17 Ocak 2009 Cumartesi

Cumhuriyet Yönetiminin Bize Kazandırdıkları

Osmanlı Devleti'nde ülkeyi padişahlar yönetiyordu. Bu yönetim biçiminde halk yönetimde söz sahibi değildi. Kendilerini temsil eden temsilcileri yoktu. Hak ve hürriyetleri kısıtlıydı.
Kurtuluş Savaşı'ndan sonra cumhuriyet ilân edildi. Cumhuriyet yönetiminde halk kendi kendini yönetir. Miletvekillerini kendi seçer. Milletvekilleri de ulus adına yönetimde görev alır. Cumhuriyet yönetiminde ülkenin yönetimi anayasa ve kanunlara uygun olarak yürütülür.
Herkes kanunlar karşısında eşit hak ve hürriyetlere sahiptir.
Cumhuriyet sayesinde birçok hak ve hürriyetlere kavuştuk. Öğrenim, haberleşme, yerleşme, seyahat etme özgürlüğümüz oldu.
Seçme ve seçilme hakkına da cumhuriyet yönetimiyle kavuştuk. Seçme ve seçilme şartlarını taşıyan herkes seçimlere katılır. Oy kullanır. İsterse aday olur. Seçimi kazanırsa ülke yönetiminde görev alır.
Cumhuriyetin ilânından sonra birçok alanda yenilikler yapıldı. Arap harfleri kaldırılarak bu gün kullandığımız harfler kabul edildi. Eski okulların yerine çağdaş eğitim ve öğretim yapan okullar açıldı. Din ve devlet işleri birbirinden ayrıldı. Devletin yönetiminde din adamlarının yetkileri kaldırıldı. Çağdaş kıyafetler giyilmeye başlandı.
Cumhuriyet yönetiminden önce insanların soyadları yoktu. Bu durum karışıklıklara neden oluyordu.
Bu karışıklıkları önlemek için Soyadı Kanunu çıkarıldı. Herkes bir soyadı aldı. TBMM, Mustafa Kemal'e, Türklerin atası anlamına gelen "Atatürk" soyadını verdi.
Cumhuriyet yönetimi Türk ulusuna birçok yararlar sağladı. Modern tarım araçları kullanılmaya başladı. Üretim arttı. Hastaneler yapıldı. Fabrikalar açıldı. Yollar ve köprüler yapıldı. Ulaşım ve iletişim kolaylaştı. Barajlar yapılıp elektrik üretilerek ülkemiz karanlıktan kurtarıldı.

Cumhuriyet Bayramı'nı Nasıl Kutluyoruz?

1. Bayram Hazırlıkları
Bayramda giyeceğim giysilerimi hazırladım. Odamı bayraklarla ve balonlarla süsledim.
Babamla birlikte odamın duvarına Atatürk'ün resmini astık ve çevresini süsledim. Balkonumuza bir Türk bayrağı astık.
Okulumuzda da bayram hazırlıkları başladı. Sınıfımıza bayraklar, fenerler, balonlar getirdik. Sınıfımızın pencerelerine bayraklar astık.
Atatürk'ün resmini çiçeklerle ve bayraklarla süsledik. Fener ve balonları iplere astık. Hepimiz sınıfta yapılan bayram hazırlıklarına büyük bir istekle katıldık.
Okulumuzun salonundaki Atatürk Köşesi de bayraklarla ve çiçeklerle süslendi. Cumhuriyetle ilgili güzel sözler yazılı afişler asıldı. Okulumuzun ön duvarlarına Atatürk'ün büyük boy resimleri ve bayraklar asıldı.
Okul bandosunda ve halk oyunları ekibinde görevli arkadaşlarımız çalışmalarına devam ediyorlar. Bayramda yapacakları gösterileri hazırlıyorlar. Okuldaki bayram hazırlıklarına da severek ve isteyerek katılıyoruz.
Çevremizde de bayram hazırlıkları yapılıyor. İş yerlerinin ve evlerin pencerelerine, balkonlarına Türk bayrakları asılıyor. Büyük binaların duvarlarına Atatürk resimleri asılıyor. Sokaklarda, caddelerde Cumhuriyet Bayramı hazırlıkları coşku ile sürdürülüyor. Herkes büyük bir sevinç içinde.

2. Törende Gördüklerimiz
Bayram sabahı erkenden kalktım. Kahvaltımı yapıp aceleyle giyindim. Annem ve babamla birlikte okula gittik. Okul bahçesi kalabalıktı. Bir süre sonra bayram töreni başladı. Törene saygı duruşu ve İstiklâl Marşı'nın söylenmesi ile başlandı. Okul müdürümüz konuşma yaptı. Şiirler okundu. Marşlar ve şarkılar söylendi. Halk oyunları ekibimiz oyunlar oynadı.
Çeşitli gösteri ve yarışmalar yapıldı. Töreni coşku ile izledik. Yarışmalardan sonra tören sona erdi. Annem ve babamla birlikte eve geldik. 29 Ekim günü radyo ve televizyonda da bayram programları vardı. Ankara'da yapılan bayram törenlerini televizyondan izledim.
Gazetelerde de Atatürk'ün büyük bir fotoğrafı vardı. Bayramla ilgili yazıları okuduk. Bazı resimleri keserek ayırdım. Bayram sonrası okula götüreceğim.

Cumhuriyetin İlanı

Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra sıra devletimizin yönetim şeklinin belirlenmesine geldi. Mustafa Kemal halkın kendi kendisini yönettiği yönetim şekli olan cumhuriyet yönetimini istiyordu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi 29 Ekim 1923'te bir yasa ile cumhuriyet yönetimini kabul etti. Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulduğu bütün dünyaya duyuruldu. Bağımsızlığımızı kazandıktan sonra Atatürk'ün önderliğinde cumhuriyet yönetimine kavuşmuş olduk.
Cumhuriyet yönetimi en iyi yönetim şeklidir.
Cumhuriyetin ilânı, yurdun her yerinde büyük coşku ile karşılandı. Cumhuriyetin ilân edildiği gün Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'i cumhurbaşkanı olarak seçti.

Kurtuluş Savaşı

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmadan önce devletimizin adı Osmanlı Devleti'ydi. Osmanlı Devleti padişahlar tarafından yönetiliyordu.
Osmanlı Devleti zamanla gücünü kaybetmeye başladı. Avrupalı devletler ise gelişip güçlendiler. Güçlenen bu devletler yeni topraklar elde etmek istediler. Aralarında savaş başladı. Bu savaşa Birinci, Dünya Savaşı denir.
Osmanlı Develeti de bu savaşa önceleri katılmak istemedi. Ancak o dönem dost olarak görülen Alman Devleti'nin gemileri düşman tarafından sıkıştırılmıştı, kaçıyordu. O gemiler Goben ve Breslav isimli Alman gemileri idi. Osmanlı, o gemileri kurtarmak için onları biz satın aldık dedi ve o gemilere kendi bayrağını koydu. İsimlerini de Midilli ve Yavuz olarak değiştirdi. Ancak Almanlar boş durmadı ve o gemilerle gidip Rusya'nın limanlarını bombaladılar. Rusya, Osmanlı bayraklı bir geminin kendisine saldırdığını görünce Osmanlı da savaşa katılmış bulundu. Dört yıl savaş sürdü. Osmanlı Devleti müthiş bir direniş ile savaşta yenilmedi. Ancak müttefikimiz Almanlar yenilince biz de yenik sayıldık. Galip devletlerle bir ateşkes anlaşması imzalamak zorunda kaldı. Yapılan anlaşmanın adı, Mondros Ateşkes Anlaşması'dır.
Mondros Ateşkes Anlaşması'na göre Osmanlı ordusunun silâhlan toplandı. Askerleri dağıtıldı. Yurdumuzun bir bölümü işgal edildi.
Bu duruma cok üzülen Mustafa Kemal ve arkadaşları bir araya geldiler. İstanbul'dan Anadolu'ya geçerek yurdun kurtuluşu için savaşmaya karar verdiler. Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. Samsun'dan sonra Amasya'ya, Erzurum ve Sivas'a gitti. Bu şehirlerde toplantılar yaparak vatanın kurtarılması için yapılması gerekenleri anlattı. Alınan kararları bütün dünyaya duyurdu.
Anadolu'daki çalışmalarını bitiren Mustafa Kemal Ankara'ya geldi. 23 Nisan 1920'de TBMM açıldı. TBMM yurdumuzun düşmanlardan kurtarılması için Kurtuluş Savaşı yapılmasına karar verdi. Mustafa Kemal oy birliği ile meclis başkanı seçildi. Kurtuluş Savaşı süresince bütün kararlar ve önlemler mecliste alındı. Meclisin açılması cumhuriyet yönetimine geçişin ilk adımı oldu.
Kurtuluş Savası'nın sonucunda yurdumuz düşmanlardan kurtarıldı. Savaş bitince Lozan Barış Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile yeni Türk Devleti'ni bütün dünya tanımış oldu.

16 Ocak 2009 Cuma

Hoşgeldiniz!

E-Okul öğrenci bilgilendirme sistemine hoş gelmiş bulunmaktasınız. E-Okul yani Elektronik Okul öğrenci bilgilendirme sistemi sayesinde eğitim sanal anlamda ivme (a=V/t) kazanıyor. Öğrenciler büyük bir bölümü bu durumdan oldukça memnun. Bir kısım öğretmenler ise sistemden şikayetçi. Bilgisayardan not girmenin onlara eziyet olduğunu söylüyorlar.
Geçmişten bugüne baktığımızda hayatımızdaki pek çok şeyin yavaş yavaş sanallaşmaya başladığını görebiliyoruz.
Örneğin; Türk Telekominikasyon A.Ş. E-Fatura sistemine geçti.
Görünen o ki gelecekte de elektronik ortama geçiş katlanarak artacak ve insanlarda somut şeylere rağbet azalacaktır. Geniş bant internetin yurdumuzda yaygınlaşması ile her şey bir tık ötede. Bunun meyvelerini yavaş yavaş toplamaya başlıyor muyuz? Bu topladıklarmız meyve değil de başka bir şey mi? Bu tartışılır.

14 Ocak 2009 Çarşamba

MUTLULUK

Kütüphanemde uzun süre sıra bekleyen kitaplar arasındaydı “Mutluluk”. Nihayet sırası geldi okunmak için. Zülfü Livaneli’nin okuduğum en güzeli, en etkileyici, en sürükleyici kitabı bence. Ben kitabın 57. baskısını okudum. Herhalde okumayan kalmamıştır. Ama ben yine de okumayanlar için kısaca konusuna değineceğim. Doğu Anadolu’da yaşayan Meryem amcası tarafından tecavüze uğrar ve evin en alt katına ölüme terk edilir, yanına kendini asmak için bırakılmış bir iple birlikte. Ama Meryem yaşamayı tercih eder. Amcasının oğlu askerden döndüğünde görevi ona verirler ve İstanbul’a giderler birlikte. Yolda bu işi bitirmesini ve Meryem’i öldürmeden dönmemesini tembih ederler. Cemal habersizdir babasının tecavüz ettiğinden, ona biri olduğunu söylerler. Ve İstanbul yolculuğu başlar. Cemal içindeki vicdan el vermediği için kıyamaz Meryem’e. Bu arada İstanbul’da bir profesör olan İrfan, tüm hayatından sıkılmış ve bunalmış bir şekilde şehri, karısını ve okulunu terk ederek yatı ile deniz yolculuğuna çıkar. Ve yoluna bir gün Meryem ve Cemal çıkar. Olaylar böyle gelişir. Sonunu anlatmayayım, okumayıp merak edenler kitap satırlarında buluşsun diye, burada keseyim konuyu.

Meryem… Cemal… İrfan… Unutamayacağım üç karakter. Eminim ki sizinde uzun süre hafızanızda yer edecektir bu kişiler. Arada sıkıcı yerlerin olmasına rağmen kitap oldukça akıcı. Müziğine ve sesine hayran olduğum Zülfü Livaneli’nin bu unutulmaz romanını herkese tavsiye ediyorum.


Kitabın Arkasındaki Not:

Günümüz Türkiye'sinin içinden bıçak gibi geçen bu romanda üç kişiyle tanışıyoruz .Van gölü kıyısındaki kasabada, tecavüze uğramış olan on yedi yaşındaki Meryem, evlerinin 'izbe' denile. İstanbul'un tanınmış profesörlerinden Harvard mezunu ve varlıklı İrfan Kurudal, Boğaz'a bakan evinde yaşamını kökten değiştirme planları yapmaktadır. Cemal ise Gabar dağlarında PKK takibinde, ateş altındadır. Yaşam bu üç kişinin yolunu garip bir rastlantıyla birleştirir ve birbirlerinin ruh fırtınalarını daha yakından tanırlar. Mutluluk hem bir dönem romanı; hem kentiyle kasabasıyla, İstanbul'u ve Ege'siyle bugünkü Türkiye'nin tanığı, hem de anlattığı kişilerin psikolojik derinliklerine ulaşan bir başyapıt. Meryem'i, İrfan'ı ve Cemal'i hiçbir zaman unutamayacaksınız.

12 Ocak 2009 Pazartesi

KADINDAN KENTLER

Muhteşem bir kitap daha "benim yazarlarımdan" biri olan Murathan Mungan’dan. Sabırsızlıkla beklediğim bir kitaptı. Aslında son çıkanlar rafındaki kitapları okumayı sevmem ama “Kadından Kentler”i bekletemedim. Uzun zamandır beklediğim bir kitaptı. Elime geçer geçmez okudum, bitirdim ama elimden bırakamadım hala. Bende harika duygular yarattı her zaman ki gibi. Müthiş bir yazar, müthiş bir şair ve müthiş bir tahlilci. 16 hikaye, 16 şehir ve 16 kadın…. Her hikâye ayrı bir güzelliğe sahip. Kadınların iç dünyasına hitap edebilen, şehir gözlemler çok iyi ve çok akıcı bir ifade ile yazılmış harika bir öykü kitabı. Ayrıntılardaki güzellik, cümlelerdeki sözcüklerin dizilimi ile de kitap kendini sevdiriyor zaten. Sırada, diğer öykü ve romanlarını bekliyor okunmak için. Herkese en kısa sürede okumalarını tavsiye ediyorum.

Kitabın Arkasındaki Not:

Alsancak İskelesi, overlok, asker bavulu, Nurhayat, Adana Seyhan Oteli, dansöz kıyafeti, Emine, burma bilezik, Maşatlık, tahta basamaklar, Sevgi, boşanmak, beyaz şarap, eski Mudanya yolu, Esme, Rumlardan kalma ev, tütün ilacı, çinko kevgir, taşlığa vuran ay, Şengül, Yeşilırmak, çay bahçesi, Yetiştirme Yurdu, Nihal, Ankara İl Radyosu, Cebeci, Goralı Sandviç, Tansel Plak, Nazan, Sinop Kalesi, kuğu biblo, çeyiz, Yıldız, Kanat Turizm, mola yeri, Çanakkaleli Perihan, Meltem, Cacabey Camii, ilk tayin, saat kulesi, rüzgârgülü, Tülay, Erzurum dağları da kar ile boran, Yakutiye Medresesi, iki bavul, Fotoğrafçı Aram, Suna, Diyarbakır surları, terörle mücadele, Küçe Sofrası, Hâkimehanım, Aslı, Lüks Terzi, Foto Zafer, Taş Sinema, Nebahat Abla, sundurma, elma-armut kuruları, zehir sağmak, Asiye, Pozcu Mahallesi, sabahın beşi, yazlık bahçe, Zozan, Esenler Otogarı.