Tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2009 Cuma

Büyük Oyunu Anlamak - Yves Lacoste

"Jeopolitik üzerine Yves Lacoste imzasıyla yazılmış bu eser yalnızca eksiksiz bir başvuru kaynağı değil, aynı zamanda bugünün sorunlarını tarihsel bir bakış açısı içine yerleştiren engin bir tablo sunuyor"
diyerek tanıtmışlar kitabı. Ben buna derslerde kullanılabilecek olağanüstü bir yardımcı kitap ibaresini eklemeden edemeyeceğim. Bütün coğrafya öğretmenlerine salık veriyorum. Özellikle son sınıflarda ana metin olarak da kullanılabilir.

Coğrafi bir kitapta olması gereken bütün teknik ayrıntılara sahip olan kitapta; haritalar adeta görsel bir şenlik yaratıyor. Hani neredeyse okumadan da meramını anlatacak kabilinden.

Kitap ilk sayfalardan itibaren bizi jeopolitik bilimine hazırlıyor. Temel kavramları açıkladıktan sonra başlıyor bugüne kadar olan biteni anlatmaya. Eserdeki grafikler, tablolar; bu tablolarda kullanılan sayılar 2005 yılına ait değerler olarak öne çıkıyor. Çeviri kitaplarda önemli bir ayrıntı olan editör meselesi ise alanındaki en yetkin isim, Mustafa Alp Dağıstanlı ile doruğa ulaşmış durumda. Ne demek istediğim coğrafi yer adlarıının kullanımında, 94/5856 sayılı karara uyumda ne denli titiz bir çalışmanın yapıldığını görünce anlaşılacaktır.

Son olarak kitabın kalıbı ve basım kalitesi dikkate alındığında önemsiz bir ayrıntı gibi görünse de fiyatı. Alabilme şartlarınızın iyileşmesi dileğiyle..



Kitaptan örnek sayfalar görmek istiyorsanız tıklayınız.



30 Mayıs 2009 Cumartesi

Güney Amerika Overland 2009

TCK ( Türk Coğrafya Kurumu) bu yaz da gezilerine devam ediyor. Çoğu zaman geç haberdar olduğum bu gezilere katılmak bir türlü mümkün olmadı. Olacağa da benzemiyor. İlk kez zamanın da haberim oldu dersem bunda benim tembelliğimin yanında, bu işlere gönlünü vermiş Mesut Hoca'nın da payı var.

Geziye katılmak için TCK’nin internet sitesine girip küçük bir önkayıt formu doldurmanız gerekiyor

Yalnız üzülerek söylemeliyim ki gezinin ücretlendirmesi hakkında bilgiye ulaşamadım. Kuşkusuz en eygun fiyatla düzenlenecektir.

Coğrafya alanında yetkin insanlarla yolculuğa çıkmanın deneyim çok farklı olacak düşüncesindeyim.



TCK'nin internet sitesi için burayı,

Önkayıt için burayı tıklamanız yeterli



Lima - Rio de Janerio 2009 ( Büyük Okyanus'tan Atlas Okyanusu'na 30 Günde Devri Latin Amerika)







1.Gün: Lima'ya varış. Lima'da hotel. 12 Temmuz

2.Gün: Lima şehir turu. Lima'da hotel. 13 Temmuz

3.Gün: Lima-Nazca transferi. Nazca'da hotel. 14 Temmuz

4.Gün: Nazca-Arequipa transferi. Arequipa'da hotel. 15 Temmuz

5.Gün: Arequipa şehir turu. Arequipa-Cuzco transferi. 16 Temmuz

6.Gün: Cuzco şehir turu. Cuzco'da hotel. 17 Temmuz

7.Gün: Machu Pichu. Cuzco'da hotel. 18 Temmuz

8.Gün: Cuzco-Puno transferi. Puno'da hotel. 19 Temmuz

9.Gün: Adalar turu. Puno-Copacabana transferi. 20 Temmuz

10.Gün: Isla del Sol adası. Copacabana-La Paz transferi. La Paz hotel. 21 Temmuz

11.Gün: La Paz şehir turu. La Paz'da hotel. 22 Temmuz

12.Gün: Tiwanaku turu. La Paz'da hotel. 23 Temmuz

13.Gün: La Paz-Sucre transferi. Sucre hotel. 24 Temmuz

14.Gün: Sucre şehir turu. Sucre'de hotel. 25 Temmuz

15.Gün: Sucre-Uyuni transferi. Uyuni hotel. 26 Temmuz

16.Gün: Uyuni tuz çölü. Uyuni'de hotel. 27 Temmuz

17.Gün: Uyuni-Tupiza transferi. Tupiza hotel. 28 Temmuz

18.Gün: Tupiza-Villazon-Salta transferi. 29 Temuuz

19.Gün: Salta şehir turu. Salta'da hotel. 30 Temmuz

20.Gün: Salta-Iguazu transferi. 31 Temmuz

21.Gün: Iguazu'ya varış. Iguazu hotel. 1 Ağustos

22.Gün: Iguazu şelaleleri. Iguazu'da hotel. 2 Ağustos

23.Gün: Iguazu-Campo Grande transferi. 3 Ağustos

24.Gün: Pantanal turu. 4 Ağustos

25.Gün: Pantanal turu. 5 Ağustos

26.Gün: Pantanal turu. 6 Ağustos

27.Gün: Campo Grande-Rio de Janeiro transferi. 7 Ağustos

28.Gün: Rio de Janeiro şehir turu. 8 Ağustos

29.Gün: Rio de Janeiro şehir turu. 9 Ağustos

30.Gün: Rio de Janeiro-İstanbul uçuşu. 10 Ağustos

26 Mayıs 2007 Cumartesi

Darüşşafaka Öğrenci Alıyor

Daha yakından biligi edinmek için Tıklayınız.

12 Nisan 2006 Çarşamba

İz TV

Nihayet oldu. Bu kadar belgesele meraklı bir toplumun sonunda farkına vardılar. Aslan, kaplan hayvanlarını izlemekten fenalık gelmişti. Coşkun Aral'mış yayın yönetmenlerini, onun adına çok sevindim. Son çektiği belgeselleri hatırlıyorumda, neydi öyle adam yorgunluktan çökmüştü yahu. Bir ara korktum Şahan'ın eline falan düşecek diye. İz TV'de Nasuh Mahruki'nin ''En'', Coşkun Aral'ın ''Türkiye Notları'', Serkan Ercan'ın ''Gidiş-dönüş'', Savaş Karakaş'ın 'Sudaki İzler'', Olivier Despretz'in ''Yemeğin Yolculuğu'', Wilco Van Herpen'in ''Wilco'nun Karavanı'' ve Esra Zeynep'in ''Harita'' adlı programlarının yanı sıra ''Dünyanın 99 Hali'', ''Fest-İz'', ''Genç-İz'', ''Ustalara Saygı'', ''Özel Gösterim'', ''Dünya Güncesi'',''Anadolu Güncesi'', ''Doc'', ''Işık ile Gölge'' ve ''Tarihin İzleri'' adlı programlar yer alıyor. Aslına bakarsanız Mart ayından beri Digitürk'te yayında. Ancak nisan ayı boyunca uydudan şifresiz yayın yapıyorlar. Vatana millete hayırlı olsun diyelim bari. Hatta öğrencilere haber verelim heman.

 TV

18 Mart 2006 Cumartesi

Vomos Bien

Jose Marti Küba Dostluk Derneği etkinliği önümüzdeki hafta başlıyor. Vomos Bien ( İyi Gidiyoruz). Herşeye rağmen iyi gidiyoruz demek için orada olmalı. Şu uzak ülkenin çocuklarına bir omuz vermeli .
Kübayı nasıl tanırsınız? Yanılmıyorsam puro diyeceksiniz. Olsun zararı yok. Bazıları şeker diyecek, coğrafyanız genel kültürünüz amma iyiymiş diyeceğim. Che, Fidel diyenler biliyorlar olmalı bizim sakallı amcaları.
Çocukken, evden kaçtığımda aklıma koymuştum, bir yolunu bulup gidecektim Küba'ya. Sonrası babam zor ikna etti. Gülerim hala hatırladıkça. O gün bugündür planlar yaparım, çocukluğumun fantastik kaçış planı. Tahmin edersiniz ki Edirne'yi geçmek bile nasip olmadı. Elbette bu maaşla biraz zor.
İyi ya işte dedim. Hazır adamlar gelmişler gideyim bari. Hiç değilse; buradayız, kendinizi yalnız hissetmeyin demek için, yitirmeyin sakın yürekliliğinizi demek için.

27 Aralık 2005 Salı

Zil ve Teneffüs Dergisi

Zil çaldı, teneffüs başladı! Bir grup eğitimci, pedagog, sosyoloğun çıkardığı aylık eleştirel pedagojik dergi Zil ve Teneffüs, yayın hayatına başladı. İlk sayısında yeni eğitim müfredatının dosya konusu olarak incelendiği dergi, “Eleştirel Pedagoji”, eğitim bilimleri alanlarına ilişkin bilgilendirme yazılarının olduğu “Çocukça Eğitim”, “Dosya”, “Eğitimde Yeni Perspektifler” ve eğitim haberlerinin yer aldığı “Eğitim-Öğretim Dünyası” başlıklı 5 bölümden oluşuyor.
Zil ve Teneffüs’ün Genel Yayın Yönetmenliğini Sosyolog Kemal İnal üstleniyor. İnal, “Zillere yüklenen bunca anlam, okulların çocuklar için bir keyif mekanı olmaktan çıktığını göstermiyor mu? Keyifli eğitim için ne yapmalı? Bu sorunun yanıtını bulmak için sizlerin ürünlerine ihtiyacımız var” diyor.
"Zil" ve "teneffüs" meselesinden şöyle söz edilmiş: "'Zilin çalması', öğrenci çocuk-ergen için özgürlük, serbest hareket etmek, kantinde atıştırmak, arkadaşlarıyla lak lak etmek, karşı cinsi süzmek, tuvalet ihtiyacını karşılayıp rahatlamak, çıkıp hava almak, soluklanmak, koşup oynamak, gökyüzüne bakmak, güneşlenmek ve belki de sıkıcı dersten kurtulmak demektir. Zil, muhalif bir aydın, öğretmen ya da öğrenci ve veli için, devleti, klasik koşullanmayı, baskıyı, fabrika düdüğünü, saati, kapatmayı, otoriteyi, formalliği, askeri düzeni, öğretmenin mutlak otoritesini temsil ediyor, desek yanılmış olur muyuz?"
Derginin ilk sayısında Şair A. Galip, Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer ve Fikret Başkaya ‘nın yazılarına yer verilmmiş. İlk dosya konusunda ise yeni müfredatın ayrıntılarına ve felsefesine dair araştırma ve yorum yazıları yer alıyor.
Dergiye zilveteneffus@yahoo.com elektronik posta adreslerinden ulaşılabilir.

16 Kasım 2005 Çarşamba

AçıkRadyo

Herşey pinkpanter'ın müzüğiyle başladı. 10 yıldır dinliyorum desem yalan olmaz. Arada başka şehirler de yaşamamdan dolayı kesintiler olduğu doğru. İnanın orada da rahat durmadım. İnternetten olsun bir şekilde dinledim. Öyle ki sabahları Açık gazeteyi dinleyerek işe gitmezsem. Kendimi eksik hissediyorum. Hele Ömer Madra'nın o dingin sesi olmadan kendime gelemiyorum desem... haklısınız biraz abartmış olurum. Şu gerçekki sığlıklar içinde geçen yaşamda hala yeni birşeyler öğrenmeyle doluysam. Bunun altında açık radyo yayınlarını aramak gerekir. Arada eleştirdiğim de oluyor Açık Radyo programcılarını. Sözgelimi eğitimle ilgili bir çalışmaları, bir yayınlarını henüz duymuş değilim. Bazen hazırla bir şeyler kalk git radyonun kapısına dediğim oluyor. Tahmin edersiniz ki bu kadarla sınırlı kalıyor.
Radyo kültürünü esas aldığımızda popradyoculuğun yaygın olduğu şu ülkemizde. Açıkradyo'nun nasıl oluyorda varlığını koruyor olduğu bir tez konusu olarak değerlendirilmeli. Sanırım kristalize olmuş bir dinleyici kitlesi var açık radyo'nun. Başka bir deyişle sağlam adamlar. Nasıl oldu da bunca yıldır bir açıkradyo dinleyiciyle karşılaşmadım, bunun ayrımına şimdi varıyorum.
Radyo en çok takip ettiğim programalardan biri de Açık Dergi. Buna birde çocukluk alışkanlığım olan Radyo Tiyatrosu bölümünü de eklemeliyim. Fazla söze ne hacet. Açıkradyonun 10 yıllık serüveni adında bir yazı var radyonun sitesinde. Çok şey anlatıyor zaten.

15 Kasım 2005 Salı

Geo

Bir kaç kez Almanya basımıyla karşılaşmıştım. İnternetten takip etmişliğimde vardır. Ne zaman bir yayın grubunun aklına gelecekte, türkçe ya da Türkiye formatıyla çıkacak diye merak ederdim. Nihayet medyada bir grubun aklına gelmiş. İyiki de gelmiş. Gecikmenin nedeni hakkında yorum yapmak gerekirse; bu tür dergilerin pazarının gelişmesi beklenmiş olmalı. Ciddi bir kitlenin oluştuğunu görünce de piyasadalar. Eylül ayı gezi ve doğa dergilerinin satış oranlarına bakacak olursak; NATIONAL GEOGRAPHIC 22.355 VOYAGER 3.215 ATLAS 17.282. Yaklaşık 45.000 kişilik bir okur kitlesi var. Geo bu grafikte nasıl bir yer alacak merak ediyorum. Bir de geo grubu aynı anda 6 ülkede birden dergi çıkarma işine girişti. Bunu belirtmeden geçemeyeceğim.
Geo dergisinin içeriğinin, benzeri olduğu dergilerden farklı mıdır? Asıl sorun bu. İlk sayısına bakıldığında gezi ve doğa konularının yanında, popüler bilim çalışmalarına eğilimli olduğu görülüyor. Hatta kapak resminde bu özellik vurgulanmaya çalışılmış. Hayvanlar ve insanları adlı kısım bu imajı destekler görünüşte. Açıkçası biraz daha coğrafi bir dergi olmasını bekliyordum. Hele birde bilim danışma kurulunda İstanbul üniversitesi coğrafya bölümü hocalarından Ahmet Ertek'in ismini görünce, umutlarım daha bir artmıştı. Sayın hocamızın katkılarının olacağına inancımı koruyorum. Aziz Nesin deyişiyle; bir derginin ne olduğunu, nasıl olduğunu anlamak için, mutlaka ikinci sayısına bakmak gerek. Aralık sayısını bekleyeceğiz artık. Ne diyelim hoşgeldiler.