arastirma-inceleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arastirma-inceleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2008 Cumartesi

Kırmızı Klasör (Saygı Öztürk)

Kırmızı Klasör (Saygı Öztürk)


Bir elinde bomba bulunan terörist, kendisini Büyükelçilik görevlisi diye tanıtan kişiyle uçağın telsiziyle konuşuyordu. O, uçağı Bulgaristan�ın başkenti Sofya�ya indirdiğini sanıyordu. Sabah ezanı okunmak üzereydi. Alacakaranlıkta bir Emniyet mensubu M-16 Kobra silahıyla nişan aldı. Tek atış şansı vardı. Biri tetiği, biri bombanın pimini çekecekti...
* Komutan, Celal Talabani�ye, �Sen ne biçim adamsın?� diye bağırıyordu. Talabani, korkudan geri çekilirken, komutanı yatıştırmaya çalışıyordu.

Apo�nun, Şam�daki evinin önüne bir minibüs yanaştı. Minibüsten inenler arasında �Yeşil� kod adlı Mahmut Yıldırım da vardı. Apo, telefonla konuşuyordu. Büyük bir patlama oldu. Ardından bir sessizlik. Telefonu dinleyenler birbirlerine sarılıp ağladılar. Sonra, her şey değişti...

Siverek�teki yer sofrasında oturan 13 kişi arasında Korkut Eken, Abdullah Çatlı ve �Drej Ali� lakaplı Ali Yasak da bulunuyordu. Korkut Eken ve �Drej Ali� ilk kez o günü anlattı.


İNDİR(Rapidshare)


İNDİR(4Shared)

Kırmızı Klasör (Saygı Öztürk)

Kırmızı Klasör (Saygı Öztürk)


Bir elinde bomba bulunan terörist, kendisini Büyükelçilik görevlisi diye tanıtan kişiyle uçağın telsiziyle konuşuyordu. O, uçağı Bulgaristan�ın başkenti Sofya�ya indirdiğini sanıyordu. Sabah ezanı okunmak üzereydi. Alacakaranlıkta bir Emniyet mensubu M-16 Kobra silahıyla nişan aldı. Tek atış şansı vardı. Biri tetiği, biri bombanın pimini çekecekti...
* Komutan, Celal Talabani�ye, �Sen ne biçim adamsın?� diye bağırıyordu. Talabani, korkudan geri çekilirken, komutanı yatıştırmaya çalışıyordu.

Apo�nun, Şam�daki evinin önüne bir minibüs yanaştı. Minibüsten inenler arasında �Yeşil� kod adlı Mahmut Yıldırım da vardı. Apo, telefonla konuşuyordu. Büyük bir patlama oldu. Ardından bir sessizlik. Telefonu dinleyenler birbirlerine sarılıp ağladılar. Sonra, her şey değişti...

Siverek�teki yer sofrasında oturan 13 kişi arasında Korkut Eken, Abdullah Çatlı ve �Drej Ali� lakaplı Ali Yasak da bulunuyordu. Korkut Eken ve �Drej Ali� ilk kez o günü anlattı.


İNDİR(Rapidshare)


İNDİR(4Shared)

Dünü Bugünü ile 68'liler (Hulki Cevizoğlu)


'Elbetteki idam cezası şart değildi. Duruşmada birazcık saygılı olsalardı idam edilmezlerdi...' Bu sözler, tama 25 yıl önce (1972) Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan Hakkı'nda 'idam' isteyen 12 Mart Savcısı Baki Tuğ tarafından bir televizyon programında, canlı yayında söylendi. Kanal 6 Televizyonu'nda yayınlanan 'Ceviz Kabuğu' programını izleyen milyonlarca insanın tüylerini diken diken eden bu sözler, hukuk sistemimizin çağdaşlaştırılması gereğinin de yeni bir kanıtı oldu... Dillere destan '68 Kuşağı'. Bu kuşak kimlerden oluşuyor, kuşağın ünlüleri, o dönemde yaptıkları-yapamadıkları, silah zoruyla rejimi mi değiştirmek istediler yoksa bir kişiyi öldürmeden ipe mi gittiler, felsefeleri neydi, hataları var mıydı, yanıtlarını, o kuşağın liderlerinin ağzından, 25 yıl sonra almak tarihi açıdan önem taşıyordu. Biz de 'Ceviz Kabuğu' programında, bunca yıl sonra sağlıklı bir değerlendirme yapmak ve tarihe ışık tutabilmek amacıyla, bugün hayatta olan dönemin önemli liderleri ile '68'liler' konusunu işledik... (Kitabın Girişinden)

İNDİR(Rapidshare)


İNDİR(4Shared)

Dünü Bugünü ile 68'liler (Hulki Cevizoğlu)


'Elbetteki idam cezası şart değildi. Duruşmada birazcık saygılı olsalardı idam edilmezlerdi...' Bu sözler, tama 25 yıl önce (1972) Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan Hakkı'nda 'idam' isteyen 12 Mart Savcısı Baki Tuğ tarafından bir televizyon programında, canlı yayında söylendi. Kanal 6 Televizyonu'nda yayınlanan 'Ceviz Kabuğu' programını izleyen milyonlarca insanın tüylerini diken diken eden bu sözler, hukuk sistemimizin çağdaşlaştırılması gereğinin de yeni bir kanıtı oldu... Dillere destan '68 Kuşağı'. Bu kuşak kimlerden oluşuyor, kuşağın ünlüleri, o dönemde yaptıkları-yapamadıkları, silah zoruyla rejimi mi değiştirmek istediler yoksa bir kişiyi öldürmeden ipe mi gittiler, felsefeleri neydi, hataları var mıydı, yanıtlarını, o kuşağın liderlerinin ağzından, 25 yıl sonra almak tarihi açıdan önem taşıyordu. Biz de 'Ceviz Kabuğu' programında, bunca yıl sonra sağlıklı bir değerlendirme yapmak ve tarihe ışık tutabilmek amacıyla, bugün hayatta olan dönemin önemli liderleri ile '68'liler' konusunu işledik... (Kitabın Girişinden)

İNDİR(Rapidshare)


İNDİR(4Shared)

30 Mart 2008 Pazar

Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü (Ömer Asım Aksoy)


Her dilde atasözleri ve deyimler vardır. Toplumbilim, ruhbilim, eğitbilim, ekonomi, felsefe, tarih, ahlak, folklor… gibi birçok konuları ilgilendiren ve birçok yönlerden inceleme konusu edilmeye değer olan bu ulusal varlıklar, deyiş güzelliği, anlatım gücü, kavram zenginliği bakımından pek önemli dil yapılarıdır.

“Kitabımızın birinci cildinde deyimlerimizin biçim ve kavram özelliklerini, başka niteliklerini incelemiş, genel çizgileriyle tanımını vermiştik. Konuya biraz daha yaklaşırsak görürüz ki bu tanımın içine giren sözler, kimi özellikleriyle birbirlerinden az çok ayrı nitelikler de taşımaktadırlar ve genel bakışla kapsamı geniş olan deyimlerimizi, özel niteliklerine göre birtakım kümelere, çeşitlere ayırma olanağı vardır. Öte yandan bu çeşitlerin bir bölüğüne “deyim” adını vermekte hiç kimse duraksamadığı halde öteki bölüklere “deyim” demek ya da başka adlar takmak konusunda ayrışık düşünceler ileri sürülebilir. Bunun için “deyim” sözcüğünün
kapsamı esnektir. Kimi zaman aynı esneklik, deyimlerin herhangi bir çeşidi ile deyim olmayan sözler arasındaki sınırı çizerken de görülür. Burada, geniş kapsamlı bir bakışla “deyim” adını verdiğimiz sözleri: A. Özel niteliklerine göre çeşitlere ayırmayı deneyeceğiz. B. Bunlarla deyim olmayan sözler arasındaki sınıra ne ölçüde kesinlik verebileceğimizi göstermeye çalışacağız.” (arka kapak)

Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
Dil: Türkçe
Biçem: LIT | PDF
Boyut: 320KB | 873KB

4shared

rapidshare

İlkler Ansiklopedisi


Milliyet Gazetesi’nin okuyucuları için hazırladığı İlk’ler Ansiklopedisi.
-Bu gün kullandığımız her şeyin ilkleri hakkında bilgi veriyor.
-416 sayfa.
-Ansiklopedi iki cilt hazırlanmış. Bütünlük olması için iki cilt tek dosya da birleştirildi.
-Ansiklopedi, bir çeviri, sonuna Türkiye’de ve Türklerde ilkler bölümü ilave edilmiş.
-Ansiklopedinin sonunda kronolojik sıraya göre ilkler ve alfabetik sırada içindekiler var.
-PDF formatında düzenlenmiştir.
-Taramadan kaynaklanan hatalara karşı gözden geçirilmiştir.
-Ansiklopedinin içinde çok az renkli resim var. Çoğu eski siyah beyaz resim ve çizim.
Renkli olan resimlerin baskı kalitesi de iyi değil. Bu nedenle Siyah-Beyaz taranmıştır.
-Siyah beyaz taranması dosyanın boyutunu da küçültmüştür.
-Gazete eki olduğundan, ofset baskı taramada oldukça fazla hata oluşturdu.
Bu nedenle uzun ve zahmetli bir çalışmanın sonucunda bu çalışma ortaya çıkmıştır.


4shared

rapidshare

23 Mart 2008 Pazar

90 Dakikada Hegel (Paul Strathern)


Hegel ciddiye alınmak istiyordu; sonuçta bu isteği gerçekleşir de. Onun düşünsel armağanı tüm Avrupa’ya yayılır.
Hegel’in felsefesi çağın arzularını yerine getirir. Disiplin ve düzen inancı, istekli ve yoğun çalışma, acının şifalı gücü…
Daha sonra Avrupa bu motivasyonu unutup durağanlaşır. Ama bundan hergün giydiği sarı-gri ceketi içindeki hamur suratlı profesör sorumlu tutulamaz. Doğrusu, Hegel’in dünyayı fantastik, entelektüel bir masal olarak algıladığı ve sistemini melankolik, her şeyi açıklamaya çalışan karışık bir bilye oyunu olarak ortaya koyduğudur. Ama hiç olmazsa öncelikle dünyayı gerçekten anlamaya çalıştı; anlamadan değiştirmeye de kalkışmadı.

Yayınlayan forum kitabı biraz katletmiş maalesef reklam yapacağım diye ama yine de okunabilir durumda. Görseller yine yok.



4shared

rapidshare

Kendini Savunan İnsan (Erich Fromm)



Yüzyılımızın ünlü düşünürü Erich Fromm, bu yapıtında insanın yaşamdaki temel ödevinin “kendi kendisini oluşturmak”, yani gizilgüç olarak ne ise o hale gelmek olduğunu savunuyor. Fromm’a göre, insanı anlamak, onu sanki kendimiz bir Tanrı ya da ondan çok üstün bir yeri olan bir yargıçmışız gibi suçlamamak anlamına gelir. Çünkü, “iyi” ve “kötü” ne düzenekseldir ne de önceden yazgılanmıştır. Ahlak felsefesi alanında seçme ve karar, insana; onun kendisini, yaşamını ve mutluluğunu önemle ele almasına; kendisinin ve toplumunun ahlaksal sorunlarıyla yüzyüze gelebilmek yiğitliğini gösterip kendisini savunabilmesine dayanmaktadır.

kitap taslak şeklinde olabilir.Düzeltilmemiş yanları olabilir.Kitabı indirmek için aşağıdaki linkleri kullanabilirsiniz.


4shared

rapidshare

22 Mart 2008 Cumartesi

Kırk Ambar Sohbetleri (İlber Ortaylı)


Tarihçi hüviyetinin yanı sıra, bir düşünce adamı olarak yıllardır ülke sorunlarına ilişkin görüşlerini açıklayan , elinizdeki kitapla ilk kez dergi ve gazete sütunlarındaki yazılarını okura sunuyor. Eğitim, kültür, AB-Türkiye ilişkileri, Türk kimliği gibi ülkemizin temel meselelerine ufuk açıcı öneriler getiren Ortaylı, kendine özgü tavizsiz üslubuyla ve derin dil ve tarih bilgisiyle okuru ‘tarih meleği’nin eşliğinde Sarıkamış’tan Vatikan’a,1914′ten 1980′e, Osmanlı kültüründen hilafetin kaldırılmasına uzanan, bu ülkede yaşayanların aşina olduğu bir yolculuğa çıkarıyor.

“Tarihin sedası hoş olmaktan çok gök gürültüsü gibi hacimlidir ve bitmeyen bir yankıyı andırır. Geçen altı asır, komşu yirmi küsur halkın ve en başta bizim tarihimizdir; ona sıcak bir ilgi, bilimsel bir araştırma ve düşünce ile yaklaşmamız gerekir.”


4shared

rapidshare

İki Dirhem Bir Çekirdek (İskender Pala)


Anlatımı güzelleştirmek, savunulan fikir ve düşünceyi daha etkili kılmak üzere her dilde kalıplaşmış bazı sözler bulunur. Atasözleri, dua ve temenni cümlecikleri, sövgü ve ilençler, bilmece ve tekerlemeler... Bu tür kalıplaşmış sözler arasında, dilin bünyesinde en sık rastlanılanlar ise deyimlerdir. Dilin bünyesinde kalıplaşmış ve kökleşmiş olarak değişmeden kullanılan deyimler, hiç şüphe yok ki anlatıma canlılık ve güç katarlar. Bu sayede düşüncelerin ve olayların muhataba daha elkili biçimde yansıtıldığı bir gerçektir.
Bazı kimilerle ilgili anılar ve hikâyeler, tarihten alınmış olaylar, vs. deyimlerin ortaya çıkış nedenleri arasında ön sıraları paylaşırlar.. Bu bakımdan deyimlerin kaynaklarını arayıp bulmak, oldukça meşakkatli bir iştir. Bazen rastgele bir sayfada, bazen bir dipnotla, bazen de hiç ummadığınız bir el yazması sayfasında bir deyimin ortaya çıkış hikayesiyle karşılaşmak mümkündür.
Deyimlerimizin ortaya çıkış hikâyelerini bilmenin, dilimizin kültüre yansıyan yüzüne bir renk katacağı kesindir. Umarız, bu konuda daha geniş araştırma yapacaklar için bu küçük kitap bir başlangıç
olur.



4shared

rapidshare

Bilinmeyen Yönleriyle Satanizm (Bülent Kısa)


Satanizm 90′lı yılların başlarından itibaren Türkiye’de adı duyulur ve zaman zaman da gündemi fazlasıyla işgal eder hale geldi.
Satanizm’den fazlasıyla bahsedilmesine ve dönem dönem de, basının da abartması ile “Savulun Satanizm geliyor” şeklinde abartılı merak ve korku dalgalarının yükselmesine rağmen görülmektedir ki, kimsenin hatta “Satanist’im” diyenlerin bir çoğunun bile Satanizm hakkında belli bir fikri ve bilgisi yok.

Satanizm, bazılarına göre bir inanç sistemi, bazılarına göre bir din, bazılarına göre bir yaşam tarzı, bir felsefe, kimine göre sapıklık ve canilik, kimilerine göreyse siyah elbiseler giyip, erkeklerin saç uzatması ya da saçlarını kazıtması, küpe takmaları, kadınların da siyah tırnak cilaları kullanmaları ve metal müzik dinlemeleri.

Satanizm tam olarak nedir? Bu soruya bir, iki kelime ile cevap verebilmek için insanın Satanizmi hiç bilmemesi ve kulaktan dolma yarım yamalak bilgilerle konuşuyor olması gerekiyor. Satanizm için kısaca “Şeytan tapımı” deyip geçmek de mümkün. Fakat bu da tam bir cevap olmuyor.

kitabı indirmek için aşağıdaki linkleri kullanın

4shared

rapidshare

21 Mart 2008 Cuma

Yamuk Bakmak (Slavoj Zizek)


Hitchcock filmleri, Stephen King, korku, bilimkurgu ve dedektif öyküleri, popüler romantik romanlar, günümüz kitle kültürü, Stalinist pornografi, Biçimsel Demokrasi, sonra Lacan, Hegel, Kant, Sade ve diğerleri... Hepsi bir arada, yan yana.
İçinde hep rahat edegeldiğimiz düşünme ve açıklama çerçevelerinin otomatikliğinin sekteye uğradığı anlarda hissettiğimiz, sezdiğimiz, ama en derinlerdeki mantığına bir türlü nüfuz edemediğimiz için söze dökülmeden kalan şeyler vardır... Son dönemde Avrupa'nın "çevresi"nde yükselen yeni sosyal hareketlerin içinden gelen Slavoj Zizek, belki tam da bu mesafesi sayesinde, bu tür şeyleri söze dökmeyi başarabiliyor. Bunu ilk elde bir arada düşünemeyeceğimiz tema ve kişileri birlikte okuyarak yapıyor: Zizek'e özgü bu "yamuk bakış" sayesinde, dik, cepheden bir bakışla asla görülemeyecek yepyeni düşünce katmanları seriliyor gözlerimizin önüne. Zizek bir taştan diğerine seker gibi yazdığı halde, anlatıyı asla dağıtmadan, olağanüstü bir akıcılıkla, yaşadığımız çağın kültürel ifadelerini boydan boya katedebiliyor.
Hangi alana yerleşiyor bu kitap? Felsefe mi, psikanaliz mi? Film ya da edebiyat eleştirisi mi? Yoksa sosyoloji ya da siyaset mi? Bizce hepsine ve hiçbirine. Sadece şu söylenebilir: Böyle bir metin ancak Zizek tarafından yazılabilirdi.

Zevkle okuyacağınızı düşünüyoruz.

içindekiler
Önsöz
Teşekkür

I Gerçeklik Ne Kadar Gerçektir?

1 Gerçeklikten Gerçeğe
2 Gerçek ve Maruz Kaldığı Değişimler
3 Arzunun Gerçeğinden Kaçmanın İki Yolu

II Hitchcock Hakkında Asla Çok Şey Bilinemez
4 Külyutmazlar Nasıl Yanılır?
5 Hitchcockçu Leke
6 Pornografi, Nostalji, Montaj: Bir Bakış Üçlüsü

III Fantazi, Bürokrasi, Demokrasi

7 İdeolojik Sinthome
8 Postmodernliğin Müstehcen Nesnesi
9 Biçimsel Demokrasi ve Huzursuzlukları

İndirmek için aşagıdaki linleri kullanın

4shared

rapidshare

Teşkilatın İki Silahşörü (Soner Yalçın)


Soner Bey beni arıyormuşsunuz!'
Tanışmamız telefonda bu cümleyle başladı.
Tarih 16 haziran 1999."

Torun "Yakub Cemil" yurtdışında katıldığı silahlı operasyonları ve dedesi, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin ünlü fedaisi Yakub Cemil'le benzerliklerini anlattı...

"30 Ekim 1984. İstanbul Çınar Oteli'ndeyiz.
Odada, subaylıktan ayrılma Yılmaz ve MİT'ten emekli Mehmet Ali Ağabey de var. Bir de 'Akrep!' Planı ezberlekdik. Birer gün arayla inecektik Atina'ya..."

"Kelle alana, yani tetiği çekene biz 'Teğ-Men' veya 'Çiftçi' derdik. Bu şifreler bize, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin silahlı müfrezesi Teşkilatı Mahsusa'dan mirastır. Teşkilatı Mahsusa'nın baş harfleri, 'T' ve 'M' nedeniyle 'Teğ-Men' şifresini kullanıyorduk. 'Çiftçi'de, bu özel örgütün amblemindeki 'çift ay'dan kaynaklanıyordu...."

"Beyrut benim ilk işimdi.
Sıcak ete ilk orada sıktım..."

"1983 yılının 15 nisanı.
İki komportıman çalışacağız. 1-2-3 ve 4-5-6.
Ben 4'üm!
Liége-Brüksel ve Rotterdam--Abnham hattı bizimdi..."


"Operasyondan sonra elerimizi kolonyalı mendillerle sildik. Paris-Orly Havaalanı yolunda otomobil değiştirdik, dörtlülerini yakmış bir diğer taksiye bindik..."

"PKK'lı Abdullah Öcalan'la da, MLSPB'li Şemsi Özkan'la da aynı okulda okudum..."

"1979 yılının bir mart günü Ankara'dan ayrıldım. İzmir yakınlarında Amerikalılardan kalma bir yerde aylarca eğitim gördüm, gerilla gibi yetiştirildim."

"Bu kavgada bizim iki sadık dostumuz vardı: biri hayat, diğeri ölüm!.."

Sistemler, rejimler değişti, teşkilat hep aynı kaldı.

Fedaileri dün Dede Yakub Cemil'di, bugün Torun "Yakub Cemil."

İki Silahşorun Gerçek Yaşamöyküsü...

kitap taslak halinde olabailir.



4shared

rapidshare

19 Mart 2008 Çarşamba

Müslümanlık ve Nurculuk (Turan Dursun)


Bu kitabın ilk basımı, 1971 yılında Ankara’da yapılmış. Özelliği, öteki kitaplarından farklı olarak, ’un ‘Müslümanlığı’ döneminde yazılmış olması.

Turan Dursun, bu kitabında, Nurculuk Tarikatının kurucusu ‘Bediüzzaman Said-i Nursi’nin Risale-i Nur’larını, Kur’an’daki ayetlerle karışlaştırıyor, onun Kur’an’a zıt düşen taraflarını ortaya koyuyor.

Nurculuk denen akımın ne olduğunu anlamak için üç konu hakkında bilgi sahibi olmak gerekiyor: Birincisi, Said-i Nursi. İkincisi, Risale-i Nur. Üçüncüsü, Nur Şâkitleri (Nurcular).

Bu konularda çok şeyler söylenmiş ve yazılmıştır.

Gerçekte Said-i Nursi, nasıl bir kimsedir? Risale-i Nur, nasıl bir kitaptır? Risale-i Nur’da ileri sürülenlerin bilimsel bir değeri, İslamla bağdaşır bir yanı var mıdır? Nurcuların hepsi, gerçekten Said-i Nursi’ye ve Risale-i Nur’a inandıkları için mi Nurcu olmaktadırlar?
Nurculuk Müslümanlığa yararlı mı, zararlı mı olmuştur?

Turan Dursun, araştırmasını okura şöyle sunuyor: ‘Bu kitap özellikle saf Müslümanların uyarılmasına yararsa ne mutlu bize…’


4shared

rapidshare

Marksizmin Işığında (Elif Çağlı)


Bu kitap yaklaşık on yıl önce kaleme alınmış ve devrimci Marksistlerin tartışma platformuna sunulmuştu. Yazarın bu kitapta dile getirdiği teorik açılımlar, 1990 yılı boyunca devam eden bir tartışma sürecinde biçimlendi. Bu tartışma, başta Sovyetler Birliği olmak üzere, öteden beri “reel sosyalizm” ya da “yaşayan sosyalizm” olarak nitelendirilen ülkelerin gerçekte nasıl bir sosyo-ekonomik formasyona sahip oldukları, dünya tarihinde nasıl bir rol oynadıkları ve onları nasıl bir geleceğin beklediği soruları ile ilgiliydi.

Bugünden bakıldığında, bu soruların artık geçmişte kaldığı ve önemini yitirdiği düşünülebilir. Hatta geçmişi anımsamak, dünün “reel” sosyalisti, bugünün “liberal”i olan eski kuşaktan pek çok solcuya can sıkıcı da gelebilir. Fakat Marksizmi savunanlar açısından durum hiç de böyle değildir. Marksistler, sağlam bir tarih bilincine ve tutarlı bir sosyalist bakış açısına sahip olabilmenin yolunun, geçmiş hakkında doğru bilgiler edinmekten geçtiğini bilirler. Özellikle de bugün, sosyalizmin tarihi ve yaşanmış “sosyalizm” deneyimleri hakkında doğru bilgilenmek isteyen genç kuşaklar açısından bu daha da önem kazanmaktadır. (”Sunuş” Yazısından)


4shared

rapidshare

Aklın İsyanı (Alan Woods, Ted Grant)

“Avrupa’da bir heyulâ kol geziyor.”
(Komünist Manifesto)

Mark Twain bir keresinde, ölümüne dair söylentilerin abartıldığını söyleyerek dalga geçiyordu. İlginç bir olgu olarak, yaklaşık yüz elli yıldır her sene öldüğü ilân edilen Marksizm, yine de, bazı anlaşılamayan nedenlerden ötürü, inatçı bir dokuz canlılık göstermektedir. Bunun en iyi kanıtı da, ona yöneltilen saldırıların yalnızca devam etmekle kalmayıp hem sıklık hem de sertlik bakımından artma eğilimi göstermesidir. Eğer Marksizm gerçekten geçersiz ve yersiz bir şey ise, neden onun adını anmaktan bile huzursuz olunuyor? Gerçek şu ki, Marksizme iftira edenlere o eski heyulâ hâlâ musallat olmaya devam ediyor. Pek hoşlarına gitmese bile, savundukları sistemin ciddi zorluklar içinde olduğunun ve aşılamaz çelişkilerle parçalandığının; sosyalizmin totaliter karikatürünün çöküşünün tarihin sonu olmadığının farkındalar.

Geçtiğimiz birkaç yılda, Berlin Duvarının yıkılışından bu yana, Marksizme ve genel olarak sosyalizm fikrine karşı eşi görülmemiş bir ideolojik karşı saldırı söz konusuydu. Francis Fukuyama, “Tarihin Sonu”nu ilân edecek kadar ileri gitti. Ama tarih, üstelik intikamını da alarak devam ediyor. Rusya’da Stalinizmin garabet rejimi yerini daha da büyük bir garabete bırakmıştır. Eski Sovyetler Birliği’ndeki “serbest piyasa reformu”nun gerçek anlamı, üretici güçlerin, bilim ve kültürün muazzam bir çöküşü olmuştur, öyle ki, bu boyutta bir çöküş ancak savaşta alınan feci bir bozguna benzetilebilir.

Tüm bunlara rağmen �belki de tam da bu yüzden� kapitalizmin sözde erdemlerine hayranlık duyanlar, Stalinizmin çöküşünün sosyalizmin işlemediğini kanıtladığı yalanını yutturabilmek için çok ciddi servetler harcamaktalar. Marx ve Engels’in ortaya koyduğu ve sonra Lenin, Troçki ve Rosa Luxemburg tarafından geliştirilen tüm bir düşünceler bütününün tamamen gözden düştüğü sanılıyor. Ne var ki daha yakından bakarsak, giderek daha da aşikâr hale gelen şey, sadece sanayileşmiş ülkelerde bile yirmi iki milyon insanı tüm bir kuşağın yaratıcı potansiyelini israf ederek zorla çalışma dışı bir yaşama mahkûm eden, serbest piyasa ekonomisi denen şeyin krizidir. Batı toplumunun tümü kendisini yalnızca ekonomik, politik ve toplumsal olarak değil aynı zamanda ahlâki ve kültürel bakımdan da bir açmazda buluyor. Onyıllar önce Marksistler tarafından öngörülen Stalinizmin çöküşü, 20. yüzyılın son on yılında kapitalist sistemin dünya ölçeğinde derin bir krizde olduğu gerçeğini gizleyemez. Sermayenin stratejistleri geleceğe derin bir önseziyle bakıyorlar. Ve aslında, daha dürüst olanlar, yanıtlamaya cesaret edemedikleri şu soruyu kendilerine soruyorlar: Şu yaşlı Karl her şeye rağmen acaba haklı mıydı?

Marksizmin fikirleri ister kabul edilsin ister reddedilsin, bu fikirlerin dünyada yarattığı muazzam etkiyi inkâr etmek mümkün değildir. Komünist Manifesto’nun ortaya çıkışından günümüze değin, Marksizm, yalnız politik arenada değil insan düşüncesinin gelişimi alanında da belirleyici bir faktör olmuştur. Ona karşı savaşanlar yine de onu kendilerinin kalkış noktası olarak ele almak zorunda kalıyorlar. Ve bugünkü durum ne olursa olsun, şu su götürmez bir olgudur ki, Ekim Devrimi dünya tarihinin tüm gidişatını değiştirmiştir. Bu nedenle Marksizmin teorileriyle daha yakın bir tanışıklık, zamanımızın en temel olgularını anlamak isteyen herkes açısından zorunlu bir önkoşuldur. (Önsözden)


4shared

rapidshare

Gilgameş: Tarihte İlk Kral Kahraman (Muazzez İlmiye Çığ)


Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın kaleme aldığı bu kitap, Sümerlilerin bundan binlerce yıl önce yaşamış olan kahraman kralı Gilgameş’in serüvenlerini kapsayan bir öyküdür.

Bu öyküde yer alan konular, Gilgameş’in yaşadığı çağdaş itibaren yüzyıllar boyunca ağızdan ağıza geçtikten sonra çiviyazısıyla destan halinde tabletlere yazılmıştır. Babilliler, Sümerce yazılmış tek tek konuları, Akad dilinde bir bütün destan haline getirmişler. Çığ, Sumerce yazılıp destana alınmamış öyküleri, XII. tablette yazılanları ve destanda bulunmayan, fakat Akadca şiir halinde yazılmış Gigameş’in doğumunu anlatan öyküyü de kitabına ekledi. Böylece Gilgameş destanının tümünü ve Gilgameş’e ait yazılan bütün konuları bir araya toplamış oldu.

Tutkuları, sevinçleri, acıları, umutları ve hayal kırıklıklarıyla bugüne bağlanan tarihin ilk kahraman kralını, Sumerolog Çığ’ın akıcı anlatımıyla tanıyacaksınız. (Arka Kapak)


mediafire

Bay Pipo (Doğan Yurdakul, Soner Yalçın)


Bu kitapta anlatılanlar tümüyle gerçektir…
Adı geçenler gerçek kişilerdir…
Olaylar, tanıkların ağzından aktarılmıştır…
İŞTE MİT’İN GAYRİ RESMİ TARİHİ…

Bu kitap, Türkiye’nin son elli yıllık tarihinin bir bölümünü deyim yerindeyse “büyüteç altına almaya” çalışmaktadır.







LİT ve DOC formatındadır

4shared

rapidshare

İslama Göre Diğer Dinler (İlhan Arsel)

İslama Göre Diğer Dinler (İlhan Arsel)

Prof. Dr. İlhan Arsel, bu çalışmasında İslam kaynaklarında yer alan diğer dinler hakkındaki hükümleri eleştirmektedir.
Kitapta yer alan bazı konu başlıkları şöyle:
- Şeriatın, İslamdan Başka Din ve İnançları Bakış Açısı;
- İslam Şeriatının, İslamdan Başka Din ve İnançtakilere Karşı Hoşgörülü ve Saygılı Olduğu İddiaları;
- Yahudileri ve Hıristiyanları Aşağılama Siyaseti;
- Müslümanları, Başka Din ve İnançta Olanlara Karşı Düşman ve Saldırgan Kılma Siyaseti;
- Başka Din ve İnançta Olanlara Karşı ‘Cihat’ Siyaseti;
- ‘Kâfir’lere Karşı Hoşgörüsüzlük Siyaseti Şeriatın Özüne Saplı Kalındıkça Katılaşmış, Bu Özden Uzaklaşıldıkça Yumuşamıştır.

‘… İslamdan başka dinlere rağbet edenler tam bir sapıklık ve ziyan içindedirler…
(Kur’an, Âl-i İmrân Suresi, ayet 85.)

‘… Yalnız Allah’ın dini (İslamiyet) kalana kadar onlarla savaşın…’
(Kur’an, Bakara Suresi, ayet 193.)

‘Ey Müslümanlar, Yahudileri ve Hıristiyanları dost olarak benimsemeyin; onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onlara dost olursa, o da onlardandır…’
(Kur’an, Mâide Suresi, ayet 51.)

Kitabı indirmek için aşağıdaki linkleri kullanın

4shared

rapidshare

10 Şubat 2008 Pazar

Medeni Kanun (Esat Şener)




Kitapta bulunan Konulardan Bazıları Şunlardır:

Türk Medenî Kanunu
Borçlar Kanunu
Kanunu Medeninin Sureti Mer’iyet ve Şekli Tatbiki Hakkında Kanun
Mera Kanunu
Tapu Sicil Tüzüğü