Bursa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bursa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2009 Cuma

İşkence Odanız Var Mı?

Bursa Emniyet Müdürlüğü'nü ziyaret eden 50 lise öğrencisi, birimleri gezerek polislerin çalışmalarıyla ilgili bilgi aldı.

Bazı öğrencilerin polislere, “İşkence odanız var mı” diye sorması dikkat çekti Bursa İl Milli Eğitim ve Emniyet Müdürlüğü'nün lisedeki öğrencilerin sorumluluk duygusunu artırmak amacıyla düzenlediği 'Sorumsuzsan Sorunlusun' projesi kapsamında Cumhuriyet Lisesi'nin 50 öğrencisi, Bursa Emniyet Müdürlüğü'nü gelerek, birimleri ziyaret etti. Emniyet Müdür Vekili Ahmet Cemal Çalışkan'a çiçek veren öğrenciler, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nü de ziyaret ettikleri sırada polislere ilginç sorular sordu. 'Gözaltına aldığınız ancak konuşmayan suçluları nasıl sorguluyorsunuz, İşkence odanız var mı, varsa görebilir miyiz' diye soran öğrencilere polisler, şu şekilde cevap verdi: “Filmlerde ya da dizilerde gördüğünüz gibi yukarıdan aşağıya sarkan bir lambanın olduğu ve zanlının yanında sigara içen polisler yok. Ayrıca, işkence odası da yok. Her şey, yasalar çerçevesinde yürüyor. Konuşmak istemeyen zanlıları, ifadelerini almadan savcılığa sevk ediyoruz.” KARISINI DÖVEN KOCAYA, ÖĞRENCİ AZARI '155 Polis İmdat' hattının bulunduğu ihbar merkezini de ziyaret eden öğrenciler, telefonlara cevap vererek, ekipleri yönlendirdi. Hatların yoğunluğu nedeniyle gelen ihbarlardan sıkılan Nesil Mutlu isimli öğrenci, eğitim gördüğü okulun önünde öğrencilerin kavga ettiği ve bıçakla yaralıların olduğu şeklindeki ihbar üzerine heyecanlı anlar yaşadı. Muhammed Atsız Günaydın isimli öğrenciyse, bir bayanın eşi tarafından dövüldüğü şeklinde ihbar gelmesi üzerine telefondaki bayanın eşini telefona istedi ve onunla tartışmaya başladı. Öğrenci, eşini dövdüğü iddia edilen erkek şahsa “Siz eşinizi dövemezsiniz. Bu hakkı size kimse vermiyor. Eşinizden özür dileyin ve bir buket gülle gönlünü alın. Bir daha el kaldırmayın” dedi. Öğrencilere yönelik düzenlenen Sosyal Sorumluluk Projesi'nin bir ay süreceği bildirildi

30 Nisan 2009 Perşembe

Öğrenciler Temizlik Malzemesi Üretiyor

Bursa Yeşilyayla Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi öğrencilerince üretilen temizlik ürünleri piyasadaki ürünleri aratmıyor.

Okullarındaki atölyelerde ürettikleri ürünleri Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullara satan öğrenciler, hem meslek öğreniyor hem de aile bütçelerine katkıda bulunuyor. Okul Müdürü Akif Kasımoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1998 yılında ilköğretim okulu olarak planlanan bir binada eğitim öğretime başlayan Yeşilyayla Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi'nde yetersiz şartlara rağmen en iyi eğitimi vermeye çalıştıklarını belirtti. Okulda bilişim teknolojileri, elektrik, elektrik teknolojileri ve kimya bölümlerinde bin 250 öğrencinin eğitim gördüğünü ifade eden Kasımoğlu, öğrencilerin meslek öğrenmek için atölyelerde çeşitli deneyler yaptıklarını belirtti. Kasımoğlu, şöyle konuştu: ''Kimya bölümü öğrencileri çeşitli deneyler yapıyor, sonra malzemeleri musluklara döküyordu. Deneylerde boşa giden ham maddeleri nasıl mamul haline getiririz diye düşündük. Arkadaşlar okulda üretime yönelik bir çalışma yapılabileceğini söylediler. Önce sabun ürettik. Ardından deterjan, çamaşır suyu, yüzey temizleyicisi ürettik ve bunları okulumuzun temizliğinde kullandık'' diye konuştu. Kasımoğlu, ürünlerin gayet kaliteli ve kullanışlı olduğunu, kimya bölümü öğrencilerinin atölyelerinde öğretmenlerinin gözetiminde ürettikleri bu ürünlerin piyasadakilerden bir eksiği bulunmadığını kaydetti. Öğrencilerin bu ürünler sayesinde hem meslek öğrendiklerine hem de aile bütçelerine küçük de olsa bir katkıda bulunduklarına değinen Kasımoğlu, şunları söyledi: ''Ürünlerimizi Mesleki ve Teknik Eğitim Fuarı'nda tanıttık. Fuarda numunelerini dağıttığımız ürünlerimiz oldukça ilgi gördü. Kullananlar memnuniyetlerini dile getirdiklerinde cesaretimiz ikiye katlandı. Bunun üzerine üretime geçtik. Etiketlerini kendimiz tasarladık. Ambalajlarını İstanbul'dan getirdik. Ürettiğimiz, yüzey temizleme, sıvı el sabunu, cam sil ve çamaşır suyunu Yıldırım ve Osmangazi'deki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullara satıyoruz. Sipariş üzerine üretim yapıyoruz. Ürünlerimizin Yeşilyayla EML olarak marka tescilini yaptırdık. Türkiye'de tescil alan tek okuluz. Piyasadan da talepler var ancak TSE belgesi istiyorlar. Bunu almak için de çalışmalara başladık. Geçen yıl 7 ton kadar üretimimiz oldu. Okulumuzun bundan ciddi bir kazancı yok. Amacımız öğrencinin gerçek bir iş üzerinde çalışması, üretmesi ve öz güven kazanması. Bunu da başardığımıza inanıyoruz. Sağlık Müdürlüğü'nden onaylı ürünlerimizin üretimi, paketlenmesinde tamamen öğrenciler çalışıyor. Mezun olan öğrencilerimiz, kendilerine iş yeri açarak gayet başarılı işler yapıyorlar. Ayrıca ürünlerin yurt içi ve yurt dışı marketlerde de satışa sunulabilmesi için Global Numaralandırma Sistemi'ne üye olduk. Ürünlerimizin barkotları var.'' Kasımoğlu, okulun fiziki şartlarının yetersiz olduğuna dikkati çekerek, ''Yetersiz imkanlarımıza rağmen öğrencilerimiz son derece başarılılar. Çok güçlü bir eğitim kadromuz var. Okulumuzun yeni, endüstri meslek lisesine uygun bir binaya ihtiyacı var. Bu konuda hayırseverlerden destek bekliyoruz'' dedi.

10 Nisan 2009 Cuma

Sabırsızlıkla Bekleniyor...

Son 5 yılda 40 bin kişinin izlediği eski model otobüsteki kütüphane, bilgi dağıtmaya devam ediyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Kütüphanesi bünyesinde hizmet veren gezici kütüphane, şehir merkezine uzak olan köy ve mahalle okullarına yeni yılda da hizmet götürmeye devam ediyor. 1996'da Yeniceabat'ta düzenlenen törenle hizmete giren gezici kütüphaneden son 5 yılda 40 bin kişi faydalandı. Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin, kütüphanesi olmayan okulların bu yöndeki ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla oluşturduğu gezici kütüphane, kütüphaneye hasret olan çocukların özlemini gideriyor. Okuma alışkanlığının çocuk yaşta kazanılacağı düşüncesiyle öğrencilerin ayaklarına kadar giden 'gezici kütüphane' bünyesinde bilim teknik, araştırma inceleme, hikaye, roman ve edebiyat türünde binlerce çeşit kitap bulunduruyor. Kütüphanesi olmayan ya da kütüphanesi yetersiz kalan onlarca okula hizmet götüren gezici kütüphane, öğrencilerin isteği doğrultusunda ödünç kitaplar da veriyor. Gezici kütüphane, Büyükşehir Belediyesi'nin sınırlarının genişlemesinin ardından yeni bağlanan ilçe ve ilk kademe belediyelerinde de önümüzdeki aydan itibaren hizmet vermeye başladı. Büyükşehir Belediyesi Şehir Kütüphanesi yetkilileri, okullarındaki kütüphaneleri yetersiz kalan veya olmayan öğrencilerin, özellikle hafta sonu ve yıl sonu ödevlerini yapmak için gezici kütüphaneden yararlandığını bildirdi. Gezici kütüphanenin artık postacı gibi beklendiğini ifade eden yetkililer, "Öncelikle kütüphanesi olmayan ya da kütüphanesi yetersiz kalan okullara gitmeye çalışıyoruz. Öğrencilerin gezici kütüphaneye olan ilgilerinin memnuniyet verici. Bugüne kadar belirlenen okulların dışına çıkarak, öğrencilerin gezici kütüphaneden daha fazla yararlanmalarını sağlayacağız. Eskiden postacıların gelişi merakla bekleniyordu. Yeni nesilde kütüphanemizin gittiği bölgelerde sabırsızlıkla bekleniyor" dedi. Gezici kütüphaneden bu yılın ilk 3 aylık bölümünde merkez Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer ilçelerindeki Adnan Türkay İlköğretim Okulu, Ali Hadi Türkay İlköğretim Okulu, Farabi İlköğretim Okulu, Lütfü Banuşoğlu İlköğretim Okulu, Orhanbey İlköğretim Okulu, Yusuf Köstem İlköğretim Okulu, Yeniceabat İlköğretim Okulu, Mehmet Aker İlköğretim Okulu, Hatice Salihoğlu İlköğretim Okulu, Ürünlü İlköğretim Okulu, Mustafa Dörtçelik İlköğretim Okulu, Emine Sait Uyar İlköğretim Okulu ve Karapınar İlköğretim Okulu'nda yaklaşık 6 bin öğrenci yararlandı.

21 Mart 2009 Cumartesi

Öğretmen Öğrencileri Dövdü mü?

Bursa'nın Orhangazi ilçesinde bir ilköğretim okulunda görevli öğretmenin 3 öğrencisini darbettiği öne sürüldü.

Alınan bilgiye göre, Orhangazi'ye bağlı Yeniköy beldesindeki bir ilköğretim okulunda öğrenim gören 11 yaşındaki S.S, E.T. ve O.B. velilerini arayarak öğretmen N.Ç'nin kendilerini dövdüğünü iddia etti. Bunun üzerine okula gelerek öğretmenle görüşmek isteyen veliler, N.Ç'nin okulda olmadığını öğrenince, vücutlarında yara izleri bulunan çocuklarını Orhangazi Devlet Hastanesine götürdü. Tedavileri ayakta yapıldıktan sonra taburcu edilen öğrencilerin sırt ve bacaklarında, ayrıca bir öğrencinin boğazında yara izi olduğu bildirildi. Olayı öğrenerek hastaneye gelen İlçe Milli Eğitim Müdürü İbrahim Aydın, doktorlardan öğrencilerin durumu hakkında bilgi aldıktan sonra öğrenci velileriyle görüşerek üzüntüsünü dile getirdi. Aydın, okulda son derece üzücü bir olay yaşandığını duyduklarını, olayla ilgili detaylı araştırma başlattıklarını kaydederek, şöyle konuştu: ''Çocuklarımız bizim gözümüzün nurudur. Onlar bize ailelerin emanetleridir. Bu olay son derece üzücü bir olaydır. Öğrencilerimizin tedavileri tamamlandı ve ailelerine teslim edildi. Biz de bu olayı şimdi geniş çaplı olarak inceleme altına aldık. Olayı yaptığı ileri sürülen öğretmenimiz hakkında idari soruşturmayı hemen başlatıyoruz. Konunun detaylarını ise en kısa zaman çözeceğimize inanıyorum.'' Bu arada, öğrencilerin aileleri, çocuklarının hastanedeki tedavilerinin ardından İlçe Jandarma Komutanlığına giderek öğretmenden şikayetçi oldu. Jandarma olayla ilgili soruşturmayı sürdürürken, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü de bir süre önce Gemlik'ten Yeniköy'e atanan öğretmen N.Ç. hakkında idari soruşturma başlattı.

13 Mart 2009 Cuma

Engelli Torunlarını Sırtında Taşıyor...

Bursa'nın Osmangazi ilçesinde yaşayan Ali Araz (73), ilköğretim ve anaokulu öğrencisi engelli iki torununu 6 yıldır sırtında okula taşıyor.

Araz'ın, 12 yaşındaki torunu Engin Araz tekerlekli sandalyeye kavuşurken, kardeşi işitme engelli Nazar halen dedesinin sırtında okula gidip geliyor. Bursa'nın Osmangazi ilçesi Panayır İlköğretim Okulu 6. sınıf öğrencisi yürüme engelli Engin Araz ve duyma özürlü kız kardeşi Nazar, dedelerinin sırtında okula gidip geliyor. Engin tekerlekli sandalyesine 1 yıl önce kavuşurken anaokulu öğrencisi Nazar, halen dedesinin omuzlarında okula gidiyor. Doğuştan yürüme engelli Engin Araz ile duyma bozukluğundan dolayı okula gidemeyen kız kardeşi Nazar Araz, tüm zorluklara rağmen eğitimlerini sürdürüyor. Engelli torunlarını yağmur-çamur, yaz- kış demeden okula götürüp getiren 73 yaşındaki Ali Araz'ın fedakarlığı ise herkesin takdirini kazanıyor. Kendisi diğer oğlunun yanında oturmasına rağmen her sabah gelip torunlarını sırtında okula götürdüğünü anlatan Ali Araz'ın tek hayali; torunlarını bir gün öğretmen olarak görmek.
Dede Ali Araz, 3 torunundan ikisinin özürlü olduğunu belirterek, "Ne yapalım Allah'tan gelmiş. Ben de yılmadan torunlarımı sırtımla okula götürüp getiriyorum. Sadece gidip gelişte yoldan geçerken trafikte zorlanıyorum. Torunum Engin öğretmen olmak istiyor. Küçük torunum Nazar ise yeni başladı, inşallah ikisini de öğretmen olarak görmek istiyorum. Ömrüm yettiğince onları sırtımda taşırım, ben öldükten sonra da Allah büyüktür." şeklinde konuştu.
Yaşadığı bütün sıkıntılara rağmen yılmadan ve isyan etmeden yüzünden tebessümü eksik etmeyen anne Meryem Araz (38), "Bizden daha kötü durumda olanlar var, bir şey yapılacaksa onlara yapılsın." demesi herkesi duygulandırıyor.
Üç çocuğundan ikisinin özürlü olduğunu belirten anne Araz, "Çocuklarımdan biri 17 yaşında, onda bir şey yok şükür. Engin ve Nazar'a bakarken büyük çocuğumuzu okutamadık. Şu anda kâğıt toplayarak bize yardımda bulunmaya çalışıyor. Eşim fabrikada asgari ücretle aşçı olarak çalışıyor. Engin için bana bakım parası olarak 3 ay önce bağlanan parayla ve komşularımın yardımıyla geçinmeye çalışıyoruz." dedi.
"ANNENİN EN BÜYÜK DİLEĞİ OĞLUNUN İDRAR SORUNUNUN GİDERİLMESİ" Oğlu Engin'in doğuştan yürüyemediğini anlatan Meryem Araz, Engin'in doğduğunda belinde bulunan yaradan dolayı bir haftalıkken ameliyat olduğunu ve o günden beri yürüyemediğini anlattı. Araz, Engin'in aynı zamanda idrarını da kaçırdığını belirterek, tek isteğinin bunun giderilmesi olduğunu söyledi.
6. sınıfta okuyan Engin'in öğretmenleri ve arkadaşları tarafından sevildiğini aktaran Meryem Araz, "Engin de okulunu çok seviyor ve okuyup öğretmen olmak istiyor. Engin'i her gün dedesi okula götürüp getiriyor. O olmadığı zaman ben götürüp getiriyorum. Dedesi bir yıl öncesine kadar sırtında götürdü. Geçen sene bir hayırsever vatandaş tarafından tekerlek sandalye alındı. Şu anda sıcak günlerde onunla götürüyoruz; ancak kötü havalarda ve sandalyenin gitmediği yerlerde ise yine sırtımızda götürüyoruz. Engin benim evladım; ben 12 yıldır bakıyorum, peki ben öldükten sonra bu çocuklarıma kim bakacak? Benim tek dileğim yürümesi olmasa dahi Engin'in idrar sorununun bir an önce çözülmesi. Çünkü yaşı ilerledikçe daha büyük sorun olacak. Halen altını bezliyorum. Sonda ile idrarını alıyorum. Büyüdüğü zaman ben bunu nasıl yapayım. Çocuk büyüdükçe kimsenin yanına gidemiyor, arkadaşları ile iletişimi kalmıyor utanıyor. Resmen toplum dışı oluyor." diye konuştu.
Baba Azi Araz ise, bir fabrikada geceleri çalıştığını belirterek, "İşyerinden kriz dolayısıyla 3 aydır para alamadık. Komşuların yardımları, oğlumun topladığı kâğıtlardan aldığı para ve Engin'e devlet tarafından verilen 450 TL'lik bakım yardımı ile geçinmeye çalışıyoruz. Evimiz kira 300 TL de kira veriyoruz. Ancak Allah'ıma şükürler olsun. Bizden daha kötü durumda olanlar var." dedi.
"İŞİTME CİHAZI ÇALINAN MİNİK NAZAR'IN DÜNYA İLE BAĞI KOPTU" Panayır Mahallesi Şükrü Şankaya İlköğretim Okulu anasınıfında okuyan doğuştan duyma ve konuşma özürlü 6 yaşındaki Nazar'ın işitme cihazının çalınması ise aileyi tam anlamıyla şok etti.
Duyamadığından dolayı konuşamayan Nazar, dedesi Ali Araz'ın sırtında okula gidip geliyor. Nazar'ın işitme cihazının 20 ila 30 bin TL civarında olduğu belirtildi. Şu anda duyamadığından sadece el işaretleriyle arkadaşlarıyla anlaşmaya çalışan minik Nazar'ın işitme cihazı çalındığı için adeta dünya ile bağları koparılmış durumda. Duyamadığı için aynı zamanda konuşamayan Nazar, çeşitli sesler çıkararak ortama uyum sağlamaya çalışıyor.
Minik Nazar'ın öğretmeni Ümmühan Makar, Nazar'ın okulu çok sevdiğini belirterek, "Arkadaşları da Nazar'ı çok seviyor ve yardımcı oluyor. Ancak Nazar duyamadığı için büyük sorun yaşıyor, arkadaşlarına katılamadığı için bazen agresifleşiyor. Bazen bazı sesler çıkararak arkadaşlarına eşlik etmeye çalışıyor, ancak duyamadığı için bunu tam yapamıyor. Eğer işitme cihazı olsa çok başarılı olacağına inanıyorum." şeklinde konuştu.

12 Mart 2009 Perşembe

'Kampüs Liseler' Kuruluyor...

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), birkaç lise türünün bir arada bulunduğu mesleki teknik ağırlıklı "lise kampüsleri" kurmaya başladı.

Bursa'da iki kampüsle başlatılan pilot proje, İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep, Kahramanmaraş, Adana ve Kayseri'de deuygulanacak. MEB Müsteşar Yardımcısı Abdussamet Arslan, yaptığı açıklamada, üniversite kampüslerinin benzerlerinin liseler için de kurulmasını planladıklarını bildirdi. Bu çerçevede pilot proje uygulamasının başlatıldığını ifade eden Arslan, kampüslerde mekanlardan ve öğretmenlerden ortak yararlanılmasının verimlilik ve tasarruf açısından büyük avantaj sağlayacağını belirtti. Arslan, "kampüs lise" uygulamasının başlatılma nedenlerini şöyle anlattı: "Aslında kampüs lise projesi otomatik olarak ortaya çıktı. Özellikle şehir merkezlerinde, ilköğretim kademesinde okul ihtiyacını karşılayamıyoruz, çünkü arsa bulamıyoruz. Aslına bakarsanız buralarda okul yok mu? Var. Yetiyor mu? Biz memnun değiliz. Eskiden 60 kişilik sınıflarda ders görülüyordu. Bizim amacımız, bunu maksimum 30 kişiye indirmek. Bunun için de ekstra derslik yapmak gerekiyor. Ankara'nın, İstanbul'un merkezlerini düşünün. Şuraya ilköğretim okulu yapmak istesem yer bulabilir miyim? Bu imkansız. Mesela Ankara'daki Sarar İlköğretim Okulunun sınıf mevcudu 50 ise oranın mevcudunu 30'a düşürmek için ek derslik yapmak lazım, onun için de bana yer lazım. Yer bulamayınca biz de şöyle bir formül ürettik: Şehir merkezinde bulunan ortaöğretim kurumlarını şehrin dışına taşıyalım, arsa bulabildiğimiz yerlere, o ortaöğretim kurumlarını da ilköğretim okulu yapalım. Çünkü bizim için ilköğretim okulu ve okul öncesi eğitimin özelliği, çocuk evinden çıktığı zaman okula yürüyerek gidip yürüyerek gelebilmeli. Servis olmamalı. İlköğretim bunu gerektirir. Okul öncesi de aynı şekilde. Ortaöğretim öğrencisi ise otobüse, dolmuşa binebilir, kendi başına gidip gelebilir. Onun için ortaöğretimi şehir dışına taşımakta bir mahsur yok."Bunun yanı sıra personel istihdamında da sorun yaşandığını anlatan Arslan, bazı okullarda bir öğretmenin girdiği ders sayısının az olmasına karşın bazı okullarda ise tam tersi durum yaşandığını kaydetti. Özellikle müzik, beden eğitimi gibi derslerde öğretmenlerin diğer okullarda da derse girmesinin öğretmen sıkıntısını gidereceğini belirten Arslan, "Böyle bir modelde öğretmeni daha etkin kullanabileceğiz. Personel ve öğretmen ihtiyacını alt seviyeye düşüreceğiz. Örneğin bir kampüsün içinde dört ayrı okul olsa, kız meslek lisesi, endüstrimeslek lisesi, ticaret meslek lisesi, düz lise veya Anadolu lisesi, bu okullarınher biri için ayrı ayrı müzik, beden eğitimi veya bir başka branş öğretmeni olması yerine tümü için belki iki-üç öğretmenle yetinilecek" dedi. Kampüs modelinde cari giderlerin de en aza indirileceğini vurgulayan Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Mevcut durumda temizlik, çevre ve yan tesislerle ilgili sorunlarımızvar. Biz her öğrencimizin spor yapmasını istiyoruz ama spor tesisleri ihtiyacıkarşılamaktan uzak. Çünkü şu anda bizim için birinci öncelik derslik ama böylebir kampüste yapacağınız spor tesisi ortak kullanılır. Bizde maalesef idarecilerde şöyle bir sıkıntı var: Bir mahalledeki lisedespor salonu vardır, bir başka okulun oradan faydalanmasında genellikle sıkıntı çıkarırlar. Neden? Buranın ısınmasını, elektriğini, suyunu o lise karşılıyor,öbürleri yararlanıyor. Kampüs modelinde böyle sıkıntılar olmaz. Yan tesisler,araç gereçler ortak kullanılır."Arslan, bu kampüslerde, bulundukları illerdeki sanayinin ihtiyaç duyduğuokul türlerinin yer alacağını kaydetti. Buralarda genellikle endüstri meslek, kızmeslek, ticaret ve düz lise türlerinin bulunacağını ifade eden Arslan, bundandolayı kampüslerin mesleki teknik ağırlıklı olacağını bildirdi. Kampüslerde spor kompleksleri, kütüphaneler, internet erişim yerleri, laboratuvarlar, atölyeler, personel için kreş, lojman ve park yerleri bulunacağını ayrıca bir sağlık birimide yapılacağını kaydeden Arslan, "Sağlık Bakanlığı ile temasa geçerek, buralarda sağlık il müdürlüklerinden uzman hekim olmasa bile bir pratisyen hekim bulunmasını sağlayacağız" diye konuştu. Mesleki ve teknik eğitimde okullaşma oranlarının arttığını belirten Arslan, bu alanda okul sayısında eksiklik bulunduğunu söyledi. Arslan, 2010'dan itibaren genel lise binalarından uygun olanların meslek lisesine dönüştürülerek, bu okulların yanına atölyeler ilave edileceğini bildirdi. KAMPÜS YAPILACAK İLLER Abdussamet Arslan, "kampüs lise" uygulamasının Bursa'nın Yıldırım ve Nilüfer ilçelerinde başladığını bildirdi. Arslan, kampüs lise yapmak için özellikle endüstrinin yoğun olduğu büyük şehirlerin tercih edildiğini belirtti. Kahramanmaraş ve Gaziantep'te de birer kampüs kurma çalışmalarının devam ettiği bilgisini veren Arslan, İstanbul'da Avrupa ve Anadolu yakasında olmak üzere iki, Ankara'da, Adana ve Kayseri'de de birer kampüs inşa edilmesinin planlandığını kaydetti.