Engelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Engelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Ekim 2009 Cumartesi
Okuldaki Engelleri Aşamadı!
İzmirli Milli engelli tenisçi liseli Büşra Ün, kansere karşı kazandığı zafer sonunda tekerlekli sandalyeye mahkum oldu.İzmirli Milli engelli tenisçi liseli Büşra Ün, kansere karşı kazandığı zafer sonunda tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Büşra'nın önündeki en büyük zorluk ise okulunda rampa olmaması BURAK HAKERLER O henüz 15 yaşında... Pırıl pırıl bir genç kızımız. Yaşam ona sürekli acı sürprizler hazırladı. Henüz 6.5 aylıkken karaciğerinde binde bir görülen nöroblastoma adı verilen kötü huylu bir tümör tepit edilen Büşra, bir yıl kemoterapi tedavisi gördü. 1995 yılının Aralık ayında, yani henüz 2 yaşındayken Ege Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Servisi'nde ameliyat edilen Büşra'nın, omurlarına sıçrayan tümör başarılı bir operasyonla temizlendi. Ardından Behçet Uz Çocuk Hastanesi'nde 27 Mart 1996 yılında ikinci bir ameliyat geçiren engelli sporcu, 5-6 aylık kemoterapinin ardından 28 Aralık 1996'da tamamen tümörden kurtuldu. Ancak kanseri yenen Büşra'nın, omurlarındaki tümörler sinirlere baskı yaptığı için minik bedeninde kalıcı bir hasar bırakmış ve Büşra o günden beri tekerlekli sandalyeye mahkum. ASANSÖR YOK En büyük sıkıntıyı okul yaşamında yaşıyor Büşra. Önceki yıl sınavı kazanarak girdiği Buca Anadolu Lisesi'nde sınıfına ancak arkadaşlarının yardımıyla gidebiliyor. Çünkü okulun merdivenlerinde rampa olmadığı için tekerlekli sandalyesini süremiyor. Asansör olmadığı için üst katlara ancak arkadaşlarının taşımasıyla çıkabiliyor. Engellilere özel bir tuvalet olmadığı için büyük sıkıntı yaşıyor. Onun tek beklentisi, eğitim yaşamını "engelsiz" sürdürebilmek. Bunun için de İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü'ne sesleniyor: "Bu çileden kurtarın beni." KABUSU OLDU 1989 yılında kurulan ve yeni eğitim yılında 730 öğrenciyi barındıran Buca Anadolu Lisesi'nde, yeni uygulamaya koyulan derslik sistemi engelli öğrenci Büşra için tam bir kabus. Çünkü, geçen yıl okulda birinci katta bulunan bir sınıfta eğitim gören Büşra, yeni getirilen sistemle her ders farklı bir sınıfa gitmek zorunda kalıyor. Büşra yetkililerden, en azından geçen yılki gibi zemin kattaki bir sınıfta öğrenim görmesinin sağlanmasını istiyor. Büşra ile yakından ilgilenen, ancak engelli gencin sorununu çözecek bir formül bulamayan Buca Anadolu Lisesi'nin Müdürü Ercan Fidan, bir ara Büşra'nın ailesine "Büşra için okulda rampa ve asansör yapımı çok zor. Büşra'yı aynı kalitede eğitim yapan, rampa ve asansörü bulunan Buca Övgü Terzibaşoğlu Anadolu Lisesi'ne gönderelim" önerisinde bulunmuş. Ancak arkadaşlarından ayrılmak istemeyen Büşra, bu öneriye sıcak bakmayınca çözüm yolu olarak görülen nakil gerçekleşmemiş. SAHİP ÇIKTILAR Okul müdürü Ercan Fidan'ın önerisi Büşra'nın okuldaki arkadaşlarını da harekete geçirmiş. Müdür Fidan ile görüşen öğrenciler "Büşra'yı başka bir okula göndermeyin, onu biz taşırız" diyerek engelli arkadaşlarını sahiplenmiş. Büşra'yı şimdi arkadaşları büyük bir fedakarlık örneği göstererek tekerlekli sandalyesiyle taşıyor. Büşra için seferber olan öğrenciler, engelli arkadaşlarını tuvalete götürüyor, merdivenlerden yukarı taşıyor ve kantine inmesini sağlıyor. Karga tulumba taşınan Büşra'nın dramı yürekleri burkarken, anne Nazike Ün ise çaresizlikten dert yanıyor. KENDİM TAŞIRIM Okul müdürü Ercan Fidan, Büşra'yı gerekirse kendisinin taşıyacağını belirterek, "O bu okulun nazar boncuğu" diye konuştu. Fidan, "Bu durum benim de içimi acıtıyor. Ama yapılacak herşeyi yaptım, duruma çare bulamadım. Başka bir okula naklini öğrendim ama yanlış anlaşıldım. Aile, okul yönetiminin Büşra'yı istemediğini düşündü. Ancak bizim böyle bir düşüncemiz kesinlikle olmadı. Anne, derslik sistemine geçtiğmizde 'o zaman sen taşıyacaksın' dedi. Bende 'bir ucundan ben tutacağım, bir ucundan da sen' dedim. Ancak arkadaşları büyük bir fedakarlık göstererek Büşra'ya sahip çıktı. Büşra'yı her gördüğümde gözlerim doluyor. Derslik sistemi Büşra için kötü oldu. Okul yönetimi olarak bir karar alırken, 10 kez düşünüyoruz. Bir de Büşra'yı göz önüne alarak düşünüyoruz. Ancak bu sistem öğrenciler için çok yararlı. Büşra için diğer 729 öğrencinin geleceğini etkilemem doğru olmaz" diyor. HEP İSTEYEMEM Okulda büyük sıkıntı çeken Büşra ise, "Arkadaşlarımın bu desteği beni hayata sımsıkı bağlıyor. Ancak ben yine de kendi işimi, kendim görmek istiyorum. Her dakika insanlardan bir şey isteyemem ki. Tuvalete gittiğimde, engelli tuvaleti olmadığı için bütün herkesi tuvaletten çıkarıp ancak ihtiyacımı giderebiliyorum. Bu olumsuzluğa akılcı bir çözüm getirilmesini istiyorum. Ben de kendi başıma sınıfıma gidip, kantine yada bahçeye inebilmeliyim" diye konuştu. BİRŞEY YAPILAMAZ MI? Nazike Ün, bir yıldır psikolojik tedavi gördüğünü belirterek, "Genç bir kızın bu şekilde arkadaşları tarafından taşınması çok zoruma gidiyor. Arkadaşlarının bu konuda hiç bir şikayeti yok. Ancak kızım kendini kötü hissediyor. Okulda kimseye bağımlı olmadan eğitim almasını istiyoruz, ancak yetkililer bu duruma sessiz kalıyor. Kızım ne tek başına merdivenleri çıkabiliyor, ne de tuvalete gidebiliyor. Bırakın asansörü okula en azından bir rampa yapılabilir. Yetkililerin bir an önce yanlışı düzeltmeleri için hareket geçmesini bekliyorum. Bunu sadece Büşra için değil, bundan sonra bu okula gelecek diğer engelli öğrenciler için de istiyorum" diye konuşuyor. Hayata sımsıkı tutundu 4 yaşına kadar bebek arabasıyla hayatını sürdüren Büşra, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin hediye ettiği tekerlekli sandalyesiyle, hayatın önüne serdiği engelleri aşmaya başlamış. Annesi Nazike Ün ve babası Tevfik Fikret Ün'ün manevi desteğini arkasına alan Büşra, Akıncılar İlköğretim Okulu'nda 8 yıllık eğitimini tamamlayıp, tüm engellere rağmen girdiği sınavla iki yıl önce Buca Anadolu Lisesi'ni kazanmayı başarmış. Büşra eğitim hayatının yanı sıra sporda da başarılı. Bir yıl önce Buca Belediyesispor engelli tenis takımına giren ve başarısıyla milli takıma kadar yükselen Büşra, şimdi 115. Yıl Yeni Asır Tenis Turnuvası'nda mücadele ediyor.
Etiketler:
Eğitim Haberleri,
Eğitimhaberleri,
Engelli,
İlköğretim,
lise,
meb,
ortaokul,
üniversite
13 Mart 2009 Cuma
Engelli Torunlarını Sırtında Taşıyor...
Bursa'nın Osmangazi ilçesinde yaşayan Ali Araz (73), ilköğretim ve anaokulu öğrencisi engelli iki torununu 6 yıldır sırtında okula taşıyor.
Araz'ın, 12 yaşındaki torunu Engin Araz tekerlekli sandalyeye kavuşurken, kardeşi işitme engelli Nazar halen dedesinin sırtında okula gidip geliyor. Bursa'nın Osmangazi ilçesi Panayır İlköğretim Okulu 6. sınıf öğrencisi yürüme engelli Engin Araz ve duyma özürlü kız kardeşi Nazar, dedelerinin sırtında okula gidip geliyor. Engin tekerlekli sandalyesine 1 yıl önce kavuşurken anaokulu öğrencisi Nazar, halen dedesinin omuzlarında okula gidiyor. Doğuştan yürüme engelli Engin Araz ile duyma bozukluğundan dolayı okula gidemeyen kız kardeşi Nazar Araz, tüm zorluklara rağmen eğitimlerini sürdürüyor. Engelli torunlarını yağmur-çamur, yaz- kış demeden okula götürüp getiren 73 yaşındaki Ali Araz'ın fedakarlığı ise herkesin takdirini kazanıyor. Kendisi diğer oğlunun yanında oturmasına rağmen her sabah gelip torunlarını sırtında okula götürdüğünü anlatan Ali Araz'ın tek hayali; torunlarını bir gün öğretmen olarak görmek.
Dede Ali Araz, 3 torunundan ikisinin özürlü olduğunu belirterek, "Ne yapalım Allah'tan gelmiş. Ben de yılmadan torunlarımı sırtımla okula götürüp getiriyorum. Sadece gidip gelişte yoldan geçerken trafikte zorlanıyorum. Torunum Engin öğretmen olmak istiyor. Küçük torunum Nazar ise yeni başladı, inşallah ikisini de öğretmen olarak görmek istiyorum. Ömrüm yettiğince onları sırtımda taşırım, ben öldükten sonra da Allah büyüktür." şeklinde konuştu.
Yaşadığı bütün sıkıntılara rağmen yılmadan ve isyan etmeden yüzünden tebessümü eksik etmeyen anne Meryem Araz (38), "Bizden daha kötü durumda olanlar var, bir şey yapılacaksa onlara yapılsın." demesi herkesi duygulandırıyor.
Üç çocuğundan ikisinin özürlü olduğunu belirten anne Araz, "Çocuklarımdan biri 17 yaşında, onda bir şey yok şükür. Engin ve Nazar'a bakarken büyük çocuğumuzu okutamadık. Şu anda kâğıt toplayarak bize yardımda bulunmaya çalışıyor. Eşim fabrikada asgari ücretle aşçı olarak çalışıyor. Engin için bana bakım parası olarak 3 ay önce bağlanan parayla ve komşularımın yardımıyla geçinmeye çalışıyoruz." dedi.
"ANNENİN EN BÜYÜK DİLEĞİ OĞLUNUN İDRAR SORUNUNUN GİDERİLMESİ" Oğlu Engin'in doğuştan yürüyemediğini anlatan Meryem Araz, Engin'in doğduğunda belinde bulunan yaradan dolayı bir haftalıkken ameliyat olduğunu ve o günden beri yürüyemediğini anlattı. Araz, Engin'in aynı zamanda idrarını da kaçırdığını belirterek, tek isteğinin bunun giderilmesi olduğunu söyledi.
6. sınıfta okuyan Engin'in öğretmenleri ve arkadaşları tarafından sevildiğini aktaran Meryem Araz, "Engin de okulunu çok seviyor ve okuyup öğretmen olmak istiyor. Engin'i her gün dedesi okula götürüp getiriyor. O olmadığı zaman ben götürüp getiriyorum. Dedesi bir yıl öncesine kadar sırtında götürdü. Geçen sene bir hayırsever vatandaş tarafından tekerlek sandalye alındı. Şu anda sıcak günlerde onunla götürüyoruz; ancak kötü havalarda ve sandalyenin gitmediği yerlerde ise yine sırtımızda götürüyoruz. Engin benim evladım; ben 12 yıldır bakıyorum, peki ben öldükten sonra bu çocuklarıma kim bakacak? Benim tek dileğim yürümesi olmasa dahi Engin'in idrar sorununun bir an önce çözülmesi. Çünkü yaşı ilerledikçe daha büyük sorun olacak. Halen altını bezliyorum. Sonda ile idrarını alıyorum. Büyüdüğü zaman ben bunu nasıl yapayım. Çocuk büyüdükçe kimsenin yanına gidemiyor, arkadaşları ile iletişimi kalmıyor utanıyor. Resmen toplum dışı oluyor." diye konuştu.
Baba Azi Araz ise, bir fabrikada geceleri çalıştığını belirterek, "İşyerinden kriz dolayısıyla 3 aydır para alamadık. Komşuların yardımları, oğlumun topladığı kâğıtlardan aldığı para ve Engin'e devlet tarafından verilen 450 TL'lik bakım yardımı ile geçinmeye çalışıyoruz. Evimiz kira 300 TL de kira veriyoruz. Ancak Allah'ıma şükürler olsun. Bizden daha kötü durumda olanlar var." dedi.
"İŞİTME CİHAZI ÇALINAN MİNİK NAZAR'IN DÜNYA İLE BAĞI KOPTU" Panayır Mahallesi Şükrü Şankaya İlköğretim Okulu anasınıfında okuyan doğuştan duyma ve konuşma özürlü 6 yaşındaki Nazar'ın işitme cihazının çalınması ise aileyi tam anlamıyla şok etti.
Duyamadığından dolayı konuşamayan Nazar, dedesi Ali Araz'ın sırtında okula gidip geliyor. Nazar'ın işitme cihazının 20 ila 30 bin TL civarında olduğu belirtildi. Şu anda duyamadığından sadece el işaretleriyle arkadaşlarıyla anlaşmaya çalışan minik Nazar'ın işitme cihazı çalındığı için adeta dünya ile bağları koparılmış durumda. Duyamadığı için aynı zamanda konuşamayan Nazar, çeşitli sesler çıkararak ortama uyum sağlamaya çalışıyor.
Minik Nazar'ın öğretmeni Ümmühan Makar, Nazar'ın okulu çok sevdiğini belirterek, "Arkadaşları da Nazar'ı çok seviyor ve yardımcı oluyor. Ancak Nazar duyamadığı için büyük sorun yaşıyor, arkadaşlarına katılamadığı için bazen agresifleşiyor. Bazen bazı sesler çıkararak arkadaşlarına eşlik etmeye çalışıyor, ancak duyamadığı için bunu tam yapamıyor. Eğer işitme cihazı olsa çok başarılı olacağına inanıyorum." şeklinde konuştu.
Araz'ın, 12 yaşındaki torunu Engin Araz tekerlekli sandalyeye kavuşurken, kardeşi işitme engelli Nazar halen dedesinin sırtında okula gidip geliyor. Bursa'nın Osmangazi ilçesi Panayır İlköğretim Okulu 6. sınıf öğrencisi yürüme engelli Engin Araz ve duyma özürlü kız kardeşi Nazar, dedelerinin sırtında okula gidip geliyor. Engin tekerlekli sandalyesine 1 yıl önce kavuşurken anaokulu öğrencisi Nazar, halen dedesinin omuzlarında okula gidiyor. Doğuştan yürüme engelli Engin Araz ile duyma bozukluğundan dolayı okula gidemeyen kız kardeşi Nazar Araz, tüm zorluklara rağmen eğitimlerini sürdürüyor. Engelli torunlarını yağmur-çamur, yaz- kış demeden okula götürüp getiren 73 yaşındaki Ali Araz'ın fedakarlığı ise herkesin takdirini kazanıyor. Kendisi diğer oğlunun yanında oturmasına rağmen her sabah gelip torunlarını sırtında okula götürdüğünü anlatan Ali Araz'ın tek hayali; torunlarını bir gün öğretmen olarak görmek.
Dede Ali Araz, 3 torunundan ikisinin özürlü olduğunu belirterek, "Ne yapalım Allah'tan gelmiş. Ben de yılmadan torunlarımı sırtımla okula götürüp getiriyorum. Sadece gidip gelişte yoldan geçerken trafikte zorlanıyorum. Torunum Engin öğretmen olmak istiyor. Küçük torunum Nazar ise yeni başladı, inşallah ikisini de öğretmen olarak görmek istiyorum. Ömrüm yettiğince onları sırtımda taşırım, ben öldükten sonra da Allah büyüktür." şeklinde konuştu.
Yaşadığı bütün sıkıntılara rağmen yılmadan ve isyan etmeden yüzünden tebessümü eksik etmeyen anne Meryem Araz (38), "Bizden daha kötü durumda olanlar var, bir şey yapılacaksa onlara yapılsın." demesi herkesi duygulandırıyor.
Üç çocuğundan ikisinin özürlü olduğunu belirten anne Araz, "Çocuklarımdan biri 17 yaşında, onda bir şey yok şükür. Engin ve Nazar'a bakarken büyük çocuğumuzu okutamadık. Şu anda kâğıt toplayarak bize yardımda bulunmaya çalışıyor. Eşim fabrikada asgari ücretle aşçı olarak çalışıyor. Engin için bana bakım parası olarak 3 ay önce bağlanan parayla ve komşularımın yardımıyla geçinmeye çalışıyoruz." dedi.
"ANNENİN EN BÜYÜK DİLEĞİ OĞLUNUN İDRAR SORUNUNUN GİDERİLMESİ" Oğlu Engin'in doğuştan yürüyemediğini anlatan Meryem Araz, Engin'in doğduğunda belinde bulunan yaradan dolayı bir haftalıkken ameliyat olduğunu ve o günden beri yürüyemediğini anlattı. Araz, Engin'in aynı zamanda idrarını da kaçırdığını belirterek, tek isteğinin bunun giderilmesi olduğunu söyledi.
6. sınıfta okuyan Engin'in öğretmenleri ve arkadaşları tarafından sevildiğini aktaran Meryem Araz, "Engin de okulunu çok seviyor ve okuyup öğretmen olmak istiyor. Engin'i her gün dedesi okula götürüp getiriyor. O olmadığı zaman ben götürüp getiriyorum. Dedesi bir yıl öncesine kadar sırtında götürdü. Geçen sene bir hayırsever vatandaş tarafından tekerlek sandalye alındı. Şu anda sıcak günlerde onunla götürüyoruz; ancak kötü havalarda ve sandalyenin gitmediği yerlerde ise yine sırtımızda götürüyoruz. Engin benim evladım; ben 12 yıldır bakıyorum, peki ben öldükten sonra bu çocuklarıma kim bakacak? Benim tek dileğim yürümesi olmasa dahi Engin'in idrar sorununun bir an önce çözülmesi. Çünkü yaşı ilerledikçe daha büyük sorun olacak. Halen altını bezliyorum. Sonda ile idrarını alıyorum. Büyüdüğü zaman ben bunu nasıl yapayım. Çocuk büyüdükçe kimsenin yanına gidemiyor, arkadaşları ile iletişimi kalmıyor utanıyor. Resmen toplum dışı oluyor." diye konuştu.
Baba Azi Araz ise, bir fabrikada geceleri çalıştığını belirterek, "İşyerinden kriz dolayısıyla 3 aydır para alamadık. Komşuların yardımları, oğlumun topladığı kâğıtlardan aldığı para ve Engin'e devlet tarafından verilen 450 TL'lik bakım yardımı ile geçinmeye çalışıyoruz. Evimiz kira 300 TL de kira veriyoruz. Ancak Allah'ıma şükürler olsun. Bizden daha kötü durumda olanlar var." dedi.
"İŞİTME CİHAZI ÇALINAN MİNİK NAZAR'IN DÜNYA İLE BAĞI KOPTU" Panayır Mahallesi Şükrü Şankaya İlköğretim Okulu anasınıfında okuyan doğuştan duyma ve konuşma özürlü 6 yaşındaki Nazar'ın işitme cihazının çalınması ise aileyi tam anlamıyla şok etti.
Duyamadığından dolayı konuşamayan Nazar, dedesi Ali Araz'ın sırtında okula gidip geliyor. Nazar'ın işitme cihazının 20 ila 30 bin TL civarında olduğu belirtildi. Şu anda duyamadığından sadece el işaretleriyle arkadaşlarıyla anlaşmaya çalışan minik Nazar'ın işitme cihazı çalındığı için adeta dünya ile bağları koparılmış durumda. Duyamadığı için aynı zamanda konuşamayan Nazar, çeşitli sesler çıkararak ortama uyum sağlamaya çalışıyor.
Minik Nazar'ın öğretmeni Ümmühan Makar, Nazar'ın okulu çok sevdiğini belirterek, "Arkadaşları da Nazar'ı çok seviyor ve yardımcı oluyor. Ancak Nazar duyamadığı için büyük sorun yaşıyor, arkadaşlarına katılamadığı için bazen agresifleşiyor. Bazen bazı sesler çıkararak arkadaşlarına eşlik etmeye çalışıyor, ancak duyamadığı için bunu tam yapamıyor. Eğer işitme cihazı olsa çok başarılı olacağına inanıyorum." şeklinde konuştu.
Etiketler:
Bursa,
Çocuk,
Dede,
Engelli,
İlkokul,
İlköğretim,
Osmangazi,
öğrenci,
Öğretmen,
Şükrü Şankaya İlköğretim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)