yabanci roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yabanci roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2008 Salı

Sis (Stephen King)


Korku romanlarının büyük ustası bu kitapla sanatının doruğunda…

Stephen King’in uçsuz bucaksız hayalgücünün yarattığı dehşet verici olaylar ve acı mizahla dolu şaheser…

Stephen King, romancı olan eşi Tabitha, üç çocuğu ve ısırmayan minik köpeği ile birlikte Maine’de oturmaktadır.

King’in daktilosunun yanında özel camlı kutusunda yaşayan ve sineklerle beslenen Boris adında bir akrebi vardır.




kitabı indirmek için aşağıdaki linkleri kullanabilirsiniz.

4shared

rapidshare

25 Mart 2008 Salı

Simyacı (Paulo Coelho)


Paulo Coelho
CAN YAYINLARI


Simyacı, Brezilyalı eski şarkı sözü yazarı Paulo Coelho'nun, yayınlandığı 1988 yılından bu yana dünyayı birbirine katan, eleştirmenler tarafından bir `fenomen' olarak değerlendirilen üçüncü romanı. Simyacı, altı yılda kırk iki ülkede yedi milyondan fazla sattı. Bu, Gabriel Garcia Marquez'den bu yana görülmemiş bir olay. Yüreğinde, çocukluğunu yitirmemiş olan okurlar için bir `klasik' kimliği kazanan Simyacı'yı Saint-Exupery'nin Küçük Prens'i ve Richard Bach'ın Martı Jonathan Livingston'u ile karşılaştıranlar var (Publishers Weekly). Simyacı, İspanya'dan kalkıp Mısır Piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago'nun masalsı yaşamının felsefi öyküsü. Sanki bir `nasihatnâme': `Yazgına nasıl egemen olacaksın, mutluluğunu nasıl kuracaksın?' sorularına yanıt arayan bir hayat ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen romanın altı yılda, yedi milyondan fazla okur bulmasının gizi, kuşkusuz, onun bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor. Simyacı'yı okumak, herkes daha uykudayken, güneşin doğuşunu seyretmek için şafak vakti uyanmaya benziyor.

4shared

rapidshare

Seker Portakalı (Jose Mauro De Vasconcelos )


Brezilyalı ünlü yazar José Mauro de Vasconcelos, 1920'de Rio de Janeiro yakınlarında, Bangu'da doğdu. Çok yoksul olan ailesi, onu Natal kasabasındaki amcasının yanına yolladı. Orada dokuz yaşındayken Potengi Irmağı'nda yüzmeyi öğrendi ve hep günün birinde yüzme şampiyonu olmanın hayâlini kurdu. Liseyi Natal'de bitirdikten sonra iki yıl tıp öğrenimi gördü. Öğrenimini yarıda bırakıp yeni hayaller peşinde Rio de Janeiro'ya döndü. İlk işi, hafif siklet boks antrenörlüğü oldu. Yaşamı boyunca çeşitli işlerde çalıştı, bu onun yazarlığına büyük katkılar sağladı.

İlk kitabı Yaban Muzu 1940'ta yayımlandı. 1945'te yayımlanan Beyaz Toprak adlı romanı çok beğenildi. Daha sonra Evden Uzakta (1949), Sular Çekilince (1931), Kırmızı Papağan (1953) ve Ateş Çizgisi (1955) romanlarını yazdı. Kayığım Rosinha (1961) ile ününün doruğuna çıktı. En ünlü kitabı Şeker Portakalı (1968) on iki günde yazılmıştı. "Ama onu yirmi yıldan fazla yüreğimde taşıdım," der yazar. Bu kitaptaki küçük Zézé'nin serüvenleri Güneşi Uyandıralım (1974) ve Delifişek (1963) adlı romanlarında sürer. Bu ünlü yazar 1988'de öldü.

4shared

rapidshare

18 Mart 2008 Salı

Düşüş(Albert Camus)



Albert Camus, çağdaş düşün ve yazın dünyasındaki saygın yerini yalnızca oyunlarıyla da, yalnızca Sisifos ve Başkaldıran İnsan’ la da alırdı belki. Ama Camus’yü Camus yapan öncelikle anlatı yapılarıdır, Yabancı (1942), Veba(1947) ve Düşüş’se (1956) bu yapıtlar arasında üç büyük doruktur. Ancak, kimi yazınseverler bu üç başyapıt arasında daha çok Düşüş’ ü yeğlerler. Bu kitap, herhangi bir düşünce ya da savı özellikle öne çıkarmaya çalışmadan, yalın bir anlatım içinde, zengin bir düşünce ve duygu yüküyle, çağdaş dünyayı ve insanlarını derinlemesine sorgulayıp yargılar, çirkinliklerini ve düşkünlüklerini sergiler. Ama, aynı zamanda, bu dünyada yaşayan, dolayısıyla şu ya da bu biçimde, şu ya da bu ölçüde onun sorumluluğunu taşıyan bireyler olarak, tek tek her birimize bir ayna tutar, eski avukat Jean-Baptiste Clamence’ın öyküsü aracılığyla, bize kendini tehlikeye atmadan yaşayanların, yani hepimizin ve her birimizin benzersiz öyküsünü anlatır. Düşüş’ün yayımlanmasından bir yıl sonra Camus ödülünü kazanması bir rastlantı olmasa gerek.

özet


indirmek için aşağıdaki linkleri kulanın

4shared

rapidshare

24 Şubat 2008 Pazar

633. Filo (Frederick E. Smith)

633. Filo (Frederick E. Smith)


Genç Amerikalı gözleri parlayarak: “Zaten daima o olayın, savaşın en büyük öykülerinden biri olduğunu düşünmüştüm. Başlarına gelecekleri bidikleri hâlde gözlerini kırpmadan gittiler. Tanrım kimbilir ne cesur insanlardı!..” dedi.
Meyhanecinin gözlerinde anımsamadan doğan bir ifade belirdi:
- Evet, büyük insanlardı
(…)









4shared

rapidshare

İnsan Ne ile Yasar (Tolstoy)

Tolstoy

'Anladım ki; Allah insanların birbirlerinden ayrı ayrı değil, tekvücut halinde yaşamalarını istediğinden, herbirine kendi ihtiyaçlarını değil; herbirine, hepsi için gerekli olan şeyleri ilham ediyor.

Anladım ki, insanlar kendilerini düşünerek yaşıyor gibi görünse de, hakikatte onları yaşatan tek şey sevgidir. Kim severse Allah'a yaklaşır; Allah da ona yaklaşır. Çünkü O, sevgiyi yaratandır! ..'

(Arka Kapak)






4shared

rapidshare

22 Şubat 2008 Cuma

Tuzak (John Grisham)

Tuzak (John Grisham)

vukat Joel Backman, dünyanın en güçlü gözetleme uydusunun sırrını bilenler arasında, hayatla kalan (ek kişidir. Ama yirmi yıl hapse mahkûmdur ve altı yıldır Rudley Federal Cezaevi’nin bir tecrit hücresinde hapistir. Backman’i yem olarak kullanıp diğer haber alma örgütlerine tuzak kurmayı planlayan CIA, seçimleri kaybeden silik bir ABD başkanını, görevini devretmeden, giderayak Backman’i affetmeye ikna eder.

Backman artık özgürdür. Yeni bir kindik altında, yeni bir ülkede yaşamaya başlar. Ancak bir süre sonra CIA, Backman’ın nerede olduğu bilgisini sızdıracak ve beklemeye başlayacaktır. Onlar için önemli olan Backman’ın sağ kalıp kalmayacağı değildir-böyle bir şansı yoktur zaten. Merak ettikleri, onu kimin öldüreceğidir.



4shared

rapidshare

21 Şubat 2008 Perşembe

Karıncaların Günü (Bernard Werber)


Sayıları milyarlarca. Biz onları fark etmiyoruz bile ama onlar bizi uzun süredir izliyorlar. Bazıları için biz Tanrıyız. Diğerleri için de kötülük yapan yaratıklar. Müthiş bir zeka ve en korkunç orduları aratmayacak, inanılmaz örgütleriyle insafsız bir savaşa hazırlanıyorlar. Dünyanın gerçek efendileri kim olacak? Onların hayatta kalması sorunun yanıtına bağlı... Bizim hayatta kalmamız da. Karıncaların günü gerçekten geldi mi?

Uluslararası best-seller, on iki dilde çevirilen, birçok jüri tarafından ödüllendirilen, bazı okullarda biyoloji derslerinin programına alınan önceki romanı "Karıncalar"ın büyük başarısından sonra romancı ve bilimsel yazılar yazan gazeteci Bernard Werber "dünya içi yaratıkları" konu alan efsanesine devam ediyor. Bizi sapık davranışlı, yırtıcı, büyüleyici böceklerin kaynaştığı, sanrılara yol açan ve korkunç bir evrende daha da ileri götürüyor.

Bir gerilim romanından öte, "Karıncaların Günü" bilimkurgu ve hayal gücünü sonsuz küçüklükteki dünyayla ilgili en ileri bilimsel bilgiyle karıştırarak harika ve şaşırtıcı modern odysseia haline getiriyor.
(Arka Kapak)

4shared

rapidshare

18 Şubat 2008 Pazartesi

KARINCALAR: OLAĞANÜSTÜ BİR ALGILAMA BİÇİMİ (Bernard Werber)

KARINCALAR: OLAĞANÜSTÜ BİR ALGILAMA BİÇİMİ (Bernard Werber)

Sadece bu cümleyi okumak için geçireceğiniz birkaç saniyelik zaman içinde dünyada kırk insan ve buna karşılık yedi yüz milyon karınca doğacaktır: Minicik, akıllı ve acımasız.
Bizden yüz milyon yıldan fazla bir zaman önce birlikleri, siteleri, imparatorlukları ile bütün dünya yüzeyine yayılmış olarak burada idiler...
..Bu roman diğerlerinden farklı olarak bizi, niçin sorusunu sormağa zorluyor ve çarpıcı bir biçimde şimdiye kadar hiç bilmediğimiz cinayetler, aşırılıklar ve savaşlar alemine sürüklüyor. Bütün hayallerin ötesinde olarak bizi karıncaların gerilim ve korku dolu yaşamlarını sürdürdükleri bir mikrodünyaya götürüyor.
"Bastığınız yere dikkat edin. Bu büyüleyici romanı okuduktan sonra gerçeği alışık olmadığınız bir biçimde algılayabilirsiniz."
(Arka Kapak)


Bernard Werber

4shared

rapidshare

17 Şubat 2008 Pazar

Demir Ökçe (Jack London)


Eserlerinde doğanın karşı konulamaz gücünü alt etme ve hayatta kalabilme mücadelesini romantik bir yaklaşımla ele alan Jack London, Demir Ökçe'de sınıf mücadelesini konu alır. Genç bir iyi aile kızı, sınıfsal konumuna karşın, sosyalist bir lidere âşık olur ve yaşadığı bu ilişki süresince kapitalizmin toplumda yarattığı yıkımları ve işçi sınıfının günlük yaşama mücadelesini keşfeder. Bu romantik fonda London Amerikan işçi sınıfının çok iyi bir resmini çizer. Kitap 1907'de yazılmış olmasına karşın, 1914 ve 1918 yılları arasında geçer. Demir Ökçe, çarpıcı imgeleri, belli başlı diyalogları ile oldukça sert bir üslupla kaleme alınmıştır.

Demir Ökçe: Ezilenlerin mücadelesi.









4shared

rapidshare

Adem'den Önce (Jack London)


Adem'den Önce, konu açısından Jack London'ın öbür yapıtlarından oldukça değişik olmasına karşın, 'hava' bakımından yine de onlara benzer. İnsanoğlunun çok uzak geçmişini, yarı-insan olduğu kadar, soluk kesici ve anlamlı bir serüven romanıdır da. Her yaştan okura, kendi uzak geçmişini böylesine canlı, böylesine derin bir özdeşleşme yaratarak anlatan bir başka yapıt yoktur. İnsanın insan olma savaşı, Jack London'un büyük bir ustalıkla anlatıldığı bu yırtıcı savaş, coşku verici olduğu kadar acıklıdır da.











4shared

rapidshare

16 Şubat 2008 Cumartesi

Boşlukta Sallanan Adam (Saul Bellow)


1976 yılında Nobel edebiyat ödülüne layık görülen Saul Bellow'un Yirminci Yüzyıl klasikleri arasına girmiş romanı. Roman, İkinci Dünya Savaşı sırasında askere çağırılmayı bekleyen bir gazetecinin hikayesi. Günlük şeklinde yazılmış olan romanda savaş ortamının insanların hayatlarına, düşüncelerine, ilişkilerine olan etkisi çok güçlü bir şekilde hissediliyor.

Yirminci Yüzyılın ilk yarısına damgasını vuran modernizm akımına getirdiği farklı bakış açısıyla Bellow, Boşlukta Sallanan Adam'da tekniği bir kenara bırakarak karakterin düşüncelerini, hatta ruhunu ön plana çıkarıyor.

"15 Aralık, 1942
Kişinin kendi kendisiyle sık sık konuşma alışkınlığına sahip olduğu bir dönem vardı ve iç dünyasıyla ilgili olayları belgelemek utanç verici değildi. Oysa bugün, günlük tutmak kişinin kendine yenilgisi olarak nitelendirilecek bir zayıflık ve küçümsenerek değerlendirilen bir zevk sayılıyor. Katı bir dönem bu içinde bulunduğumuz. Kanımca bugün, İngiliz soyluluğundan vazgeçmiş Amerikalı bir kabadayının ilkeleri her zamankinden daha güçlü olmuştur. Duygularınız var mı? Bu duygularınızı doğru ya da doğru olmayan biçimlerde belirlemenin yolları vardır. Bir iç dünyanız var mı? Kimsenin değil, kendi sorununuzdur. Heyecanlarınız var mı? Boğun onları. Bir düzeye kadar herkes bu ilkeye boyun eğer. Kısıtlı bir biçimde, belli bir içtenlik sayılır bu; sıkı ağızlı bir açık sözlülük. Fakat içtenliğin en gerçek olanının yasaklayıcı bir etkisi vardır. En ciddi sorunlar katılığın içinde kaybolur. İçe dönüklük yoktur ve bu nedenle büyük vurgunlarda ya da yüreklilikte yenemeyecekleri düşmanlara karşı iyi korunmamışlardır."
(Tanıtım Bülteni'nden)

DJVU FORMATINDADIR DJVU FORRMATINI AÇMAK İÇİN BKZ

rapidshare

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (George Orwell)


Bin Dokuz Yüz Seksen Dört

"Çok genç yasta bile gözüpek ve yürekli biri olan George Orwell (1903-1950) önce döneminin ve ülkesinin toplumsal düzenine karsi çikti. Büyük Rus devrimine inandi. Troçki'ye hayrandi. Ancak, Ispanya içsavasi sirasinda Stalinistlerin Troçkistlere karsi tutumu, umutlarini yikti. Bu durum ve yakalandigi hastalik, George Orwell'i Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ün mutlak umutsuzluguna sürükledi. Orwell, yapisal olarak karamsar, ya da siyaset tutkunu biri degildi. Ilgi alanlari çok genisti. Daha az acili bir dönemde yasasaydi, yasamaktan mutluluk duyardi. Ama çagimiza siyaset egemendir. Orwell, yasadigi sürece gerçeklere bagli kalmis ve ögrenmekten, en aci dersleri bile ögrenmekten vazgeçmemistir. Ama umudunu yitirmistir. "Orwell"in çagimizin peygamberi olmasini engelleyen de bu olmustur. Dünyanin bugünkü durumunda umutla gerçegi birlestirmek olanaksizdir. Durum buysa, tüm peygamberler yalanci peygamberlerdir. Orwell gibi kisiler, bence günümüz dünyasinda gerekli olanin yarisini, ama ancak yarisini ortaya koymuslardir. Öteki yariyi hala aramaktayiz".
-Bertrand Russel-

4shared

rapidshare

Şeytanlı Göl (George Sand)



















4shared

rapidshare

Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel Garcia Marquez)

Gabriel Garcia Marquez

CAN YAYINLARI

Yüzyıllık Yalnızlık'ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli, kocaman bir evde, toprak yiyen bir kızkardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları birörnek bir yığın akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık'ı iki yıldan daha az bir sürede yazdım. Ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı... Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık'ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım... Bu romanı büyük bir dikkatle ve keyifle okuyan ve hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan hiçbir şey anlatmamıştım. Kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek satır bulamazsınız.

4shared

rapidshare

Gazap Kuşları (Colleen McCullough)

Yabancı, Yazar

Gazap Kuşları (Colleen McCullough)

“Gazap Kuşu” (Thorn Bird), yaşam boyunca yalnızca bir defa, yeryüzündeki bütün yaratıklardan daha tatlı bir sesle şakır. O gün yuvasından ayrılıp, bir Alıç ağacının acımasız dikenlerinden en sivrisini göğsüne gömer. Diken yüreğini parçalarken daha da içli bir sesle dile getirir acılarını. Dünya susar, kulak kesilir. Çünkü en güzel şeylerin, böylesine büyük acılar pahasına elde edildiğini herkes bilir!..
Ya da böyle der efsane…
(Arka Kapak)

Colleen McCullough
Altın Kitaplar
Çeviri: Gülten Suveren
orjinal Adı: (The Thorn Birds)
458 sayfa


4shared

rapidshare

14 Şubat 2008 Perşembe

Aşk ve Öbür Cinler (Gabriel Garcia Marquez)




Ask ve Öbür Cinler

Bütün kitaplarinin yayin haklarini elinde bulunduran yayinevimiz, "Gabriel Garcia Marquez"in 1994 yilinda bitirip yayimladigi "Ask ve Öbür Cinler" adli son romanini sunuyor. Inci Kut'un Ispanyolca aslindan büyük bir özenle Türkçeye çevirdigi bu roman, dünyanin hiçbir baska ülkesinde yayimlanmadan, ilk kez Türkçede yayimlanmis oluyor. Ustalik döneminin doruklarinda dolasan Gabriel Garcia Marquez, bu romanini, 45 yil önce günlük bir gazetenin muhabiriyken tanik oldugu bir olaydan yola çikarak yazmis. Çok eski bir manastirin yikintilari üzerine, bes yildizli bir otel yapilacaktir. Manastirin mahzenindeki mezarlar kazilip bosaltilirken, bir mezarda bakir rengi canli bir saç yigini bulunur. Bu gür saçlar çekilip çikarilmakta, ama bir türlü sonu gelmemektedir; sonunda hala bir kiz çocugunun kafatasina yapisik son saç telleri de disari çikar. O harikulade saçlar yirmi iki metre, on bir santim uzunlugundadir. Gabriel Garcia Marquez, yillar önce tanik oldugu bu ilginç olaydan yola çikarak, çocuklugunda büyükannesinden dinledigi bir köpek isirmasi sonucunda kuduzdan ölen küçük bir kizin masalini birlestirerek olaganüstü güzellikteki bu yeni romanini yazmis. "Ask ve Öbür Cinler", bu ünlü yazarin yarattigi büyülü gerçekçilige yeni bir örnek.



10 Şubat 2008 Pazar

Pollyanna (Eleanor H. Porter)



Güzel bir haziran sabahı acele etmekten hiç hoşlanmayan Bayan Polly telaşla mutfağa girdi. Orada bulaşık yıkayan Nancy ona hayretle bakıyordu. Çünkü bu kadar telaş yapan biri olmadığını biliyordu...








6 Şubat 2008 Çarşamba

Silahlara Veda (Ernest Hemingway)


Ernest Hemingway


Silahlara Veda Bütün Eserleri 4... "Silahlara Veda", Hemingway'in en önemli romanlarindan biridir. "Silahlara Veda"da sicak savasin ortasinda iki genç insan hem kendi sevgi dolu dünyalarinda, hem de savasin her seyi yerle bir eden acimasiz dünyasinda yasarlar; bütün zorluklari asarlar sevgileriyle. Bir yanda insani yok eden savas, bir yanda insani insan yapan sevgi... yasama sevinci... bu çeliskili yasam içinde bu iki insani çeke sürükleye götüren olaylar... romani en güzel savas romanlarindan biri yapan bir sonuç...
Format:DOC
Kitabı indirmek için aşağıdaki linklere tıklayın

4shared
rapidshare

4 Şubat 2008 Pazartesi

Dijital Kale (Dan Brown)

Dijital Kale- Dan Brown

Tüm dünyada aylardır listelerin zirvesinden inmeyen, büyük tartışmalar yaratan ve gündemden düşmeyen "DaVINCI ŞİFRESİ” ile "MELEKLER ve ŞEYTANLAR”ın yazarı Dan Brown'ın son kitabı...Amerikan Ulusal Güvenlik Teşkilatı NSA’nın şifre çözücü süper bilgisayarı TRANSLTR’nin bile üstesinden gelemediği, çözülmesi imkânsız gibi görünen bir şifre...ABD’den ve NSA’dan intikam almak isteyen bir dâhi…Dünyanın dört bir yanında ve sanal ortamda yaşanan nefes kesici bir kovalamaca…Cinayetler, casusluk oyunları ve müthiş bir macera!..Ulusal Güvenlik Teşkilatı (NSA), ABD istihbarat ağının belkemiğini oluşturan bir kuruluştur. Yörüngedeki casus uyduları, dünyanın her tarafındaki dinleme istasyonları ve ajanları aracılığıyla elektronik iletişim ortamlarını izlerken ABD'nin düşmanı olan devletleri ve suç örgütlerini takip eden teşkilatın en büyük güvencesi TRNSLTR adlı şifre çözücü bilgisayardır. İletişimin artık e-posta ve internete dayandığı bir dünyada, mesajların şifrelerini hızla çözen, üç milyon işlemciye sahip ve koca bir binanın içine ancak sığan bu süper bilgisayar, en zor şifreleri bile dakikalar içinde çözerek Amerikan istihbaratına sürekli bilgi sağlamaktadır.Ama bir gün, TRNSLTR'nin çözemediği bir şifreyle karşılaşılır. Eski bir NSA çalışanı olan bir bilgisayar dâhisi, NSA bütün dünya insanlarının iletişim mahremiyetini ihlal ettiği için TRNSLTR'nin varlığını açıklayıp kamuoyundan özür dilemediği takdirde bu şifreyi herkesin kullanımına açacağını söyler. Bu da, artık dünyadaki bütün mesajların "Dijital Kale" adlı bu algoritma ile şifrelenmesi ve NSA'nın kör olması anlamına gelir.Bu sorunun üstesinden gelmesi için, zeki olduğu kadar çekici bir kadın olan, NSA'nın baş kriptografı (şifrecisi) Susan Fletcher çağrılır. Susan'ın, genç bir profesör olan sevgilisi, dilbilimci David Becker'ın da bu konu için ve tesadüfi gibi görünen bir şekilde İspanya'ya gönderilmesi, olayların karışmasına, NSA'nın içine bir gölge düşmesine ve içinde entrikaların ve cinayetlerin de olduğu, zamana karşı bir yarışın başlamasına yol açar...Yazar hakkındaAmerika Devlet Baskanligi ödülünü kazanan matematik profesörü bir baba ile profesyonel dini müzik ögretmeni bir annenin oglu olan dan brown, ilim ve din gibi iki paradoks felsefe içinde büyümüstür. Amherst koleji ve Phillips Exeter Akademisinden mezun olduktan sonra bu kuruluslarda bir süre Ingilizce ögretmenligi yaptiktan sonra tüm zamanini roman yazmaya adamistir. Sifre çözme ve gizli hükümet kuruluslarina duydugu merak onu bu konularda gerilim romanlari yazmaya sürüklemistir. Sanat tarihcisi ve ressam olan esi de arastirmalarinda yardim etmektedir.