kaldığı belirtiliyor. İşte velinin zorlu süreci - 100 TL'den başlayan bağış. Bu paralarla okulda görev yapan temizlik çalışanlarının maaşları ödeniyor. - Etüt ücreti: 400 - 600 TL. - Kıyafet, kırtasiye (pek çok okul kendisi satıyor): 250 TL - Beslenme: Kantin için verilen harçlıklar aylık 40-80 lira. - Teknoloji parası: Projeksiyon, bilgisayar almak veya parçalarını yenilemek için bir sınıftan alınan para 4 bin lira civarında. Bu rakam öğrenci sayısına göre bölünüyor. - Öğrenci servisi: Mesafeye göre ücret değişmekle birlikte ortalama 150 TL. - Spor malzemeleri parası: İlköğretim 1. kademe için yılda 5, 2. kademe için 10 TL. - Katkı payı: Yeni kayıt sırasında 100 TL civarında bir para okulun küçük bakım ve onarımı için alınıyor. - Sosyal sanatsal etkinlikler gideri: Gezi veya tiyatro gibi etkinliklerin bilet ücretleri. - Öğrenci pasosu: Ortalama 5 TL. Veliler cam sildi, öğretmenler yardım etti Sivas'ta yaz tatilinin ardından tadilata alınan ve yenileme çalışmaları yapılan Kanuni İlköğretim Okulu'nun temizliği 2009-2010 eğitim-öğretim yılının ilk gününe yetişmeyince, halk seferber oldu. Öğrenci velileri ellerinde paspas ve bezlerle okulun içini temizlerken, öğrenciler okul bahçesinde bekletildi. Öte yandan Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun bir soru önergesine verdiği yanıta göre geçen yıl okulların temizlikçi ihtiyacını gidermek için velilerin cebinden 75 milyon TL çıktı.

Andımız'ı Kaldırmak İçin Bir Çalışma Yok...

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, 2009-2010 eğitim-öğretim yılının ilk dersini "ayrımcılık" konusunda verdi.

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, yaklaşık 15 milyon öğrenci ile 600 bin öğretmenin ders başı yaptığı 2009-2010 eğitim-öğretim yılının ilk dersini "ayrımcılık" konusunda verdi. Çubukçu Okullarda öğrenciler tarafından okunan 'Andımız'ın kaldırılması için bir çalışma içinde olmadıklarını belirtti. İstanbul Beşiktaş'taki İsmail Tarman İlköğretim Okulu'nda düzenlenen yeni eğitim-öğretim yılı açılış törenine katılan Çubukçu, ayrımcılık konusunu işlediğui dersin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gazetecilerin "Demokratik açılım çerçevesinde 'Andımız'ın kaldırılacağı" iddialarını" hatırlatması üzerine Çubukçu "Böyle bir çalışma yok. Olduğu zaman söyleriz" diye konuştu. Bu arada, 'Andımız'a yönelik itirazlar, okulların açılması dolayısıyla bazı sivil toplum örgütleri tarafından bir kez daha dile getirildi. Kurdi-Der Van Şubesi Başkanı Levent Ürün, Van'ın Hacıbekir Mahallesi'ndeki Dumlupınar İlköğretim Okulu önünde gerçekleştirdikleri eylemde, ana dilleri Kürtçe olan çocukların okullarda okudukları 'Andımız'da geçen 'Varlığım Türk varlığına armağan olsun' ile 'Ne mutlu Türküm Diyene' cümlelerinin değiştirilmesini istedi. Mazlum- Der Diyarbakır Şubesi de bir basın açıklaması düzenleyerek Anrımız'ın kaldırımsanı isteyerek Türkiye Cumhuriyeti, Türk etnik kimliğiyle bareber, otuzu aşkın diğer etnik kimlikleri barındıran çok kimlikli bir mozaiktir" dedi. BEN AYRIMCILIK GÖRMEDİM AMA... Çubukçu, verdiği ayrımcılık dersinde "Ben cinsiyetimden dolayı bir ayrımcılığa uğramadığım için bugün bu noktadayım. Bu ülkede benimle aynı şansa sahip olmayan sayısız kız çocuğu var" dedi. Okulların sırayı, dersi, bilgiyi, silgiyi, simidi, düşünceyi, sevinci, korkuyu, başarıyı paylaşmanın mekanı olduğunu söyleyen Çubukçu, "Çocukların, geleceğin Türkiyesi'nde ayrımcı unsurlar barındırmayan, bir başkasını ötekileştirmeyen, bireyler olmasını istiyorum" diye konuştu.

23 Eylül 2009 Çarşamba

Haydi Bilardo Dersine...

Bilardo Federasyonu, Milli Eğitim Bakanlığı ile imzalayacağı protokolle bilardo sporunu okullara sokmayı hedefliyor.
Federasyonun MEB ile imzalayacağı bilardo sporunun yaygınlaşmasını sağlayacak protokolün süresinin 1 yıl olarak belirlendiği, bu bir yılın son bir ayında, taraflardan itiraz gelmemesi halinde sürecin devam etmesi öngörüldüğü kaydedildi. Federasyon yetkilileri, bu sürenin 3-4 yıl olması yönündeki taleplerini MEB'e illettiklerini ve görüşmelerin devam ettiğini belirttiler. Federasyon yetkililerinden edinilen bilgiye göre, bilardo sporunun okullarda oynanmasının önündeki en büyük engelin MEB Talim Terbiye Kurulu'nun "Okullara bilardo masası konulmaz" kararı olduğu, ancak bu kararın MEB ile imzalanacak protokolle ortadan kalkacağı belirtildi. Yetkililer, federasyonun Talim Terbiye Kurulu'nun almış olduğu bu kararın bilardonun önündeki en büyük engel olarak nitelerken, okullar projesi aracılığıyla bu sporun daha geniş kesimlere yayılacağını ifade etti. Lise ve dengi okullarda ve üniversitelerde bilardonun, alt spor dalı olmasının yanı sıra okullarda seçmeli ders olacağı, böylelikle federasyonun çalışma ortamının artacağı ve lisanslı sporcu sayısının yükseleceği kaydedildi. Federasyon başkanı Uğur Kurugöllü, MEB ile yapılacak protokolle Bilardo Federasyonu'nun çok farklı görüleceğini bildirdi. Başkan Kurugöllü, Türk halkının bilardoyu kahvehanelerle özdeşleştirdiğini belirterek, "Açılan nezih salonlar görmezden geliniyor. Bu konuda bir imaj sorunu var. Okullar projesiyle bilardonun kahvehanelerle ilgisi olmadığını göstermeyi hedefliyoruz" dedi. Bilardonun okullara ulaşmasıyla bu sporun temel eğitimde yer alacağını, dolayısıyla sporun da gençleri kötülüklerden arındıracağını söyleyen Kurugöllü, "Gençler, disiplin altına girmeyi öğrendiği zaman, her anlamda devletine faydalı bir birey haline gelecektir. Okullar projesiyle buna katkıda bulunmak istiyoruz" diye konuştu. Kurugöllü, okullar projesinin Avrupa Birliği'ne (AB) de sunulacağını ifade ederek, şunları kaydetti: "Bu projenin Avrupa Birliği'ne sunulmasıyla bilardonun önü çok açı lacak. Bu konuda iki arkadaşımızın üzerinde çalıştığı, AB'den okullara hibe bilardo tesisi projesini gerçekleştirmeyi arzu ediyoruz."

12 Eylül 2009 Cumartesi

15 Bin Öğretmen Atanacak

Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) yapacağı 15 bin 800 öğretmen ataması için başvurular bugün sona erecek. MEB, 4 bin 800'ü kadrolu, 11 bini sözleşmeli toplam 15 bin 800 öğretmen atayacak. Öğretmen atamaları 2008 ve 2009 KPSS10 puan üstünlüğü esasına göre yapılacak. Adaylar, '2009-2 Öğretmenlik İçin Başvuru ve Atama Kılavuzu'na bakanlığın 'http://personel.meb.gov.tr' adresinden ulaşabilecek. Atamalar, 14 Eylül 2009 Pazartesi günü saat 10.00'da Bakanlık merkez binasında Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun katılımıyla yapılacak. Sonuçlar aynı gün Bakanlığın 'http://personel.meb.gov.tr' adresinden duyurulacak. Kadrolu öğretmenliğe atananlardan kılavuzda belirtildiği üzere göreve başlama esnasında istenen belgeleri hazır olanlar 15 Eylül 2009 tarihinden itibaren atandıkları il milli eğitim müdürlüklerine başvurarak görevlerine başlayabilecek.

7 Eylül 2009 Pazartesi

Meslek Liseleri Yeniden Gözde

Katsayı adaletsizliği sona erince yeniden meslek liseleri gözde oldu.

Malatya'da, meslek liselerine ilginin arttığı, İmam Hatip Lisesi'nin tek olan eğitiminin bu öğretim yılında ikili öğrenime döneceği belirtildi. Kız meslek liselerinde de yer olmaması nedeniyle başka okullarda geçici eğitim yapılacağı bildirildi. EK BİNALARDA EĞİTİM Milli Eğitim Müdürü Mehmet Bulut, yaptığı açıklamada, meslek liselerine yoğun talep olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: "Özellikle kız meslek liseleri, imam hatip ve teknik okullara yoğun talep var. İmam Hatip Lisesi'nde öğrenci yoğunluğu nedeniyle muhtemelen ikili öğretime geçeceğiz. Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi'nin 200'e yakın öğrencisini, Orgeneral Eşref Bitlis Lisesi bünyesinde bir yıl boyunca burada eğitime tabi tutacağız. Merkezdeki Kız Meslek Lisesi'nin 500'e yakın öğrencisini de Göztepe Mahallesi'nde yeni bitirdiğimiz 32 derslikli lisemizi bir yıllığına kullanacağız. Sabancı Kültür Merkezi yanında inşaatı süren ve bir yıl sonra eğitime açılacak olan kız meslek lisesine nakil yapacağız." İKİNCİ BİR OKUL AÇILACAK Teknik liselerin ise kapasitelerini zorlayarak öğrencilere eğitim vereceklerini belirten Bulut, şunları söyledi: "Teknik liselere ilgi artınca genel liselerde biraz rahatlama olacak. Ayrıca Fatih Lisesi'nde ise kapasite fazlası başvuru oldu. Bu bölgede ikinci bir lise yapılması için arsa çalışmalarımız sürüyor." İlköğretim birinci sınıflar ve ana sınıflarının 14 Eylül'de diğer okulların da 24 Eylül perşembe günü itibarıyla eğitime başlayacağını hatırlatan Mehmet Bulut, sözlerine şöyle devam etti: "Öğretmen atamaları gerçekleştirildi. Ayrıca 15 bin öğretmen atamasından da ilimize atanacak öğretmenler var. Onları da yerleştireceğiz."

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Dolandırıcılar Okullara Dadandı

Milli Eğitim Bakanlığı, birçok devlet okulunun ilginç bir yöntemle dolandırıldığının ortaya çıkması üzerine, bir yazı ile okulları uyardı.

Yaklaşık 30 ilde birçok okulun parasını kaptırmasına yol açan olaylarla ilgili savcılıklar da soruşturma başlattı. Dolandırıcıların son hedefi Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet okulları oldu. Bazı okul müdürlerinin durumu il milli eğitim müdürlükleri aracılığıyla bakanlığa bildirmesi üzerine ortaya çıkan ilginç dolandırıcılığın şöyle gerçekleştirildiği öğrenildi: Okulları ve ilçe milli eğitim müdürlüğü yetkililerini telefonla arayıp bakanlık üst düzey yetkililerinin ismini kullanan kimliği belirsiz kişiler, "Sizin okulunuza yatırım yapacağız. Ancak bu yatırımın ön ödemesi için bir miktar ücret yatırın" diyerek, okul müdürlerine açtırdıkları sahte PTT hesaplarını verdiler. Bakanlıktan arandığını ve okulunun alt yapı eksikliğinin tamamlanacağını düşünen okul müdürleri de bu hesaba belirtilen miktarı yatırdılar. Parayı alan dolandırıcılar ise sahte kimlikle açtırdıkları hesapları kapatarak ortadan kayboldular. Aradan zaman geçmesine rağmen hizmet alamayan okul müdürlerinin durumu il müdürlüklerine, buradan da bakanlığa bildirilmesi üzerine, dolandırıcılık olayı ortaya çıktı. Öğrenci velilerinden topladıkları bağışlarla okullarının temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan okul yöneticileri, yaşanan olaylar karşısında büyük üzüntü yaşadı. Ek bina, laboratuar, bilgisayar sınıfı, spor salonu gibi hizmetlerin yapılmasını bekleyen okul yönetimleri ellerindeki kısıtlı parayı da dolandırıcılara kaptırmış oldu. Bakanlığın yaptığı ilk incelemede, yaklaşık 30 ilde birtakım okulların dolandırıcıların kurbanı olduğu belirlendi. Okul yönetimlerinin kimliği henüz belirlenemeyen kişilere 500 TL ile 5 bin TL arasında değişen miktarlarda para yatırdıkları anlaşıldı. Okul yönetimleri dolandırıcılık olayının ortaya çıkmasıyla bulundukları illerin savcılıklarına başvurdular. Savcılıklar, zanlıların belirlenmesi için adli soruşturma başlatırken, Milli Eğitim Bakanlığı da Müsteşar Muammer Yaşar Özgül'ün imzasıyla illere bir yazı göndererek, bu tür olaylara karşı dikkatli olunmasını istedi. Özgül'ün gönderdiği yazıda, benzer olayların devam edebileceği hatırlatılarak, il ve ilçe yöneticileri ile okul müdürlerinin her türlü tedbiri alması istendi. Yazıda, dolandırıcılara karşı izlenecek yöntem ise şöyle belirtildi: "Böyle durumlarda karşılaşan idarecilerin derhal bir üst makamı bilgilendirmesi, bilgiyi alan makamın da Bakanlığımızı haberdar etmesi, böylece zincirleme kontrol ve müdahale mekanizmasının çalıştırılması gerekmektedir."

24 Haziran 2009 Çarşamba

M.E.B'den İki Önemli Haber

Milli Eğitim Bakani Nimet Çubukçu sözleşmeli öğretmenlere yönelik iki önemli karar aldıklarını söyledi.

Türkiye Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun kendilerine bundan sonra artık sözleşmeli öğretmen alınmayacağını, mevcut sözleşmeli öğretmenlerin tamamının kadroya geçirileceğini söylediğini bildirdi. Koncuk ve beraberindeki sendika yöneticileri, Milli Eğitim Bakanı Çubukçu'yu makamında ziyaret ederek, eğitim sistemindeki sorunların, çözüm önerilerinin ve isteklerin dile getirildiği bir rapor sundu. Ziyaretin ardından gazetecilere açıklama yapan Koncuk, Çubukçu'nun bundan böyle sözleşmeli öğretmen alınmayacağını kendilerine ifade ettiğini belirtti. İsmail Koncuk, şunları kaydetti: ''Sayın Bakan, bundan sonraki süreçte sözleşmeli öğretmen ataması yapılmayacağını, bütün öğretmenlerin kadrolu olarak istihdam edileceğini söyledi. Sayın Bakan, sözleşmeli öğretmenlerin hepsinin kadroya geçirileceğini ifade etti. Mevcut durumda 50 bin sözleşmeli öğretmen var. Sözleşmeli öğretmenlerin tamamı zaman içinde kadroya geçirilecek.'' Koncuk, bundan böyle öğretmenlerin kadrolu istihdam edilecek olmasının çok sevindirici olduğunu dile getirdi ve Milli Eğitim Bakanlığının 150 bin öğretmen ihtiyacı bulunduğunu, yaklaşık 220 bin öğretmen adayının da atama beklediğini ve Ağustos ayında en az 50 bin öğretmen atanmasını istediklerini ifade etti.