Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2010 Perşembe

2009 yılının en çok satan kitapları


Veriler internetten kitap satışı yapan yerlerden alınmıştır.

www.kitapyurdu.com

1- Aşk - Elif Şafak - Doğan Kitap

2- Açlık Oyunları - Suzanne Collins - Pegasus Yayıncılık

3- Katre- i Matem - Prof. Dr. İskender Pala - Kapı Yayınları

4- Limon Ağacı - Sandy Tolan - Pegasus Yayıncılık

5- Kayıp Gül - Serdar Özkan - Timaş Yayınları

6- Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk (Özel Basım) - İskender Pala - Kapı Yayınları

7- Ateşi Yakalamak - Suzanne Collins - Pegasus Yayıncılık

8- Şifalı Bitkiler - Ahmet Maranki,Elmas Maranki - Mozaik Yayınları

9- Olasılıksız - Adam Fawer - April Yayıncılık

10- La / Sonsuzluk Hecesi - Nazan Bekiroğlu - Timaş Yayınları

www.ilknokta.com

1- Aşk - Elif Şafak - Doğan Kitap

2- Şifalı Bitkiler - Ahmet Maranki,Elmas Maranki - Mozaik Yayınları

3- Makalat - Şems-i Tebrizi - Ataç Yayınları

4- Cumhuriyet - Turgut Özakman - Bilgi Yayınevi

5- Kuantum ve Kur'an - R. Şanal - Ladybirds

6- Çivisi Çıkmış Dünya - Amin Maalouf - Yapı Kredi Yayınları

7- Şafak Vakti - Stephenie Meyer - Epsilon Yayınevi

8- Kayıp Sembol - Dan Brown - Altın Kitaplar

9- Umut - Ayşe Kulin - Everest Yayınları

10- Yalancı Tanıklar Kahvesi - Vedat Türkali - Turkuvaz Kitaplığı

www.idefix.com

1- Aşk - Elif Şafak - Doğan Kitap

2- Otostopçunun Galaksi Rehberi Beşibiryerde Ciltli - Douglas Adams - Kabalcı Yayınevi

3- Bütün Hikayeleri (Toplu Cilt) - Edgar Allan Poe - İthaki Yayınları

4- İllallah! / Ajanda 2010 - Kolektif - Metis Yayıncılık

5- Çivisi Çıkmış Dünya - Amin Maalouf - Yapı Kredi Yayınları

6- Yabancı - Albert Camus - Can Yayınları

7- Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay Anar - İletişim Yayınları

8- Cumhuriyet - Turgut Özakman - Bilgi Yayınevi

9- Bab-ı Esrar - Ahmet Ümit - Doğan Kitap

10- Türkan - Ayşe Kulin - Everest Yayınları

22 Aralık 2009 Salı

Sosyal Paylaşım ve Türkiye Üzerine

   İnsanların giderek daha az konuştuğu ve teknolojik aygıtların yaptığımız işlerin yerine geçmesi şu günlerde giderek artıyor. Bitmesine bir hafta kalan şu 2009 yılı sanırım facebook için zirve yılı diyebiliriz. Çünkü şuan da facebook hesabı olmayan ya da facebook'u bilmeyen yoktur. Kısacası 2009, sosyal paylaşım sitelerinin yılı oldu.
   The Examiner haber sitesi, yaptığı araştırmasına göre sosyal paylaşımda bu yılın galiplerini belirlemiş. "Microblogging" kavramını kullanıcılara tanıtan Twitter ve favori sayfaların sistem içerisinde paylaşımına ve etiketlenmesine dayanan "social bookmarking" sitesi Digg sosyal paylaşımın liderleri olmuş.  
   Her ne kadar araştırmalar bu tabloyu gözler önüne sersede Facebook, Türkiye kullanıcıları için rakibi olmayan bir lider sosyal paylaşım sitesi olmaya devam ediyor. Bununla beraber dünyada 350 milyon kullanıcıya ulaşan Facebook'u en fazla kullanan ikinci ülke. Son veriler gösteriyorki Facebook üzerindeki FarmVille sanal oyunu 70 milyon kullanıcıya sahip ve bu kullanıcı ile Twitter'ı bile solluyor.
   Anlaşılan Türkiye, sosyal paylaşımı anlaması gerekiyor. Bu gibi paylaşım sitelerinin kültürü diyebilirsek, bu kültürün gelişmesi beklenecek.

5 Kasım 2009 Perşembe

BİLKENT OTEL SANITAS SPA 7 MAYIS 2009'DA AÇILIYOR...

Geleneksel konukseverliği, mükemmel servisi ile konuklarını evlerinin rahatlığında konaklatan Bilkent Otel ve Konferans Merkezi 7 Mayıs'ta açılacak olan Sanitas Spa ile başkentte misafirlerine rahatlatıcı ve şık bir ortamda sağlık hizmetlerini sunmaya hazırlanıyor.

Kapalı yüzme havuzu, fitness center, sauna, buhar odası, macera duşları, Spa içinde sunulacak olan hizmetlerden bazıları. Geleneksel Türk hamamı ve kişi ya da gruplar için düşünülmüş olan VIP hamam ise başkentin hamam kültürüne farklı ve modern bir tarz getirecek. Her ihtiyaca yönelik olarak sunulacak spa masaj uygulamaları, güzellik bakımları, terapiler ile Sanitas Spa şimdiden vazgeçilemeyecek bir adres olmaya aday Bilkent Otel Sanitas Spa, yoğun iş temposundan kurtularak kendini tamamen yenilemek isteyen ve zinde kalmak isteyen misafirlerini sağlık ve huzur ile buluşturmak için şimdiden tüm hazırlıklarını tamamlamış bulunuyor.

31 Ekim 2009 Cumartesi

KONE'NİN YENİ KABİNLERİ

KONE, asansörün görünen yüzü kabinler için geliştirdiği yeni tasarımlarını piyasaya sundu. Her tür bina ve bütçeye uygun olacak şekilde tasarlanan kabinlerde, aydınlatma, kumanda panelleri ve kabin içi malzemeler, eco-etkin çözümler de dikkate alınarak yenilendi.
KONE, tasarım ve modernizasyon alanlarındaki bu yenilikçi çalışmalarıyla En İyi Tasarım Ödülüne değer bulundu. Chicago Athenaeum and European Centre for Architecture Art Design and Urban Studies (Mimari Sanatsal Tasarım ve Kentsel Çalışmalar için Avrupa Merkezi) tarafından verilen Good Design Award (En İyi Tasarım) ödülünü KONE kazandı.

30 Ekim 2009 Cuma

GÖRAL ÇOCUKLARI UNUTMADI

Ankara'nın en köklü otomotiv firmalarından olan Göral Otomotiv sosyal sorumluluk projelerinde de dikkatleri çekmeye devam ediyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle bir dizi etkinlik hazırlayan Göral Otomotiv küçük çocukları sevince boğdu.

Ankara'nın Bala ilçesinde bulunan "Özel Fatmam Rehabilitasyon Merkezi'nde" eğitim gören zihinsel engelli çocukları Göral Otomotiv hediyelere boğdu. Göral Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Allıoğlu'nun da aralarında bulunduğu Göral çalışanları, rehabilitasyon merkezinde eğitim gören çocuklara hediyeler dağıtırken oldukça duygusal anlar yaşandı. Hediye alan çocuklar sevinçlerini şarkı söyleyerek, şiir okuyarak konuklara ilettiler. Allıoğlu "Bu çocuklar hepimizin. Biz onlara sahip çıktığımız kadar onların yüzleri gülecektir. Sadece 23 Nisan'larda değil, tüm zamanlarda da bu çocukları unutmamak onlara sahip çıkmamız lazım. Biz bu konuda öncü olmaya devam edeceğiz" dedi.

10 Haziran 2009 Çarşamba

BlackBerry Storm Vodafone İle Türkiye'de

Vodafone Türkiye, dünyanın ilk "tıklanabilir" dokunmatik ekranlı akıllı telefonu BlackBerry Storm'u çok yakında piyasaya sunuyor. Hem bireysel hem kurumsal müşterilerin ihtiyaçlarına cevap vermek üzere tasarlanan BlackBerry Storm, yazı yazmada kolaylık sağlayan ve gerçek bir klavye gibi tepki veren dünyanın ilk "tıklanabilir" dokunmatik ekranına sahip. BlackBerry Storm, aynı anda tek ve çoklu dokunuşları takip ederek ekranda etkin dolaşım sağlıyor. BlackBerry Storm'un geniş parlak ekranı ve gerçek dokunma hissi veren arayüzüyle hem bireysel hem kurumsal kullanıcılara hitap ettiğini belirten Vodafone Türkiye Satış ve Müşteri Hizmetlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sinan Kızıldağ, "BlackBerry Storm'u, çok yakında bireysel kullanıcıların ve şirketlerin kullanımına sunacak olmaktan gurur duyuyoruz. Tıklanabilir dokunmatik ekranıyla tüm dünyada devrim yaratan BlackBerry Storm, internette gezinme, müzik dinleme ve video izleme, uydu bağlantısıyla sokak sokak yön bulma, mesajlaşma ve sosyal iletişim ağlarına erişim gibi fonksiyonlar için üstün kullanım kolaylığı sağlıyor" dedi. Akıllı telefon BlackBerry Storm'un yenilikçi dokunmatik ekranına parmakla dokunulduğunda, o noktada belli belirsiz bir çökme meydana geliyor, bırakıldığında ise ekran eski haline dönüyor. Bu hareket hafif bir tıklama sesiyle kullanıcıya bir klavyenin veya bilgisayar faresinin tuşlarına dokunma hissi veriyor. Böylece kullanıcı yapmak istediği işlemin cihaz tarafından algılandığını gösteren fiziksel bir tepki almış oluyor. Bu ise dokunmatik arayüzün kullanımının çok daha etkin olduğu bir yazı yazma deneyimi sunuyor

6 Şubat 2009 Cuma

PCNet Yenilikleri

Siz okuyucularımızdan aldığımız e-posta mesajları bize yol gösteriyor. Beğeni, eleştirileri ve önerilerinizi ekip olarak değerlendiriyoruz ve elimizden geldiğince uygulamaya gayret ediyoruz. İnternet sitemizdeki forum bölümüne ve gelen sorulardan ve dileklerden anlıyoruz ki, teknolojiyi öğrenme konusunda çok arzulu bir milletiz. PCnet'in anlatıcı ve yol gösterici misyonuna yakışan bazı yeni içerikleri bu aydan başlayarak dergimizde daha yoğun göreceksiniz.
Yeni bölümümüz Atölye'de sizlere "nasıl yapılır" sorusunun cevabını vermeye çalışacağız. Bu sayımızda 7 sayfalık bir bölümle başlangıç yapıyoruz. Mart sayımızda 10 sayfaya çıkartma niyetindeyiz. Dergimizin sonunda göreceksiniz Atölye'yi. Bu bölümde adım adım prensibiyle konuları işliyoruz. Önümüzdeki sayımızda Atölye bölümünde işlenen konuları videolu anlatım olarak da DVD'de göreceksiniz. PCnet DVD'sinde sizlere her ay en az 10 video eğitimi sunacağımızı şimdiden müjdeleyelim. Bu bölümün sorumlusu olan Kıvanç'a konu önerilerinizi gönderebilirsiniz. Masaüstünde ve internette kullanılan yazılım ve uygulamalar ile online servislerle ilgili bu bölüm müthiş bir içerik sunacak.
Sömestir tatilini de fırsat bilerek, bir sinema filmini de DVD'mizde sizlere hediye ediyoruz. Ülkemizde de çok sevilen Boşnak yönetmen Emir Kusturica'nın Arizona Rüyası filmini keyifle izleyeceğinize inanıyorum. Önümüzdeki aylarda sizlere güzel filmler sunmaya devam edeceğiz. Bu filmlerden birinin Microcos-mos olduğunu şimdiden müjdeleyebilirim! :)
Geçmiş dönemde piyasaya çıkarttığımız ve büyük ilgi gören özel sayılarımızı ve sonrasında da yeni orijinal içeriklerin sunulacağı "Dijital Ek" hediyemizi de bu ay DVD'de bulacaksınız. Webmaster'lar için çok önemli bir kaynak olan Webmaster Rehberi dergisinin dijital halini sizlere ücretsiz sunuyoruz. Bir diğer DVD hediyemiz ise her ölçekte şirket için büyük nimet anlamına gelen muhasebe yazılımı Tekir'in 1.5 sürümü... Ofislerin en önemli yazılım ihtiyaçlarını karşılayacak bu yazılımın Türkçe olması ve özgür yazılım olarak sunulması önemli avantajları arasında yer alıyor.
İnternetten ücretsiz olarak indirebileceğiniz en iyi yazılımları sizler için 12 sayfalık kapak konusu olarak hazırladık. Yetenekleri ve fiyatlarıyla dudak uçuklatan ücretli yazılımlar için bedava alternatifler bu dosyamızda. Bu ay yayına başlattığımız bir diğer yeni bölüm olan "En İyi" listeleri için de kategori önerilerinizi bize gönderebilirsiniz.
Kriz döneminde reklam pazarının daralmasına paralel olarak, fark ettiğiniz gibi, tüm dergilerin sayfa sayılarında mecburi bir düşüş oldu. Özellikle sitemizin forumlarında bazı okuyucularımız bu durumdan şikayetçi oldu. Size çarpıcı bir detay vermek istiyorum. Aralık 2008 sayımızın 212 sayfasında içeriğin payı 132 sayfaydı. Şubat sayımızın toplam sayfa sayısı 164. İçerik sayfa sayısı ise yine 132! Siz derginizin daha ince olduğuna bakmayın, içerik miktarımızda bir azalma yok.
PCnet'in Mart 2009 sayısında buluşmak dileğiyle. Sevgiler...

E-Okul Hakkında

Elektronik Okul (e-okul) operasyonda 1994 yılında Utah öğrencilere ders geniş bir yelpazede sunar oldu. Ek dersler her yıl olarak eklenen faiz ve finansman izin. Elektronik Okul (e-okul) ders ana öğretmenleri ve Utah temel standartları ve hedefleri ile korelasyon vardır geliştirilmiştir. Size heyecan ve gurur Fakültemizde deneyimi tahmin her internet olmak-teslim dersler Elektronik Okul (e-okul) ile sundu.

Biz, açık giriş açık-çıkış müfredat esnek sunuyoruz. Kadar sınıf tamamlandıktan birkaç istisna ile, öğrenciler kendi hızda iş yapabiliriz. Biz öğrenciler, altı ay. Her sınıf tamamlanması beklenmektedir (Tek istisna Fitness ve 7 hafta içinde tamamlanmalıdır. Hayat döneminde sınıflar için) yakın öğretmen çalışın eğer ve altı aylık süre yaklaşıyor sınıf tamamlanmamış olması.

Deneyimler, bir öğrenci olarak, bir kredi için çeyrek kredi veya yaklaşık 200 saat tamamlanması yaklaşık 50 saat kadar harcayacağınızı bize. Öğrencilerimizin tarafından ders titiz ve ihtiyaç adamış; ancak, iş başarı sağlamak çok zor.

Elektronik Okul (e-okul) Kuzeybatı Yetkilendirilmiş Okullar Birliği tarafından akredite olduğunu. Öğrenciler olan Elektronik Okul (e-okul) bir ders tamamlama belgesi ikamet yerel okul için notu ve kredi ile gönderdik dersleri tamamlamak kazanmıştır. Elektronik Okul (e-okul) Utah öğrencilerin kısıtlı bir gruba diploma vermek için: edenler geldi edebiliyor-sadece eğitim, bu okul ve azaldı kendi sınıfında mezun vardır ve bölge tavsiyeler. Ne yazık ki biz out-of vermeyin devlet öğrencilere diploma.

Kayıt Koşulları

Olan Elektronik Okul (e-okul) kayıt isteyen Öğrenciler normal okul danışmanı ile ders onlar almak istediğiniz emin olmak için karşılaması gerekir mezuniyet için ve öğrenci EHS ders için uygun olduğunu kabul edilebilir.

EHS bir öğrenci, World Wide Web erişimi olması ve ya Firefox, Netscape ® ya da Microsoft ® Internet Explorer ile anlayabilirim.

Bir öğrencinin aktif bir e-posta hesabı olmalıdır. Bir öğrenci yeterince üzerinde çalışmak için motive olması gerekir kendi asgari denetim ile.

Süre sınıfları alarak bir öğrenci bir Utah yerleşik olması gerekir.

Hangi notları alabilirim?

Elektroniok Okul için kredi sertifikaları gönderir:

(Not Konut Tedavi Merkezleri de dahil olmak üzere * Utah kamu ve özel okullar)
* Utah ana okul öğrencileri

Öğrenci ikamet durumu, Elektronik Lisesi katılım ve kayıt amaçları için, aşağıdakilerden birini tarafından belirlenir:

1. Öğrencinin custodial ebeveyn veya yasal vasi Utah veya bir * ikamet olmalıdır
2. Öğrenci gözaltında gerekir veya (Utah) Devlet dairesi gözetiminde. veya
3. Öğrenci (as talep belgelerine göre) gösterdiği veya Utah Kod Bölüm 78 altında azat-evli olmalıdır 3a-1001 1005 ile.

Aşağıdaki DON'T kamu okul amaçlı ikamet kurmak veya Utah Elektroniok Okul'nda kayıt için:

* Emlak Utah olarak ait
* Mülkiyet veya bir yaşam alanı kiralık veya Utah olarak kiralanan sürece ana / kanıtlayabilirim yasal vasi, EHS yönetim memnuniyetini için, bu mal / yaşam alanı olan yasal veli ve / veya ana yasal oturma kalıcı.
* Avukat bir güç
Akraba ya da arkadaşlarından "veli" nin * belirtme
* Askeri katılma veya ebeveyn ve kayıt / yasal vasi Utah belirlenmiş olan ebeveyn / yasal vasi sürece (belgelere) birincil yasal ikamet olarak tabi.
Çeşitli amaçlar için Utah vergi * Ödeme.

Elektroniok Okul artık olmayan kredi sunar Utah öğrenci olmayan Utah adreslerine kredi sertifika gönderir.

NOT: Bunu dahil EHS dersleri tamamlamak don't Utah öğrenciler önce Utah Utah ve dışında devam kurs için seçenekleri gözden geçirmek için Amerikan Akademisi ulaşabilirsiniz taşınmak son proctored.

EHS öğrencilerin sınırlı sayıda bir diploması sunuyor. Daha fazla bilgi için lütfen Diploması bölümüne bakın.

5 Şubat 2009 Perşembe

Yarasalar

Uçma konusunda bütün puanlan toplayan, kuşlar. Ama öyle görünüyor ki yara-saların bildiği birkaç özel numara da var; özellikle de düşük hızlarda. Araştırmacılar, bu numaralardan birinin sırrını çözmüşler. Buna göre yarasalar, kanatlarının gerisinde benzersiz bir türbülans et-kişi oluşturmayı başarmışlar. Üstelik yeni araç tasarımlarına bile esin kaynağı olabilecek türden.
Yüksek hızlarda kuş ya da yarasa uçuşu arasında büyük fark yok. Ancak düşük hızlarda iş değişivor ve her biri farklı bir yaklaşım yeğliyor. Kuşlar kanatlarını yuka-rı kaldırırken tüylerini aralayabiliyor, böylece hava direncinin etkisini azaltıp kaldırırlar. Yarasalarsa kanatlarındaki esnek zardan yararlanıyor ve kanatlarını neredey-se başaşağı gelecek biçimde geriye doğru savuruyorlar.
Türbülans, uçuş biçimini yalnızca yüksek değil, düşük hızlarda da etkiliyor. Daha önce iki farklı kuş türünün oluşturduğu girdaplar üzerinde ölçüm yapan Lundoviç Üniversitesi ekibi (isveç) kuşlarda uçuş sırasında iki kanadın tek bir girdap oluşturduğunu gözlemiş. Yarasalardaki durumu merak eden araştırmacılar, düşük türbülanslı bir rüzgar tüneline bıraktıkları iki yarasanın uçuşuyla ilgili olarak yazdıkları makalede, bu hayvanlar için ortaya çıkan aerodinamik tablonun çok daha karmaşık olduğunu söylüyorlar. Buna göre, iki kanadıyla tek bir girdap oluşturan kuşların aksine, yarasalarda her kanadın arkasında ayrı bir girdap ve ayrı bir hava akımı oluşuyor. Bu, araştırmacılara göre "tümüyle beklenmedik bir bulgu!" Fark, bir olasılıkla yarasalarda, iki girdabı birbirine bağlayan kuyruğun bulunmayışmdan kaynaklı. "Bu iki ayrı ha-va akımı manevra yeteneğini artırıyor.

31 Ocak 2009 Cumartesi

Pardus 2009

PARDUS ilk duyurulduğundan bu yana (ki o zamanlar ULUsalDAĞıtım adıyla anılırdı) ülkemizdeki bilgisayar kullanıcıları tarafından hep ilgi ve merakla takip edildi. Pardus geliştiricileri de bu kitleyi hep yenilikler ve her yeni sürümde daha iyi bir işletim sistemiyle karşıladı. Elbette görücüye çıkan ilk Pardus sürümüyle henüz buharı tüten 2008 sürümü arasında dağlar kadar fark var. Yani ilk izlenimlerimiz "Pardus oldu, afiyet olsun" şeklinde diyebiliriz. Eski sürümlerde arada sırada da olsa karşılaştığımız PİSİ hataları 2008 sürümünde henüz karşımıza çıkmadı. Çünkü PİSİ 2008 sürümü çalışmaları kapsamında baştan kodlandı. Artık Pardus çok daha güçlü bir paket yöneticisine ve güncelleme aracına sahip. Üstelik PİSİ eski sürümüne göre çok çok daha hızlı. 2007 sürümlerindeki PİSİ'yle 2008'deki PİSİ'yi kıyasladığımız yarı yarıya bir hız farkından bahsedebiliriz. Bu durum özellikle kurulum sonrası yapılandırma ve güncellemelerin yüklenmesi sürecini bir hayli hızlandırıyor.
Janjanlı ama sade bir kurulum
Pardus'un kurulum arabirimini hiçbir sürümünde beğenemedik desek yalan olmaz. Nedeni ise majör ve alışılagelmiş Linux dağıtımlarındaki çoktan seçmeli kurulum arabirimleri diyebiliriz. Bu arabirimlerde (mesela Slackvvare, Süse, Fe-dora ya da Debian) sistemi kurmadan önce özelleştirebilir, dilerseniz geliştirme amaçlı, dilerseniz ofis amaçlı, dilerseniz de sunucu amaçlı bir yazılım kombinasyonu yaparak özelleşmiş bir kurulum yapabilirsiniz. Bu şekilde belki de hiç kullanmayacağınız yazılımları en baştan kurmayarak hem yerden hem de sistem performansınızdan kazanabilirsiniz. Diğer taraftan baktığımızda da Pardus'un sorgusuz sualsiz bir kurulum arabirimine sahip olması özellikle Linux tarafında acemi olan kullanıcıların içini rahatlatan bir yapı gibi görünüyor. Yani daha önce hiç kullanmadığınız bir sistemi kurmaya kalktığınızda, cevaplarınızın sonuçlarını kestiremeyeceğiniz türden sorularla karşı karşıya gelmek size zor anlar yaşatabilir. Bu noktada Linux dünyasına Pardus'la adım atacak olan kullanıcılar sadece "ileri" tuşuna basarak Pardus 2008'e kavuşabilecekler.
Zaten 2008 sürümünde neredeyse baştan kodlanan bir diğer bileşen de YALI. Yani Pardus'un kurulum arabirimi. 2007 sürümlerinden farklı olarak daha canlı bir renkle karşımıza çıkan YALI, özellikle acemi Linux kullanıcılarının kabusu durumunda olan disk bölümleme faaliyetini de bir scroll yardımıyla çocuk oyuncağı formatına getirmiş. Yani 2008 sürümünde sabit diskinizin boş alanlarını kullanabileceğiniz gibi yeni bölümleme yöneticisi sayesinde farenizi kullanarak diskinizde Pardus'a gereken yeri kolaylıkla açabilirsiniz.
Donanım özelliklerinize bağlı olarak yaklaşık 20-30 dakika gibi bir süre içerisinde kurulan Pardus, anlayacağınız üzere PİSİ'nin hızından kurulum sırasında da faydalanıyor.
Eyvah kotam!
Pardus'un 2007 sürümlerinde bizi rahatsız eden bir başka durum da yine PİSİ tarafından yönetilen güncellemelerdi. (PİSİ'ye amma çok yükleniyoruz değil mi? Çünkü başarılı ve kendisinden yana beklentilerimiz her geçen gün daha da artıyor). Bildiğiniz gibi Pardus da diğer Linux dağıtımları gibi kararlı sürümünü çıkartıp yayınladıktan hemen sonra belli başlı güncellemeleri yayınlamaya da başlıyor. Çoğunluğu kernel ve diğer yazılımların sürüm yenilemelerinden oluşan bu güncellemeler eğer dağıtımı duyurulduktan 2-3 hafta sonra edinip kuruyorsanız size yaklaşık olarak 50 ile 100 MB boyutlarında geri dönüyor. Bu boyutlar her geçen gün daha da artıyor. Ama düzenli olarak güncelleme yapıyorsanız bu durum size fazlaca kendisini hissettirmiyor. Ancak PİSİ sizin de iyiliğinizi düşünerek tüm sistemi bir defada güncel-lemek istiyor ve ara vermek durumunda kaldığınızda ufak tefek sorunlarla karşılaşabiliyordunuz. Sonuçta PİSİ sık sık çöküyor ve siz de konsol bilgisine sahip değilseniz ne paket kurup/kaldırabilir ne de güncelleme yapabilir bir halde kalıyordunuz. İşte bu durum 2008'de özleyeceğiniz (şaka tabii ki, bu özlenecek bir şey mi?) bir durum olarak Pardus tarihinin henüz tozlanmaya fırsat bulamamış raflarındaki yerini alıyor. Çünkü yeni PİSİ güncelleme boyutlarını sınırlandırmaktan, güncellenecek yazılımlara öncelik atayabilmeye kadar bir çok farklı özellikle 2008 içerisindeki yerini alıyor. Bu sayede özellikle zorunlu format sonralarında 6 aylık ya da 1 yıllık güncellemeleri bir defada indirip kotanızı aşma korkusu da ortadan da kalkıyor.
Yeni Kaptan'ınız konuşuyor
Pardus 2008'i kurmayı tamamladığınızda sizi yeni sürümle birlikte baştan kodlanan bir başka Pardus bileşeni olan Kaptan karşılayacak. Kaptan geçmiş Pardus sürümlerindeki görevini yine eksiksiz olarak gerçekleştiriyor ve sisteminizi kendinize göre ayarlamanıza olanak veriyor. Bu noktada Kaptan içerisinden-ulaşabileceğiniz TASMA da değişikliklerden nasibini almış durumda. Önceki TASMA sürümünde belli başlı bazı ayarları ancak aktif ederek görüp, müdahale debilirken yeni TASMA'da bu tarz ayarlar (mesela oyun -çubukları) ön tanımlı olarak açık geliyor. Benzer şekifde-Kaptan ile kurulum sonrası gerçekleştirdiğiniz her türden ayarı TASMA aracılığıyla tekrardan düzenleyebilirsiniz.
En sevdiğimiz bileşen: Ağ Programcığı
Biz internete bağımlı yaşayan editör türü kullanıcılar bir sistemde öncelikle sağlıklı bir internet bağlantısı, sonra da ofis yazılımlarını ararlar. Durum bu olunca özellikle Pardus'ta da ilk yaptığımız iş kurulum sonrası Kaptan aracılığıyla ayarladığımız internet ve yerel ağ bağlantılarını kullanmak oldu. Sonuç olarak da Ağ Programcığı adını taktığımız ve Pardus 2007.3 sürümünde öncüllerini gördüğümüz Ağ Yöneticisinin son haliyle tanıştık. Bu küçük araç sayesinde bağlandığınız ağlar sizin için (belki bir gün gene bağlanırsınız diye) otomatik olarak farklı profiller şeklinde kaydediliyor. Elbette ki bu profilleri adlandırabiliyor ve gerekiyorsa ağa bağlanmak için gereken kullanıcı adı ve parolaları da içerisine koyabiliyorsunuz. Bu şekilde evde ev profilini, işte iş profilini, bir alışveriş merkezine uğradığınızda da oraya ait (tabii ki daha önceden kaydettiğiniz) ağ profilini kullanarak internetin tadını çıkartabiliyorsunuz. Bu gerçekten güzel bir özellik olmuş. Umarız ultra-taşınabilir bilgisayarlarda da 2008 sürümünü deneme fırsatımız olur da özgürlüğün ve güvenliğin tadını çıkartabiliriz. Bir diğer olmazsa olmazımız bu arabaşlığa başlarken de belirttiğimiz gibi ofis yazılımları. Pardus'un herhangi bir sürümünü kullanmış olanlar (canlı sürümler de dahil) OpenOffice.org'un neredeyse PİSİ ya da Çomar gibi Pardus'un ayrılmaz demirbaşlarından birisi haline gelmiş olduğunu farkedeceklerdir. MS Office paketleriyle tam uyumlu olan bu ofis otomasyonu Zemberek eklentisi sayesinde doğru Türkçe imla denetimleri gerçekleştirebiliyor. Kullanımı da zaten alışık olduğunuz ofis yazılımlarından farksız.
Eğlence zamanı
Fedora ve Debian gibi sistemlerde ön tanımlı olarak codeclerin gelmemesi, zamanının büyük kısmını şarkı dinleyip, video izleyerek geçiren ev kullanıcılarını oldukça rahatsız eden bir durum. Ancak Pardus her sürümünde olduğu gibi 2008 sürümünde de bizi çoklu ortam alışkanlıklarımızdan mahrum etmiyor. Üstelik hemen her platformda çalışan VLC ve Real Player gibi başarılı yazılımlara da paket deposunda yer vermiş durumda. Oyun tarafındaysa hemen her Linux gibi elinden geleni yapmaya çalışan Pardus 2008, oyun geliştiricileri Linux'u görmezden gelmeyi bırakana kadar vasat kalmaya devam edecek.

16 Ocak 2009 Cuma

Hoşgeldiniz!

E-Okul öğrenci bilgilendirme sistemine hoş gelmiş bulunmaktasınız. E-Okul yani Elektronik Okul öğrenci bilgilendirme sistemi sayesinde eğitim sanal anlamda ivme (a=V/t) kazanıyor. Öğrenciler büyük bir bölümü bu durumdan oldukça memnun. Bir kısım öğretmenler ise sistemden şikayetçi. Bilgisayardan not girmenin onlara eziyet olduğunu söylüyorlar.
Geçmişten bugüne baktığımızda hayatımızdaki pek çok şeyin yavaş yavaş sanallaşmaya başladığını görebiliyoruz.
Örneğin; Türk Telekominikasyon A.Ş. E-Fatura sistemine geçti.
Görünen o ki gelecekte de elektronik ortama geçiş katlanarak artacak ve insanlarda somut şeylere rağbet azalacaktır. Geniş bant internetin yurdumuzda yaygınlaşması ile her şey bir tık ötede. Bunun meyvelerini yavaş yavaş toplamaya başlıyor muyuz? Bu topladıklarmız meyve değil de başka bir şey mi? Bu tartışılır.

6 Haziran 2008 Cuma

Mahkeme CHP'nin talebine uydu, hukukcular isyanda

Köşk seçimlerindeki 367 kararıyla tartışma doğuran Anayasa Mahkemesi, hukukçuları ayağa kaldıran yeni bir karara imza attı. CHP'nin talebine uyarak, Meclis'in 411 oyla kabul ettiği anayasa değişikliğini şekil yerine esastan görüşen Yüksek Mahkeme, 9'a 2 oyçokluğuyla düzenlemeyi iptal etti.


Anayasa Mahkemesi, dün yeni bir tartışmalı karara imza attı. Anayasa'nın 14. maddesindeki açık hükme rağmen, şekille yetinmeyerek anayasa değişikliğini esastan inceleyen Yüksek Mahkeme, eğitim-öğretim eşitliğiyle ilgili düzenlemeyi iptal etti. CHP'nin talebini uygun bulan mahkeme, değişikliğin yürürlüğünü de durdurdu. Karar, alışılmışın dışında basın toplantısı yerine 3 satırlık yazılı bir açıklamayla duyuruldu. Borsa kapandıktan sonra gazetecilere verilen bildiride şöyle denildi: ''9 Şubat 2008 günlü 5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair kanunun 1. ve 2. maddeleri, Anayasa'nın 2., 4. ve 148. maddeleri gözetilerek iptal edilmiştir. Ayrıca yürürlüğü de durdurulmuştur."

Mahkeme, 9'a 2 oyçokluğuyla verdiği kararda, ilk kez bir Anayasa değişikliğini esas yönünden iptal ederken, kendi içtihatlarına aykırı davrandı. Artık, Meclis'in çıkartacağı bütün anayasa değişiklikleri içerik denetimine tabi tutulabilecek. Meclis'in Anayasa değiştirmesi neredeyse imkansız hale geldi. Başkan Haşim Kılıç ile Sacit Adalı'nın muhalefet ettiği karar, AK Parti hakkındaki kapatma davasını da yakından ilgilendiriyor. İptal edilen düzenlemeler iddianamenin en önemli gerekçesini oluşturuyordu. Mahkeme çıkışında gazetecilerin sorularını cevaplayan Kılıç, "Verilen kararlar bir kısım insanımızı sevindireceği gibi bir kısım insanımızı da üzebilecektir. Bu, ülkede birliği, beraberliği ve birlikte yaşama azmini ortadan kaldırmamalı." dedi.


Anayasa Mahkemesi CHP'nin talebine uydu

Anayasa Mahkemesi, üniversitelerde eğitim özgürlüğünün önündeki yasakları kaldıran Anayasa değişikliğini iptal etti. Mahkeme, 9'a 2 oyçokluğuyla verdiği kararda düzenlemenin yürürlüğünü de durdurdu. 1982 Anayasası'nın yürürlüğe girmesinin ardından ilk kez bir Anayasa değişikliği esas yönünden iptal edilirken, Mahkeme kendi içtihatlarına aykırı davrandı. Kararın sonuçlarının, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecindeki tartışmalı 367 kararından daha ağır olacağı belirtiliyor. Buna göre, Meclis'in çıkartacağı bütün anayasa değişiklikleri içerik (esas) denetimine tutularak, iptal edilebilecek.

10 ve 42. maddelerdeki değişikliği laiklikle ilgili 2. maddeye aykırı bulan Mahkeme, yasa koyucu gibi davranarak yetki alanını genişletti. Sadece, şekil yönünden denetleyebildiği anayasa değişikliklerini esas yönünden de denetleme yetkisini kendi kararıyla aldı. Mahkeme, bunu yaparken Anayasa'nın 4. maddesine dayandı. 'Değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez' hükmüyle korunan 2. maddeyle ilgili teklif verilmesini 148. maddeyle düzenlenen 'şekil' şartlarına aykırılık saydı. Böylece, şekilden esas denetimine gitti. Karar, AK Parti hakkındaki kapatma davasını da yakından ilgilendiriyor. İddianamede, söz konusu anayasa değişikliği kapatma talebinin en önemli gerekçesini oluşturuyor.

Mahkeme üyeleri, dün sabah saatlerinde CHP ve DSP'nin anayasa değişikliklerinin 'iptali veya yok hükmünde kabul edilmesi ve yürürlüğünün durdurulması" istemiyle açtığı davayı neticelendirmek için toplandı. Türkiye'nin merakla beklediği karar 17.20'de geldi. Yaklaşık 8 saat süren toplantının ardından Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt, teamüllerin aksine basının karşısına çıkmadı. Karar yazılı açıklamayla duyuruldu. Açıklamada, şöyle denildi: "9.9.2008 günlü, 5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair kanunun 1 ve 2. maddeleri, Anayasa'nın 2, 4 ve 148. maddeleri gözetilerek iptal edilmiştir. Ayrıca yürürlüğü de durdurulmuştur..."

Mahkeme, tartışmalı kararı 9'a 2 oyçokluğuyla verdi. Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç ile üye Sacit Adalı karara muhalefet etti. Başkan Vekili Paksüt ile üyeler Fulya Kantarcıoğlu, Zehra Ayla Perktaş, Necmi Özler, Serruh Kaleli, Serdar Özgüldür, Ahmet Akyalçın, Mehmet Erten ve Şevket Apalak, iptal yönünde oy kullandı. Bu üyelerin çoğu, eski Cumhurbaşkanı Sezer tarafından atanmıştı.

Mahkeme, Anayasa'nın 148. maddesinde anayasa değişikliklerinin denetimiyle ilgili 'teklif ve oylama çoğunluğu ve ivedilikle görüşülemeyeceği' şeklinde sıralanan şekil denetiminin sınırlarını genişletti. Meclis'in bundan sonra çıkaracağı anayasa değişikliklerini değiştirilmesi teklif edilemeyecek 1., 2. ve 3. maddelere aykırı bularak iptal edebilecek. Mahkeme, anayasa değişikliğini 'cumhuriyet, toplum huzuru, adalet anlayışı, insan hakları, Atatürk milliyetçiliği, demokrasi, laiklik, sosyal hukuk devleti' ilkelerine aykırılıktan iptal etmenin yolunu açtı. Son kararla Raportör Osman Can'ın 'Mahkemenin esasa giremeyeceği' yönündeki raporu da dikkate alınmadı.

Kılıç ve Adalı özgürlüğü savundu

Alınan bilgilere göre toplantıda, raportörün raporunun okunmasının ardından üyeler tek tek görüşlerini açıkladı. Anayasa değişikliğinin iptali yönünde oy kullanan üyeler, laiklik ilkesinin dolaylı şekilde zedelendiğini savundu. Düzenlemenin, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerle ilgili olduğunu ileri sürerek iptal yönünde oy kullandı. Karara muhalefet eden Kılıç ve Adalı ise, değişikliğin laiklik ilkesine aykırı olmadığını, eğitim ve öğrenim özgürlüğünü pekiştirdiğini ifade etti. İki üye Anayasa'nın 148. maddesinin anayasa değişikliklerinin şekil denetimi konusunda sınırlı yetki verdiğine de dikkat çekti.

Kararın dayandığı anayasa maddeleri

Madde 2: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Madde 4: Anayasa'nın 1'inci maddesindeki devletin şeklinin cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2'nci maddesindeki cumhuriyetin nitelikleri ve 3'üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

Madde 148: Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün Anayasa'ya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler.

411 oyla kabul edilmişti

Anayasa'nın 10. maddesinin 4. fıkrası değişti: Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.

Anayasa'nın 42. maddesinin 1 ve 2. fıkrası değişti, yeni fıkra eklendi: Kimse, kanunda açıkça yazılı olmayan hiçbir sebeple eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı ve kullanılmasının sınırları kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir.

Meclis'e müdahale edildi

Muhsin Yazıcıoğlu (BBP Genel Başkanı): TBMM'nin yasama yetkisine müdahale edildi. Meclis'in irade koyuculuğu ortadan kaldırıldı. Laikliğin net tanımının yapılması ihtiyacı doğdu. TBMM'nin büyük çoğunlukla esasa ve iç tüzüğe uygun olarak aldığı bu kararın iptali ileride sıkıntılı bir ortamın doğmasına vesile olacaktır. Bu da ülke insanımızın vicdanında her zaman tartışmalı bir halde duracaktır. Anayasa Mahkemesi'nin bu kararını desteklemiyoruz.

Karar hukuk skandalıdır

Süleyman Soylu (DP Genel Başkanı): Mahkeme, kendisine verilmeyen bir yetkiyi kullandı. Mahkeme'nin TBMM çoğunluğu tarafından kabul edilen bir anayasa değişikliğini esasa girerek iptal etmesi açıkça bir hukuk skandalıdır. TBMM ve AKP iktidarının yasama ve yürütme görevini devam ettirme imkanı kalmadı. Türkiye, bir sistem krizinin tam göbeğine oturmuştur. Sivil bir anayasa yapılmadığı sürece ülkemizin Batı standartlarında bir demokrasiye kavuşması mümkün değildir.

Özgürlüklerin önü kapandı

Erkan Mumcu (Anavatan Genel Başkanı): Ağır bir karar. Bundan sonra demokrasi ve hukuk devleti kavramlarının uyumlu bir anlayış içinde kavranması mümkün olmayacak. Bu kararla hak ve özgürlük alanlarının genişletilmesi ve siyasal sistemin reforme edilmesine yönelik girişimlerin de önü kapanmıştır. Mahkemeden üniversitelerdeki kılık kıyafet düzenlemesini 'devletin laik karakterine aykırı bir girişim' gibi görmemesini beklerdim. Bir hukukçu olarak bu kararın doğruluğunu savunamam.

[HUKUKÇULAR İSYANDA]

Mahkeme zarar görecek

Prof. Dr. Ergun Özbudun (Anayasa hukukçusu): Anayasa Mahkemesi, anayasal ilkelerini aştı. Şekil değil apaçık bir esas incelemesi yaptı. Anayasa'nın kendisine yasakladığı bir yetkiyi kullandı. Bu, yetki gasbıdır. Yüce Mahkeme'nin menfaatlerine zarar verecektir. Bundan sonra hiçbir anayasa değişikliği yapılamaz. Mahkeme, iktidarı kendine tevdi etmiştir. Hiçbir demokratik ülkede örneği yok.

Vahim karar, sınır aşıldı

Prof. Dr. Levent Köker (Anayasa hukukçusu): Mahkeme çok vahim bir karar aldı ve sınırını tamamen aştı. Başörtüsünü değil, kanun önündeki eşitliği ve hiç kimsenin eğitim hakkının engellenemeyeceğini öngören özgürlükçü düzenlemeleri reddetti. Ayrıca, sadece şekil yönünden denetleyebileceği bir değişikliği, içerik yönünden de denetleyerek sakat bir durum oluşturdu.

Meclis, kararı yok sayabilir

Doç. Dr. Mustafa Şentop (Hukukçu): Mahkeme, kendi meşruiyetini çiğnedi. Türkiye'nin en önemli hukukî sorunu haline geldi. Mahkemenin kararlarını denetleyen bir organ yok. Meclis, bu kararı yok sayıp mevcut değişikliği uygulamaya devam edebilir. Mahkeme hükümetin düşmesine karar verse, Resmi Gazete'de yayımlasa bu geçerli mi olacak? Geçerli olmayacak. Çünkü mahkemeye böyle bir yetki verilmemiş. Bu nedenle karar yok hükmündedir.

367 kararını çağrıştırıyor

Doç. Dr. Serap Yazıcı (Anayasa hukukçusu): Hukukî değil siyasî bir karar alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, siyasî bir organ değildir. Üzüntü ile karşıladım. 367 kararını çağrıştırıyor. Anayasa'nın tüm hükümleri değiştirilebilir. Bunun istisnası ilk 3 maddedir. Bunu genişletmek suretiyle yorumladığımız zaman, çok tuhaf bir tablo ortaya çıkar. Çünkü Anayasa'nın her hükmü dolaylı bir biçimde ikinci maddedeki kavramlarla ilişkilendirilebilir. Bu mantığı kabul edersek tali kurucu iktidar hiçbir biçimde anayasayı değiştiremez.

Hukukçu mantığıma sığmıyor

Prof. Dr. Hasan Tunç (Anayasa hukukçusu): Bu kararı anayasa hukukçusu olarak mantığıma sığdıramıyorum. Raportörün görüşü doğrultusunda karar verilmesini bekliyordum. Peki AK Parti'ye açılan kapatma davası nasıl etkilenir? İddianamede ortaya konulan gerekçelerin önemli bir kısmı başörtüsüne yönelik. Başbakan ve AK Parti temsilcilerinin söz ve demeçleri delil olarak gösterilmiş. Bu kararla kapatmaya hukukî bir dayanak bulundu.

Karar, halkı ikiye böldü

Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu (Sabancı Üniversitesi): Mahkeme verdiği kararlarla siyasetin içindeydi. Şimdi yeni bir adım attı; başörtüsünün laiklikle bağlantılı olduğuna hükmetti. Başörtüsünde iç hukukta gelinebilecek son noktaya geldik. Ama tartışmalar bitmeyecektir. Siyaseten gündemden düşmez. Halk çok ciddi bir şekilde ikiye bölündü. Başörtüsünün tehdit unsuru olduğunu düşünen bir kesim ile kararın özgürlükleri kısıtladığı düşüncesinde olan bir kesim doğdu.

Yargıçlar devletine gidiyoruz

Murat Yılmaz (Siyaset bilimci): Yargıçlar devletine doğru bir yürüyüş var. Mahkemenin hukuk dışına çıkarak siyaset yapmaya başladığı bir sürecin içinden geçiyoruz. Bu karar önemli bir kırılmaya işaret ediyor. İçtihat kapıları kapatılıyor. Bu durum Osmanlı'da 'gerilemenin sebebi' olarak gösterilmişti.

Yargı, özgürlükleri tehdit ediyor

Sezgin Tanrıkulu (Diyarbakır Barosu Başkanı): Anayasa'ya uygun değil. Mahkeme, anayasa değişikliğini esas yönden inceleyemez. Bu noktada yapılacak iş Meclis'in mahkemenin yetkilerini değiştirerek daha açık yazmasıdır. Türkiye'de yargı özgürlüklerin güvencesi değil. Özgürlükleri sınırlayan ve tehdit eden bir kurum haline geldi.

Yetkinin kaynağı ne?

Kamil Yaralı (Hukukçular Derneği Başkanı): Mahkeme, yetki ve meşruiyetini Anayasa'dan aldığını söylüyordu. Bu kararla Anayasa'yı da çiğnediler. Mahkeme Anayasa ile bağlı olmadığını ilan etmiştir. Mahkeme'yi bağlayan hiçbir metin kalmamıştır. Yetkisini Anayasa'dan almıyorsa nereden aldığını açıklamalı.

Yasama yetkisi gasp edildi

Taha Akyol (Milliyet Gazetesi): Hukuka ve Anayasa'ya aykırı bir karar. Anayasa Mahkemesi, anayasa değişikliklerini esastan inceleyemez. Yeni koşullar getiremez. Sadece şekil yönünden inceler, bunun dışında bir inceleme yapamaz. Bundan sonra yasama faaliyeti yapılması imkansızlaşmıştır. Parlamento'nun yasama yetkisi gasp edilmiştir.

Sonunda hepimiz kaybedeceğiz

Mehmet Altan (Star Gazetesi): AK Parti'nin kapatılması sürecinin başladığını görüyorum. Bir senaryo sahibi var ve onu uygulatıyor. Bunun Türkiye'ye ne yararı olacak? Hepimiz sonunda kaybeden haline gelebiliriz. AK Parti de yanlışlıklar yaptı. Temel haklar için adım atması gerektiğini söyledik.


Süreci Bahçeli başlattı

7 Mart 1989: Anayasa Mahkemesi, başörtüsünü serbest bırakan yasayı iptal etti.

25 Ekim 1990: Yükseköğretim Yasası'na 'Kanunlara aykırı olmamak kaydı ile yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafet serbesttir.' ifadesi eklendi.

14 Temmuz 1992: Mehmet Sağlam YÖK başkanı oldu. Sağlam, 3 yıllık görevi boyunca bu yasaya dayanarak üniversitelerde başörtüsü yasağını uygulamadı.

6 Aralık 1995: YÖK Başkanlığı'na Kemal Gürüz getirildi. 1989'daki Anayasa Mahkemesi'nin yorumuna dayanarak katı bir yasak uyguladı.

8 Haziran 2007: Başbakan Erdoğan, Prof. Dr. Ergun Özbudun'dan anayasa taslağı hazırlamasını istedi.

28 Ağustos 2007: 6 kişilik heyet, hazırladıkları taslağı AK Parti'ye teslim etti. Başörtüsü yasağı konusunda iki alternatif sunuldu. İlkinde 'Hiç kimse kılık kıyafetinden dolayı öğreniminden mahrum bırakılamaz.', diğerinde 'Yükseköğrenimde kılık kıyafet konusunda herkes serbesttir.' denildi.

17 Eylül 2007: AK Parti kurmayları ve bilim heyeti, Sapanca'da yapılan 3 günlük toplantıda anayasa taslağına son şeklini verdi. Başörtüsüyle ilgili maddede birinci ifade tercih edildi.

13 Aralık 2007: MHP lideri Bahçeli, Anayasa'nın 10. maddesinde değişiklik yapılarak sorunun çözümünü istedi.

14 Ocak 2008: Başbakan, İspanya'da "Velev ki simge olarak taktığını düşünün. Bunu suç kabul edebilir misiniz?" dedi.

15 Ocak 2008: Başbakan'ın İspanya'daki açıklamalarını grup toplantısında değerlendiren Bahçeli, başörtüsü sorununun toplumsal uzlaşma ile çözülmesi gerektiğini vurguladı.

16 Ocak 2008: Erdoğan, İspanya dönüşünde muhalefete şu çağrıyı yaptı: "Yeni anayasayı beklemeye gerek yok. Bunun çözümü çok kolay. MHP ben varım diyor. CHP yoksa yok."

17 Ocak 2008: MHP lideri Devlet Bahçeli, yazılı açıklama yaparak partisinin teklifini ortaya koydu.

23 Ocak 2008: AK Parti, MHP'ye kendi teklifini iletti.

24 Ocak 2008: Ortak noktada buluşan parti kurmayları, Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinin değiştirilmesinde uzlaştı.

25 Ocak 2008: Yapılması düşünülen ikinci zirve, 'kılık kıyafet' ibaresinin doğurduğu endişeler yüzünden ertelendi.

28 Ocak 2008: İki partinin kurmayları yeniden bir araya geldi. Yoğun görüşme trafiğinin ardından mutabakata varıldı.

9 Şubat 2008: Yasak, 411 milletvekilinin, yani Meclis'in yüzde 80'inin desteğiyle kabul edildi.

27 Şubat 2008: CHP, Anayasa Mahkemesi'ne iptal başvurusunda bulundu. Değişikliğin 'yok sayılması'nı ve 'yürürlüğünün durdurulması'nı istedi.

11 Mart 2008: Danıştay 8. Dairesi, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın üniversite rektörlerine gönderdiği 'başörtüsü serbest' yazısını genelge olarak tanımlayıp yürütmesini durdurdu.

30 Nisan 2008 Çarşamba

ÖSS ye İngiliz modeli geliyor


YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ÖSS'de yapılacak değişiklikle ilgili olarak çalışma yapıldığını bildirirken, "İngiliz Modeli" üzerinde düşünüldüğünü ifade etti. Özcan, "İngiliz modeli güzel bir model. Ben de beğeniyorum. İnsanların beş altı konudan imtihana girmesi, oradan aldıkları 3 alanda puanla üniversiteye müracaat etmesi hoş bir şey. Çocuklara o kadar hamallık ettirmek değmez gibi geliyor. 3 saat içinde kaderlerini belirlemek doğru değil" dedi. Çalışmaları ÖSS sınavından önce bitirmek istediklerini söyleyen Özcan, çalışmaların hızlı bir şekilde bitirildiğini, konu ile ilgili her gün rapor aldığını belirtti.

Özcan, meslek liseleriyle ilgili çalışmanın da "çok iyi" gittiğini söyleyerek, meslek yüksek okullarının statüsünü arttırmak için ellerinden geleni yaptıklarını ifade etti. Teknik okullarla ilgili olarak da çalışma olduğunu söyleyen Özcan, "Onları da Avrupa'da olan teknolojik fakültelere çevirmek istiyoruz. Bu ikisi yapılırsa Türkiye'nin ihtiyacı olan insan gücü çok rahat karşılanabilecek" dedi.

14 Nisan 2008 Pazartesi

İstanbul'un Riskli Okullarının Listesi

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından oluşturulan İstanbul Şiddeti Önleme ve Azaltma Komisyonu, aylar süren çalışma sonunda bir rapor hazırladı. Yalnızca 85 okul güvenli bulundu.

Komisyonun hazırladığı rapora göre, okullardaki şiddet ve uyuşturucu sorunu velileri ciddi şekilde endişelendiriyor. İstanbul'daki 2 bin 300 okuldan sadece 26'sı güvenli bulundu. Komisyonun hazırladığı 21 soruluk ankette velilerden yüzde 90'ı çocuklarının okula geliş-gidiş güzergahlarını güvenli bulmadıkları ve okul çevresinde çocukları kötü alışkanlıklara iten uyuşturucu madde satıcısı insanlar olduğu fikrinde birleşti.

ÖZEL VE DEVLET OKULU

Komisyon raporuna göre, İstanbul'un tüm ilçelerinde güvenlik risk oranı yüzde 45'i geçen en az 1 okul tespit edilirken risk oranı yüzde 94,3'e kadar çıkan anaokullarına bile rastlandı. İstanbul'daki en güvenilir okullar sıralamasında ise sıfır risk puanıyla, devlet okulları ve özel okullar yarıştı. Risk puanı 40'a kadar olan okullar güvenli bulundu ve 85 okul en güvenilir okullar arasına girdi.


İşte riskli okullar

Adalar Hüseyin Rahmi Gürpınar Çok Programlı Lisesi,

Avcılar Milli Eğitim Vakfı Nihat Çandarlı İÖO,

Bağcılar Aşkaleli İbrahim Polat Lisesi,

Bahçelievler Dede Korkut A. Lisesi,

Bakırköy Hamdi Akverdi İÖO,

Bayrampaşa Yahya Kemal İÖO,

Beşiktaş Ortaköy Hayat İÖO,

Beykoz Soğuksu İÖO,

Beyoğlu İstiklal İÖO,

Çatalca Ovayenice Örfi Çetinkaya İÖO,

Eminönü Tevfik Kut İÖO,

Esenler Atışalanı Lisesi,

Eyüp Esentepe İÖO,

Fatih Çapa İÖO,

GOP Örfi Çetinkaya A. Teknik Lisesi,

Kadıköy Nuri Cıngıllıoğlu Lisesi,

Kağıthane Yaşar Doğu İÖO,

Kartal Şehit Öğretmen H. Ağırman End.Mesl. Lisesi,

Küçükçekmece Bezirganbahçe İÖO,

Maltepe Ertuğrul Gazi Lisesi,

Pendik Erol Türkeri İÖO,

Sarıyer Yeniköy İÖO,

Silivri Şakire Sadi Obdan İÖO,

Sultanbeyli Mevlana İÖO,

Şile İMKB 50.Yıl Lisesi,

Şişli Ahi Evren Ticaret Meslek Lisesi,

Tuzla Barış Manço İÖO,

Ümraniye İnanç Türkeş İÖO,

Üsküdar Mustafa Noyan İÖO.

8 Nisan 2008 Salı

Üniversiteleri Kim Karıştırıyor


Herkesin ortak endişesi ama ısrarla üniversiteler karıştırılmak isteniyor. Son haftalarda artan gerilimle karıştırilan üniversiteler ve çıkan olaylar.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ: Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nde, 25 Mart'ta çıkan olaylarda 4'ü polis 5 kişi yaralandı. Olayın, sol görüşlü B.E.'nin, sağ görüşlü M.T.'nin kız arkadaşına tacizi üzerine çıktığı öne sürüldü, eğitime ara verildi. Üniversite etrafında 200 çevik kuvvet polisi ve iki panzer bekletiliyor.

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ: Edebiyat Fakültesi'nde Mahir Çayan'ı anmak için 2 Nisan'da etkinlik düzenleyen sol görüşlü öğrencilerle sağ görüşlü öğrenciler, Beyazıt Kampusu önünde birbirlerine girdi. Çok sayıda öğrenci hafif yaralandı, 10'u kız 26 öğrenci gözaltına alındı. 26 Aralık 2007'de TKP'lİ öğrencilerle, 'İslamcı Gençlik' olarak tanınan grup arasında Fethullah Gülen kavgası çıktı. Üç öğrenci yaralandı, 30 öğrenci gözaltına aldı.

ABANT İZZET BAYSAL: 1 Nisan'da, ülkücü grubun lideri Bahadır Darı ile eski lider Yetiş Sarımsakçı arasındaki tartışma kavgaya dönüştü. Serdar Kökavşar ile Hazım Şeminer tabancayla, Yetiş Sarımsakçı bıçakla yaraland. 3'er kurşun isabet eden Kökavşar ile Şeminer, yaşam mücadelesi veriyor.

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ: 10 Mart günü sağ görüşlü öğrenciler, sol görüşlü öğrencilere saldırdı. Saldırıyı protesto etmek için üniversitede toplanan 150 sol görüşlü öğrenci yürüyüş yaptı. Kendilerine engel olmak isteyen jandarmayla tartışan öğrenciler, ellerine aldıkları taşları yurt binası ve askerlere attı.

MUĞLA ÜNİVERSİTESİ: Doğulu öğrencilerle ülkücü gençler arasındaki gerilim 7 yıldır sürüyor. Bugüne kadar bıçaklı sopalı kavgalarda 16 öğrenci yaralandı. Polis ve jandarma yüzlerce öğrenciyi gözaltına aldı. Üniversite yönetimi ise okulda kargaşa ve kavga ortamı yaratan 64 öğrenci hakkında disiplin cezası verdi. Bunlardan 18'i okuldan uzaklaştırıldı.

24 Mart 2008 Pazartesi

OKS ve SBS resmen değiştiler

OKS'nin gelecek yıldan itibaren kaldırılması ve yerine Seviye Belirleme Sınavı’nın (SBS) getirilmesi ile ilgili Yönetmelik değişikliği Resmi Gazete’de yayımlandı
 OKS  ve SBS resmen değiştiler Orta Öğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı’nın (OKS) gelecek yıldan itibaren kaldırılması ve yerine Seviye Belirleme Sınavı’nın (SBS) getirilmesi ile ilgili Yönetmelik değişikliği Resmi Gazete’de yayımlandı.

Anadolu Liseleri, Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri ile Anadolu İmam-Hatip Liseleri yönetmeliklerinde yapılan değişiklikler, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yapılan değişiklik ile söz konusu yönetmeliklere “Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumlarına Geçiş Yönergesini ifade ederö kısmı eklenerek, bu okulların OKS’ye dahil olması sağlandı. Yönetmeliklerin eklerinde yer alan “Öğrenci Nakline Esas Durum Belgesiönde de değişiklik yapılırken, belgeye, Birinci Yabancı Dili, İkinci Yabancı Dili, Hazırlık Sınıf Okuyup Okumadığı, Sınıf Tekrarı Yapıp Yapmadığı, Disiplin Cezası Alıp Almadığı, Öğrencinin Okula Yerleşmesinde Esas Alınan Puanı gibi soruların yanıtlanması istendi.

ANADOLU LİSELERİ’NE SEVİYE TESPİT SINAVI

Anadolu Liseleri Yönetmeliği’nin ”kontenjan tespiti” başlıklı 4. maddesinde sıralanan kontenjan nedenleri arasına seviye tespit sınavı ile sınıf tekrarı da eklendi. Ayrıca Anadolu Liseleri’ne nakil konusunda da yeni düzenleme getirilirken, “Bu okullar arasında öğrenci nakilleri; açık kontenjan bulunması, öğrencinin yerleştirmeye esas puanının, naklen gitmek istediği okulun kendi sınıf seviyesindeki öğrenciler için uygulanan yerleştirmeye esas taban puanından az olmaması ve puan üstünlüğü esaslarına göre yapılır. Naklen gidilmek istenilen yerleşim birimindeki okul/okullarda birinci yabancı dil farklı ise nakiller, puan üstünlüğü ve açık kontenjan esaslarına bağlı olarak velilerinin yazılı isteği doğrultusunda birinci yabancı dil değişikliği yapılarak gerçekleştirilir. Nakli gerçekleşen öğrencinin değiştirilen yabancı dildeki seviyesi belirlenir.
Okul yönetimi, öğrenci velisi ile işbirliği yaparak 31/5/2006 tarihli ve 26184 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde gerekli tedbirleri alır ve uygularö ibaresi eklendi. Yönetmeliğin çeşitli maddelerinde yer alan ”giriş puanı” ibareleri de ”esas taban puan” şeklinde değiştirildi.

Fen Liseleri Yönetmeliği’nin “Bu okullarda öğrenim görmek isteyen ilköğretim 8’inci sınıfta öğrenim görmekte olan öğrencilerden; 6’ncı, 7’nci sınıflarda Türkçe, matematik ve fen bilgisi derslerinin her birinin yıl sonu notu en az 4 (Dört) olanlar başvurabilirö ibaresi bulunan 9’uncu maddesi, “Yönergede belirlenen usul ve esaslar ilgili kılavuz/kılavuzlardaki açıklamalar doğrultusunda yerleştirmeye esas puana göre tercihte bulunurlar. İlgili mevzuata göre yurdumuzda öğrenim görme şartlarını taşıyan yabancı uyruklu öğrenciler hakkında da diğer öğrenciler gibi işlem yapılırö olarak değiştirildi.

Sosyal Bilimler Lisesi Yönetmeliği’nde ise “Hazırlık Sınıfından Dokuzuncu Sınıfa Geçişiö düzenleyen madde “Hazırlık sınıfı öğrencileri; aynı okulun 9’uncu sınıfına veya nakil şartlarını taşımaları halinde hazırlık sınıfı bulunmayan diğer okulların 9’uncu sınıflarına 8/12/2004 tarihli ve 25664 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Kurumları Sınıf Geçme ve Sınav Yönetmeliği hükümlerine göre geçiş yaparlarö olarak değiştirildi

ANKA

24 Şubat 2008 Pazar

Parlak Eksik Nottan Vazgeçti Direkt Devlete Meydan Okudu!!!

İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak, Gül'ün onayına rağmen başörtülü öğrencilerin yarın İstanbul Üniversitesi kapısından geri çevrileceğini söyledi.

İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak, başörtüsü yasağına son veren yasal düzenlemenin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylandıktan sonra resmi gazetede yayınlanmasına rağmen, başörtülü öğrencilerin yarın İstanbul Üniversitesi kapısından geri çevrileceğini söyledi.

Bayburt Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından Yeşilköy Polat Renaissance Otel'de düzenlenen geceye katılan İstanbul Üniversitesi Rektörü Mesut Parlak, başörtüsü konusunda tavrını ortaya koydu. TBMM'den rekor oyla geçen, üniversitelerde başörtüsü yasağını sona erdirmesi düşünülen 10. ve 42. madde ile ilgili düzenleme Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından da onaylanmıştı.

Kararın Resmi Gazete'de yayınlanmasının ardından üniversitelerde yarın nasıl bir tavır izleneceği merak ediliyor. İstanbul Üniversitesi Rektörü Mesut Parlak, YÖK'ün ek 17. maddesi değişmediği sürece öğrencilerin başörtüsü ile üniversiteye alınmayacağını savundu.

Rektör Parlak, konuşmasında, "Bu yasa geçmişteki uygulamayı ortadan kaldırmıyor. Ek 17. madde değişirse o zaman yapılacak bir şey yok" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu hatırlatan Parlak, "Bu hukuk devletinde bürokrat olarak görev yapıyoruz. Hiç kimse yargının üzerinde değildir" dedi.

Cumhurbaşkanı Gül'ün imzaladığı 10. ve 42. maddenin başörtüsü yasağını AİHM'nin ifade ettiği boyutu ortadan kaldırmayacağını savunan Parlak, "17. madde değişmedikçe öğrenciler ile ilgili herhangi bir değişiklik olmayacak. Geçmişte nasıl giriyorlarsa bu evlatlarımız yarın da aynı şekilde girecekler. Başörtüsü ile içeri alınmayacaklar" diye konuştu.

Yasakçı üniversiteden tuhaf gerekçe: 'Hukukun üstünlüğü ve toplumsal barış için Anayasa'ya uymuyoruz!'


Üniversitelerdeki başörtüsü yasağını kaldıran anayasa değişikliği Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmesine rağmen, bazı rektörler düzenlemeye direniyor.

Fakülte kapılarına bir yazı asarak 'başörtülü öğrencilerin kampusa alınmayacağını' duyuran Marmara Üniversitesi, ilginç bir gerekçe sundu. Anayasadaki değişikliği dikkate almayan üniversite senatosu, 'hukukun üstünlüğüne duydukları saygı ve toplumsal barış için' yasakçı uygulamaya devam edeceklerini belirtti. Açık öğretim fakültesi derslerine giren başörtülü öğrenciler dün okula alınmadı.

Kapıya asılan 15 Şubat tarihli senato kararında, şu ifadeler yer alıyor: "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda değişiklik yapan 5735 sayılı 9 Şubat 2008 kabul tarihli yasanın yürürlüğe girmesi durumunda Anayasa'daki değişikliklerin doğrudan uygulanabilir hüküm içermemesi nedeniyle öğrenci kılık kıyafeti konusunda üniversitemizdeki uygulama 2547 sayılı kanunun ilgili maddelerinde yeni bir düzenleme yapılana kadar hukukun üstünlüğüne olan saygımız ve toplumsal barış açısından gerekli olduğunun kamuoyuna duyurulmasına oybirliği ile karar verilmiştir." Derse girmek isteyen öğrenciler, oluşturulan kulübede başlarını açarak okula girebildi. Marmara Üniversitesi Rektörü Necla Pur, bir dönem CHP Parti Meclisi üyeliği yapmıştı. Pur, rektör seçilince CHP'deki görevinden istifa ettiğini açıklamıştı.

19 Şubat 2008 Salı

İlk 500'de Türkiye'den iki üniversite



Dünyada 15 bin üniversite üzerinde yapılan en yoğun araştırmanın sonuçlar açıklandı. 15 bin üniversite arasında yapılan sıralamaya göre ilk 500'te iki Türk üniversite var.

İlk 500'de Türkiye'den iki üniversiteDünyadaki gelişmiş ülkelerde tüm üniversiteler akademik açıdan, bilinirlikleri, araştırmaları, yayınları açısından sıralanıyor. Ancak Türkiye’de böyle bir sıralama yok. Sadece “genel kanı” var. Üniversite dendiğinde “en çok tercih edilenler” diye bir “olgu” akla geliyor. ODTÜ, Boğaziçi, Bilkent, Koç, Sabancı gibi…


İşte 2007 yılı sonunda 3 değişik kurumun sıralamaları: QT ilk 400’de sadece İstanbul Teknik Üniversitesi (390).

Vatan’dan Rıfat Sarıcaoğlu’nun yazısına göre, Shanghai index ilk 500’de sadece İstanbul Üniversitesi (472) var. Ancak, aşağı yukarı tüm verileri göz önünde bulundurularak dünyada 15 bin üniversite üzerinde yapılan en yoğun araştırmanın (Webmaster) sonuçları, tablolarda görülüyor. (Not: Bu araştırmanın internette tıklama sayısı ile ilgisi yoktur. Tablolardaki sıralama dünyadaki ilk 4 bin üniversiteyi kapsıyor. Bu tabloda ismi bulunmayan üniversiteler ilk 4 binin içinde değildir.)

Dünya sıralamasındaki ilk 10’da ise MIT, Stanford, Harvard, UC-Berkeley, Cambridge, Cal Tech, Columbia, Princeton, Chicago ve Oxford üniversiteleri bulunuyor. Eğitimde ezberciliği bırakıp, uygulama ve araştırmaya yönelik, bilim çağına uygun, birkaç dili bilen bireyler yetiştirmek için tohumları bugünden ekmemiz gerekiyor.

İngiltere’de geçen hafta yayınlanan bir araştırmada, İngilizler’in nüfus artış oranı düşmesine rağmen üniversite eğitimi talebi yüzde 7.2 artmış. Kızlarda bu oran yüzde 10.4. Daha şaşırtıcı olanı, 25 yaş üztü talep yüzde 18 artmış durumda. Bu veriler kısa zamanda Türkiye için de söz konusu olacaktır.

VAKIF ÜNİVERSİTELERİ SIRALAMASI

479 Bilkent

1246 Sabancı

1277 Doğu Akdeniz

1436 Başkent

1523 İstanbul Bilgi

1564 Koç

2223 Çankaya

2250 İzmir Ekonomi

2451 Doğuş

2740 Kültür

2957 Yeditepe

3171 Fatih

3236 TOBB

3274 Beykent

3650 Bahçeşehir

TÜRK ÜNİVERSİTELERİNİN TABLODAKİ YERİ (DEVLET ÜNİVERSİTELERİ)

438 ODTÜ

508 Boğaziçi

720 ITÜ

798 Ankara

818 Hacettepe

939 Ege

1067 Anadolu

1082 Gazi

1231 Çukurova

1342 Selçuk

1355 Yıldız

1398 Dokuz Eylül

1410 İnönü

1427 İstanbul

1535 Uludağ

1710 Süleyman Demirel

1787 Marmara

1802 Akdeniz

1846 Erciyes

2120 Trakya

2195 Dicle

2232 Karadeniz Teknik

2414 Gaziantep

2439 Adnan Menderes

2493 Sakarya

2501 Çanakkale 18 Mart

2503 Afyon Kocatepe

2687 Sütçü İmam

2713 Ondokuz Mayıs

2838 Cumhuriyet

2972 Galatasaray

3176 Balıkesir

3178 Mersin

3294 Yüzüncü Yıl

3311 Karaelmas

3314 Pamukkale

3429 Atatürk

3484 Izzet Baysal

3491 Celal Bayar

3607 Osman Gazi

3766 Fırat

3897 Gebze Yük. Tek. Ens.

3939 Harran

13 Şubat 2008 Çarşamba

Açık Öğretimliler yüksek lisans yapabilir mi?

“Açık öğretim lisans mezunları yüksek lisansa başvurma veya yüksek lisans yapma hakkına sahip mi?” öğrencilerin aklına takılan sorulardan biri. Konuyla ilgili düzenleme…

Açık Öğretimliler yüksek lisans yapabilir mi?Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinin 2.maddesine göre;“Yüksek lisans programına başvurabilmek için adayların bir lisans diplomasına sahip olmaları ve Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından merkezi olarak yapılan Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Giriş Sınavından (ALES) başvurduğu programın puan türünde 55 standart puandan az olmamak koşuluyla ilgili senatoca belirlenecek ALES standart puanına sahip olmaları gerekir. Yüksek lisans programlarına öğrenci kabulünde, ALES puanı yanı sıra gerekirse, lisans not ortalaması ve mülakat sonucu da değerlendirilebilir. Bu değerlendirmeye ilişkin hususlar ile başvuru için adayların sağlaması gereken diğer belgeler (referans mektubu, neden yüksek lisans yapmak istediğini belirten kompozisyon, uluslararası standart sınavlar vb.) ve hangi düzeyde yabancı dil bilgisi gerektiği, ilgili senato tarafından düzenlenen yönetmelikle belirlenir…”

Bu maddede, yüksek lisansa başvurmak için gerekli koşullar açıkça belirtilmiştir. Yüksek lisansa başvurmak için lisans mezunu olma şartı vardır ancak yönetmelikten de açıkça anlaşılacağı üzere örgün veya uzaktan eğitim yapan fakültelerden mezun olma şartı yoktur.

Ayrıca 2547 sayılı kanunun 12.maddesindeki d ve fıkraları ile 43.maddenin c fıkrasına göre hazırlanan Açık Yükseköğretim yönetmeliğin 13.maddesinde "Açıköğretim öğrencileri ile aynı öğretim programına göre örgün öğretim öğrencileri arasında öğrenci hakları bakımından fark bulunmadığı gibi her iki yoldan mezun olanlar eşit hak ve yetkilere sahip olurlar." hükmü yer almaktadır. Yönetmeliğin bu maddesinden de anlaşılacağı gibi açıköğretim fakültesi mezunları yüksek lisans dahil diğer öğrencilerle aynı haklara sahiptirler.

Gerekli şartlar sağlandığında örgün öğretim mezunları gibi yüksek lisansa başvurma ve yüksek lisans yapma hakkına sahiptirler