Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2009 Pazar

Mim No: 2

Pek sevgili foondah bizi mimleyivermiş. Başlık: 2010 ne getirsin. İşte dilek listelerimiz:


(Fotoğraf deviantart'tan Nihilistka'nın...)

Çavlan'ın Listesi:

- 2010'da Haneke, Tarantino, Leigh, Burton, Fincher, Cronenberg, Lynch, Angelopoulos ve Ghobadi yeni filmler çeksin. Bu filmlerin tümünün gıcır gıcır DVD'leri gizli bir hayran tarafından kapıma bırakılsın.

- Fahrenheit 2, Longest Journey 3 ve Vampire the Masquerade 3 (ya da Bloodlines 2) çıksın. Bir de Croc: The Legend of Cobbos diye bir platform oyunu vardı eskiden, çok şirindi. Onun da 2.si yapılsın.

- Bu yıl Battlestar Galactica, Veronica Mars, Buffy, Angel, Death Note ve Seinfeld yeniden başlasın. Ama oyuncular hiç yaşlanmamış olsun, ilgili dizinin bittiği yıldaki hallerine dönsünler.

- Geçen hafta finali yayınlanan Survivor Samoa'nın yapımcıları oy sayımında bir hata yapmış olduklarını, aslında kazananın Russell olduğunu açıklasınlar. "Sole Survivor" ünvanı Russell'a verilsin. Bir de Heroes vs. Villains 2010'un ilk günü başlasın, yılın her günü bir bölüm yayınlansın.

- Glen Hansard, Damien Rice, Beirut, Massive Attack, Brazzaville, Belle&Sebastian, The Soundtrack Of Our Lives, Cinerama ve Kings of Convenience 2010'da yeni albümler çıkarsın.

- Paul Auster'ın Görünmeyen'i 2010'un ilk günü ayağıma gelsin. Öyle beni 5 Ocak'lara kadar falan bekletmesin.

- John Fowles'ın evinin tavanarasında ölümünden önce yazdığı ama yayınlatmadığı 4-5 tane roman bulunsun. Hemen yayınlasınlar, postayla ciltli halde evime gelsin.

- Yeni filmlerin DVD'lerini bana gönderen şu gizli hayran, Nabokov'un Cinnet'inin de ilk baskısını bulsun, yine gizlice kapıma bıraksın.

- The Amazing Race'in "ABD vatandaşı olmayan katılamaz" kuralı değiştirilsin. Umut'la katılalım. Elemeyi geçelim. 17 ülke gezelim, ayrıca acayip atletik, zeki, hızlı, cin gibi, sosyal vs. insanlar olduğumuzu çılgın görevlerde tüm dünyaya kanıtlayalım. Yarışmayı kazanalım, 1 milyon dolarımız olsun. Phil bize "Sizin gibi bir takım görmedim, ne kadar hayran olunusasısınız" desin. Umut kazandığımız anda kameralara "Çavlan'ı deliler gibi seviyorum!" diye haykırsın.

- Ankara'nın havası sihirli bir değnekle İtalya sahillerinin yumuşacık havasına dönüşsün. Alerji ve astım derdim kalmasın. Ayrıca gene aynı sihirli değnek bizim eve de dokunsun, parkenin bir köşesinden daha önce var olduğunu bilmediğimiz bir alt kata gizli geçiş olduğunu fark edelim, bu alt katta kendi kendini temizleyen kocaman bir kapalı havuz olsun. Yaz kış gece gündüz demeden bu havuza girip deliler gibi yüzelim, ayrıca her hafta yarış yapalım, her hafta boyu 1.88, kolları da bacaklarım kadar olan Umut'u açık ara yeneyim, o da her hafta kendi eliyle sanatsal şirin madalyalar hazırlayıp boynuma taksın.

- 3 hafta önce büyük bir kahramanlıkla bıraktığım sigaraya 2010 yılında tekrar başlamayayım. Ama bu 3 haftada aldığım 3 kiloyu, 2010'un ilk günlerinde kendiliğinden verivereyim. Ayrıca kick-box'a başlayayım, yalnız bu kez dersler bedava olsun. Hatta spor yaptığım için bana ödül verilsin; birileri mangolu meyve salataları hazırlasın.

- Son 2 gündür beni tam anlamıyla çıldırtmış olan harici ve dahili dvd-writer'larım (ikisi birden evet, hiç utanma yok), bir anda düzelsinler, son 2 günde yaktıkları mis gibi onlarca DVD'yi geri getirsinler, ayrıca bundan böyle yeni filmler ve dizileri 64x hızda bassınlar.


(Görsel deviantart'tan Strany'nin...)

Umut'un Listesi

- V for Vendetta, Watchmen, Sandman kalibresinde yeni ve güzel çizgiromanlar çıktıkca evime hediye olarak yollansın, uzun süredir güzel çizgiroman okumadım.

- Lost bitsin. Biri özetini yayınlasın, anlayak öyle izleyek.

- Heroes bitmediyse bitsin. Ben izlemiyorum artık ama çok gereksiz bir hal almıştı. Garezim oluştu, bir sürü zamanımı çaldı, bi yere de bağlanmadı.

- Çavlan Amazing Race'e katılalım demiş ama benim vücudumun bunu kaldırabileceğimden emin değilim. Onun yerine Survivor'a katılalım ama şöyle olsun o da: Jeff Probst, Survivor'un sunuculuğunu bana devretsin, orayı burayı gezip, fantastik yemekler tadıp, arada yarışma sunayım, canı çıkmış yarışmacılara piç piç sırıtıp "immunity is back up for grabs" diyim, arada "come on in guys!" diye çığırayım. Tribal Council'a çıkıp "şş n'oldu yavrum, göt oldun, elendin" diyim, yarışmaya Türk sıcakkanlılığını aşılayayım. Çavlan da otel odamda güzel altın bi kafeste beni beklesin.. Ne öyle orada burada cıbıl cıbıl gezincek, oyunu kazancam diye zenci adamlarla sözümona alliance kurucak falan.. hıh.

- Wacom hediye olarak her tabletinden bir adet göndersin, içlerine bi sürü farklı kalem ucu eklemeyi de unutmasın.

- Yeni bir gitar ve amfim olsun. Hediye gelsin. Bir de stüdyo ayırsınlar bana, haftada 2 gün gidip takılayım, Çavlan da vokale gelsin. Bir davulcu ve bascı da olsun stüdyoda, fakat konuşmasınlar etmesinler, işlerini yapsınlar.

- Ankara'nın sokakları temizlensin. Mümkünse önce insanlardan. Hani şu belediyenin temizlik araçları var ya, onlarla süpürsünler insanları.. Hatta Call of Duty'deki gibi, ben laser tag'leyim temizlenmesini istediğim tipleri, direkt onların üzerine nuke yağsın. Sonra da çiçek böcek olsun etraf, her yer araba trafiğine kapatılsın, bisikletle gidip gelelim boş yollarda.

- Çok paramız olsun.

- Biraz daha paramız olsun.

- Gökten evin penceresinin içine doğru para yağsın.

- Para havuzumuz olsun, hani şu çizgi filmdeki zengin ördek karakter gibi. Ortasında para püskürten bir fıskiye de olabilir, izin veriyorum.

- Çavlan beni çok sevsin.



Ceza olarak da Köşenin Delisi'ni mimliyoruz. Hürmetlerimizle. :)

25 Kasım 2009 Çarşamba

Mim


Umut'un kaleminden:
Iıı merhaba, bu postu nasıl sınıflandırırız bilmiyorum. Bence Çavlan açıklasın. Evet evet, söz Çavlan'da.

Çavlan'ın klavyesinden:
Mimlendik mirim. Ben mimlenmenin ne olduğunu bile bilmiyordum, Umut açıkladı. Bir blogcu kendisine de aynı şekilde gelen soruları yanıtladıktan sonra seni mimliyormuş, sana düşen de o soruları cevaplamak, sonra mimleyecek bir başka blog bulmakmış. Mimleyen şahıs Umut'un ablası olduğundan ve bu mimleme işini çok güzel bir kitap fuarı yazısının sonlarında gerçekleştirdiğinden, ayrıca gene o yazıda bizim reklamımızı yaptığından, üstüne üstlük söz konusu yazıda benden pek bir tatlı bahsettiğinden, her ne kadar Umut sallamaya meyilli olsa da bu oto-röportajı gerçekleştirmeyi boynumun borcu biliyor, üstelik soruları müstesna blogumuzun iki yazarına da cevaplatıyorum (kendime de, evet. ilginç). Ve fakat blog camiasına çok yabancı (ya da 'yeni' mi desek) olduğumdan bunu paslayacak blog bulamıyorum. Mimlenme tamam da mimleme eksik kalıyor. Kalıversin.

1. Şu an okumakta olduğunuz kitap nedir? Kısaca konusunu anlatır mısınız?
Umut: Şu an okuduğum kitap SecureSWF kullanım kılavuzu. Bence kullanım kılavuzlarını da kitaptan sayalım, hayat daha güzel olsun. :) O olmuyorsa Marc Levy'den "Keşke Gerçek Olsa" diycem ama ona da bir haftadır el sürmedim. Konusu tripten tribe koşan hayalet kadınla anne fetişi tavan yapmış romantik mimarın ilişkisi üzerine.
Çavlan: Valla utanıyorum açıklarken ama Kapital Manga. En azından para verip almadığımı, bir şekilde elime geçtiğini söylesem utancım azalır mı? Azaldı azıcık. Okumakta olduğum değil de birkaç saat önce bitirdiğim şey aslında (şey, evet). Zaten boktan mı boktan çizimler ve az mı az baloncukla dolu olduğu için yarım saat dahi sürmedi okuması, kusa kusa okudum.

2. En son aldığınız kitap?
Umut: Zaman Makinesi diye saatler üzerine bir kitap, bir de Tübitak (Emrah Ablak'ın çizgi hikayeleri olan).
Çavlan: Otisabi'nin 2. ve 3. ciltleri.. Bunlar kitap sayılıyor mu? Sayılmıyorlarsa (!) Neil Gaiman'ın Mezarlık Kitabı.

3. Şimdiye kadar aldığınız kitaplar içinde en sevdiğiniz hangisidir?
Umut: Öeh, bilmiyorum.
Çavlan: Çok garip bir soru bu, sadece satın aldığım kitaplar arasından mı en sevdiğimi seçmek zorundayım şimdi, bulduğum/hacıladığım/babamdan geçen/arkadaşımdan kalan/kütüphaneden bulunan kitapların arasında olamaz mı şu beni en çok etkileyen kitap? Ayrıca çocukken Cinali, büyükken de Stephen King'den başka bir şey okumamış kütüklerin dışında bu soruyu tek bir kitapla yanıtlayabilecek olan var mıdır? Adama en sevdiği şarkı ya da en sevdiği filmin sorulması kadar abes bu, bu liste dönem dönem değişeceği gibi, hiçbir zaman da tek kitapla sınırlı kalamaz ki. Ama işte, mimlenmişiz, el mahkum :) İlle de tek bir kitap seçmek gerekiyorsa John Fowles'ın Büyücü'sünü seçiyorum, beni en çok etkilemiş kitap budur zamanında.

4. Bir türlü bitiremediğiniz, bitirseniz de sizi illallah ettiren kitap hangisidir?
Umut: Neuromancer'ın Türkçe çevirisi. Hiçbir şey anlamamıştım. Bir de heyecanlanıp arkadaşa da hediye etmiştim bundan ama sonra fark etmişim çevirinin dandik olduğunu.

Çavlan: Umberto Eco'nun Foucault Sarkacı ve Georges Perec'in Yaşam Kullanma Kılavuzu. Yaşam Kullanma Kılavuzu'nu uzun kasışlar sonucu bitirebilmiş, bitirince de aslında gereksiz yere gözümde büyüttüğümü düşünmüştüm.. Foucault Sarkacı'nı ise lisede okumaya yeltenmiştim, ortalarında kafamın almadığını fark edip bırakmıştım, hâlâ bir rafta durup bakar bana arada. Belki zekam gelişmiştir, tekrar denemenin zamanı gelmiştir..

5. Elinizdeki kitap bitince okumayı düşündüğünüz kitap nedir?
Umut: En son satın aldığım kitaplar işte. Bu sorular kısır döngü içine girdi yalnız. Neyse bunu da atlattık.
Çavlan: Eee.. Yani buna nasıl bir yanıt verilir bilmiyorum, Tüyap'tan eşek yükü kadar (o kadar utanç verici ki sayıyı telaffuz edemiyorum) kitapla dönmüş olduğum ve o kitapların -henüz okunmamış olanlarının- tümünü de deli gibi okumak istediğim için, büyük ihtimal hepsinin kucak kucağa durduğu rafa gidip elime geleni alıp okumaya başlayacağım. Öyle işte.