Bahçeşehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bahçeşehir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2009 Pazar

Üniversitelerin Açılış Takvimi

Üniversitelerin çoğunluğu, 2009-2010 akademik yılına gelecek hafta başlayacak. Üniversitelerin yeni yıl takvimi...
Üniversitelerde bu eğitim-öğretim yılında 2 milyon 924 bin öğrenci, 100 bin 504 öğretim elemanı ders başı yapmaya hazırlanıyor. Bu eğitim-öğretim yılında, örgün lisans programlarında toplam 290 bin, ön lisans programlarında da 238 bin olmak üzere toplam 528 bin öğrenci üniversite ile tanışacak. Bazı üniversiteler yeni akademik yılı Ramazan Bayramı'ndan hemen sonra açarken, çoğunluğu gelecek hafta eğitime başlayacak. Abant İzzet Baysal, Adnan Menderes, Anadolu, Ardahan, Artvin Çoruh, Balıkesir, Bozok, Celal Bayar, Çanakkale Onsekiz Mart, Dokuz Eylül, Erciyes, Erzincan, Eskişehir Osmangazi, Fırat, Gaziosmanpaşa, Hakkari, Harran, Karamanoğlu Mehmet Bey, Kastamonu, Kırıkkale, Mehmet Akif Ersoy, Mimar Sinan Güzel Sanatlar, Niğde, Ondokuz Mayıs, Tunceli, Uşak, Yalova, Van Yüzüncü Yıl, Bahçeşehir, Başkent, Çağ, Çankaya, Doğuş, Fatih, Gediz, Haliç, İstanbul Aydın, İstanbul Kültür, İzmir, İzmir Ekonomi, Kadir Has, Koç, Maltepe, Sabancı, Ufuk ve Kafkas üniversiteleri ile Beykoz Lojistik MYO ve İstanbul Kavram MYO, 28 Eylül Pazartesi günü açılacak. Bitlis Eren, Mustafa Kemal ve Zonguldak Karaelmas üniversitelerinde 30 Eylül Çarşamba, İstanbul Arel, İstanbul Ticaret, Piri Reis, Yaşar, Kahramanmaraş Sütçü İmam, Atatürk ve Hacettepe üniversitelerinde 5 Ekimde, Koceeli Üniversitesinde 6 Ekimde eğitim-öğretim başlayacak. Türkiye'de 94'ü devlet, 45'i vakıf olmak üzere toplam 139 üniversite faaliyet gösteriyor. Üniversitelerde öğretim elemanı başına 29 öğrenci düşüyor. Üniversitelerin üçte birinden fazlası üç büyük ilde toplanıyor. Türkiye'de en fazla üniversitenin bulunduğu il İstanbul. Bu ilde Acıbadem, Bahçeşehir, Beykent, Boğaziçi, Doğuş, Fatih, Galatasaray, Haliç, Işık, İstanbul Arel, İstanbul Aydın, İstanbul Bilgi, İstanbul Bilim, İstanbul Kültür, İstanbul Teknik, İstanbul Ticaret, İstanbul, Kadir Has, Koç, Maltepe, Marmara, Mimar Sinan Güzel Sanatlar, Okan, Özyeğin, Piri Reis, Sabancı, Yeditepe ve Yıldız Teknik üniversiteleri olmak üzere toplam 28 üniversite mevcut. İstanbul'da ayrıca İstanbul Kavram Meslek Yüksekokulu, İstanbul Gelişim Meslek Yüksekokulu ile Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu da eğitim veriyor. Ankara'da da Ankara, Atılım, Başkent, Bilkent, Çankaya, Gazi, Hacettepe, Orta Doğu Teknik, TOBB Ekonomi ve Teknoloji ile Ufuk üniversiteleri faaliyet gösteriyor. Ankara'da ayrıca Turgut Özal Üniversitesi ve TED Üniversitesi adıyla iki yeni vakıf üniversitesi daha kuruldu. İzmir'de de Dokuz Eylül, Ege, Gediz, İzmir Ekonomi, İzmir ve Yaşar üniversiteleri ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü hizmet veriyor.

23 Nisan 2009 Perşembe

320 Bin Çocuk Çalışıyor

BETAM’ın araştırmasına göre, Türkiye’de yaşları 6-14 arasında 320 bin çocuk işçi var. Okula devam etmeyen 125 bin çocuğun 30 bini hiç okula gitmemiş.

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nin (BETAM) araştırmasında, Türkiye'de okula devam etmeyen 125 bin çocuk işçinin yaklaşık 30 bininin hiç okula gitmediği belirtildi. Yrd. Doç. Dr. Gökçe Uysal Kolaşin ve Araştırma Görevlisi Burak Darbaz'ın hazırladığı araştırmada, 1994-2006 arasında 6-14 yaş arasında çalışan çocukların oranının yüzde 8.5'den yüzde 2.6'ya düşürüldüğü kaydedildi. Kat edilecek mesafe çok Araştırmada, “Bu çocukların 2030 yılında 25-35 yaş aralığında olacakları göz önünde bulundurulunca durumun vehameti ortaya çıkıyor” görüşüne yer verildi. Araştırmada, Türkiye'nin, 1998'de minimum çalışma yaşını 15 olarak belirleyen ve 2001'de en kötü şartlardaki çocuk işçiliğinin yasaklayan 138 ve 182 sayılı ILO sözleşmelerini kabul ettiği hatırlatıldı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 2014 yılında 15 yaş altı çocuk işçiliğinin tamamen ortadan kaldırılmasını öngördüğü belirtilen araştırmada, Türkiye'nin, çocuk işçiliği konusunda kat edilecek önemli bir mesafesi bulunduğu kaydedildi. Kızlara ayrım yapılıyor Araştırmada, 2006 yılı itibariyle 6-14 yaş arası çocuk işçilerin yüzde 61.2'sinin hem çalışıp hem eğitimlerine devam ettiği belirtilerek, “Çalışan 70 bin erkek ve 55 bin kız çocuk okula gitmiyor. 6-14 yaş arasında çalışan erkek çocukların yüzde 33.5'i, kız çocukların yüzde 48.5'i okula devam etmiyor. Erkek ve kız çocuklar arasındaki böyle bir fark olması, kız çocuklarına uygulanan cinsiyet ayrımcılığının sonucudur” denildi.
Okula devamsızlık iş mesaisinden - 207 bin erkek çocuk, 113 bin kız çocuk çalışıyor. - Çalışan 70 bin erkek, 55 bin kız çocuk okula gitmiyor. - Kızların yüzde 31.2'sini aileler okutmuyor. - Çocukların 109 binine maaş ve yevmiye veriliyor. - Kızların yüzde 72'si tarlada çalışıyor. - 5 bin çocuk inşaatlarda çalışıyor.

26 Şubat 2009 Perşembe

Ne Fırsat, Ne Eşitlik Var...

Eğitim Reformu Girişimi’nin raporu Türkiye’de eğitim adaletsizliği ortaya koydu: En zengin kesim en yoksul kesimin 21 katı eğitim harcaması yapıyor.

Türkiye'de kırsal kesimde yayaşan, üç kardeşi olan, anne babası ilkokul mezunu bir kızın liseye gitme olaslığılı yüzde 1-2, en zengin kesim en yoksul kesimin 21 katı eğitim harcaması yapıyor.
Bu rakam Eğitim Reformu Girişimi'nin (ERG) hazırladığı 'Eğitimde Eşitlik: Politika Analizi ve Öneriler' raporundan. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi koordinatörlüğünde yürütülen Eğitim Reformu Girişimi'nce (ERG) hazırlanan rapor dün açıklandı. Açık Toplum Vakfı'nın desteğiyle sürdürülen araştırma kapsamında Galatasaray ve Bahçeşehir Üniversitesi'nden araştırmacılar eğitime erişimde ve başarıda eşitsizliklerin belirleyicilerini araştırdı. TÜİK'in Hane Halkı Bütçe Anketi ve Uluslararası Öğrenci Başarılarını Değerlendirme (PISA) verileri kullanılarak hazırlanan rapor, eğitimin toplumsal eşitsizlikleri azaltabilme imkânından çok uzak olduğunu gösteriyor. Raporun çarpıcı sonuçlarından bazıları şöyle: Matematik 'sıfır' * 15 yaşındaki gençlerin yüzde 32'si okuduğunu anlamamakta , yüzde 52'si basit matematiksel problemleri çözememekte. * Kırsal kesimde yaşayan, ailesinin geliri sınırlı, üç kardeşi olan, annesi ve babası ilkokul mezunu bir kız çocuğun liseye gitme olasılığı yüzde 1-2 arasında. Oysa kentsel alanda yaşayan, annesi ve babası üniversite mezunu bir erkek çocuğun liseye gitme olasılığı yüzde 68-70. * En düşük sosyoekonomik düzeydeki öğrencilerin yüzde 51'i meslek liseleri ve çok programlı liselere devam ederken yüzde 5'i Anadolu lisesine gidebiliyor. * En yüksek sosyoekonomik düzeydeki öğrencilerin sadece yüzde 3'ü meslek liseleri ve çok programlı liselere giderken, yüzde 49'u Anadolu liselerinde eğitim görüyor. * Babasının ya da annesinin eğitim düzeyi bir yıl daha fazla olan kız çocuklarının eğitime katılım olasılığı oranı yüzde 3 daha yüksek. * Annenin tek ebeveyn olduğu hanelerde kız çocuklarının ilköğretime katılım olasılığı oranı yüzde 38, ortaöğretime katılım oranı yüzde 69 daha düşük. * Babası bir yıl daha fazla eğitimli erkek çocuklarının ortaöğretimde eğitime katılım olasılık oranı yüzde 15, kızlarınki yüzde 10 daha yüksek. * Gelirinin yarısından fazlası tarımdan gelen hanelerde kızların eğitime katılım olasılığı yüzde 19 daha düşük. * Zorunlu ilköğretimde yüzde 100 okullaşma hâlâ sağlanabilmiş değil. Bölgeler arası farklar artıyor. Güneydoğu Anadolu'nun kırsal kesiminde yaşayan bir kız çocuğunun ilköğretime erişim olasılığı yüzde 48-52'dir. Diplomasız kızlar * 15-19 yaşındaki gençlerin yüzde 15'i ilköğretim diplomasına sahip değil. İlköğretim diploması sahibi olmayan her 10 gençten yedisi kız. * Güneydoğudaki kızların eğitime katılım olasılığı oranı İstanbul'da yaşayan kızlara göre yüzde 50 daha düşük. * En zengin kesim en yoksul kesimin 21 katı eğitim harcaması yapıyor. En zengin kesimdeki 7-23 yaş nüfusun yüzde 28'i yükseköğretime erişebilirken, en yoksul kesimdeki aynı yaş grubunun yüzde 0.4'ü yükseköğretime erişebiliyor. Ve öneriler Raporun sonuç bölümünde “Eğitimde eşitliğin sağlanması hedefi, ulusal planlama belgelerinde daha çok yer almalıdır. Ortaöğretime ve yüksek öğretime erişim ile ilgili açık hedefler konmalı, bu hedefler sürekli izlenmeli ve geliştirilmelidir. Eğitime ayrılan kamu kaynakları artırılmalı ve dezavantajlı bölgeler önceliklendirilmeli. Okul öncesi eğitimin iller temelinde değil, dezavantajlı çocuklar hedef alınarak ve önceliklendirilerek yaygınlaştırılmalı. Genel liseler ve meslek liseleri birbirinden bu kadar keskin biçimde ayrılmamalı, okullar arası kalite farklılıkları giderilmelidir...” denildi.