19 Ocak 2009 Pazartesi

Kamu Personeli KPSS'ye Girebilir mi?

Öncelikle şu hususu belirtmek gerekmektedir. Yönetmeliğin adı kamu görevlerine ilk defa atanacaklar içindir. Ancak yürütücü kuruluş Devlet Personel Başkanlığı, uygulamayı genişletmiştir. 2000'li yıllardan bu yana bu tür sınavlara memurlar da alınmaktadır. Bu konudaki açıklamalarımızı bir sonraki dosyamıza bırakarak, haber başlığında yer alan sorusunun cevabına geçiyoruz.

Kamu personeli bu sınava girebilir mi?

Evet, gerek memur olsun gerekse sözleşmeli personel olsun (KİT II sayılı cetvel, 657- 4/B, Teşkilat Kanunlarına göre sözleşmeli personel vs.) gerekse de gerekse de işçi, geçici işçi, geçiçi personel, 2914 sayılı Kanuna tabi öğretim elemanları bu sınava girebilmekte ve sınav sonrasında yapılacak yerleştirme işlemlerine katılabilmektedir.

Asil memur ile aday memurun, sınava girmesi açısından bir farklılık var mı?

657 sayılı Kanuna göre adaylık süresi içinde memurun başka bir kurumlara nakli yapılamaz. (Madde 54/ ikinci fıkra) Bu madde hükmü sadece başka kurumlara demektedir. Bu nedenle adaylık süresi içinde bir memurun aynı kurumun farklı illerdeki teşkilatları arasında nakil olması mümkündür. kanun buna cevaz vermektedir.

Ancak, Kanunun bu hükmü yine Devlet Personel Başkanlığı tarafından genişletilmiştir. Başkanlık, "aday memur olarak çalışanların memuriyete giriş sınavları sonucuna göre kurumlarının muvafakatıyla naklen atanması mümkün bulunduğu" şeklinde görüşler vermektedir.

Bir memur sınav sonrasında yapılacak işlemlerde yerleştirmeye hak kazanırsa ne olur?

Sınav sonrasında ÖSYM tarafından yayımlanacak kamu kurumlarının talepleri iki statüdedir. Birincisi 657 sayılı kanuna göre çalıştırmak üzere memur statüsü, diğer ise 399 sayılı KHK'ya göre çalıştırmak üzere sözleşmeli personel statüsü...

Memur olarak çalışanlar: Memur olan kişi ister müfettiş, uzman, denetmen yardımcılığı gibi kariyer görevler olsun isterse de normal memurluklar olsun 657'e tabi hiçbir memur kadrosuna istifa ederek geçemez. Zira 657'nin 94'üne göre istifa eden memur, istifa ediş şekline bağlı olarak 6 ay ile 1 yıl boyunca yeniden hiçbir memur kadrosuna atanamaz. Peki bu durumdaki kişi ne yapacaktır. Bu durumdaki kişi muvafakat alarak geçiş yapmaya çalışacaktır. Muvafakat verilmemesi halinde, bu işlem dava edilebilmekle birlikte, naklen geçiş yapılmayacaktır.

Bu konuya ilişkin olarak tek tek statü bazında yaptığımız açıklamayı görmek için tıklayın.

Memur dışındaki diğer kamu personeli: 657 sayılı Kanunun 94'üncü maddesinde yer alan istifa eden memurun istifa ediş şekline bağlı olarak 6 ay ile 1 yıl boyunca yeniden hiçbir memur kadrosuna atanamaması sadece memurlara ilişkin bir hükümdür. Bu nedenle, sözleşmeli personel olarak çalışan veya 657'e tabi olarak çalışmayan diğer kamu personeli, sınav sonrasında yapılacak işlemlerde bir kadroya yerleşirse, çalıştığı görevden ayrılarak yeni görevine başlayabilir. Ancak bu durumda ilginin aynı anda iki yerden birde çalışıyor görünmemesi daha sonra oluşmaması için önemlidir.

KPSS-A için sınava girmek şart mıdır?

Müfettiş, uzman, kontrolör, denetmen yardımcılığı ve kaymakam adaylığı gibi kariyer görevler KPSS-A olarak bilinmektedir. Bu kadrolara atanabilmek için KPSS'ye girmek zorunludur. Bu zorunluluk sadece memur adayları için değil memurlar için de geçerlidir. Diğer taraftan memurların KPSS-A kadrolarında aranan yaş şartını taşımaları gerekmektedir.
399'a Tabi KİT’lerde Çalışan Personelin Nakli

Öncelikle şunu belirtmeliyiz: KİT'lerdeki I ve II sayılı cetvellerde yer alan personel birbirleri arasında yönetim kurulu kararı ile geçiş yapabilmektedir.
399 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesine göre genel müdür, genel müdür yardımcısı, teftiş kurulu başkanı, kurul ve daire başkanları, müessese, bölge, fabrika, işletme ve şube müdürleri, müfettiş ve müfettiş yardımcıları I sayılı cetvelde yer almaktadır. Ayrıca bunların dışında KHK'ya ekli 1 sayılı cetvelde kadro unvanları gösterilen personel de I sayılı cetvele tabi personel olarak tanımlanmaktadır. İşçi dışındaki diğer tüm unvanlar II sayılı cetvele tabi personeldir.
KİT'lerde sözleşmeli olarak göreve başlayacak ve ÖSYM kanalı ile yerleştirilen personel ile ilk önce 6 aylık bir sözleşme imzalanır. Bunların sonraki sözleşmeleri bir kereye mahsus olmak üzere cari yıl sonuna kadar yapılır. Örneğin, bir aday Mart ayında PTT'nın Avukat kadrosuna atanmış olsun. Bu kişi ile önce 6 aylık sözleşme yapılacak daha sonrada 31.12.2006 tarihine kadar olan ikinci bir sözleşme yapılacaktır. 2007'den itibaren yıllık sözleşme yapılacaktır.
KHK'nın altıncı maddesinin son fıkrasına göre "Sözleşmeli personelin, sözleşme süresi içinde görev yeri veya ünvanının değişmesi halinde sözleşme yeniden düzenlenir.” ve yine KHK'nın "görev yer değişikliği" başlıklı 9 uncu maddesinde “Sözleşme süresi içerisinde gelişen hizmet şartlarına göre sözleşmeli personelin görevi veya görev yeri değiştirilebilir. Sözleşmeli personelin daha üst bir göreve getirilebilmesi için bu görevin iş gereklerini taşıması, boş bir pozisyonun bulunması ve sicil ve başarı değerlemesinin A veya B düzeyinde olması gerekir....” hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan; anılan Kararnamenin 58 inci maddesinde ise “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda uygulanması sırasında birliği sağlamak ve doğacak tereddütleri gidermekle Devlet Personel Başkanlığı yetkili ve görevlidir.Sözleşmeli personele ilişkin olarak bu Kanun Hükmünde Kararnamede hüküm bulunmayan hallerde, Devlet Personel Başkanlığının görüşü alınmak kaydıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.” denilmektedir.
I SAYILI CETVELDEKİ PERSONELİN NAKLEN ATANMASI
I sayılı cetvelde yer alan personel memurdur. Bunlar hakkında zaten 657 uygulanmaktadır. Bu nedenle, I sayılı cetvelde yer alan memurlar gerek başka bir KİT'teki I sayılı cetvele tabi bir göreve gerekse de 657 sayılı Kanuna tabi bir kurumdaki memur kadrosuna (Bakanlıklar, üniversiteler, mahalli idareler dahil) naklen geçişi mümkündür. (657 sayılı KHK/madde 74)
Buradaki bir diğer husus da şudur: Memur sözleşmeli personel pozisyonuna nakil olabikir mi? 399 sayılı KHK'nın 6 ncı maddesi 2 nci fıkrası hükmüne göre bu mümkündür ama kişinin rızası gerekmektedir.
II SAYILI CETVELDEKİ PERSONELİN NAKLEN ATANMASI
II sayılı cetveldeki personel sözleşmeli personel olarak adlandırılmaktadır. Buradaki personel genel olarak ÖSYM yerleştirmeleri ile atanmaktadır. üst düzey kadrolar ile müfettiş ve müfettiş yardımcısı dışındaki tüm görev unvanları neredeyse II sayılı cetvelde bulunmaktadır. Yani mühendisten, doktora, teknisyenden, sağlık memuruna tüm unvanlar II sayılı cetveldedir.
Sözleşmeli personel 399 sayılı KHK'nın 5. maddesi hükmü uyarınca I sayılı cetveldeki bir memur kadrosuna yönetim kurulu kararı ile atanabilmektedir. Ancak görevde yükselme KİT'lerde de vardır, bu hususun gözden ırak tutulmaması gerekmektedir.
Sözleşmeli personel, 657'e tabi bir kurumdaki memur kadrosuna atanabilir mi? Bu konudaki uygulamayı Devlet Personel Başkanlığı belirlemiştir. Bu Başkanlık sözleşmeli personelin 657'e tabi bir kurumdaki memur kadrosuna atanamayacağına karar vermiştir.
Sözleşmeli personel, başka bir KİT'teki sözleşmeli pozisyona atanabilir mi? Sözleşmeli personelin farklı bir KİT’e nakledilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak sözleşmeli personel statüsünde istihdam edilmesi sebebiyle açıktan atama prosedürüne uyulmak suretiyle yeniden sözleşmeli personel pozisyonunda istihdamına bir engel bulunmamaktadır.
Sözleşmeli personelin unvanı değiştirilebilir mi? KİT'lerde çalışan sözleşmeli personelin görev unvanı 399 sayılı KHK nin 9 uncu maddesi hükümlerine uyularak değiştirilebilmektedir. Ancak unvan değişikliği sınavı ile görevde yükselme uygulaması KİT'lerde de vardır, bu hususun gözden ırak tutulmaması gerekmektedir.
KİT'LERDEKİ İŞÇİLERİN NAKLİ
a) İşçinin başka bir KİT veya kurumdaki işçi kadrosuna nakli
4857 sayılı iş kanununda işçilerin kamu kurumları arasında nakledilmesine ilişkin düzenlemelere yer verilmemiştir. Ancak kıdem tazminatı açısından 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi hükmü uyarınca kamu işverenin değişmesi kıdem tazminatı etkilememekte olup kişinin kamu kurum ve kuruluşlarında çalıştığı tüm süreler için kıdem tazminatı verilmektedir. Yargıtay’ın kararları da bu çerçevededir. İşçi farklı kamu kurumunda boş olan işçi kadrosuna diğer kurumdan ayrılmak suretiyle başlayabilir. Bu durum devlet memurlarında olduğu gibi bir nakil değildir.
b) İşçinin başka bir KİT veya kurumdaki memur kadrosuna veya sözleşmeli pozisyona nakli
İşçi olmak memurluğa veya sözleşmeli pozisyona atanmak hakkı sağlamamaktadır. Memur olmak veya sözleşmeli pozisyona atanmak isteyenlerin KPSS'ye girmesi gerekmektedir.
4/B'li sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilecek.!!
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, TV24'te, 2008 yılının en önemli açıklamalarından birini yaptı. Açıklama, sadece MEB'de çalışan 4/B'lilere yönelik. Ama eğer, Bakan Çelik dediğini yapabilirse, bu diğer kurumlardaki 4/B'li personele de emsal olabilecek. Onlar da benzer talepler de bulunabilecek. Bakan Çelik'in açıklamasına göre 4/B'li sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilecek. İşte açıklamanın detayları... Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, bir TV programında sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirileceğini söyledi. Çelik, 1. atama bölgesinde zorunlu hizmet yerlerinde 5 yıl, 2. atama bölgesinde 4 yıl, 3. atama bölgesinde ise 3 yıl görev yapan sözleşmeli öğretmenlerin, hiçbir değerlendirmeye tabi tutulmadan kadroya alınabileçeğini açıkladıÇelik, 2003 yılından bu yana her yıl kamuya bırakılan kadroların yüzde 50’sinin Milli Eğitim Bakanlığı'na bırakıldığını söyleyerek, şu anda çalışan öğretmenlerin 3’te birinin kendi iktidarları döneminde atandığın anlattı.-“ŞUBAT'TA 8 BİN, 2009’DA 30 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI YAPILAÇAK"Çelik, Şubat ayında ise 8 bin kadrolu öğretmen ataması yapacaklarını anlatırken, 2009 yılı içinde atanan öğretmen sayısında 30 bin rakamını bulacağız, belki de geçeceğiz dedi.SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLER KONUSU Sözleşmeli öğretmenlerin kadrolu öğretmenler gibi asker öğretmenlik yapabilmeleri için Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı ile görüşmeleri sürdürdüklerini açıklayan Çelik, sözleşmeli öğretmenlerin askerliklerini tecil ettirebilmesi içinde görüşüldüğünü belirtti. Sözleşmeli öğretmenlerin zorunlu hizmet bölgesinde geçen hizmet süresini kadroya geçtiğinde zorunlu hizmet bölgesinde görev süresi olarak sayılacak. Çalıştığı hizmet süreleri de kadroya geçtiklerinde ide fiili hizmete sayacağız. 4/B'ye tabi arkadaşların özre bağlı tayinleri kadrolular gibi olacağını söyledi.Çelik, 100 bin öğretmen ataması halinde, öğretmenlerin yüzde 80'inin ekders üçreti alamıyacağını belirtti.

18 Ocak 2009 Pazar

Üniversite Adaylarına...

Sevgili Üniversite Adayları;

Bir üniversite adayı olarak seçim aşamasına geldiğinizde sınav sistemi, üniversiteler, ve meslekler hakkında yeterli donanım ye bilgiye sahip olmazsanız, kararsız kalma ve hatalı tercihler yapma riskiniz oldukça fazladır. Sınav literatürü hakkında bilgi sahibi olmayan bir öğrenci, üniversite sınavında başarısızlık yaşamakta veya yanlış bir bölüme yerleşmektedir.

İstatistik verileri, sınava sadece bilgi bazında hazırlananların değil, aynı zamanda sistemden ve test tekniğinden haberdar olanların daha başarılı olduklarını gösterir niteliktedir.

Modern dünyada hayatı devam ettirebilmenin en temel unsuru eğitimli olmaktır. Eğitim süreci yaşam boyu kesintisiz devam eder. Ancak hayatınızın belirli dönemlerinde alınacak doğru veya yanlış kararlar gelecekteki yaşam biçiminize yön verir. İşte bu önemli dönemeçlerden biri, belki de en önemlisi ortaöğretimden yükseköğretime geçiş dönemidir.

Siz üniversite adaylarının doğru adreslere gitmesini sağlamak için, eğitimcilik ruhunun bize vermiş olduğu görev bilinci ile bu kitapçığı hazırladık. Yükseköğretim programlarının geçtiğimiz yıla ait kontenjanlarını ve minimum puanlarını en anlaşılır şekilde aktarmaya çalıştık. Ayrıca Mesleki Sınavsız Geçiş İle yerleşilecek önlisans programlarını da listeye ilave ettik.

Tercih listenizi oluştururken buradan elde edeceğiniz veriler sizlere ışık tutacaktır. Her yıl puanlarda ve kontenjanlarda kısmi değişimler yaşanmaktadır. Puanlardaki değişimin sebebi öğrenci başarısı ve tercih yönelimi yani kısaca arz ve taleptir. Çok talep edilen programların puanları yüksek, az talep edilen programların ise puanları düşük çıkmaktadır. Sınav sisteminin değişmesi de bu değişikliklerin temel etkeni olacaktır.

Bu kitapçıkta yer alan programlar 2008 ÖSYS kılavuzunda yer alan programlar olup, 2009 sınav döneminde bu programlarda bazı değişimlerle karşılaşabilirsiniz. Bazı programlar öğrenci almazken, yeni programlar açılabilir, lisedeki alanınızda yer alan programlardan bazısı alan dışı olup bazıları alanınıza alınabilir. Tercihlerinizi oluştururken mutlaka 2009 ÖSYS kılavuzunu incelemeli ve listenizi bu kılavuzda yer alan programlardan oluşturmalısınız.

Üniversiteli olmanız dileğiyle.

Allah Her Şeyi İşitir, Bilir ve Görür

Allah Her Şeyi İşitir
Yüce Allah, her şeyi yanlışsız ve kusursuz olarak bilir. Bütün sesleri aynı anda işitir. Allah'ın işitmesinin sınırı yoktur. İşitmek için de bir organa gereksinimi yoktur. Bu konuda, Bakara suresinin 181. ayetinde, "Şüphesiz Allah her şeyi işitir ve her şeyi bilir." buyrulmaktadır.
Allah Her Şeyi Bilir
Yüce Allah'ın, bilmediği, bilemeyeceği hiçbir şey düşünülemez. Olmuşu bilir, olacağı bilir. Şu anda nelerin olup bittiğini de bilir. Allah'ın bilgisi kusursuz ve sınırsızdır. Onun için açık ve gizli diye bir şey yoktur. Bu özelliği ile ilgili olarak En'âm suresi 59. ayetinde; "O, karada ve denizde ne varsa bilir; onun ilmi dışında yaprak bile düşemez..." buyrulmaktadır.
Allah Her Şeyi Görür
Yüce Allah, her şeyi görür, İşitmede olduğu gibi, görmede de kusursuzdur. Mümin suresinin 20. ayetinde; "Şüphesiz Allah, hakkıyla işiten ve görendir." buyrulmaktadır. Onun görmesi, bizim görmemize benzemez, Onun göreceği şeyin uzakta veya yakında, karanlıkta veya aydınlıkta olması önemli değildir. Görmek için, insanlar gibi gözlere ve başka aletlere de gereksinimi yoktur, Yüce Allah'ın görme özelliği ile ilgili olarak Bakara suresinde şöyle buyrulmaktadır: "... Şüphesiz Allah, yapmakta olduğunuzu noksansız görendir."

Allah'ın Her Şeye Gücü Yeter ve O Bizimle Beraberdir

Allah'ın Her Şeye Gücü Yeter
Yeryüzündeki ve gökyüzündeki her şeyi, canlı ve cansız tüm varlıkları Allah yaratmıştır. Onun, her şeyi dileme ve dilediğini de yapma gücü vardır. Her şeyi yaratması onun gücünün sonsuz olduğunu göstermektedir. Yüce Allah'ın bu gücü Fâtır suresinin 44. ayetinde, "Ne göklerde ne yerde Allah'ı âciz bırakacak bir güç vardır." şeklinde belirtilmiştir.
İnsanlara ve diğer canlılara bir şeyler yapabilme gücü veren de Allah'tır, Allah, istediğine istediği kadar güç ve kuvvet bağışlar. Bu nedenle zor bir işe başladığımızda veya bir işte zor duruma düştüğümüzde Allah'a, "Ey Allah'ım bana güç ve kuvvet ver." diye dua ederiz.
Allah Bizimle Beraberdir
Evrendeki bütün varlıkların yaratıcısı Allah'tır. Yarattığı varlıkları koruyan da odur. Hiçbir varlık sebepsiz yaratılmamıştır. Hepsinin yapması gereken görev ve sorumlulukları vardır. Hiçbiri boş ve sahipsiz değildir. Hepsinin sahibi Allah'tır. Yüce Allah, üstün bir varlık olarak yarattığı bizleri sever. Bizi besleyen, büyüten, koruyan ve yaptığımız hataları affeden Allah'tır.
Allah, kendisine inanan ve güvenen insanlara yardım eder, İnsanlar yalnızca ona güvenir. Allah'a inanmak, insana büyük bir mutluluk verir. Allah'a inanan bir insan, her hareketine ve sözüne dikkat eder. Kendine ve başkalarına zarar verecek kötü davranışlardan uzak durur. İyilik ve doğruluktan ayrılmaz.
Allah'a inanan ve güvenen insanlar, gönül rahatlığı ile yaşamlarını sürdürürler. Bilirler ki kendilerini daima gören, gözeten ve koruyan yüce bir varlık vardır. Yüce Allah, bu konuda Talâk suresinin 3. ayetinde şöyle buyurmaktadır: "Kim Allah'a güvenip ona gönülden bağlanırsa, Yüce Allah ona yeter."

Beni, Ailemi ve Her Şeyi Yaratan Allah'tır

Bilim ve teknoloji çok hızlı ilerliyor, Her gün daha gelişmiş uçaklar, gemiler, füzeler, uydular, bilgisayarlar, cep telefonları gibi yeni buluşlarla karşılaşıyoruz. Bu buluşların yapısını oluşturan maddeler nereden gelmiştir? Yapılan her eşyanın bir ham maddesi vardır. Her şeyin özü evrendedir. Öyleyse her şeyi yaratan Allah'tır ve yaratmak yalnız ona özgü bir özelliktir.
Bizleri yaratan da Yüce Allah'tır. Annemizi ve babamızı, ailemizin tüm bireylerini yaratan odur. O, bizi en güzel şekilde yaratmış ve diğer tüm varlıklardan üstün kılmıştır. Bu konuda Yüce Allah, Tin suresinde; "İncire, zeytine, Sina Dağı'na ve şu güvenli beldeye yemin ederim ki, biz insanı en güzel şekilde yarattık." buyurmaktadır.
Kur'anıkerim'in bildirdiğine göre, Allah bir ve tektir. Eşi, benzeri, ortağı ve yardımcısı yoktur. Allah'tan başka her varlık, Allah tarafından yaratılmıştır. Doğmak, doğurmak, ölmek, yemek, içmek, büyümek ve yaşlanmak gibi özellikler yaratılmışlara aittir. Allah'ın böyle özellikleri kesinlikle yoktur. Bu konu, İhlâs suresinde şöyle açıklanmaktadır: "De ki: O, Allah bir tektir. Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, her şey ona muhtaçtır. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey ona denk değildir."
Yüce Allah, kendisinin eşi ve benzeri olmadığını Enbiya suresinin 22. ve 23. ayetlerinde şöyle bildirmektedir: "Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, yer ve gök (bunların düzeni) kesinlikle bozulup gitmişti."