CETURK üniversitelerde temsilcilikler oluşturmak için bir duyuru ile temsilci adaylarını topladı. Bu duyuru bugünlerde sonuçlandı ve sonuçlar CETURK sayfasında açıkladı. Pamukkale Üniversite'mizden iki arkadaşımız temsilci olarak açıklandı. Bu arkadaşlarımızın isimleri Tuğcan ÖZER ve Ömür GÖK. İlerleyen günlerde CETURK destekleriyle üniversitemizde etkinlikler yapılması ümidiyle temsilci arkadaşlara başarılar diliyorum. CETURK, temsilcilik için Türkiye'deki 53 üniversitede 66 temsilciliğe sahip bir konuma geldi. Umarım bu temsilcilikler sayesinde çok büyük ülkemiz büyük etkinliklere imza atar.
türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Aralık 2009 Çarşamba
22 Aralık 2009 Salı
Sosyal Paylaşım ve Türkiye Üzerine


Her ne kadar araştırmalar bu tabloyu gözler önüne sersede Facebook, Türkiye kullanıcıları için rakibi olmayan bir lider sosyal paylaşım sitesi olmaya devam ediyor. Bununla beraber dünyada 350 milyon kullanıcıya ulaşan Facebook'u en fazla kullanan ikinci ülke. Son veriler gösteriyorki Facebook üzerindeki FarmVille sanal oyunu 70 milyon kullanıcıya sahip ve bu kullanıcı ile Twitter'ı bile solluyor.
Anlaşılan Türkiye, sosyal paylaşımı anlaması gerekiyor. Bu gibi paylaşım sitelerinin kültürü diyebilirsek, bu kültürün gelişmesi beklenecek.
18 Aralık 2009 Cuma
INETA Nedir? Türkiye ve Dünya yapılanması nasıl bir organizasyondur?
INETA’nın açılımı Internation .NET Association (Uluslararası .NET Derneği) olarak geçiyor. Amacı ise .NET yazılım teknolojileri çerçevesinde sosyal topluluklara katkıda bulunmak diyebiliriz. Türkiye’de toplam 36 sosyal topluluk var. Bunların bazıları teknoloji konulu web siteleri yani online toplulukları, bazıları ise üniversitelerin bilişim kulüpleri . Dünya çapında baktığımızda ise beş kıtada aktiviteleri devam eden bir yapıdan bahsedebiliriz.
İnternetten Para Kazanma Yolları - 1

Lockerz, senin davetin üzerinden getireceğin 20 üyeden sonra sana bir t-shirt ve yaptığın her üye için 2 puan ve Lockerz'e giren her arkadaşın için ekstra 2 puan veriyor. Ayrıca her gün anket açıklandığı için günlük 2 puan da cebinde fakat anketlerin o gün içerisinde cevaplanması gerekiyor. Çünkü anketlerin tarihleri var. Bir de unutmadan Lockerz'e girdiğin hergün sana 2 puan veriyor.
Lockerz eşyalarından alabilmek için VIP üye statüsüne erişmek gerekiyor. Bunun içinde Lockerz'e 20 üye getirmeniz gerekiyor.
İnternetten para kazanma yollarının birincisinde sizlere Lockerz'den biraz bahsettik. Lockerz, Türkiye pazarına yeni açılmış bir sistemdir. Ürünleri alanlar birer birer başlamıştır. Bu sistem yakında tamamen oturacaktır.
Tamamen Türk Yapımı Bir Oyun Geliyor...
Bu oyundan üniversitemize gelip anlatıldıktansonra detaylı bir bilgi sahibi oldum. Oyunun geliştiricilerinin yaptıkları örnekleri görünce çok şaşırdım ve sevindim. Arkadaşlara böyle zor bir işin altına ellerini koyduklarından dolayı tebrik etmek gerekiyor. Ayrıca oyun için çalışan kişiler bu işten para almıyorlar. Evet yalnızca Türk oyun sektörüne bir katkıda bulunmak için geliştirilen bir oyun. Aşağıda da oyunun hakkında bölümünden alınmış bir metin var. Oyunun sayfasını ziyaret etmek için tıklayınız.
Civilization Of Ottoman projesi tamamı Türk yazılım geliştiriciler tarafından geliştirilen açık kaynak kodlu bir gerçek zamanlı strateji oyundur. Oyun tamamen gönüllük esası ile geliştirilmekte olup oyunu'nun gelişim sürecini hızlandırmak ve oyun yapımı konusunda kendisini geliştirmek isteyen yetenekli öğrencilere destek sağlamak amacı ile kurulan Türkiye Oyun Geliştirici Öğrenciler Grubu adı altında geliştirilmektedir. Türkiye Oyun Geliştirici Öğrenciler Grubu ve COO ekibi hali hazırda herhangi bir dış destek almamakta; herhangi bir başka eserden esinlenmemektedir. Tek esinlenilen kaynak 700 yıla yakın tarihi olan Osmanlı İmparatorluğudur.
Oyunla birlikte oyuna ait motorlar sıfırdan geliştirilmektedir. Oyun'a ait grafik ve yapay zekâ motorları Türkiye’nin ilk açık kaynak kodlu motorları olup, geliştirilen kader motoru dünyada ilk olma özelliği taşımaktadır.
Oyunla birlikte oyuna ait motorlar sıfırdan geliştirilmektedir. Oyun'a ait grafik ve yapay zekâ motorları Türkiye’nin ilk açık kaynak kodlu motorları olup, geliştirilen kader motoru dünyada ilk olma özelliği taşımaktadır.
Etiketler:
Civilization Of Ottoman,
civizilation of ottoman,
geliştirici,
Grafik,
Oyun,
Türk,
türkiye,
üniversite,
yazılım
23 Nisan 2009 Perşembe
320 Bin Çocuk Çalışıyor
BETAM’ın araştırmasına göre, Türkiye’de yaşları 6-14 arasında 320 bin çocuk işçi var. Okula devam etmeyen 125 bin çocuğun 30 bini hiç okula gitmemiş.
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nin (BETAM) araştırmasında, Türkiye'de okula devam etmeyen 125 bin çocuk işçinin yaklaşık 30 bininin hiç okula gitmediği belirtildi. Yrd. Doç. Dr. Gökçe Uysal Kolaşin ve Araştırma Görevlisi Burak Darbaz'ın hazırladığı araştırmada, 1994-2006 arasında 6-14 yaş arasında çalışan çocukların oranının yüzde 8.5'den yüzde 2.6'ya düşürüldüğü kaydedildi. Kat edilecek mesafe çok Araştırmada, “Bu çocukların 2030 yılında 25-35 yaş aralığında olacakları göz önünde bulundurulunca durumun vehameti ortaya çıkıyor” görüşüne yer verildi. Araştırmada, Türkiye'nin, 1998'de minimum çalışma yaşını 15 olarak belirleyen ve 2001'de en kötü şartlardaki çocuk işçiliğinin yasaklayan 138 ve 182 sayılı ILO sözleşmelerini kabul ettiği hatırlatıldı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 2014 yılında 15 yaş altı çocuk işçiliğinin tamamen ortadan kaldırılmasını öngördüğü belirtilen araştırmada, Türkiye'nin, çocuk işçiliği konusunda kat edilecek önemli bir mesafesi bulunduğu kaydedildi. Kızlara ayrım yapılıyor Araştırmada, 2006 yılı itibariyle 6-14 yaş arası çocuk işçilerin yüzde 61.2'sinin hem çalışıp hem eğitimlerine devam ettiği belirtilerek, “Çalışan 70 bin erkek ve 55 bin kız çocuk okula gitmiyor. 6-14 yaş arasında çalışan erkek çocukların yüzde 33.5'i, kız çocukların yüzde 48.5'i okula devam etmiyor. Erkek ve kız çocuklar arasındaki böyle bir fark olması, kız çocuklarına uygulanan cinsiyet ayrımcılığının sonucudur” denildi.
Okula devamsızlık iş mesaisinden - 207 bin erkek çocuk, 113 bin kız çocuk çalışıyor. - Çalışan 70 bin erkek, 55 bin kız çocuk okula gitmiyor. - Kızların yüzde 31.2'sini aileler okutmuyor. - Çocukların 109 binine maaş ve yevmiye veriliyor. - Kızların yüzde 72'si tarlada çalışıyor. - 5 bin çocuk inşaatlarda çalışıyor.
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nin (BETAM) araştırmasında, Türkiye'de okula devam etmeyen 125 bin çocuk işçinin yaklaşık 30 bininin hiç okula gitmediği belirtildi. Yrd. Doç. Dr. Gökçe Uysal Kolaşin ve Araştırma Görevlisi Burak Darbaz'ın hazırladığı araştırmada, 1994-2006 arasında 6-14 yaş arasında çalışan çocukların oranının yüzde 8.5'den yüzde 2.6'ya düşürüldüğü kaydedildi. Kat edilecek mesafe çok Araştırmada, “Bu çocukların 2030 yılında 25-35 yaş aralığında olacakları göz önünde bulundurulunca durumun vehameti ortaya çıkıyor” görüşüne yer verildi. Araştırmada, Türkiye'nin, 1998'de minimum çalışma yaşını 15 olarak belirleyen ve 2001'de en kötü şartlardaki çocuk işçiliğinin yasaklayan 138 ve 182 sayılı ILO sözleşmelerini kabul ettiği hatırlatıldı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 2014 yılında 15 yaş altı çocuk işçiliğinin tamamen ortadan kaldırılmasını öngördüğü belirtilen araştırmada, Türkiye'nin, çocuk işçiliği konusunda kat edilecek önemli bir mesafesi bulunduğu kaydedildi. Kızlara ayrım yapılıyor Araştırmada, 2006 yılı itibariyle 6-14 yaş arası çocuk işçilerin yüzde 61.2'sinin hem çalışıp hem eğitimlerine devam ettiği belirtilerek, “Çalışan 70 bin erkek ve 55 bin kız çocuk okula gitmiyor. 6-14 yaş arasında çalışan erkek çocukların yüzde 33.5'i, kız çocukların yüzde 48.5'i okula devam etmiyor. Erkek ve kız çocuklar arasındaki böyle bir fark olması, kız çocuklarına uygulanan cinsiyet ayrımcılığının sonucudur” denildi.
Okula devamsızlık iş mesaisinden - 207 bin erkek çocuk, 113 bin kız çocuk çalışıyor. - Çalışan 70 bin erkek, 55 bin kız çocuk okula gitmiyor. - Kızların yüzde 31.2'sini aileler okutmuyor. - Çocukların 109 binine maaş ve yevmiye veriliyor. - Kızların yüzde 72'si tarlada çalışıyor. - 5 bin çocuk inşaatlarda çalışıyor.
Etiketler:
Bahçeşehir,
Bahçeşehir Üniversitesi,
BETAM,
Çalışan,
Erkek Öğrenci,
Kız Öğrenci,
öğrenci,
türkiye,
üniversite
14 Mart 2009 Cumartesi
Özel Ergin İlköğretim Okulu Tarafından" Çanakkale'den Kurtuluşa" İsimli Sergi Açıldı
Kazakistan'ın İkinci Büyük Kenti Almatı'daki Abılayhan Dünya Dilleri ve Uluslararası İlişkiler Üniversitesi'nde Türk Dili Bölümü ve Kütüphanesi Açıldı. Doğu Dilleri Fakültesi Bünyesinde Açılan Bölüm ve Kütüphane, Türkiye İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (Tika) Tarafında Yapıldı.
Kazakistan'ın ikinci büyük kenti Almatı'daki Abılayhan Dünya Dilleri ve Uluslararası İlişkiler Üniversitesi'nde Türk Dili Bölümü ve kütüphanesi açıldı. Doğu Dilleri Fakültesi bünyesinde açılan bölüm ve kütüphane, Türkiye İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) tarafında yapıldı.
Türkçe bölümünün açılışı Türkiye'nin Astana Büyükelçisi Atilla Günay ile birlikte Üniversite Rektörü Prof. Dr. Salima Kunanbayeva yaptı. Törende TİKA Kazakistan Koordinatörü Dr. Ömer Kocaman, Türkiye'nin Almatı'daki Eğitim Müşaviri Kadir Çelik, Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammet Akdiş, Kazakistan Türk İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Pilge de hazır bulundular.
Açılış töreninde bir konuşma yapan Rektör Kunanbayeva, üniversiteye böyle bir bölüm kazandırdıkları için Türk yetkililere teşekkür etti.
Büyükelçisi Günay da yaptığı konuşmada, Kazakistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin bütün sahalarda olduğu gibi eğitim alanında da gelişmeye devam ettiğini söyledi. Ayrıca gelecekte de ilişkilerin güçlenmesi adına elinden gelen gayreti göstermeye hazır olduğunu belirtti.
Cihan'a konuşan TİKA Kazakistan Koordinatörü Kocaman ise, TİKA'nın temel amacının Türkiye'nin imkânlarını Kazakistan'a aktarmak ve dostluğu pekiştirmek olduğunu söyledi. Kocaman şöyle devam etti: "Kazakistan ile Türkiye arasındaki eğitim ve kültürel faaliyetlere özel önem veriyoruz. Başkanlığımızca faaliyet alanında bulunan diğer ülkelerde olduğu gibi Kazakistan'da da Türkçe öğretiminin yaygınlaştırılması, toplumlararası iletişimin geliştirilmesinde anahtar rol oynayacağı mütalaa edilmektedir. Aynı zamanda Türkçe öğretimine yönelik çalışmalar Kazakistan'daki Türk sermayeli şirketlerin Türkçe bilen nitelikli yerli eleman ihtiyacının karşılanması bakımından da önemli bir boşluğu dolduracaktır."
Türk Dili Bölümü'nde eğitim alacak öğrenciler ise üniversitelerinde böyle bir bölümün açılmasında dolayı sevinçli olduklarını ifade ettiler.
Kazakistan'ın ikinci büyük kenti Almatı'daki Abılayhan Dünya Dilleri ve Uluslararası İlişkiler Üniversitesi'nde Türk Dili Bölümü ve kütüphanesi açıldı. Doğu Dilleri Fakültesi bünyesinde açılan bölüm ve kütüphane, Türkiye İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) tarafında yapıldı.
Türkçe bölümünün açılışı Türkiye'nin Astana Büyükelçisi Atilla Günay ile birlikte Üniversite Rektörü Prof. Dr. Salima Kunanbayeva yaptı. Törende TİKA Kazakistan Koordinatörü Dr. Ömer Kocaman, Türkiye'nin Almatı'daki Eğitim Müşaviri Kadir Çelik, Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammet Akdiş, Kazakistan Türk İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Pilge de hazır bulundular.
Açılış töreninde bir konuşma yapan Rektör Kunanbayeva, üniversiteye böyle bir bölüm kazandırdıkları için Türk yetkililere teşekkür etti.
Büyükelçisi Günay da yaptığı konuşmada, Kazakistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin bütün sahalarda olduğu gibi eğitim alanında da gelişmeye devam ettiğini söyledi. Ayrıca gelecekte de ilişkilerin güçlenmesi adına elinden gelen gayreti göstermeye hazır olduğunu belirtti.
Cihan'a konuşan TİKA Kazakistan Koordinatörü Kocaman ise, TİKA'nın temel amacının Türkiye'nin imkânlarını Kazakistan'a aktarmak ve dostluğu pekiştirmek olduğunu söyledi. Kocaman şöyle devam etti: "Kazakistan ile Türkiye arasındaki eğitim ve kültürel faaliyetlere özel önem veriyoruz. Başkanlığımızca faaliyet alanında bulunan diğer ülkelerde olduğu gibi Kazakistan'da da Türkçe öğretiminin yaygınlaştırılması, toplumlararası iletişimin geliştirilmesinde anahtar rol oynayacağı mütalaa edilmektedir. Aynı zamanda Türkçe öğretimine yönelik çalışmalar Kazakistan'daki Türk sermayeli şirketlerin Türkçe bilen nitelikli yerli eleman ihtiyacının karşılanması bakımından da önemli bir boşluğu dolduracaktır."
Türk Dili Bölümü'nde eğitim alacak öğrenciler ise üniversitelerinde böyle bir bölümün açılmasında dolayı sevinçli olduklarını ifade ettiler.
Etiketler:
Atilla Güney,
Hüseyin Çelik,
Kazakistan,
Kütüphane,
Süleyman Demirel,
Tika,
Türk Dili,
türkiye,
üniversite
26 Şubat 2009 Perşembe
Ne Fırsat, Ne Eşitlik Var...
Eğitim Reformu Girişimi’nin raporu Türkiye’de eğitim adaletsizliği ortaya koydu: En zengin kesim en yoksul kesimin 21 katı eğitim harcaması yapıyor.
Türkiye'de kırsal kesimde yayaşan, üç kardeşi olan, anne babası ilkokul mezunu bir kızın liseye gitme olaslığılı yüzde 1-2, en zengin kesim en yoksul kesimin 21 katı eğitim harcaması yapıyor.
Bu rakam Eğitim Reformu Girişimi'nin (ERG) hazırladığı 'Eğitimde Eşitlik: Politika Analizi ve Öneriler' raporundan. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi koordinatörlüğünde yürütülen Eğitim Reformu Girişimi'nce (ERG) hazırlanan rapor dün açıklandı. Açık Toplum Vakfı'nın desteğiyle sürdürülen araştırma kapsamında Galatasaray ve Bahçeşehir Üniversitesi'nden araştırmacılar eğitime erişimde ve başarıda eşitsizliklerin belirleyicilerini araştırdı. TÜİK'in Hane Halkı Bütçe Anketi ve Uluslararası Öğrenci Başarılarını Değerlendirme (PISA) verileri kullanılarak hazırlanan rapor, eğitimin toplumsal eşitsizlikleri azaltabilme imkânından çok uzak olduğunu gösteriyor. Raporun çarpıcı sonuçlarından bazıları şöyle: Matematik 'sıfır' * 15 yaşındaki gençlerin yüzde 32'si okuduğunu anlamamakta , yüzde 52'si basit matematiksel problemleri çözememekte. * Kırsal kesimde yaşayan, ailesinin geliri sınırlı, üç kardeşi olan, annesi ve babası ilkokul mezunu bir kız çocuğun liseye gitme olasılığı yüzde 1-2 arasında. Oysa kentsel alanda yaşayan, annesi ve babası üniversite mezunu bir erkek çocuğun liseye gitme olasılığı yüzde 68-70. * En düşük sosyoekonomik düzeydeki öğrencilerin yüzde 51'i meslek liseleri ve çok programlı liselere devam ederken yüzde 5'i Anadolu lisesine gidebiliyor. * En yüksek sosyoekonomik düzeydeki öğrencilerin sadece yüzde 3'ü meslek liseleri ve çok programlı liselere giderken, yüzde 49'u Anadolu liselerinde eğitim görüyor. * Babasının ya da annesinin eğitim düzeyi bir yıl daha fazla olan kız çocuklarının eğitime katılım olasılığı oranı yüzde 3 daha yüksek. * Annenin tek ebeveyn olduğu hanelerde kız çocuklarının ilköğretime katılım olasılığı oranı yüzde 38, ortaöğretime katılım oranı yüzde 69 daha düşük. * Babası bir yıl daha fazla eğitimli erkek çocuklarının ortaöğretimde eğitime katılım olasılık oranı yüzde 15, kızlarınki yüzde 10 daha yüksek. * Gelirinin yarısından fazlası tarımdan gelen hanelerde kızların eğitime katılım olasılığı yüzde 19 daha düşük. * Zorunlu ilköğretimde yüzde 100 okullaşma hâlâ sağlanabilmiş değil. Bölgeler arası farklar artıyor. Güneydoğu Anadolu'nun kırsal kesiminde yaşayan bir kız çocuğunun ilköğretime erişim olasılığı yüzde 48-52'dir. Diplomasız kızlar * 15-19 yaşındaki gençlerin yüzde 15'i ilköğretim diplomasına sahip değil. İlköğretim diploması sahibi olmayan her 10 gençten yedisi kız. * Güneydoğudaki kızların eğitime katılım olasılığı oranı İstanbul'da yaşayan kızlara göre yüzde 50 daha düşük. * En zengin kesim en yoksul kesimin 21 katı eğitim harcaması yapıyor. En zengin kesimdeki 7-23 yaş nüfusun yüzde 28'i yükseköğretime erişebilirken, en yoksul kesimdeki aynı yaş grubunun yüzde 0.4'ü yükseköğretime erişebiliyor. Ve öneriler Raporun sonuç bölümünde “Eğitimde eşitliğin sağlanması hedefi, ulusal planlama belgelerinde daha çok yer almalıdır. Ortaöğretime ve yüksek öğretime erişim ile ilgili açık hedefler konmalı, bu hedefler sürekli izlenmeli ve geliştirilmelidir. Eğitime ayrılan kamu kaynakları artırılmalı ve dezavantajlı bölgeler önceliklendirilmeli. Okul öncesi eğitimin iller temelinde değil, dezavantajlı çocuklar hedef alınarak ve önceliklendirilerek yaygınlaştırılmalı. Genel liseler ve meslek liseleri birbirinden bu kadar keskin biçimde ayrılmamalı, okullar arası kalite farklılıkları giderilmelidir...” denildi.
Türkiye'de kırsal kesimde yayaşan, üç kardeşi olan, anne babası ilkokul mezunu bir kızın liseye gitme olaslığılı yüzde 1-2, en zengin kesim en yoksul kesimin 21 katı eğitim harcaması yapıyor.
Bu rakam Eğitim Reformu Girişimi'nin (ERG) hazırladığı 'Eğitimde Eşitlik: Politika Analizi ve Öneriler' raporundan. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi koordinatörlüğünde yürütülen Eğitim Reformu Girişimi'nce (ERG) hazırlanan rapor dün açıklandı. Açık Toplum Vakfı'nın desteğiyle sürdürülen araştırma kapsamında Galatasaray ve Bahçeşehir Üniversitesi'nden araştırmacılar eğitime erişimde ve başarıda eşitsizliklerin belirleyicilerini araştırdı. TÜİK'in Hane Halkı Bütçe Anketi ve Uluslararası Öğrenci Başarılarını Değerlendirme (PISA) verileri kullanılarak hazırlanan rapor, eğitimin toplumsal eşitsizlikleri azaltabilme imkânından çok uzak olduğunu gösteriyor. Raporun çarpıcı sonuçlarından bazıları şöyle: Matematik 'sıfır' * 15 yaşındaki gençlerin yüzde 32'si okuduğunu anlamamakta , yüzde 52'si basit matematiksel problemleri çözememekte. * Kırsal kesimde yaşayan, ailesinin geliri sınırlı, üç kardeşi olan, annesi ve babası ilkokul mezunu bir kız çocuğun liseye gitme olasılığı yüzde 1-2 arasında. Oysa kentsel alanda yaşayan, annesi ve babası üniversite mezunu bir erkek çocuğun liseye gitme olasılığı yüzde 68-70. * En düşük sosyoekonomik düzeydeki öğrencilerin yüzde 51'i meslek liseleri ve çok programlı liselere devam ederken yüzde 5'i Anadolu lisesine gidebiliyor. * En yüksek sosyoekonomik düzeydeki öğrencilerin sadece yüzde 3'ü meslek liseleri ve çok programlı liselere giderken, yüzde 49'u Anadolu liselerinde eğitim görüyor. * Babasının ya da annesinin eğitim düzeyi bir yıl daha fazla olan kız çocuklarının eğitime katılım olasılığı oranı yüzde 3 daha yüksek. * Annenin tek ebeveyn olduğu hanelerde kız çocuklarının ilköğretime katılım olasılığı oranı yüzde 38, ortaöğretime katılım oranı yüzde 69 daha düşük. * Babası bir yıl daha fazla eğitimli erkek çocuklarının ortaöğretimde eğitime katılım olasılık oranı yüzde 15, kızlarınki yüzde 10 daha yüksek. * Gelirinin yarısından fazlası tarımdan gelen hanelerde kızların eğitime katılım olasılığı yüzde 19 daha düşük. * Zorunlu ilköğretimde yüzde 100 okullaşma hâlâ sağlanabilmiş değil. Bölgeler arası farklar artıyor. Güneydoğu Anadolu'nun kırsal kesiminde yaşayan bir kız çocuğunun ilköğretime erişim olasılığı yüzde 48-52'dir. Diplomasız kızlar * 15-19 yaşındaki gençlerin yüzde 15'i ilköğretim diplomasına sahip değil. İlköğretim diploması sahibi olmayan her 10 gençten yedisi kız. * Güneydoğudaki kızların eğitime katılım olasılığı oranı İstanbul'da yaşayan kızlara göre yüzde 50 daha düşük. * En zengin kesim en yoksul kesimin 21 katı eğitim harcaması yapıyor. En zengin kesimdeki 7-23 yaş nüfusun yüzde 28'i yükseköğretime erişebilirken, en yoksul kesimdeki aynı yaş grubunun yüzde 0.4'ü yükseköğretime erişebiliyor. Ve öneriler Raporun sonuç bölümünde “Eğitimde eşitliğin sağlanması hedefi, ulusal planlama belgelerinde daha çok yer almalıdır. Ortaöğretime ve yüksek öğretime erişim ile ilgili açık hedefler konmalı, bu hedefler sürekli izlenmeli ve geliştirilmelidir. Eğitime ayrılan kamu kaynakları artırılmalı ve dezavantajlı bölgeler önceliklendirilmeli. Okul öncesi eğitimin iller temelinde değil, dezavantajlı çocuklar hedef alınarak ve önceliklendirilerek yaygınlaştırılmalı. Genel liseler ve meslek liseleri birbirinden bu kadar keskin biçimde ayrılmamalı, okullar arası kalite farklılıkları giderilmelidir...” denildi.
Etiketler:
Adalet,
Bahçeşehir,
Eğitim,
Galatasaray,
İlkokul,
lise,
türkiye
24 Şubat 2009 Salı
Öğrenci ve Öğretmenlerimize Talipler...
Türkiyeli öğrencilerin yanı sıra akademisyenleri de ülkelerine çekmeye çalışan Malezya üniversiteleri cazip fırsatlar sunuyor.
'Türkiye, Malezya mı olacak?' Bu konu geçen yıl Türk kamuoyunu uzun süre meşgul eden gündemlerden biriydi. Sağlam bir zemine oturmamasına rağmen konuyla ilgili yazı dizileri yapıldı, TV'lerde tartışma programları düzenlendi. Sonuç; saman alevi gibi başlayan tartışma hiçbir katkısı olmadan kendiliğinden kapandı. Türkiye Malezyalaşmaya çalışmıyor; ama Malezya'nın Türkiye'yi yakından izlediği bir gerçek. Bu durumu ülkenin saygın eğitim kurumlarından Malezya Teknoloji Üniversitesi (UTM) Rektörü Prof. Dr. Zaini B. Ujang de doğruluyor. Türk üniversitelerini yerinde incelemek, işbirliği ve öğrenci değişim programlarını hayata geçirmek üzere Türkiye'ye gelen Rektör Ujang, Malezya'daki eğitim fırsatlarını Aksiyon'a anlattı. Profesör Ujang başta UTM olmak üzere Malezya'nın hem Türk öğrencilere hem de akademisyenlere kapılarını ardına kadar açtığını söylüyor. 26 milyonluk (2005) ülkede çoğu dünyaca kabul gören 61 üniversite bulunuyor. Malezya'da ilme ayrı bir önem veriliyor, nüfusun yüzde 90'ı okuma yazma biliyor. Gençlerinin de yüzde 40'ı yüksek öğrenim safhasında. Yabancı öğrenciler için bile yıllık eğitim ücreti 1800 dolar civarında. Hayat standardı olarak çoğu ülkeden (Türkiye dahil) ucuz. Türk öğrencilerin yıllık masrafı, hangi bölümde okursa okusun, 3 bin dolar civarında oluyor (master ve doktora dahil). Türkiye'nin tanıdığı ve İngilizce eğitim veren üniversitelerde de durum aynı. YÖK'ün denklik verdiği üniversitelerden UTM'de hali hazırda 40 Türk eğitim görüyor. Ülke genelinde ise 200 Türk öğrenci bulunuyor. Ziyareti kapsamında İstanbul, İstanbul Teknik ve Fatih üniversitelerini inceleyen Malezya heyeti, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan ve Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından da kabul edildi. Türk eğitim sistemini kaliteli bulan heyet, Türk akademisyenlerinin çalışma azminden etkilenmiş. Rektör Ujang, yeni eğitim döneminde açtıkları 230 yabancı öğretim kadrosuna Türkiye'den yeni hocalar eklemek istediklerini söylüyor: " UTM'de Avrupa, ABD ve Japonya'dan saygın akademisyenler var. Yeni dönemde Türk akademisyenleri aramızda görmek istiyoruz. Türkiyeli Teolog Doç. Dr. Nurullah Kurt tam zamanlı hocamız, kendisinden memnunuz. Ziyaretimizde daha net gördük ki; Türk akademisyenler belli bir alanda çalışıyor ve üniversitelerini değiştirseler de alanlarını değiştirmiyor. Bu sayede konularına daha hâkim oluyorlar. Takım çalışmalarına da uygunlar, bizim için bu çok önemli. Türk üniversitelerinin kaliteleri de ortada. Türk hocalardan alacağımız şeylerin olduğunu düşünüyoruz." Kuruluşu 1904'e kadar dayanan ve 27 bin öğrencisi bulunan UTM dünya sıralamasında ilk 358'e girmiş. 16 yıldır Malezya'da yaşayan Mardinli Doç. Dr. Kurt, UTM'de çalışmaktan memnun. Malezya kültürünün Türkiye'yi andırdığını vurguluyor, bu yüzden Türklerin ülkeye kolay uyum sağladığını belirtiyor: "Malezya üniversiteleri araştırma ve geliştirmeye büyük bütçeler ayırıyor. Türk akademisyenler burada geniş yelpazede çalışabilirler. Mesela UTM'nin Robotik ve Nano teknolojileri ile petrol ve çevre mühendislikleri bölümleri çok iyi. Bu bölümlerde dünyada isim yapmış profesörler de var. Çok kültürlü atmosferde çalışmalarını sürdürüyorlar." Aynı zamanda UTM'nin Ortadoğu temsilciliğini üstlenen Kurt, Türk akademisyenleri uzun veya kısa zamanlı peridolarla UTM'ye davet ediyor. Aslında Malezya başörtü sorunundan dolayı yüksek öğretimine devam edemeyenler için de iyi bir fırsat. Hem düşük maliyete İngilizce dilinde eğitim alma hem de eğitimini başörtüsüyle yapabilme imkânı var. Kendisi de başörtülü olan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sıtı Hamısah Tapsır, ülkedeki demokrasi kültürüne vurgu yapıp; "Bizde başörtüye değil, performansına bakılır" diyor.
'Türkiye, Malezya mı olacak?' Bu konu geçen yıl Türk kamuoyunu uzun süre meşgul eden gündemlerden biriydi. Sağlam bir zemine oturmamasına rağmen konuyla ilgili yazı dizileri yapıldı, TV'lerde tartışma programları düzenlendi. Sonuç; saman alevi gibi başlayan tartışma hiçbir katkısı olmadan kendiliğinden kapandı. Türkiye Malezyalaşmaya çalışmıyor; ama Malezya'nın Türkiye'yi yakından izlediği bir gerçek. Bu durumu ülkenin saygın eğitim kurumlarından Malezya Teknoloji Üniversitesi (UTM) Rektörü Prof. Dr. Zaini B. Ujang de doğruluyor. Türk üniversitelerini yerinde incelemek, işbirliği ve öğrenci değişim programlarını hayata geçirmek üzere Türkiye'ye gelen Rektör Ujang, Malezya'daki eğitim fırsatlarını Aksiyon'a anlattı. Profesör Ujang başta UTM olmak üzere Malezya'nın hem Türk öğrencilere hem de akademisyenlere kapılarını ardına kadar açtığını söylüyor. 26 milyonluk (2005) ülkede çoğu dünyaca kabul gören 61 üniversite bulunuyor. Malezya'da ilme ayrı bir önem veriliyor, nüfusun yüzde 90'ı okuma yazma biliyor. Gençlerinin de yüzde 40'ı yüksek öğrenim safhasında. Yabancı öğrenciler için bile yıllık eğitim ücreti 1800 dolar civarında. Hayat standardı olarak çoğu ülkeden (Türkiye dahil) ucuz. Türk öğrencilerin yıllık masrafı, hangi bölümde okursa okusun, 3 bin dolar civarında oluyor (master ve doktora dahil). Türkiye'nin tanıdığı ve İngilizce eğitim veren üniversitelerde de durum aynı. YÖK'ün denklik verdiği üniversitelerden UTM'de hali hazırda 40 Türk eğitim görüyor. Ülke genelinde ise 200 Türk öğrenci bulunuyor. Ziyareti kapsamında İstanbul, İstanbul Teknik ve Fatih üniversitelerini inceleyen Malezya heyeti, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan ve Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik tarafından da kabul edildi. Türk eğitim sistemini kaliteli bulan heyet, Türk akademisyenlerinin çalışma azminden etkilenmiş. Rektör Ujang, yeni eğitim döneminde açtıkları 230 yabancı öğretim kadrosuna Türkiye'den yeni hocalar eklemek istediklerini söylüyor: " UTM'de Avrupa, ABD ve Japonya'dan saygın akademisyenler var. Yeni dönemde Türk akademisyenleri aramızda görmek istiyoruz. Türkiyeli Teolog Doç. Dr. Nurullah Kurt tam zamanlı hocamız, kendisinden memnunuz. Ziyaretimizde daha net gördük ki; Türk akademisyenler belli bir alanda çalışıyor ve üniversitelerini değiştirseler de alanlarını değiştirmiyor. Bu sayede konularına daha hâkim oluyorlar. Takım çalışmalarına da uygunlar, bizim için bu çok önemli. Türk üniversitelerinin kaliteleri de ortada. Türk hocalardan alacağımız şeylerin olduğunu düşünüyoruz." Kuruluşu 1904'e kadar dayanan ve 27 bin öğrencisi bulunan UTM dünya sıralamasında ilk 358'e girmiş. 16 yıldır Malezya'da yaşayan Mardinli Doç. Dr. Kurt, UTM'de çalışmaktan memnun. Malezya kültürünün Türkiye'yi andırdığını vurguluyor, bu yüzden Türklerin ülkeye kolay uyum sağladığını belirtiyor: "Malezya üniversiteleri araştırma ve geliştirmeye büyük bütçeler ayırıyor. Türk akademisyenler burada geniş yelpazede çalışabilirler. Mesela UTM'nin Robotik ve Nano teknolojileri ile petrol ve çevre mühendislikleri bölümleri çok iyi. Bu bölümlerde dünyada isim yapmış profesörler de var. Çok kültürlü atmosferde çalışmalarını sürdürüyorlar." Aynı zamanda UTM'nin Ortadoğu temsilciliğini üstlenen Kurt, Türk akademisyenleri uzun veya kısa zamanlı peridolarla UTM'ye davet ediyor. Aslında Malezya başörtü sorunundan dolayı yüksek öğretimine devam edemeyenler için de iyi bir fırsat. Hem düşük maliyete İngilizce dilinde eğitim alma hem de eğitimini başörtüsüyle yapabilme imkânı var. Kendisi de başörtülü olan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sıtı Hamısah Tapsır, ülkedeki demokrasi kültürüne vurgu yapıp; "Bizde başörtüye değil, performansına bakılır" diyor.
11 Haziran 2007 Pazartesi
Musa'nın Çocukları (Ergün POYRAZ)

Etiketler:
akp,
canlı tv izle,
cıa,
emine erdoğan,
ergün poyraz,
kitap indir,
kitap özeti,
musa,
radyo dinle,
recep tayyip erdoğan,
türkiye,
ücretsiz kitap,
yahudi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)