
Hayatları evler, yazlık evler, arabalar, lüks restoranlar, markalı giysiler vs. ekseninde dönen evli ve çocuklu iki ortayaşlı insan gün geliyor, yaşamlarının ne anlamsız olduğunu fark ediyor ve aşık olarak yaşadıklarına anlam katmaya karar veriyorlar. Yani aşık oldukları için hayatlarının muhasebesini yapmaya koyulmuyorlar, hayatlarından sıkıldıkları için aşık oluyorlar. Bu iki insan birkaç gün içinde eşlerini, çocuklarını, işlerini ve evlerini bırakarak, yaşamlarını darmadağın ederek birlikte uzaklara gidiyorlar. Ama 'sonsuza kadar mutlu' yaşamıyorlar bunun üzerine. Bilinçdışı karmaşaları yüzeye çıkıyor, varoluş duvarına tosluyorlar.

Sonuç olarak Aşk Hastalığı okurlara tavsiye edebileceğim bir roman, işin garibi bana -belki de konu açısından- çok hitap etmeyen bir roman oldu, açıkçası bir an önce bitireyim de yeni kitaba başlayayım diye hızlı hızlı, biraz da sıkılarak okudum. Fakat hakkını teslim etmek gerek ki, bu duygularla okurken bile ustalıklı bir roman olduğunu görebildim. Eğer varoluş üzerine kitaplar okumaktan hoşlanırsanız, buyrun, okuyun bu kitabı. Dili de son derece akıcı olduğundan rahat ve keyifli bir okuma olacaktır.
(Görseli Joe Beale'in blogundan aldım; Existantial Crisis isimli çalışması.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder